Kariyer ve İş İlanları

Arabuluculuk Yeni Bir Meslek Grubunu Ortaya Çıkardı

İşveren ve işçi arasındaki uyuşmazlıklar

TÜRKİYE’DE yargının yükü çok ağır… Çözüm bekleyen yüz binlerce dosya var. “Geç gelen adalet, adalet değildir” demiş atalarımız. Yargının yükünü hafifletmek ve adaletin hızlı bir şekilde tecellisini sağlamak amacıyla son yıllarda ‘arabuluculuk’ kavramı daha fazla hayatımıza girmeye başladı. Toplumda uzlaşma kültürünün yaygınlaşmasını sağlamayı da amaçlayan arabuluculuk kavramıyla Türkiye, resmi olarak yedi yıl önce tanıştı. Dünyada uzun yıllardır uygulanan sistem, Türkiye’de 22 Haziran 2012’de yürürlüğe giren 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu (HUAK) ile bir “alternatif uyuşmazlık çözümü” yolu olarak hayatımıza girdi. İşçi-işveren uyuşmazlıklarından ticari uyuşmazlıklara aile hukukundan tüketici haklarına kadar birçok alanda uygulanan arabuluculuk için milat ise 1 Ocak 2018 tarihi diyebiliriz. Bu tarihten itibaren arabuluculuk kavramının yanına bir de ‘zorunlu’ ibaresi geldi.

İLK ADIM, ZORUNLULUK

İşveren ve işçi arasındaki uyuşmazlıklar, 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren zorunlu arabuluculuk uygulaması kapsamına alındı. Diğer bir deyişle işçi-işveren uyuşmazlıklarında dava açmadan önce arabulucuya müracaat edilmesi zorunlu hale geldi. Türkiye’de sadece iş ve işveren arasındaki uyuşmazlıklarda yılda 400 binin üzerinde dava görülüyor. Yargının bu alandaki yükünün hafifletilmesi için 2017 Ekim’de TBMM’de kabul edilerek yasalaşan 7036 Sayılı İş Mahkemeleri Kanunu ile çalışma hayatında yeni bir dönem başladı. Buna göre, bireysel veya toplu iş sözleşmesine dayanan işçi veya işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talebiyle açılan davalarda, arabulucuya başvurulması dava şartı olarak kabul edildi. Zaten literatürde buna “dava şartı arabuluculuk uygulaması” deniliyor. Çalışan tarafından talep edilen kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötü niyet tazminatı, eşitliğe aykırılık tazminatı, sendikal tazminat, mobbing tazminatı, ücret, prim, ikramiye, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücreti ve benzeri işçilik alacaklarının söz konusu olması ahalinde arabulucuya gidilmesi şart. SGK île ilgili uyuşmazlıklar ve iş kazalarından kaynaklanan tazminat talepleri ise bunun dışında bırakıldı.

İKİNCİ ADIM, TİCARİ UYUŞMAZLIKLAR

Zorunlu arabuluculuk uygulamasının kapsamı bu yılın başında daha da genişletildi. 1 Ocak 2019 tarihinden itibaren ticari uyuşmazlıklar da “dava şartı arabuluculuk uygulaması” başladı. Ticari uyuşmazlıkların arabuluculukta altı hafta içerisinde olumlu veya olumsuz olarak sonuçlandırılması gerekiyor. İstenirse bu süre iki hafta daha uzatılabiliyor.


Ticari uyuşmazlıklarda ‘zorunlu arabuluculuk’ uygulamasının altyapısı iki önemli yasal değişiklikle oluşturuldu. Öncelikle 7155 sayılı Abonelik Sözleşmelerinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun’un 20’inci maddesi değiştirildi ve bu 19 Aralık 2018 tarihli, 30630 sayılı Resmi Gazete’de yayımlandı. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’na (TTK) eklenen 5/A maddesi uyarınca Türk Ticaret Kanunu’nun 4’üncü maddesinde belirtilen ticari davalar, alacak ve tazminat talepleri zorunlu arabuluculuk kapsamına alındı. Kanun’un yürürlüğe girmesinden önce ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay’da görülmekte olan davalar için söz konusu düzenleme uygulanmayacak.

HANGİ ALANLARI KAPSIYOR?

‘Ticari dava’ kavramı oldukça geniş… Peki, zorunlu arabuluculuk hangi ticari davalarda uygulanacak? Bütün ticari işletmeler ve şirketlerden, çek, bono gibi kıymetli evraktan, taşıma işlerinden, gemi ticaretinden, sigortacılıkken/bankacılıktan, ödünç işlerinden, rekabetten, fikri mülkiyetten kaynaklanan uyuşmazlıklar zorunluluk kapsamında. Uyuşmazlığın konusu, bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talebine ilişkin ticari dava olmalı. Ayrıca, uyuşmazlık konusu için özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğu olmaması veya tahkim sözleşmesinin bulunmaması gerektiğini de belirtelim.

Aksan Hukuk bünyesinde çalışmalarını sürdüren arabulucu avukat Nil Özdemir, “Ticari davalarda arabuluculuğun dava şartı olmasına ilişkin düzenleme, sadece ticari davalara yöneliktir. Bu sebeple, mutlak ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri dava şartı arabuluculuk kapsamına girmeyecek. Doğrudan doğruya iflas hali, konkordato mühleti verilmesi, icra takibi, ihtiyati haciz, ihtiyati tedbir talepleri dava şartı arabuluculuk kapsamında sayılmayacak” diyor.

HIZLI SONUÇ ALINACAK

İş dünyası için yargı yolunda yeni bir dönem başlamış durumda. Bir uyuşmazlık durumunda arabuluculuğu kullanan iş insanları daha az maliyetle daha hızlı sonuç alabilecekler. Arabulucu, avukat Nil Özdemir, bu alternatif çözüm yolunun faydalarını şöyle anlatıyor:

“Ticari davalara ilişkin uyuşmazlıklarda, taraflar genel itibariyle ticari işletmeleri olan tacirler… Ticari hayatta süreklilik önem arz ettiği için hızlı sonuçlar alınması gerekli. Arabuluculuk daha hızlı sonuçlar alınabilen bir yol olduğu için daha kısa sürede taraflar kârlı sonuçlara ulaşacaktır ve bu durum tacirlerin hayatlarını kolaylaştıracaktır. Ayrıca, arabuluculuk dava yoluna kıyasla daha barışçıl bir çözüm yolu. Ticari uyuşmazlıkların arabuluculuk yolu ile çözümlenmesi sonucunda, taraflar ilişkileri zedelenmeden işlerini devam ettirebilme seçeneğine sahip olacağım düşünüyorum. Arabuluculuğun en önemli özelliklerinden biriyse, gizliliktir. Ticari hayatın içinde korunması gereken ticari sırlar da gizlilik prensibi gereğince korunmuş olacaktır. Ticari uyuşmazlıklara ilişkin getirilen bu düzenleme sonucunda ticari hayata ilişkin verimli sonuçlar alınabileceğine inanmaktayız.”

“ARABULUCULAR BAŞARILI”

MTN Hukuk Bürosu’nun Kurucu Ortağı Arabulucu Avukat Umut Metin ise Türkiye’de 2013 yılından beri arabuluculuk yönteminin uygulandığını belirterek sözlerine başlıyor. Yöntemin hızla yaygınlaştığım vurgulayan Metin, Türk arabulucuların başarılarına da rakamlar üzerinden dikkat çekiyor. Metin, şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Bugün itibariyle ihtiyari (zorunlu olmayan) arabuluculuğa 130 bin civarında başvuru yapıldığı görülmekte. Bu başvurularda yüzde 94 düzeyinde anlaşma sağlandığını görmekteyiz. İşçi-işveren arasındaki uyuşmazlıklarda ise yalnızca 2019 yılında yani dört ay içinde dava şartı (zorunlu) arabuluculuk kapsamında ise 127 bin civarında dosyada arabulucular görev aldı. Bu dosyalarda ise yüzde 65 düzeyinde anlaşma sağlandığı biliniyor. Bu rakamlar iş hukuku uyuşmazlıklarının üçte ikisinin arabulucular sayesinde anlaşma ile sonuçlandırıldığını gösteriyor. Bu çok önemli ve dikkate değer bir orandır. Türkiye’deki arabulucular rakamlarla teyit edilen başarılarıyla dünyaya harika bir başarı örneği sunmuştur. Ben, MTN Hukuk & Arabuluculuk’u temsilen Avusturya’da Uluslararası Hukuki Çalışmalar Merkezi (CILS) tarafından Haziran 2019’da düzenlenecek “Uluslararası Arabuluculuk Sempozyumunda ‘Türk Arabulucularının Eşsiz Başarısı’ başlığıyla tek Türk arabulucu olarak bir sunum yapacağım. Biz arabulucular hem başarıyor, hem de bilgi, birikim ve sonuçları global ölçekte diğer arabulucularla paylaşmakta aktif davranıyoruz.”

ARABULUCUYA EĞİTİM ŞART

Arabulucu ve eğitmen, Avukat Nur Özden, Türkiye’de arabuluculuk yöntemini uygulayan ilk isimlerden. Daha yasa çıkmadan önce başlamış arabuluculuk faaliyetlerine…

30 yılı aşkın süredir 500’e yakın uyuşmazlıkta arabuluculuk yapan Özden, aile, miras, alacak, ticari, kira, iş ve inşaat ağırlıklı konularda çalışmış. 2013 yılından beri eğitmenliğe ağırlık veren Özden, Türkiye’de arabuluculuk sisteminin tanınmaya başladığını söylüyor. “Türkiye’de standart eğitim verilemeyişinden dolayı uygulamada bir takım arzu edilemeyen acemilikler oldu” diyen Özden, uygulamanın iyileştirilmesi, daha kontrollü ve denetlenebilir hale gelmesi için Adalet Bakanlığı’mn çalıştığını söylüyor. Kendisinin de Adalet Bakanlığı eğitimlerinde ‘eğitmen’ olarak görev aldığının altını çizen Özden, ihtiyari arabuluculuk da yaptığını vurguluyor. Ağırlıklı aile ve iş hukuku davalarına bakan Özden, sistemin iyi işlemesinin hem eğitimli hem de etik çalışan arabulucularla mümkün olacağını belirtiyor.

10 BİN ARABULUCU VAR

Türkiye’de arabulucu olmak için hukuk fakültesi mezunu olmak ve beş yıllık iş deneyimine sahip olmak gerekiyor. Aslında sistem ilk oluşurken beş yıllık hukuk alanında deneyimli olunması isteniyordu. Türkiye’de 10 bine yakın arabulucu var. Adalet Bakanlığı ihtiyacı oldukça yeni arabulucular belirliyor. Bu yıl haziran ayında ‘Arabuluculuk Sınavı’ yapılması bekleniyor.

Henüz bakanlık net tarihi açıklamadı ama 23 Haziran’da sınav yapılacağı tahmin ediliyor. Geçen yıl 11 Mart’ta yapılan sınava 30 bin 700 aday katılmıştı. Bakanlık yetkilileri en az 70 puan alanların başarılı sayılacağını açıklamıştı. Bu sınavlara katılmak için arabuluculuk temel eğitimlerine de katılmak şart.

Arabuluculuk sisteminin gelişmesi için işinde uzman arabulucuların yetişmesi önemseniyor. Avukat, arabulucu Umut Metin, “Arabuluculuk, sisteminin gelişimi için yapısı ve kişiliği bu işe en uygun hukukçular tercih edilmeli. Özellikle sabırda sınırsızlık becerisi, güzel konuşma, sinir kontrolü* empati, çatışma kontrolü ve çatışma yönetimi gibi alanlarda arabulucular uzmanlaşmalı. Arabulucular mahkeme kararı ile eşdeğerde hukuki metinler oluşturduklarından, arabuluculuğun hukukçular dışında başka meslek gruplarına açılması gibi bir hata ise asla yapılmamalı” diyor. Metin’in bu görüşüne rağmen TOBB camiasının arabuluculuğun hukukçular dışındaki mesleklere açılmasını talep ettiğini de vurgulayalım.

ODALAR DA İZİN ALIYOR

Türkiye’de kişilerin yanı sıra dernekler ile ticaret ve sanayi odaları da arabuluculuk izni alıyor. Türkiye’deki oda ve borsalar arasında Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi’ni hayata geçiren ilk kurumun Bursa Ticaret ve Sanayi Odası olduğu biliniyor. Başarılı uygulamalarıyla bu alanda örnek gösterilen BTSO, Uludağ Üniversitesi ile işbirliği yaparak Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri Yüksek Lisans Programı’m da kurdu. İstanbul Sanayi Odası (İSO) da 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren ISO Arabuluculuk Merkezi’ni hayata geçirdi. ÎSO, üyelerinin mahkemelerde sonuçlanması için bir ila bir buçuk yıl beklediği iş anlaşmazlıklarım bir günde çözüme kavuşturmayı amaçlıyor. Sanayicileri mahkeme harcı, tebligat, bilirkişi, keşif gibi ek masraflardan kurtarması planlanan, İSO Arabuluculuk Merkezi’nde ticari, işçi-işveren, aile, tüketici, marka patent ve kira uyuşmazlıkları görülecek. Uygulama kapsamında anlaşmazlığı yaşayan taraflardan en az birinin ISO üyesi olması gerekiyor.

ÇIĞ GİBİ BÜYÜDÜ

Arabuluculuk sisteminin fiilen uygulanmaya başladığı 2013’ten 2017 sonuna kadar Türkiye’de 21 bin 517 arabuluculuk faaliyeti gerçekleştirilmişti. Bunlardan 19 bin 292’sinde anlaşma sağlanmıştı. Arabuluculuktaki zorunluluğun başladığı 2018 yılından itibaren ise sistem çığ gibi büyüdü. îş ve işveren uyuşmazlıklarının zorunlu arabuluculuk kapsamına alındığı 2018’de yaklaşık 355 bin uyuşmazlığın yüzde 70’i arabulucular önünde çözüme kavuştu.

TÎSK Yönetim Kurulu Üyesi Avukat Zekeriya Sancı, “Arabuluculuğun ilk olarak iş davaları kapsamında dava şartı olarak düzenlenmiş olması, bunun neticesinde de işçi-işveren arasındaki uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesi işverenlerimiz için önem arz ediyor. TÎSK, iş uyuşmazlıklarmın çözümünde tarafların hukuk güvenliğini eşit seviyede koruyacak, adaleti her zaman gözetecek yeni yaklaşımların geliştirilmesini destekliyor” diye konuşuyor.

Dava şartı arabuluculuğun uygulanması ile birlikte işçi ve işveren arasındaki uyuşmazlık kültürünün geri plana itilmeye başlandığını belirten Sancı, yaşanan olumlu tablonun devamı için arabuluculara da rol düştüğünü söylüyor. Sancı, değerlendirmelerini şöyle sürdürüyor:

“Mahkemelerde olduğu gibi tarafsızlık arabulucular için de çok önem arz etmektedir. Zaman zaman arabulucular tarafından da iş yargılamasını işverenler açısından neredeyse taraflı hale getirmiş olan Mşçi lehine yorum ilkesinin’ uygulanmaya çalışıldığı örnekleriyle karşılaşılmakta. Bu durum arabuluculuk sisteminin kendisinden beklenen faydanın sağlanması ve başarılı bir şekilde uygulanması engellemekte, arabulucunun tarafsızlığını sorgular hale getirmektedir.”

DAHA DA YAYGINLAŞACAK

Zorunlu arabuluculuk uygulamalarının daha da yaygınlaşması şaşırtıcı olmayacak. Zira Adalet Bakanlığı aile hukukunda da arabuluculuk için altyapı hazırlıklarını sürdürüyor. Kadın örgütleri ise bu konuda oldukça hassas.



İstanbul Barosu Iş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Komisyonu Başkanı, Avukat-Arabulucu Haşan Erdem da bu konudaki uyarısını şöyle dile getiriyor:

“İleride uygulanması öngörülen Aile Hukuku uyuşmazlıkları açısından arabuluculuğun da kadına karşı baskı ve şiddet olguları gözetilerek – her ne kadar yasal düzenlemede aile içi şiddetin bulunduğu durumların arabuluculuk kapsamı dışında kaldığı düzenlenmiş ise de arabuluculuk uygulaması dışında bırakılması gerekiyor.”

Arabulucu olabilme şartları

  • Türk vatandaşı olmak,
  • Hukuk fakültesinden mezun olmak veya yabancı bir hukuk fakültesini bitirip de Türkiye’deki hukuk fakülteleri programlarına göre eksik kalan derslerden sınava girip başarı belgesi almış bulunmak,
  • Herhangi bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezası almamak veya affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık gibi suçlardan mahkûm olmamak,
  • Mesleğinde en az beş yıllık kıdeme sahip olmak,
  • Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak,
  • Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve Bakanlık’ça yapılan yazılı sınavda başarılı olmak.

Not: Bakanlıkça yapılacak sınavın yeri, tarihi, saati, sınava başvuru ve sınavla ilgili diğer hususlar Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü (www. hmgm.adalet.gov.tr) ve Daire Başkanlığı’hm internet sitelerinde ilan ediliyor. Henüz net olarak açıklanmasa da sınavın bu yıl 33 Haziran’da yapılacağını tahmin ediliyor.

Gönüllü arabuluculuk da yaygınlaşıyor

Türkiye’de arabuluculuğun yıldızı ‘zorunlu’, yani dava şartı arabuluculukla parladı ama son 30 yıldır gönüllü yani isteğe bağlı arabuluculuk olarak bilinen ‘ihtiyari’ arabuluculuk da kullanılıyor. Kira konusunda anlaşmazlığa giden taraflar da miras konusunda anlaşmazlığa gidenler de bu sistemi kullanabiliyor. 2012’de yasal altyapısı oluşturulan arabuluculuğun fiilen uygulanmaya başlandığı 2013’ten 2017 sonuna kadar 21 bin 517 arabuluculuk faaliyeti gerçekleştirildi. Tümü ihtiyari arabuluculuk kapsamında olan bu faaliyetlerin 19 bin 292’sinde anlaşma sağlandı. Konularına göre incelendiğinde arabuluculuk başvurularının 19 bin 411’inin işçi ve işveren uyuşmazlıklarında olduğu görülüyor. Maddi-manevi tazminat davalarında 404 arabuluculuk girişiminde bulunulurken, fikri sınai ve mülkiyet haklarında 275, kira ve tahliyelerde 130 başvuru olmuş. Örneğin sağlık hukuku alanında beş arabuluculuk girişiminin olduğu istatistiklere yansırken spor hukuku alanında da yalnızca bir başvuru olması dikkat çekici.

“Arabuluculuğu işverenlere tavsiye ediyoruz”

Ticari uyuşmazlıklarda zorunlu hale getirilen arabuluculuk sisteminin ülke genelinde ve iş dünyasında yaygınlaşması için gayret sarf ediyoruz. Bu kapsamda 81 ildeki odalarımız “tahkim ve arabuluculuk merkezleri’’ açmaya başladı. Arabuluculuk sayesinde taraflar zaman kaybından ve maddi anlamda yıpratıcı süreçlerden kurtuluyor. Arabuluculuk bir kazan-kazan yöntemidir, toplumsal barışa da katkı sağlar. Duruşmalarda ticari sırlar ortaya çıkabilir ama arabuluculuk sisteminde bilgiler gizli kalır. Bütün işverenlere bu yöntemleri kullanmaları tavsiyesinde bulunuyoruz. Artık, iki tarafı da tacir olan bir uyuşmazlığın TOBB çatısı altında oda ve borsalarla birlikte kurulabilecek sistemle çözülebilecek. Bu yöntemin daha da etkin kullanılmasını sağlamak için ticari uyuşmazlıklarda arabulucuların hukukçu olma şartı kaldırılmalı. İki tarafı tacir olan uyuşmazlıklarda tacir ve sanayicilerimiz ile iktisat, fınans gibi alanlarda uzmanlaşmış profesyonellerimiz de arabulucu olabilmeli.

Böylece oda ve borsalarımız ticari arabuluculuk konusunda kurumsal olarak daha aktif bir rol üstlenebilir. Yeni arabuluculuk sistemi başarılı bir şekilde hayata geçirildikten sonra, burada çözülemeyen uyuşmazlıkların ilk derece mahkemelere yönlendirilmesi yerine tahkime götürülmesi şeklinde bir mekanizmanın da tasarlanabilir. Yakın zamanda TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi bünyesinde bir “Arabuluculuk Merkezi”ni iş dünyasının hizmetine sunacağımızı belirtmek isterim.

“İş yargısının yükü hafifledi”

Arabuluculuk uygulamasında taraflar tüm süreç boyunca eşit kabul edilmekle birlikte her zaman diyalog ve uzlaşı ön plandadır. Her iki tarafta müzakereler sürecinde ortaya çıkacak “anlaşma” metnine serbest iradelerini yansıtırlar sonra da ortaya çıkan metni arabulucunun huzurunda hiçbir baskı altında kalmadan arabulucu ile birlikte imza altına alırlar. Arabuluculuk kurumu, uygulamadan kaynaklanan sorunlarının giderilmesi ile birlikte çalışma hayatına bir denge getirecek, işçi-işveren arasında uyuşmazlıkların çözümünde alternatif bir ve en etkili yol olacaktır. Arabuluculuk yoluyla anlaşma oranlarının artması iş yargısının da yükünü hafifletecek, iş mahkemelerinin daha sağlıklı kararlar vermesini sağlayacaktır. İş yargısında dava masraflarının dava konusu alacağın neredeyse yarısına ulaştığı bir gerçektir. Böyle olunca da iş uyuşmazlıklarının kazananı, esas itibariyle ne işçi ne de işverendir. Oysa arabuluculuk uygulamasında tarafların hür iradeleri ile orta noktada buluşabilmesi her iki tarafı da kazanan konumuna getirmektedir.

Arabuluculuk uygulamasına devam edilirken, iş mahkemelerinin güçlendirilmesine yönelik çalışmalara da devam edilmesi, işverenlerimizin en önemli beklentilerindendir.

Abdulhamit GÜL / Adalet Bakanı
“Adalete giden en kestirme yol”

Yıllar süren işçi-işveren ilişkisinin çatışmalarını dostane bir zeminde yoluna koyma, sosyal barışın sağlanmasında çok önemlidir. Amacımız uyuşmazlıklara süratle ve adaletle yanıt vermektir; yeni çatışmalar üretmeden uyuşmazlıkları kalıcı biçimde çözmektir. Arabuluculuk bir yıllık uygulamasıyla bu amaçları sağlayan etkili bir kurum olduğunu kanıtladı. Uygulamanın ilk bir yılında yaklaşık 355 bin uyuşmazlığın sadece yüzde 30’luk bir kısım mahkemelerin önüne taşındı. Anlaşmayla sonuçlanan ihtilaf sayısı 238 bin civarındadır.

Bu, kabaca 238 mahkemenin iş yüküne denktir. Sistemin başarısı, iş mahkemelerine açılan dava sayısında da görülmektedir. 2017 yılında iş mahkemelerine açılan dava sayısı 210 bin civarındayken, 2018’de açılan dava sayısı 92 bine geriledi. İstatistiklere yansıyan bu uygulama başarısının dünyada emsali yoktur. Ticari uyuşmazlıklarda arabuluculuk uygulamasının da iş uyuşmazlıkları alanında elde ettiğimiz başarıya benzer bir başarı çizgisi yakalamasını temenni ediyorum.

Klasik dava yolunun aksine, arabuluculuk, her iki tarafın da kazandığı bir sistemdir. Arabuluculuk, daha az masraf, barışçıl çözüm demektir. Arabuluculuk, adaleti en kısa sürede tesis etmektir. Ticari uyuşmazlıkların ilk derece mahkemelerinde ortalama görülme süresi 541 gün olarak hesaplandı. Bu süre istinaf ve temyiz kanun yollarıyla birlikte 1000 günü aşıyor.

Yani klasik dava yolunda kesin hüküm aşamasına ulaşmak üç yıla yaklaşan bir zaman gerektirirken, arabuluculukta bu bazen bir kaç saat, bazen bir kaç hafta olmaktadır. Arabuluculuk, vakitten sağladığı bu olağanüstü tasarrufla adalete giden en kestirme yoldur.

Avukat, Arabulucu Umut METİN / MTN Hukuk & Arabuluculuk Bürosu
“Sorunları büyümeden çözüyoruz”

Şirketlerin çok sayıda davaya taraf olmasını önermiyoruz. Hukuk departmanlarının davalardan ziyade, koruyucu avukatlık hizmeti ile şirketlere daha yüksek fayda sağlayacağına inanıyoruz. Tarafımıza yapılan arabuluculuk başvuruları daha çok şirketlerarası uyuşmazlıklar, yönetim kurulu üyeleri arasındaki sorunlar, ticari alacak tartışmaları, ortaklar arası sürtüşmeler, tazminat talepleri, yabancılarla yaşanan özel hukuk uyuşmazlıkları, iş hukuku uyuşmazlıkları, aile şirketleri iç uyuşmazlıkları, malvarlığı paylaşım sorunları, gayrimenkul uyuşmazlıkları ilk sıralarda yer alıyor. Bununla birlikte, özellikle boşanma süreçlerinde, gizlilik ve kişilerin aile mahremiyetinin de korunmasına sağladığı katkı nedeniyle mal paylaşımı, nafaka, tazminat süreçlerinde de arabuluculuk hizmeti veriyoruz. Arabuluculuk, çözümde sınırsız olanağa imkan sunması, daha düşük maliyetli olması, hızlı bir yöntem olması, sürecin gizli olması gibi nedenlerle ticaret dünyasının ihtiyacı olan harika bir çözüm üretme yoludur. Arabulucuların işlevini, bir uyuşmazlığı geride bırakmakla sınırlı görmüyoruz. Aslında ülkemizde barış ve uzlaşı kültürünü egemen kılmak gibi önemli bir toplumsal misyon üstlendiğini görüyoruz.

“Hak kayıplarına sebep olmamalı”

Arabuluculuk uygulamasının amacının uzlaşma kültürünün benimsenmesi ve uyuşmazlıklar ile dava sayısının ve mahkemelerin iş yükünün fazla olması sebebiyle, alternatif uyuşmazlık çözüm yolları ile sulh içinde uzlaşma sağlanması olduğu ifade edilmekte. Uzlaşma kültürünün ve alternatif bir çözüm yolu düşüncesinin arabuluculuk kurumu ile gündeme getirilmiş olduğu tartışmasız. Bu doğrultuda, taraflar arabuluculuk yoluyla dava yoluna başvurmaksızın birçok uyuşmazlığı çözüme kavuşturdular.

Ancak bu düzenlemelerin bir kısmının, mahkemelerin iş yükünü tam olarak azaltma beklentisini gerçekleştirememe ve hak kaybına sebep verme olasılığı da bulunduğu göz ardı edilmemeli.

Bu nedenle öncelikli olarak asli yol olan, yargı yolunun, adil ve hızlı bir şekilde sonuca ulaşılacak şekilde yapılanması ve eksikliklerin giderilmesi, çözüme katkıda bulunması açısından yargıçlık ve avukatlık mesleklerinde ihtisaslaşmaya gidilmesinin düşünülmesi gerekiyor. Ancak hızlı bir yargılama süreci ve eşit tarafların varlığı halinde sağlıklı arabuluculuktan söz edilebilir. Ayrıca, İş Hukuku açısından ihtiyari arabuluculukta suiistimallerin ve hak kayıplarının sıkça gündeme gelmesi söz konusu olup, arabuluculuk dairesinin bu tarz kötü niyetli yaklaşımda bulunanlara yaptırım uygulaması ve önlem alması gerekiyor.

Müjdat KEÇECİ / İstanbul Tahkim Merkezi (İSTAC) Yönetim Kurulu Üyesi ve Denizli Sanayi Odası Başkanı
“Uluslararası hakemlerle arabuluculuk yapıyoruz”

İstanbul Tahkim Merkezi’nde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ni temsilen bulunuyorum. Hukukçu bir işadamıyım. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1970’de mezun oldum ve hukuk alanındaki çalışmalarımı 10 yıl sürdürdüm. Ardından iş dünyasına atıldım. Tahkim, arabuluculuğun kurumsallaşmış halidir ve uluslararası problemlerin çözümlenme yöntemlerinden biridir. İstanbul Tahkim Merkezi bünyesinde de arabuluculuk hizmetleri de vermekteyiz. Üstelik bu hizmeti oldukça güvenilir’uluslararası hakemlerle’ yapıyoruz. Türkiye’de arabuluculuk sisteminin oluşma aşamasından beri konuyla ilgileniyorum. Adalet Bakanlığı bünyesinde oluşturulan ilk Arabuluculuk Kurucular Kurulu’nda gözlemci üyeydim.

Türkiye’de arabuluculuğun gelişimini çok önemsiyorum. Türkiye’de hukuk sistemi içinde maalesef bir takım yanlış uygulamalardan dolayı mahkemeler iş göremez noktaya geldi. 1 milyona yakın dava dosyası bekliyor.

Bunları çözmek için mevcut mahkemelerin kapasitesi ve çalışma saatleri yeterli değil. Hakimlerin önlerine gelen onlarca dosyaya vakıf olması, incelemesi imkansız. Bu nedenle dosyalar çoğunlukça bilirkişilere havale ediliyor.

Bilirkişiler adalette yönlendirici bir noktaya geldi. Bu nedenle başka ülkelerde de olduğu gibi bizde de hukuk sistemi içinde farklı kurumlar oluşturuldu. Bunların en önemlilerinden biri de arabuluculuk.

Sistemin önemli ölçüde iş davalarının çözümüne katkısı oldu. Dava ve problemlerin daha az masrafla, süratli ve tarafların bir araya gelerek çözülmesi adaletin tecelli etmesine katkı sağlıyor.

Rahîme Baş Uçar



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu