Çarşamba , Temmuz 26 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Aşağı yönlü riskler yeni fırsatlar doğuruyor

Aşağı yönlü riskler yeni fırsatlar doğuruyor



Kısa vadede ekonomilerin nereye gittiği değil, FED’in faiz artırıp artırmayacağı daha önemli hale geldi. Bu süreç yeni riskler doğmazsa BIST için fırsat oluşturuyor. EylüVdeki düşüşler uzun vadeli tutmak için değil kısa vadeli alımlar için fırsat sunabilir…

EYLÜL ayına girerken bir kez daha FED’in faizleri ne zaman artıracağını tartışıyoruz. Geçtiğimiz yılın son aylarında bu tartışmayı yaşamış, aralık ayındaki faiz artışı ve sonrasında ortaya konulan projeksiyon ile de piyasalar tam anlamıyla bir türbülansa girmişti. Bu kez FED yoğurdu üfleyerek yese de ilk faiz artışından tam bir yıl sonra yani Aralık 2016’da bir kez daha düğmeye basacak gibi duruyor. Farklı olansa geçtiğimiz yıl yaptığı gibi gelecek yıllar için yüksek oranlı faiz artışı projeksiyonu vermek yerine, tam ters yönde, faiz artışmdan sonraki dönemde ekonomide aşağı yönlü riskler arttığında varlık alımı gibi genişlemeci adımların atılabileceği mesajı verilmesi. Aslında alınacak bu karar ve sonrası için verilen mesaj orta vadede piyasalar için en iyi senaryo gibi duruyor.

FED’in bu mesajının özeti; ekonomik veriler faiz artışı için zemin oluşturuyor ancak kırılganlıklar nedeniyle bu artışlar çok yavaş olacak ve piyasalar FED’e her ihtiyaç duyduğunda FED gereken desteği verecek. FED’in faiz artışı fikri ilk anda çok fazla beğenilmemiş olsa da biz bu süreçte en kötünün faiz artışı yapıldığı dönemde görüleceğini, sonrasında piyasalar zaman zaman FED’i test etmek istese de FED’in istenen desteği geciktirmeyeceğini düşünüyoruz. Bu nedenle kısa vadede faiz artışı nedeniyle risk olarak izlediğimiz FED politikalarının orta vadede piyasalar için en büyük desteklerden biri olacağı kanaatindeyiz.

4 soruda piyasalar

KREDİ NOTU BASKISI KALKMALI

Temmuz ayında başarısız darbe girişiminin getirdiği riskler, ağustosta ise Suriye operasyonu ve terör riski gibi unsurlar BIST’in birçok hisse senedi endeksinin gerisinde kalmasına neden oldu. Bu süreçlerin öncesinde de çarpanlar bazında MSCI Gelişmekte Olan Ülkeler Endeksi’ne göre ıskontolu işlem gören BIST-lOO’ün ıskontosu yaşanan kayıplarla son yılların en yüksek seviyelerine ulaştı. Bu fiyatlama kısa vadede BIST’e yönelik negatif bakış açısını gösterse de uzun vadede risklerin ortadan kalkmasıyla birlikte ortaya çıkabilecek potansiyeli de göstermektedir.

BIST yatırımcısının bu potansiyeli düşünerek karar vermesi içinse öncelikle yatırım yapılabilir ülke notu üzerindeki baskıların son bulması gerekiyor. Bunun için Moody’s’in beklenen kararını bir an önce açıklanması ve risk unsuru olmaktan çıkması ilk şartı oluşturuyor. Bilindiği üzere Moody’s Türkiye’yi 18 Temmuz’da olası bir not indirimi için izlemeye almıştı. Teamüller bu kararın alınmasının ardından 30 ila 90 gün arasında kararın açıklanması yönünde. Bu nedenle endeks 18 Ağustos ile 18 Ekim aralığında her an bu karar gelecekmiş gibi bir baskı altında kalmakta. Uzun vadede kredi notu kaybedilse dahi kalıcı bir negatif etki beklemesek de kısa vadede ilk etkinin sert olması beklenmekte. Bu durum jeopolitik risklerden sonra alım iştahını sınırlayan en önemli etken.

JEOPOLİTİK RİSK İZLENİYOR

15 Temmuz’daki başarısız darbe girişiminin ardından ülkenin ve vatandaşların öncelik sırasındaki değişmeler ve siyasi partiler arasında sağlanan diyalog süreci ile birlikte TCMB’nin de tatilde olması siyasi gündemin getirdiği riskleri sınırlayan etkenler olarak eylül ayında da etkisini gösterecek. Buna karşın Suriye sınırımızda yaşanan hareketlilik, bu süreçte başta ABD ve Rusya olmak üzere koalisyon güçleri ile olan ilişkiler ve Suriye’de devam eden operasyonun getirdiği ek riskler izlenmeye devam edilecek.

Suriye operasyonunun ilk etkilerinin sınırlı kalmasında operasyonun uluslararası toplumun desteğinin alınarak başlamış olması etkili olmuştu. Operasyonun derinleşmesi ve bu desteğin azalması yeni bir risk unsuru olarak fiyatlara girebilir. Bu nedenle operasyonun içerideki yansıması kadar dışarıdaki yansıması da önemli. Bu süreçte 4-5 Eylül’deki G-20 zirvesinde liderlerden gelecek açıklamalar ön plana çıkabilir.



MAKRO VERİLER İKİNCİ PLANDA

Türkiye’de son dönemde açıklanan veriler, FED’in faiz kararı, kredi derecelendirme kuruluşlarının değerlendirmesi, Suriye sınırımızdaki gelişmeler ve 15 Temmuz’un yansımalarının gölgesinde kalsa da enflasyon rakamları ve TCMB’nin alacağı aksiyonlar önemini koruyor. Ağustos ayında TÜFE’de yüzde 0.31 düşüş beklerken, açıklanan son veriler ışığında yılsonu TÜFE tahminimiz yüzde 8.45’e yükselmiş konumda. Açıklanacak enflasyon rakamının aşağı yönlü bir sürpriz yapması TCMB’nin sadeleşme sürecindeki son adımlarını da daha hızlı bir şekilde atmasını sağlayabilir.

Ağustos ajandaki Para Politikası Kurulu toplantısında üst koridoru 25 baz puan daha indiren TCMB, bu ayki toplantı için de piyasadan 25 baz puanlık bir indirim için de kredi almıştı. Açıklanacak enflasyon rakamı ve FED’in 20-21 Eylül’deki toplantısında alacağı aksiyona ve yapacağı açıklamaya göre 22 Eylül’de TCMB’nin faiz kararını göreceğiz. Enflasyon ve FED’den çok büyük bir sürpriz çıkmaz ise üst battan yapılacak 25 baz puanlık indirimle TCMB’nin yoluna devam ettiğini görebiliriz.

BIST-lOO’de 75 bin altı cazip ama…

BIST-lOO’de mevcut şartlar altında 75 bin ve altındaki fiyatları cazip olarak yorumluyoruz. Bu nedenle bu seviyelerin hisse ağırlığını artırmak için uygun seviyeler olduğunu düşünüyoruz. FED’in eylül ayında faiz artırması, Türkiye’nin yatırım yapılabilir ülke notunu kaybetmesi, jeopolitik risklerin mevcut durumun çok üzerine tırmanması gibi riskler, bu görüşümüzün karşısında bulunan başlıklar. Bu risklerin gerçeğe dönüşme ihtimalini de göz önünde bulundurarak BIST’te yapılacak alımların kademeye ve zamana yayılması gerektiğini düşünüyoruz. BIST-lOO’de 75 bin altındaki rakamları ucuz olarak nitelendirmemize rağmen kısa vadeli yukarı yönlü potansiyelin de çok yüksek olmadığını düşünüyoruz. Bu nedenle 75 bin ve altında kademeli alım önerdiğimiz BIST-lOO’de 79.500-82.500 aralığının da realizasyonu için cazip seviyeler olduğunu düşünüyoruz. Bu nedenle 75 bin altında ağırlık artırılmasını önerdiğimiz BIST-lOO’de 79.500 ve üzerinde ağırlığın mevcut şartları da dikkate alarak yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Alıp tutmalı mı, kârı görünce satmalı mı?

15 Temmuz’daki başarısız darbe girişiminin ardından BIST’in ağustos ayında da Suriye operasyonun etkisi ile küresel piyasalardan negatif ayrıştığını gördük. 15 Temmuz sonrasında içeride hızlı bir şekilde alınan önlemler ve yurtdışı piyasaların da desteğiyle temmuz ayının son, ağustos ayının ilk haftası arasındaki dönemde BIST’te toparlanma görülse de 15 Temmuz öncesi kapanış seviyeleri tekrar test edilemedi. Bu dönemde BIST-100 en yüksek 79.366’yı gördü. Son günlerde ise Suriye konusundaki gelişmelerin de etkisi ile endeksin yeniden 76 bin civarına döndüğünü gördük. Her iki konunun da hafızalarda taze olması, fiyatlama davranışları üzerindeki etkiyi artırıyor. Eylül ayında ise içerdeki bu iki konunun yanına FED’in faiz artışına yönelik beklentiler eklenecek. Ağustos ayının son cumasında 2016’da faiz artışı olacağı mesajını veren Yellen’in ve son dönemde FED’in en şahin üyesi konumuna geçen FED’in iki numaralı ismi Fischer’in açıklamaları faiz artışının yaklaştığı şeklinde yorumlandı. Ancak, Cuma günü açıklanan ABD istihdam verilerinin son yıllarda Ağustos aylarında olduğu gibi yine beklentilerin altında açıklanmasının bu ayki toplantıda faiz artırma konusunda FED’in elini zayıflattığını düşünüyoruz.

20-21 Eylül’deki FED toplantısından faiz artışı beklentisi hala düşük olsa da bu toplantıda faizin ne zaman aratacağına dair net bir mesaj çıkması bekleniyor. Bundan sonraki süreçte de ABD’den gelen veriler ve FED üyelerinden gelen açıklamalar sert fiyat hareketlerine neden olacaktır. Bizim gibi gelişmekte olan ülkeler tarafında ise eski alışkanlık olan “kötü ABD verisi = iyi piyasa”, “iyi ABD verisi = kötü piyasa” döngüsü yeniden devreye girecektir. Başka bir tabirle kısa vadede ekonomilerin nereye gittiği değil, FED’in faiz artırıp artırmayacağı daha önemli hale gelmiştir. Bu süreçte önceki aylarda ortaya çıkan negatif fiyatlama, yeni riskler doğmaz ise, emsallerine kıyasla BIST için fırsat oluşturmaktadır. Alıp uzun vadeli tutmak için olmasa bile, eylül ayındaki düşüşlerin BIST’te kısa vadeli alım için fırsatlar sunacağını düşünüyoruz.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir