Cuma , Kasım 24 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Avrupa ve İsviçre Merkez Bankası’nın hamleleri

Avrupa ve İsviçre Merkez Bankası’nın hamleleri



İsviçre Merkez Bankası, İsviçre Frangı’nın euro’ya olan çıpasını kaldırdı. Çıpanın kalkmasıyla euro, hem dolara hem de franga karşı sert şekilde değer kaybetti. İsviçre Merkez Bankası’ndan gelen bu hamle, ECB’nin güçlü bir tahvil alım programı devreye sokacağı beklentilerini kuvvetlendirdi.

Euro/dolar paritesinde beklentiniz nedir?

Euro/dolar paritesi aylardır sert bir düşüş trendinde. 1.40’lı düzeylerden başlayan hareket 1.15’lere kadar geldi. Doların euro karşısındaki güçlenme eğiliminin arkasında iki önemli temel faktör var. Atlantik Okyanusu’nun farklı taraflarında farklı büyüme ve farklı para politikası hikayeleri var. ABD ekonomisi dünya krizinin kaynağı olmasına rağmen 2008-2009 krizinden en sağlam çıkabilen gelişmiş ekonomi oldu. Bunda Amerikan Merkez Bankası’nın (FED) krize çok hızlı ve çok güçlü müdahale etmesi etkiliydi. FED hızlı bir şekilde hem faiz oranlarını indirdi (paranın maliyetini düşürdü) hem de tahvil alım programını (paranın finansal sistemdeki miktarını artırdı) devreye soktu.

isvicre avrupa merkezAvrupa Merkez Bankası (ECB) da aynı yoldan gitti ama çok geç hareket etti. Avrupa Birliği’nde ortak para dışında hiçbir şeyin ortak olmaması (ortak maliye politikası, ortak dil, ortak siyaset) ECB’nin karar alma süreçlerinde ve krize müdahalesinde gecikmesine yol açtı.

Özetle ortaya şu tablo çıktı; ABD ekonomisindeki toparlanma, FED’in tahvil alım programını geçen yıl sonlandırmasını ve faiz artırımlarına bu yıl içinde başlamasını gerektirecek noktaya geldi. Avrupa ise anlamlı büyüme patikasına giremediği için ECB faiz oranlarını indirmeye devam etti. Yeni varlık alım programını devreye soktu. Bunların tamamı etkisiz kaldığı için şimdi ülke tahvil alım programının başlatılması gündemde.

Büyüme ve para politikalarındaki bu ciddi ayrışma, euro ve dolar faizlerine yansıdı. ABD 10 yıllık Hazine faizleri ve Alman 10 yıllık Hazine faizleri arasındaki makas, tarihi düzeylere (dolar lehine) çıktı. Faiz makasının açılması da dolarda değerlenme sürecini başlattı ve euro/dolar paritesi son dönemde 1.15’lere kadar geriledi.

Gelinen noktada euro/dolar paritesinin l’lere kadar inebileceği dillenmeye başladı. Ben buna düşük ihtimal veriyorum. Çünkü 1.15’lerdeki parite hem Avrupa’dan gelebilecek ek genişleyici adımları hem de FED’in faiz artırım sürecine gireceğini büyük ölçüde fiyatladı. Temel faktörlerle 1.15’in altını açıklayabilmek oldukça zor. Haliyle paritede yukarı yönde trendsel dönüş bölgesinde olduğumuzu söyleyebiliriz. Ancak paritede yükselişin hızlı değil oldukça yavaş bir şekilde yaşanmasını ve yıllara yayılmasını bekliyorum. Paritenin 1.15 bölgesinin altma kalıcı bir şekilde inebilmesi için Yunanistan riskinin gerçekleşmesi lazım. Euro’dan çıkış senaryosu (ki oldukça düşük ihtimal veriyorum) gerçekleşirse paritede 1.15’in de altı mümkün olabilir.



İsviçre’nin hamlesi nasıl yorumlanmalı?

Geçen haftaya damgasını İsviçre Merkez Bankası vurdu. Banka beklenmedik bir şekilde İsviçre Frangı’mn euro’ya olan çıpasım kaldırdı. Çıpanın kalkmasıyla euro, hem dolara hem de franga karşı oldukça sert değer kaybı yaşadı.

Parite 1.2570’lere inerek son 11 yılın en düşük seviyesini gördü. Dünya borsa endekslerine önce çok sert satış, ardından da sert alış geldi.

Peki İsviçre’nin bu hamlesi ne anlama geliyor? 2011 yılma dönelim.

Avrupa’da borç krizi ve bankacılık sıkıntıları patlak vermişti.

Avrupa’daki sermaye de panik halde dünyanın “güvenli limanı” İsviçre’ye hücum etti. Yabancı sermaye girişindeki hızlı artış İsviçre

Frangı’nın ciddi şekilde değerlenmesine neden oldu. İsviçre, ihracata dayalı büyüyen bir ekonomi. Parfüm ve saatleriyle bilinir. İhracatının yüzde 40’ı AB ekonomilerine gidiyor. İsviçre Merkez Bankası frangın aşırı değerlenmesinden ve ihracata sekte vurmasından çekindiği için frangı euro’ya çıpaladı. Aslında tam çıpa sistemi değil. Frang/euro paritesinin 1.20’nin altma inmesine izin vermeyeceğini açıkladı. O tarihten bu yana bir kez dahi ihlal olmadı. Geçen hafta bu çıpa sürpriz bir şekilde devre dışı bırakıldı. Bırakılması frankta belirgin bir değerlenmeye neden olacağı için İsviçre Merkez Bankası eş zamanlı olarak 0.5 puanlık faiz indirimi yaptı. Faiz indiriminde amaç çıpanın kaldırılmasından kaynaklanan değerlenme etkisini hafifletmekti. Ama faiz indirimi pek etkili olmadı. Frank/euro paritesi 1.20’nin üzerinde 0.85’lere kadar
geriledi.

İsviçre Merkez Bankası’ndan gelen bu hamle ECB’nin haftaya güçlü bir tahvil alım programı devreye sokacağı yönündeki beklentileri kuvvetlendirdi. Tahvil alım programının başlaması halinde İsviçre Merkez Bankası’nın çıpayı koruyamayacağı, bu nedenle çıpayı ECB toplantısı öncesinde kaldırdığı düşünüldü. Bu düşünceden dolayı euro/dolar paritesi 1.15’lere gerilerken Alman borsa endeksi DAX’a güçlü alım geldi.

ECB tahvil alım programı yapar mı daha doğrusu yapmalı mı?

Tahvil alım programının iki amacı vardır. Birincisi, tahvile talep yaratmak, fiyatını yükselmek ve faizini düşürmek. Avrupa’da tahvil faizleri zaten rekor düşük düzeyde.

İkincisi, tahvil alarak karşılığında sistemdeki likiditeyi artırmak. Avrupa bankalarında zaten para bol. Ama yeteri kadar kredi hacmi yaratmıyorlar.

Tahvil alım programının gereksiz bir hamle olduğunu düşünüyorum. Yapmaması gerektiğini düşünüyorum. Ancak ECB Başkanı Mario Draghi öyle bir beklenti yarattı ki bu saatten sonra tahvil alım programını devreye sokmazsa piyasaları perişan eder.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir