Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

ABD, ticaret savaşlarında yeni cepheler açıyor

Ticaret savaşları

Açıklanan ekonomik veriler en kötünün geçtiğimiz yılın son çeyreğinde kaldığını teyit etti. Yine de verilerin en kötüden uzaklaşılarak sağlıklı bir trende oturduğunu söylemek için henüz erken…


SON haftalarda yaşanan gelişmeler ticaret savaşlarına dair endişeleri tekrar gündeme taşıdı. Mayıs ayı içerisinde ABD Başkam Trump’ın Twitter hesabından yaptığı açıklamalar ve 200 milyar dolarlık Çin ürününe yönelik gümrük vergisinin yüzde 10’dan yüzde 25’e yükseltilmesi ticaret savaşlarına dair endişeleri gündeme taşıdı. ABD’nin bu adımının ardından Çin’den de misillemenin geldiği görüldü. ABD ve Çin’in karşılıklı olarak gümrük vergilerini artırmasının ardından Trump’tan yeni bir hamle geldi. Huawei ve 70 bağlı ortaklığının hükümet onayı olmadan ABD şirketlerinden parça ya da teknoloji alması yasaklandı. ABD’li yazılım ve teknoloji şirketi Alphabet’e bağlı olan Google, ABD devletinin kara listeye aldığı Çinli telekom ekipmanı üreticisi Huawei ile ekipman ve yazılım alışverişi gerektiren işlerini askıya aldı. Google’ı diğer ABD’li yazılım ve teknoloji şirketleri izlerken Huavvci’ye yönelik adımlar teknoloji savaşlarına ilişkin endişeleri artırdı. Çin medyası Çin-ABD ticaret savaşının ikili ticari- ekonomik ilişkilerden sonra ülkenin teknoloji devi Huawei’i vurması sonrası AJBD’yi, “ekonomik faşizm ve küresel iş dünyasını kolonileştirmekle” ile suçladı.

Geçen hafta ABD Başkanı Donald Trump, Japonya ziyareti sırasında yaptığı açıklamada ABD-Japonya ticaret anlaşmasına dair ağustos ayında bir duyurusu olabileceğini belirtti. Aynı zamanda ABD’nin Çin ile ticaret anlaşması yapmaya hazır olmadığını söyledi. Çin tarafından gelen açıklamada ise ABD’nin ekonomik yapıya dair taleplerine boyun eğitmeyeceği açıklandı. Yine geçen hafta Çarşamba günü Çin’in ticaret savaşında nadir elementleri silah olarak kullanabileceğinin belirtilmesi ticaret savaşlarına dair endişeleri gündemde tutmaya devam etti.

TRUMP’IN HAMLELERİ BİTMİYOR

Cuma günü ise ABD Başkanı Trump, yasa dışı göçmenlerin Meksika üzerinden ABD’yc girişini engelleyebilmek için bu ülkeye yüzde 5 Gümrük Vergisi koyduklarını açıkladı. Söz konusu verginin her ay yüzde 5 daha artırılacağım kaydeden Trump, Meksika’nın yasa dışı göçmenleri durdurması halinde bu verginin kaldırılacağını bildirdi. ABD-Çiıı ticaret savaşlarının yanında Meksika’ya yönelik Trump’ın bu hamlesi risk iştahı üzerinde baskı oluşturmaya devam etti. Tüm bu gelişmeler mayıs ayı içerisinde ticaret savaşlarına dair endişeleri gündeme taşırken küresel büyümeye ilişkin kaygılarda tekrar artış kaydetti. Artan endişe ve kaygılar küresel risk iştahını baskılarken başta hisse senedi piyasaları olmak üzere riskli varlıkların değer kaybettikleri ve güvenli liman talebinin güç kazandığı görüldü.

Önümüzdeki süreçte ticaret savaşlarına dair gelişmeler yakından izlenmeye devam edilecek, iki ülke arasındaki ticaret savaşının derinleşmesi durumunda risk iştahındaki zayıf seyir devam edebilir. Haziran sonunda Japonya’da gerçekleştirilecek olan G-20 Zirvesi bu tarafta büyük önem taşımakta. G-20 Zirvesi kapsamında ABD-Çin başkanlarmın bir araya gelmesi iki ülke arasındaki gerilimi azaltabileceğinden bu zirvedeki olası gelişmeler küresel piyasaların yakın takibinde olacak. Geçen hafta aynı zamanda tekrar gündeme gelen İtalya’nın borç sorunu ve Avrupa Birliği’nin İtalya’nın ‘bütçe krizi’ nedeniyle ülkeye 4 milyar dolar ceza verebileceğine ilişkin çıkan haber akışları da risk iştahını baskılayan bir gelişme oldu.

TL VARLIKLAR POZİTİF AYRIŞTI

Son haftalarda TL varlıklarda gözlenen toparlanma çabası geçen hafta güç kazandı. Özellikle geçen haftanın ikinci yarısından itibaren TL varlıklardaki değer kazanımları ön plana çıkarken TL varlıklar yurtdışı piyasalardan pozitif bir ayrışma kaydetti. Yurtiçinde toparlanmanın hız kazanmasında ABD-Tiirkiye ilişkilerine dair beklenti ve gelişmeler etkili oldu. Geçen hafta Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’ın S-400’lerinin teslimatının Haziran ayında gerçekleşmeyebileceğim söylemesi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ve ABD Başkanı Trump’ın telefon görüşmesinde S-400 konusunun ele alınarak ortak bir çalışma grubu teklifinin yinelenmesi S-400 ve ABD-Türkiye ilişkilerine dair endişeleri bir miktar yatıştıran gelişmeler olarak yorumlandı.

Buna bağlı olarak Borsa İstanbul alım ağırlıklı bir seyir izlerken dolar/TL kurunda düşüşler hız kazandı. Ancak Cuma günü Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, erteleme haberlerinin gerçeği yansıtmadığını S-400 sürecinin devam ettiğini söyledi. Aksoy, son günlerde bazı basm yayın organlarında Türkiye’nin ABD’nin talebi üzerine S400 tedariğini ertelemeyi değerlendirdiğine ilişkin olarak yayınlanan haberlerin gerçeği yansıtmadığını ve Rusya’dan S400 tedarik sürecinin planlandığı şekilde devam ettiğini ifade etti. ABD-Türkiye ilişkileri ön planda kalmaya devam ederken son dönemde S-400 ve F-35 konusundaki haber akışları da önemini koruyor.

JEOPOLİTİK FAKTÖRLER ÖNEMİNİ KORUYOR

ABD ile Türkiye arasında gerilime neden olan Türkiye’nin Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın alma süreci yapılan son açıklamalara göre haziran sonrasına kaymış durumda. Buna karşın takvimin işliyor olması ve haziran sonunda Japonya’da gerçekleşecek G20 zirvesinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hem Rusya Devlet Başkam Putin ile hem de ABD Başkanı Trump ile görüşecek olması, bu görüşmeler öncesindeki mesaj trafiğinin artmasına neden olabilir. Özellikle diplomasiyi sosyal medya hesabı üzerinden yürütmeyi tercih eden Trump, bu görüşmeler öncesi mesaj trafiğini sıklaştırabilir. Geçtiğimiz hafta S-400ier ile ilgili sürecin seçimler sonrasına kaldığı algısı piyasalarda kısa vadeli bir iyimserliğe neden olsa da bu konuda çelişkili açıklamaların gelmeye devam ettiğini göz önünde bulundurmak gerekiyor. S-400 ile birlikte, ABD-lran gerilimi, İdlip’te çatışmaların yeniden yoğunlaşması ve Doğu Akdeniz’de doğalgaz arama .çalışmalarına bağlı devam eden gerginlikler Türkiye’nin jeopolitik risklerinin yüksek seyretmesine neden oluyor.

BREXIT PİYASALARIN TAKİBİNDE

İngiltere Başbakanı May, mayıs ayı içerisinde parlamentoya ikinci referandum önerisi getirdi. May, dördüncü kez parlamentoya sunmayı planladığı Brexit anlaşmasına ilişkin yeni yasa tasarısının neler içereceği konusunda açıklama yaptı. Yasa tasarısında, parlamenterlerin, tedbir maddesi, Gümrük Birliği, ticaret anlaşması, işçi hakları ve çevrenin korunması konularındaki endişelerinin giderilmesine odaklanan May, ayrıca ikinci bir referanduma da gidilebileceğini kaydetti. Yeni Brexit taslağının haziran ayında sunulacağı açıklandı. Ancak ilerleyen günlerde İngiltere’de Hükümet yetkilisi Mark Spencer, bir anlaşmaya varamamaları nedeniyle 7 Haziran’daki Brexit tasarısı oylamasının yapılamayacağını açıkladı. 24 Mayıs Cuma günü ise İngiltere Başbakanı Theresa May 7 Haziran itibarıyla görevinden istifa edeceğini açıklayarak partisinden gelen Brexit çıkmazını aşmak için yeni bir lider bulunması çağrılarına uyarak yeni başbakan arayışının yolunu açtı.



May’in istifasını açıklaması anlaşmasız Brexit’e dair endişeleri artırırken İngiliz varlıkları baskı altında kaldı. İngiltere Başbakanı May’in yerini kimin alacağı ve önümüzdeki süreçte Brexit’e ilişkin olası oylamalar yakından takip edilecek. Nisan ayında Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Donald Tusk, AB liderleri ile İngiltere’nin, ülkenin AB’den çıkışının (Brexit) 31 Ekim’e kadar uzatılması konusunda anlaştıklarını açıklamıştı. Ekim sonuna kadar anlaşmalı bir Brexit’in gerçekleşip gerçekleşmediği ve bu taraftaki gelişmeler yakından izlenmeye ve fiyatlamalar üzerinde etkili olmaya devam edecektir.

EN KÖTÜ GERİDE KALMIŞ OLABİLİR

Türkiye Ekonomisi 2019 birinci çeyreğinde yıllık bazda yüzde 2.6 ile beklentilerle uyumlu bir daralma kaydetti. Takvim etkisinden arındırılmış GSYH büyümesi lÇ19’da geçen yılın aynı çeyreğine göre yüzde 2.3 daralırken; mevsim ve takvim etkisinden arındırılmış GSYH bir önceki çeyreğe göre yüzde 1.3 büyüdü. Çeyreklik bazda kaydedilen büyümeyle teknik resesyoıı sonlanmış oldu. 4Ç18 dönemi çeyreklik büyüme oranı -yüzde 2.4 olarak korunurken; 1Ç18, 2Ç18 ve 3Ç18 dönemindeki çeyrek dönem bazında büyüme rakamları sırasıyla +1 yüzde (Önceki:+0.9 yüzde), -0.1 yüzde (Önceki:0 yüzde), -1.5yüzde (Önceki:-1.6 yüzde) olarak revize edildi. Dolayısıyla, teknik resesyonun başlangıç dönemi 3Ç18’den 2Ç18’e kayarken, çeyrek bazında üst üste daralma gözlenen süreç 3 çeyreğe yükseldi. Yurtiçi iktisadi faaliyetteki mevcut zayıflığa ek olarak, dış talepteki zorluklar ve yüksek baz etkisi (büyüme hızı 1Ç18: +yüzde 7.4; 2Ç18: yüzde 5.3) kaynaklı olarak özellikle yılın ilk yarısında büyüme hızı üzerinde önemli aşağı yönlü riskler bulunduğu söylenebilir. Ayrıca, İstanbul Büvükşehir Belediye seçiminin yenilenecek olması nedeniyle uzayan belirsizlik süreci ve finansal koşullardaki sıkılık; öngörülebilirlik, tüketici-üretici-yatırımci güveni ve ekonomik toparlanma açısından sorun teşkil etmeye devam ediyor. Diğer taraftan, yılın ikinci yarısında baz etkisinin büyüme hızını destekleyici yöne evrileceğim not edelim (büyüme hızı 3Ç18: -l-yüzde 1.8; 4Ç18: -yüzde 3). Dolayısıyla, kısa vadeli en olumsuz çeyrek dönem büyümesinin 4Ç18’de görüldüğü ve yılın ikinci yarısı itibariyle büyüme hızında kademeli bir toparlanma görüleceği görüşümüzü korumaya devam ediyoruz. Buna karşın bu toparlanmanın sağlıklı bir büyüme trendine dönüşmekten henüz çok uzak olduğunu hatırlatmakta fayda var.

ÖZETLEYECEK OLURSAK…

Açıklanan ekonomik veriler en kötünün geçtiğimiz yılın son çeyreğinde kaldığını teyit etmeye devam etse de verilerin en kötüden uzaklaşılarak sağlıklı bir trende oturduğunu söylemek de mümkün değil. Bununla birlikte piyasalar tarafında açıklanan verilerin ve hatta TCMB rezervleri gibi tartışma konusu yapılan unsurların fiyatlamalar üzerinde siyasi ve jeopolitik risklerin gerisinde kaldığını söylemek de mümkün. Tüm bu riskleri birlikte yansıtan en önemli rakam ise Türkiye’nin CDS primleri. 500 civarında seyreden CDS primlerinin sürdürülebilir rakamlar olmaktan çok uzak olduğunu düşünüyoruz. CDS primlerindeki bu tansiyon düşmediği sürece TL varlıklarda kalıcı bir toparlanmadan bahsetmenin zor olacağını düşünüyoruz. Bu nedenle CDS primlerinin yakın dönemde üzerine en fazla konuşacağımız konulardan biri olacağını düşünüyoruz.

ÜZEYIR DOĞAN



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu