Çarşamba , Ağustos 16 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / 2015 Yılında Ekonomi ve İş Dünyası

2015 Yılında Ekonomi ve İş Dünyası



SEÇİMLER, SİYASİ ÇALKANTILAR, BÖLGEDEKİ İSTİKRARSIZLIKLA DOLU BİR YILI GERİDE BIRAKIYORUZ. ÖZELLİKLE YAKIN PAZARLARDA ÖNEMLİ ÖLÇÜDE KAN KAYBEDEN KOBİ’LER, 2015 YILINA İSE UMUTLU GİRİYOR. G20 ZİRVESİ NEDENİYLE ÜLKEMİZ BİR TOPLANTILAR ZİNCİRİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK. BU HEM SİYASAL, HEM DE EKONOMİK ANLAMDA TÜRKİYE İÇİN FIRSAT SUNACAK. KOBİ İŞBİRLİĞİ VE KÜMELENME PROJESİ İLE ULUSLARARASI REKABETÇİLİĞİN DESTEKLENMESİ PROJELERİYLE KOBİ’LER BAZINDA CİDDİ BİR CANLANMA BEKLENİYOR.

Dünya ekonomik gelişmelerinin Türkiye’yi önemli ölçüde etkilediği bir yıl geçirdik. Örneğin çok yakın zamana kadar en önemli pazarlarımızdan biri olan Mısır ve Irak’a olan ihracatımız bölgede yaşanan gelişmeler nedeniyle geriledi. Alternatif pazarlar ve Avrupa ülkeleri ile bu kaybın telafi edilmeye çalışıldığı bir yılı geride bıraktığımızı ifade edebiliriz.

Piyasada riskler

2014 yılında finansal dalgalanmalar kuşkusuz KOBİ’leri de çok etkiledi. Özellikle döviz kurları ve faiz arasında yaşanan dalgalanma maliyetleri artırdı ve karlılığı düşürdü.

Ancak Türkiye’de faaliyet gösteren işletmelerin büyük çoğunluğu KOBİ niteliğinde… istihdamın yüzde 80’ini ihracatın ise yüzde 60’ını gerçekleştiren KOBİ’lerin bu önemine binaen hem ekonomi politikaları nezdinde hem bankacılık sektöründe desteklendiği bir yıl oldu. 2014 yılında bir önceki yıla göre yüzde 15 büyüme sağlanan KOBİ’lerden sektörel olarak 2014’te yaşanan ekonomik dalgalanmalar hem de bölgesel gerginlikler nedeniyle küresel ekonomide beklentiler revize edilmek durumunda kaldı, ihracat anlamında 2014 yeni pazarların aranmasıyla geçti. Türkiye, Irak, Suriye gibi komşularındaki istikrarsızlık, Yunanistan’daki kriz gibi etkenler nedeniyle sınır komşularıyla ticarette ciddi bir gerileme yaşadı. Buna karşın ihracatta Avrupa Birliği ülkelerindeki pay yeniden yükselişe geçti.

Garanti Bankası Genel Müdür Yardımcısı Nafiz Karadere:

“Ödemeleri vadeye yayın”

“KOBİ’ler faizlerde düşüş beklentisi olduğu dönemlerde yatırımlar konusunda daha cesaretli yaklaşım içinde olurken, yükselme beklentisi olduğu dönemlerde daha konservatif oluyorlar. Merkez Bankası’nın ekonomik aktiviteyi artırmak için KOBİ’lerin finansmanında, bankaların yükümlülüklerini rahatlatmasıyla, sektörde KOBİ finansmanına yönelik çabalar artmaya devam edeceğini söyleyebiliriz.

Önümüzdeki dönemde de bankalar arasındaki rekabetin bu yönde artmasını bekliyoruz. Ocak 2015’te enflasyon görünümünde beklediğimiz düzeyde düzelme ile TCMB’nin faiz indirimlerine başlayacağım düşünüyoruz. Cari açıkta yaşanacak toparlanma ve iç talebi destekleyici bir unsur olarak ortaya çıkmasından KOBİ’ler olumlu yönde etkilenecektir. Faizde yaşanması beklenen düşüşle KOBİ’lerin fonlarıma maliyetleri düşecek, yatırımlar için daha elverişli hale gelecektir. Son 2 yıldır düşük talep nedeniyle ertelenen yatırımların artacağım görebiliriz. Bu durumun sonucu olarak da 2015 yılında ticari kredilere olan talebin artacağım ve KOBİ’lerin bankaların odağında olacağım öngörüyoruz. Rekabette fark yaratan bankalar katma değeri yüksek ürün ve hizmetlerle müşteri memnuniyeti ve bağlılığına odaklanacaklardır. Garanti olarak KOBİ’lere, bankalarıyla sadece sıkıntılı günlerinde, sorunları kapıya dayandığı anda değil, her zaman yakın iletişimde olmalarına; müşteri temsilcilerinin danışmanlığım almalarım öneriyoruz. Piyasada belirsizlikler ve değişimler yaşadığımız günlerde, herkesin ayağım yorganına göre uzatması gerekiyor ancak kriz havası da yaratılmamak. KOBİ’lere, cari açık (kur hareketi) ve enflasyon (faiz hareketi) göstergelerini takip etmelerini öneriyorum.

Dikkat etmesi gereken konular, nakit akışı, tahsilat riski ve banka seçimi diyebiliriz. 3-4 bankadan fazla sayıda bankayla kredili çalışan KOBİ’lerin böyle dönemlerde gerektiğinde ilave kredi bulmaları zorlaşıyor. KOBİ’lerin özellikle nakit akışlarında zorlandıkları dönemlerde, kredilerim ödeme güçlüğü çekmeye başlayacaklarım hissettikleri anda bankalarına başvurmalarım; ödemelerini vadeye yaymalarım tavsiye ediyoruz. Bu gibi durumlarda bankalarıyla olan ilişkilerinde daha yakın olmalarım öneriyoruz.”

“Türkiye için değerli fırsatlar var”

Çeşitli sektörlerin kanaat liderlerine 2015 yılı beklentilerini sorduk. Aldığımız yanıtlar şöyle:

TÜGİAD Başkanı Ali Yücelen, iki seçim bırakan Türkiye’nin önümüzdeki yıl önünde bir seçim daha olduğuna dikkat çekiyor. Seçim sürecinin KOBİ’leri ve özellikle de iç pazardaki talebi etkileyeceğini ifade eden Yücelen, AB ile ilgili olarak net ve karar-Iı adımların atılması gerek- , $ijS| tiğine işaret ediyor. Mali istikrar ve cari açık anlamında bir gerilemenin yaşanmasına bağlı olarak ülke ekonomisinin cazibesinin artmasını beklediklerini söyleyen Yücelen, dünya ekonomisinden de sinyallerin iyi gelmediğini bildiriyor. Emtia fiyatlarındaki düşüşün ticaret hedefimiz olan ülkelerde farklı sonuçlar doğurduğunu bildiren Yücelen, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Örnek olarak emtia ihracatçısı olan Afrika ülkelerinin ekonomilerini sarstı.

Bizim ihracatımızı da etkileyecek sıkıntılara sebep olabilir. FED kararları ve sonuçlarının en çok etkileyeceği ülkelerin başında geliyoruz.

AB ABD Transatlantik Ticaret Paktı ve etkileri, Ermeni soykırım yasası ile ilgili gelen sinyaller ve KOBİ’lerin uzun vadeli ve nitelikli finansman bulmada yaşayacağı zorluklar, önümüzdeki senenin çok zor geçeceğini gösteriyor. Yine finansal hizmetler sektörünün sorumluluk alma konusundaki isteksizliği de finansman açısından KOBİ’leri zor durumda bırakabilir. G20 zirvesi nedeniyle ülkemiz bir toplantılar zincirine ev sahipliği yapacak. Bu hem siyasal hem de ekonomik anlamda Türkiye için değerli fırsatlar içeriyor. Dünya liderleri ve işadamları gelecek; tüm dünyanın genç girişimcilerini İstanbul’da bir araya getireceğiz.”

Kümelenme ve UR-GE

İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Zekeriya Mete ise KOBİ’ler aile şirketi yapısından uluslararası ölçekte rekabet gücüne sahip kuruluşlar haline gelecek atılımları yapmak zorunda olduklarına dikkat çekiyor. Bu anlamda gerçekleştirilecek reformlarla ino-vasyonun ve çok yönlü güçbirliğinin önem kazandığı bir yıl olacağını kaydeden Mete, “Yükseliş trendi ve veriler bize önümüzdeki yılda da KOBİ’lerdeki büyümenin devam edeceğine işaret ediyor. KOBİ’lerin yapısal sorunlarına yönelik verilecek destek, ihtiyaçlarının karşılanması, taleplerinin hızlı ve etkin bir biçimde karşılanması önem arz ediyor” diyor. Mete, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Farklılaşmış olmak, daha akılda kalıcı ve daha güçlü bir marka olmanın yani markalaşmanın önemini kavramak gerekir. Bu da hedef kitlenin algısını iyi analiz etmekten geçiyor. Çetin rekabet şartlarında güçlü olabilmek için destek alma adına, yürütülen KOBİ işbirliği ve Kümelenme Projesi ile Uluslararası Rekabetçiliğin Desteklenmesi’nin (UR-GE) birbirini tamamladığı ortak vizyona dâhil olmak KOBİ’lerin önüne koyduğu hedeflere ulaşma yolunda önemli faydalar sağlayacak.”

“İnovasyonu önemseyin”

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamülleri ihracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Akyüz, geçtiğimiz günlerde açıklanan ve 25 alanı kapsayan reform paketinin ekonomide yeni bir döneme işaret ettiğini söylüyor. Ekonominin artık daha dengeli, sürdürülebilir ve ihracata dayalı bir büyüme modeliyle ilerleme gösterdiğini kaydeden Akyüz, “Kimya sektörünün en büyük sorunu, hammaddede ithalata olan bağımlılık. Reform paketiyle ithalata olan bağımlılığı azaltmaya odaklanılacak. KOBİTerimizin hammadde ayağındaki inovatif yaklaşımı önemsemeleri ve AR-GE çalışmalarına verecekleri ağırlık ile bir adım daha ileriye gideceklerini düşünüyoruz” diyor. KOBİ’lerin ihracatlarını artırmak ve pazar çeşitliliğine gitmek için çaba harcamayı sürdürdüğünü vurgulayan Akyüz, şunları ekliyor:

“2014 yılını 18 milyar dolara ulaşarak kapatacağımızı öngörüyoruz. 2015 yılı ihracat hedefimiz için ise henüz görüşmelerimiz sürüyor.

Ayrıca Ortadoğu ve komşu ülkelerdeki gerilimin azalması da ihracat performansımızı önemli ölçüde etkileyecektir.”

İhracat odaklı büyüme

Çelik ihracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, 2013 yılını miktar bazında 18,4 milyon ton ihracat ve 34,7 milyon ton çelik üretimi ile kapattıklarını böylece üretim kapasitesi ile dünya 8’inciliğini ve Avrupa 2’nciliklerini sürdürdüklerini söylüyor. Ancak sektör açısından 2014 yılının geçen yıla göre çok daha zorlu geçtiğini belirten Ekinci, 2013 yılında yaşanan siyasi ve ekonomik gelişmelerin etkilerinin bu yıl da devam ettiğini kaydediyor. Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerini içine alan MENA bölgesinin en önemli pazar konumunda olduğunu bildiren Ekinci, siyasi krizler nedeni ile Türk çelik sektörü ihracatındaki payı 2013 yılında yüzde 53 oranında olan MENA bölgesinin, 2014 yılının 11 aylık dönemindeki payı yüzde 46’ya kadar gerilemiş durumda olduğuna dikkat çekiyor.



“Ayrıca ülkelerin yerli sanayilerine karşı korumacı tutumları dolayısıyla karşılaştığımız anti-damping davaları ile yine birçok ihracat pazarımızda ülkelerin ithal ikamesine karşı kendi sanayilerini kurma yönündeki çalışmaları ve DTÖ kurallarına aykırı ticaretleri ile ihracatımızda önemli bir tehdit oluşturan ‘Çin’ faktörü bizi bu yıl fazlasıyla zorladı” diyen Ekinci’nin 2015 tahminleri şöyle:

“Hedefimiz. 2015’te bu yıl sektörümüzü zorlayan olumsuz koşulların aşılması, dünya ve ülkemizdeki siyasi, ekonomik istikrar ve güven ortamının sağlanması en büyük temennimiz. Ancak sektörümüz üzerindeki olumsuz etkilerin önümüzdeki dönemde de devam edeceğini ve ne yazık ki bu yıldan pek farklı olmayacağını öngörüyoruz. Bu nedenle ülkemizin ihracat odaklı büyüme strateji doğrultusunda sektörümüzün gelişimine yönelik adımlar atılması gerekiyor.”

“2015 daha iyi geçecek”

Kalıp ve iskeleciler Derneği (KALİSDER) Başkanı Serdar Urfalılar, 2014 yılının yerel seçimler ve cumhurbaşkanlığı seçimi ile seçimler yılı olduğunu belirtiyor. 2014 yılında kendi sektörlerinde bir durgunluk yaşamadıklarını, hatta TÜİK verilerine göre 2014 yılında Türkiye genelinde 1 milyon konutun satıldığını vurgulayan Urfalılar, “Bu konutların yüzde 50’si yeni yapılan konutlardan oluşuyor. Gayrimenkule yani inşaata olan talep hiç düşmedi, inşaat sanayi ve dolaylı olarak kalıp iskele sektöründeki KOBİ’lerin 2014 yılını iç piyasa açısından aktif bir şekilde geçirdiğini söyleyebiliriz. iç piyasada olumlu gelişmeler yaşanırken, ülkemiz çevresinde Irak ve Suriye’de bizim dışımızda gelişen krizler ve olayların ihracatçı bir sektör olan iskele kalıp sektörünü etkiledi” diyor. Çevre ülkelere yapılan ihracat anlamında ihracatçı KOBİ’lerin bu olumsuz ortamdan etkilendiğini bildiren Urfalılar’ın 2015’e yönelik tahminleri şöyle:

“2015 yılında belirleyici unsurlar dünya ekonomisindeki gelişmeler, orta vadeli program hedefleri, kredi notu artışının etkileri ve Merkez Bankası politikaları olacak. Kalıp ve iskele sektörü açısından bakıldığı zaman 2015 yılının 2014 yılına göre daha iyi geçeceğini düşünüyorum. Bunun sebebi olarak inşaat firmalarının gelecek yıl gerçekleştirecekleri projeler ve kamudaki büyük inşaat projelerini söyleyebiliriz, inşaat sektörünün gelecek yıl yüzde 15 gibi bir oranla büyümesi bekleniyor, doğru orantılı olarak sektörümüzün de en az yüzde 15 gibi bir büyümeyi yakalamasını bekliyoruz. Ayrıca Türkiye ihracatının yaklaşık yüzde 50’sini Avrupa pazarına yaptığını düşünürsek, toparlanmaya başlayan Avrupa pazarı ile birlikte, Türkiye pazarının da hızlanacağı kesin.”

“Üretim ve ihracatta artış olacak”

PAGEV (Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Eroğlu ise Türk plastik sektöründe için yüzde 95’i KOBİ niteliğindeki 6 binin üzerinde firmanın faaliyet gösterdiğine dikkat çekiyor. Türk plastik sektörünün üretim kapasitesiyle bugün Avrupa ikinciliği ve dünya yedinciliği konumunda olduğunu bildiren Eroğlu, Türkiye’nin ilk üç büyük sektörü arasında yer alan kimya sektörünün en çok ihracatını da yüzde 30’luk pay ile plastik ihracatçılarını gerçekleştirdiğini sözlerine ekliyor.

2014 yılının 9 aylık döneminde miktar bazında 6 milyon 219 bin ton değer bazında ise 26 milyon 607 bin dolarlık plastik mamul üretimine imza attıklarını, ihracatın ise 3 milyar 772 milyon dolara ulaştığını vurgulayan Eroğlu’nun 2015 yılı öngörüleri şöyle:

“2014 yılı birçok sektör için olumlu geçmese de sektör olarak çizgimizi koruduk ve seneyi ciddi büyüme rakamları kapatacağız.

2015 yılı için de hedefimizi üretim ve ihracatta artış olarak belirtebilirim. Bu hedefe ulaşabilmek için elbette KOBİ’lerimize büyük iş düşüyor.

Ayrıca gerek ülke gerek global boyutta ekonomik istikrar, siyasi dengeler de büyük önem taşıyor. Özellikle önemli ihracat pazarımız konumundaki Ortadoğu ve komşu ülkelerdeki gerilimin azalması ve istikrar ortamının yaratılması ihracatımızı ve dolayısıyla üretimimizi artırıcı etki yaratacak.”

Yabancılar daha ilgili olacak

Mücevher ihracatçıları Birliği (MİB) Başkanı Ayhan Güner, kuyumculuk sektörü için 2014’ün iyi başlamasa da iyi bir ivmeyle tamamlandığını söylüyor. Sektör üretmek için ithal etmek durumunda olduğu pırlanta ile ilgili üretimi vergilendiren uygulama nedeniyle sıkıntı yaşarken, ekonomiyi soğutmayı amaçlayan uygulamalar kredi kartı ile taksitli alışverişlerin yasaklanmasının iç pazara dönük çalışan KOBİ’leri büyük sıkıntıya soktuğunu belirten Güner, başta İran, Irak, Suriye’ye satışların durma noktasına geldiğini bildiriyor.

Rusya ve Ukrayna gibi çok önemli pazarlarda da gerileme yaşadıklarını ancak yeni pazarları keşfederek bu zararın kısmen de olsa telafi edildiğini kaydeden Güner, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Borsa İstanbul bünyesinde Elmas Borsası’nın da hareketlenmesi tüm dünyanın gözünü İstanbul’a çevirmesine neden oldu.

Mücevher sektörü olarak 2015 için çok umutluyuz.

Öncelikle ayağındaki yüzde 20 prangasından kurtulmuş olan kuyumculuk sektörü şimdi dünya ile eşit koşullarda rekabet ederek pırlantalı, elmaslı taşlardan üretilen mücevherlerin ihracattaki payının daha çok artmasını sağlamak için mücadele edecek. Vitrinde son tüketiciye satış aşamasına vergiye konu olan ancak onun dışında üretim ve ihracat noktasında vergiye tabi olmayan elmas ve pırlanta gibi değerli taşların Borsa İstanbul’da alınıp satılabilmesi 2015 yılında daha çok yabancı meslektaşımızın işlem yapmak için İstanbul’u tercih etmesine neden olacak.”

İstihdam büyüyecek

Türkiye Ayakkabı Sanayicileri Derneği (TASD) Başkanı Hüseyin Çetin, 2015 yılının ayakkabı sektöründeki üreticiler için kapasitenin arttığı bir yıl olacağına işaret ediyor. 320 milyon çift üretim kapasitesi olan ve yan sanayicilerle birlikte 22 bin 500 işletmenin yer aldığı ayakkabı sektöründe ağustos ayında çıkarılan ithalata ek vergi, sektörün kapasite artışına olumlu yansıyacağını belirten Çetin, sözlerine şöyle devam ediyor:

“Hatta bizim beklentimiz üretim kapasitesini 500 milyon çifte ulaşması yönünde. 280 bin olan sektör istihdamının Ekonomi Bakanlığı’na sektör olarak söz verdiğimiz üzere 90 bin kişi daha ekleyeceğiz. Bunun ilk adımı 2015’te olacak. Gelecek yıl 280 olan istihdama 45 bin kişi daha eklemek istiyoruz. 7.9 milyar dolar büyüklüğe sahip olan sektörde üreticinin daha da güçlenmesi, cari açığımızı da olumlu katkı sağlayacaktır. Baktığınızda sektörde 57 milyon çift ithal edilen ayakkabının üretilmesiyle ithalatın en az yüzde 10 düşmesi bekleniyor.”

3 riske dikkat!

  1. 2015 için risk unsurlarım seçim sürecinin tatsız gerginlikler nedeniyle toplumsal huzuru etkileyecek şekilde sert geçmesi; çözüm sürecinin tıkanması gibi siyasal riskleri dikkate almak gerekiyor.
  2. Petrol fiyatlarındaki düşüşün durması ve fiyatların yeniden yükselmesi ise tam tersine önemli bir maliyet riski olarak duruyor.
  3. 2015 için KOBİ’leri bekleyen başka bir risk tahsilat sorunu… 2014 yılında yaşanan tahsilat sıkıntısında yaşanan birikim 2015 yılında tahsilat anlamında moral bozan bir stres yaratıyor.

KOBİ’ler için 4 fırsat

  1. Petrol fiyatlarındaki aşağı seyrin sürmesi cari açığı kendiliğinden aşağı çekerken KOBİ’lerin en önemli maliyet kalemlerinde de ciddi düşüşlere neden olması bekleniyor.
  2. Petrol fiyatları üzerindeki ÖTV maktu olduğu için fiyat düşse de ÖTV oram alış fiyatının bile üzerinde olduğu için firmaların maliyetlerine yansımıyor.
  3. İnovasyon yapan KOBİ’ler kendi içlerinde fırsatlar yaratacaklar. Bu bağlamda eğitime ve işbirliğine de önem verilmesi gerekiyor.
  4. UR-GE projesi, ihracatın sürdürülebilir bir şekilde artması için Ekonomi Bakanlığı’nm ihracatçılara sunduğa önemli bir enstrüman. Firmalar bu proje kapsamında alacakları danışmanlıklarla ihracatta daha efektif olacaklar.

Hangi pazarlarda fırsatlar var?

Asya ve Uzakdoğu pazarları keşfedilmeyi bekliyor.

Afrika’da dikkatli atılacak adımlar başarılı sonuçlar verebilir.

Avrupa’daki sinyalleri iyi takip etmek gerekiyor. Avrupa ülkeleri Türkiye’nin en büyük iş ortağı konumunda.

Özellikle Latin Amerika ülkeleri kimya sektörü açısından oldukça güçlü bir potansiyel taşıyor.

Tarihsel bağlarımız dolayısıyla Türki Cumhuriyetler ihracatçı KOBİ’lere birçok fırsat sunuyor. Türk inşaat şirketleri özellikle son 10 yılda Türki Cumhuriyetlerde birçok başarılı projeye imza attı ve atmaya devam ediyor. Enerji, sağlık, gıda, lojistik, inşaat sektörlerinde birçok fırsat bu ülkelerde KOBİ’leri bekliyor.

Öne çıkacak sektörler…

■ 2015 ve sonrasında yüksek teknoloji içeren, katma değeri yüksek; yükte hafif pahada ağır ürün ve hizmetler ön plana çıkacak.

■ Gıda sektörü yine ön planda olacak.

■ Elektronik, yazılım gibi sektörler kendisini daha fazla hissettirecek.

■ İnşaat ve imalat sektörünün yanında hizmet sektörünün de ön planda yer alacağım öngörülüyor.

■ Özellikle plastik mamuller, kozmetik, ilaç ve eczacılık ürünleri, medikal, kauçuk gibi sektörlerin ihracat performanslarında 2015 yılında da artış bekleniyor.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir