Anasayfa / İş Fikirleri / Animasyon sektörüne yatırım yapmak

Animasyon sektörüne yatırım yapmak



Animasyon sektörü birkaç yıldır atakta.

Kötü Kedi Şerafettin ’in yurtiçi ve dışında elde ettiği başarı bu atılımın kanıtı. Dünyayla yarışacak stüdyolara, yetenekli animatörlere sahip sektörün potansiyeli çok büyük…

KAYIP Balık Nemo adlı filmi bilmeyen yoktur. Peki serinin devamı olan Kayıp Balık Dori’yi?.. Bu filmlerin her iki özelliği de vizyona girdikleri günden itibaren gişelerde ilk sıralarda yer almaları. Örneğin Kayıp Balık Dori, Türkiye’de gösterimde kaldığı 13 hafta boyunca 600 bini aşkın kişi tarafından izlendi ve 7.408.151 TL hasılat elde etti. ABD’de ise ilk üç günde 486.292.984 dolarlık hasılat elde etmeyi başardı.

Sadece Kayıp Balık Dori değil elbette; Buz Devri, Up, Monster Inc., Wall-e gibi pek çok film listelerin üst sıralarında yer aldı. Kısacası bu filmler, animasyon reel filmlere karşı zaferinin en büyük kanıtı. Bu tarz filmlerin sadece çocuklara hitap ettiğini düşünenler ise ciddi bir yanılgı içinde. Bu filmlerin fanları arasında milyonlarca yetişkin var. Animasyonun çekiciliği sinemayla da sınırlı değil. Sektör reklam filmlerinden müzik küplerine, belgesellerden çocuk programlarına kadar geniş bir yelpazeye sahip.

ani-1

TRT SEKTÖRÜ BÜYÜTTÜ

Animasyon dendiğinde Walt Disney, Pixar, DreamWorks gibi şirketler ilk akla gelenler oluyor. Zira bu şirketler aynı zamanda animasyon film sektörünün de ağır topları. Hatta Walt Disney ve Pixar’ın Kayıp Balık Nemo, Kayıp Balık Dori, Oyuncak Hikayesi, Canavarlar, Rata-tuy gibi filmlerde ortak hareket ettiğini görüyoruz.

Sinema sektöründen çıkıp reklam ve müzik endüstrisine baktığımızda ise karşımıza dev bir sektör çıkıyor. Mesela animasyon tekniğiyle yapılmış müzik küplerinde Gorillaz’ın Clint Eastwood, Bjork’un Ali is Full of Love, Radiohead’in Go to Sleep gibi örnekler başı çekiyor. Reklam filmlerinin ya bir kısmında ya da tamamında animasyon kullanılması günümüzde oldukça revaçta. Kısacası animasyon görsel dünyanın her alanına yayılmış durumda. Dünyada şirketleri, çalışanları ve projeleri ile ciddi bir sektör.

Durum Türkiye’de de benzer ancak animasyonun gelişimi Türkiye’de oldukça yeni. Yaklaşık 20-30 yıllık bir sektör ve özellikle son on yılda hızlı bir yükseliş içinde. Bu yükselişte TRT’nin payı yadsınamaz. 1980’li yıllarda ekranlarında bolca yerli çizgi filme yer veren TRT sektörün gelişimine de olumlu katkı sağladı. Hatta bu dönemde Dede Korkut Hikayeleri’nden alınarak çizgi filme aktarılan “Boğaç Han” Türkiye’nin ilk uzun metrajlı anamisyon filmi olarak kayıtlara geçti.

ANİMASYON AKADEMİYE GİRDİ

1990’h yıllar animasyon sektörü için bir dönüm noktası oldu. Zira ülkemizde üniversite düzeyinde eğitim veren ilk çizgi film (animasyon) bölümü açıldı. Günümüzde animasyon eğitimi denilince ilk akla gelen kurum olan Anadolu Üniversitesi, hala animasyon sektörünün itici güçlerinden biri konumunda. Şimdiye kadar yüzlerce kişiyi sektöre kazandıran üniversite başka üniversitelere de ilham verdi. 2005’te Maltepe Üniversitesi, 2006’da Kütahya Dumlupınar Üniversitesi animasyon eğitimi vermeye başladılar. Bu okullar sektörün kalifiye ani-matör ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılıyor. Kurulduğu günden bu yana Anadolu Üniversitesi animasyon bölümünden mezun olan öğrenci sayısı 347 ve şu andaki öğrenci sayısı ise 197.

RAFADAN TAYFA FİLM OLUYOR

2008 yılında TRT Çocuk kanalının açılması ile animasyon sektörü yeni bir dönemece girmiş oldu. Bu tarih itibariyle kanala iş yapan ya da yapmaya hazırlanan irili ufaklı pek çok animasyon şirketi kuruldu. Bunlardan biri de 2013 yılında kurulan ve birkaç yıl içinde büyük bir atılım gösteren Ankara’daki ISF Studios. TRT Çocuk’ta yayınlanan ve kalabalık bir hayran kitlesine sahip Rafadan Tayfa adlı diziyi hazırlayan şirketin sahibi İsmail Fidan şu günlerde oldukça yoğun. Zira görülen ilgi sonucu diziyi ekranlardan beyaz perdeye taşıma karar vermişler. Dizinin bölümleri devam ederken bir yandan da ekip, harıl harıl film için çalışmaya devam ediyor.

ULUSLARARASI FUARLARDA YER ALACAK

Fidan, TRT Çocuk sonrası sektörün hızlı büyüdüğünü ancak geçtiğimiz yıl kanalın bütçe kısıntısına paralel şekilde sektörün küçülmeye girdiğim anlatıyor. Fidan bu nedenle tüm stüdyoların en büyük arayışının, ayakta kalabilmek için, yurtiçine ve dışına farklı projeler üretmek olduğunu ifade ediyor. Şu an İSF Studios aynı anda birkaç proje üzerinde çalışıyor. Bunlardan biri halen TRT Çocuk’ta gösterilen Rafadan Tayfa. Bir diğeri de serinin film versiyonu: Rafadan Tayfa İstanbul Dehlizleri. 2017 yılında vizyona girmesi planlanan film için yaklaşık iki yıllık bir çalışma söz konusu. Ön bütçesinin tahmini olarak 5.3 milyon TL olduğunu söyleyen Fidan, “Fakat bu bütçe elde olmayan dolar kuru nedeniyle farklılık göstereceğe benziyor fakat iş temposundan dolayı tekrar bir analiz yapma fırsatımız olmadı henüz” diye konuşuyor.

İSF Studios TRT Çocuk için proje üretmeye devam ediyor. Şu an 10 bölümü tamamlanmış olan matematik gelişimini destekleyen, okul öncesi hedef kitleye hitap edecek bir dizi projeleri olduğunu anlatan Fidan, “Ayrıca geliştirdiğimiz iki adet evrensel ve durum komedisine dayanan proje geliştiriyoruz. Kısa bir süreçte onların da üretimini tamamlayıp uluslararası fuarlarda yer almak istiyoruz.” Fidan, ISF Studios olarak ofislerini birkaç ay içinde tamamlanması planlanan çok daha büyük bir yere tşıyacakları bilgisini de veriyor. Bunun Türkiye’de bir ilk olduğunu dile getiren Fidan, “İçerisinde greenbox stüdyosu, ses stüdyoları ve sinema salonunun da bulunduğu ve tamamen animasyon çalışma sistemine göre tasarladığımız stüdyomuza geçmek ve sektör için de önemli bir adımı da atmak istiyoruz.”

rafadan-tayfa

TEKNİKLER DEĞİŞİYOR

Tam tamına 30 yıldır sektörde olan ABT İstanbul, verdiği post prodüksiyon hizmetlerine zaman içinde animasyonu da eklemiş. ABT İstanbul Genel Müdürü Kerem Kurdoğlu, son 20-30 yıl içinde reklam filmlerinde animasyon kullanımında çok önemli bir büyüme yaşanmadığını ancak kullanılan tekniklerde önemli değişiklikler olduğunu ifade ediyor. Klasik çizgi animasyonu yerine üç boyutlu karakter animasyon tekniklerinin daha çok kullanılmaya başlandığını anlatan Kurdoğlu, “Bunda, üç boyutlu animasyonun tüm dünyada çok gelişmiş olması ve bu alandaki lknow-how’ın internet sayesinde dünya genelinde paylaşılıyor olması da etkili oldu” diye konuşuyor.

Uzun metraj alanında ‘Kötü Kedi Şerafettin’ ve ‘Rimolar ve Zimolar’ gibi çok kaliteli örnekler üretildiğinden bahseden Kurdoğlu, ticari başarı olur ise animasyon filmleri sektörünün oluşacağını kaydediyor. “Bu noktada eksik olan şey, animasyon teknikleriyle. ilgili bir yetersizlik değil. Çünkü o açıdan çok yetenekli bir animatör camiası olduğunu görüyoruz” diyen Kurdoğlu, sorunun hikaye-karakterler-reji kombinasyonunun henüz yakalanamamış olması olduğunu belirtiyor. İnternette yayınlanan filmlerin izlenme oranlarının arttığını ifade eden Kurdoğlu, bunun ‘hareketli grafik’ kategorisinde gittikçe daha çok filmin üretilmesini sağladığını vurguluyor ve ekliyor: “Bu kategori de ‘animasyon’ kültürünün bir alt kümesi sayılmalı bence.”

DÜNYAYLA YARIŞACAK STÜDYOLAR VAR

Türkiye’nin ünü yurtdışına taşan yerli animasyon filmi Kötü Kedi Şerafettin’den bahsetmenin tam sırası. Çünkü vizyonda kaldığı yedi hafta içinde yaklaşık 400 bin seyirciye ulaşması ve 4.565.215,00 TL’lik hasılat elde etmesi bundan sonra üretilecek animasyon filmleri için önemli bir veri. Kötü Kedi Şerafettin henüz ülkemizde esâmesi okunmayan animasyon film sektörünün oluşumu için bir sıçrama tahtası. Kısa adıyla Şero, tam adıyla Şerafettin, Bülent Üstün’ün 1996 yılında çizmeye başladığı bir karakter. Ağzı bozuk, patisi ağır Şerafettin, Anima İstanbul tarafından sinemaya aktarıldı.



Sektörde önemli bir yere sahip firmanın CEO’su Mehmet Kurtuluş, son yıllarda ülkemiz animasyon sektöründe yaşanan olumlu gelişmelere işaret edip dünya pazarına açılabilecek kalitede pek çok stüdyo olduğunu belirtiyor. “Fakat dünyaya ihraç ettiğimiz animasyon yapımları neredeyse sıfır diyebileceğimiz kadar az” diyen Kurtuluş, bunu şöyle açıklıyor: “Çünkü uluslararası yapımlar, uluslararası ortak yapımcılar tarafından yapıldığında, birçok ülke fonlarını kullandığında ve her yapımcı kendi ülkesinden kaynak ya-ratabildiğinde gerçekleşebiliyor. Türkiye’de uluslararası bir yapıma kaynak oluşturmak için herhangi bir fon ya da teşvik, vergi indirimi benzeri kolaylıklar yok. Bu da bizi uluslararası marketlerde batılı stüdyolarla rekabette zayıf bırakıyor.”

BİRAZ DESTEK ATILIM YAPTIRIR

Bu sene uygulanacak olan “Ülkede yayın yapan çocuk televizyonları yayınlarının yüzde 20’sini Türkçe dilinde ürettirmek zorunda” olduğuna dair yasaya atıfta bulunan Kurtuluş, bunun uluslararası televizyon kanallarına proje satımını kolaylaştıracağını kaydediyor. Diğer yandan sadece Türkiye’de yayınlanması için satış yapmanın uluslararası bir projeyi ayağa kaldıracak bütçeye ulaşamadığını söylüyor. Ülkede sektöre özel fonların, vergi indiriminin, teşviklerin olması halinde bu yasanın sektörü güçlendireceğini anlatıyor. Ancak Kurtuluş’un bunlara rağmen inancı tam: “Türkiye’de animasyon endüstrisi gelişiyor, çok yakında uluslararası markette hak ettiği yeri alacak.”

Kötü Kedi Şerafettin’in yakaladığı başarı Kurtuluş’un inancının da kaynağı olsa gerek. Nasıl olmasın ki, sadece gişede değil uluslararası arenada da güzel geri dönüşler alan yapım gelecek yapımların da önünü açıyor. Kurtuluş, Şerafettin’i yaparken ilk , hedeflerinin hiçbir zaman gişe olmadığını kaydediyor. Hedefi dünya animasyon marketinde başarılı bir aktör olmak olan film buna da ulaşmış görünüyor.

ŞERAFETTİN 2 YOLDA

Kurtuluş, Şerafettin’in içinde Çin, Latin Amerika ülkeleri, Almanya, Avusturya gibi ülkelerin de bulunduğu birçok bölgeye sinemalarda gösterilmek üzere satıldığı bilgisini veriyor. Bununla da kalmayıp yirmiye yakın uluslararası festivalde gösterime giren, yarışmalara katılan ve özel ödüller kazanan film için “Her şeyden önemlisi dünya marketlerinde hatırı sayılır bir referans noktası oldu” diye konuşuyor. Film sonrası katıldıkları marketlerde birçok ortak yapım teklifi aldıklarını söyleyen Kurtuluş, şimdilerde iki projelerini uluslararası bir çocuk kanalına satmak üzere olduklarını ayrıca uluslararası bir uzun metrajlı film projesini tspanyol-Fransız-Alman-Türk ortak yapımı olarak geliştirdiklerini anlatıyor. Bu konuda belki de en önemli haber Çin’den geliyor. Çünkü Kurtuluş, Şerafettin’in İkincisi için şu cümlelerle göz kırpıyor ve “Çin’de Şerafettin dağıtımını üstlenen distribütör Şerafettin’in İkincisini yapmak üzere bizimle anlaşmak istiyor” diye konuşuyor.

Türkiye’de animasyonun kilometre taşları

1947: Vedat Ar aynı zamanda kurs veren bir isimdi. Kursundaki 15 öğrenciyle birlikte yaptığı üç dakikalık “Zeybek Oyunu” adlı çalışması Türkiye’nin ilk animasyon filmi olarak biliniyor.

1951-1957: Bu dönemde yapılan ilk uzun metrajlı film projesi olan “Evvel Zaman içinde” talihsiz bir olay yaşayarak banyo işlemleri için gönderildiği ABD’de kayboldu.

1960’lar: Filmar, Kare Ajans, Stüdyo Çizgi gibi pek çok firma çeşitli animasyon filmleri üretti.

1969: Karikatürist Tan Oral, 1969’da yaptığı “Sansür” adlı animasyon filmi ile çeşitli ödüller kazandı.

1972: Animasyon sanatçısı Tonguç Yaşar, Sezer Tansu’yla birlikte hazırladığı “Amentü Gemisi Nasıl Yürüdü” adlı kısa metraj çizgi film ile 3. Altın Koza Film Festivali’nde özel ödül kazandı.

1978: Meral Erez, “Kedi” adlı animasyonuyla Balkan Film Şenliği’nin Ulusal Kısa Film Yarışması’nda birincilik ödülü aldı.

1980’ler: Ateş Benice, Bahattin Alkaç, Ali Murat Erkorkmaz gibi sanatçıların yaptığı işler uluslararası festivallerde gösterildi.

1988: Bufilm Pasin-Benice Stüdyosu tarafından yapılan 50 dakikalık “Boğaç Han” yapılan ilk uzun metrajlı filmi oldu.

1990: Anadolu Üniversitesi animasyon bölümü açıldı.

1993: Çizgi Filmciler Derneği kuruldu.

2008: TRT Çocuk kanalı açıldı.

2009: ilk üç boyutlu çizgi film serisi olan “Keloğlan” Animax Animasyon Stüdyoları tarafından yapıldı ve TRT Çocuk’ta gösterildi.

2011: Allah’ın Sadık Kulu adlı film hareket yakalama yöntemi kullanılarak yapılan ilk yapım oldu.

2016: Anima İstanbul tarafından gerçekleştirilen Kötü Kedi Şerafettin, 5 Şubat’ta vizyona girdi ve yaklaşık 400 bin kişi tarafından izlendi.

Ahmet Hikmet ŞAHİN / Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı Genel Sekreter Vekili
Vergi ve prim teşvikleri olmalı

Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma (BEBKA), animasyon sektörüne yönelik bir araştırma yaptı ve bununla sektörün profilini ortaya koydu.

BEBKA Genel Sekreter Vekili Ahmet Hikmet Şahin’den dinliyoruz:

“Son dönemde animasyon stüdyolarının sayısındaki artış dikkat çekici. Şu an için ülkemizde animasyon sektöründe faaliyet gösteren işletme sayısı yüzü geçmiş durumda. Tamamı KOBİ statüsünde olan bu firmaların işgücü ve pazar hacmi ile ilgili resmi verilere ulaşılamasa da sektörde yaptığımız araştırma ve çalışmalar neticesinde 1500 kişilik işgücü ve 75 milyon dolarlık ciro bazlı bir pazar hacminin varlığını tahmin ediyoruz. Günümüzde animasyon endüstrisi, dünyanın en hızlı büyüyen sektörleri arasında. Küresel sektörün 2011-2016 arasındaki büyüme hızı ortalama yüzde 13. Dünya pazar hacmi ise 2016 için yaklaşık 250 milyar dolar.

Açıkçası, bu çok kıymetli bir pasta ve ülkemizin de bu pastadan pay alması ülke ekonomimiz açısında oldukça kritik olup, şu an için ülkemizin dünya pazarından almış olduğu pay yüzde 0,1’in altında. Ülkemizde sektörün en önemli problemleri, efektif talep yetersizliği ve aksak piyasa mekanizması. Öncelikli olarak, sektörün talep yönlü büyütülmesi gerekiyor. Çizgi dizi alanında tek alıcı TRT Çocuk, ancak piyasada çok sayıda satıcı var. Bu durum, TRT Çocuk kanalı için de büyük bir yük getiriyor. Bu sebeple, talep pastasının büyütülmesi için yurtdışına açılmak, işbirliği anlaşmalarına yönelmek stüdyoların büyümesi için önemli. Ayrıca sektörde işgücü maliyetlerinin toplam içindeki payı yüzde 80’lere ulaşıyor. Bu sebeple, sektöre yönelik olarak vergi ve prim teşviklerinin getirilmesi, sektörde bulunan stüdyoları rahatlatacaktır. Dünyada animasyon sektörünü hedefleyen hemen hemen bütün ülkeler, animasyon özelinde çeşitli teşvik ve fon mekanizmaları geliştirmiş durumda.”

“Büyük sermaye şart”

Günümüzde hemen hemen her reklam ve sinema filminde gördüğümüz animasyonların izlemesi eğlenceli ancak ortaya çıkması bir o kadar zahmetli. Yoktan bir mekan ve karakter yaratmak, karakterlerin vücut dillerinden mimiklerine kadar her şeyini en baştan düşünüp, tasarlamak ve hayata geçirmek hem uzmanlık hem de sabır istiyor. Animasyon ücretleri de işin niteliğine göre farklılık gösteriyor.

ABT İstanbul Genel Müdürü Kerem Kurdoğlu, bir veya iki dakikalık bir film için en az 10 bin TL’lik bir bütçeyi gözden çıkarmak gerektiğini belirtiyor. Ancak Kurdoğlu cümlesindeki “en az” ifadesine vurgu yapıyor “3-4 adet üç boyutlu karakter ve fotorealistik sanal dekorlarla, ful animasyon kalitesinde bir çalışma isterseniz, 100 bin TL’ye yakın bütçeler gündeme gelir.” Animasyon sektörüne girmek ve şirket kurmak da kayda değer bir sermayeye sahip olmayı gerektiriyor. Örneğin, Kurdoğlu 1995 yılında tek bir üç boyutlu animasyon sistemi için 125 bin dolar kullandığını ifade ediyor. Günümüzde bu rakamların çok aşağılara indiğini anlatan Kurdoğlu “Şimdi bir üç boyutlu animasyon sistemi 5-10 bin TL’ye kurulabiliyor” diyor. ISF Studios Sahibi İsmail Fidan da şirketin büyüklüğüne göre rakamların değiştiğini ancak bir personel için kabaca 25 bin TL başlangıç maliyeti gerektiğini belirtiyor. “Buradan yola çıkarsak 10 kişilik minimum bir ekip için 250 bin TL sadece donanım ve yazılım maliyeti biniyor, ayrıca ofisin konumuna göre kira ve diğer ihtiyaçlar ekleniyor” diyen Fidan 10 kişilik ekip üzerinden minimum aylık 70 bin TL’lik standart gider oluştuğunu sözlerine ekliyor.





Bunu da İnceledinizmi ?

Sağlık mantarı üreten kazanacak

Sağlık mantarlarına geçiş zamanı Bundan 15 yıl önce yine ısrarla, yemeklik mantarları üretmek yerine sağlık …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir