Salı , Mayıs 23 2017
Anasayfa / Girişimcilik / İmkanları Kısıtlı Bir Şehirde Girişimci Olmak

İmkanları Kısıtlı Bir Şehirde Girişimci Olmak



İmkanları son derece kısıtlı bir şehirde nasıl girişimci olunur? Bu sorunun yanıtını Yüzüncü Yıl Üniversitesine yaptığım ziyarette toplantı katılımcılarıyla birlikte aradım…

100. yazı Yüzüncü Yıl Üniversitesi’ne rastladı

TESADÜFÜN böylesi!.. Geçtiğimiz günlerde Yüzüncü Yıl Üniversitesinin davetlisi olarak girişimcilik üzerine konferans vermek üzere Van’daydım. Şimdi de 100. yazımı sizlerle paylaşıyorum.

Van gezimiz ilk akşam Yüzüncü Yıl Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Reha Saydan’ın kendi evinde düzenlediği Bitlis yemekleri gecesi ile başladı. Rektör Prof. Peyami Battal ve eşinin de katıldığı bu akşam yemeğinde, müthiş bir Bitlis sofrası bizi bekliyordu. Yemekteki ana konumuz Van’ın özelinde Doğu Anadolu’nun genç girişimcilik profiliydi. Prof. BattaPın Van’daki 24. yılı ve rektörlükte ikinci dönemi olduğu için üniversite öğrencilerinin girişimcilik eğilimlerini de yakından takip ettiği hemen anlaşılıyordu.

girisimci olmak

KISITLI İMKANLARDA YATIRIMCI OLMAK

Prof. Battal ve Prof. Saydan’ın, şehrin tek üniversitesinde yıllardır hocalık yapmaları sonucu edindikleri deneyimle ortaya koydukları üniversite girişimcilik profili özetle şöyle:

Van’da okuyan üniversite öğrencilerinin, şehrin kısıtlı imkanları dolayısıyla ne iş bulabilme ne de iş kurabilme konusunda ümitlerinin çok düşük olduğunun ve bu gençlerin gerçekten motivasyona ihtiyaçları olduğunun altını çizdiler. Beni de konferans için davet etmelerinin sebebinin, bu gençlerin karşısına gerçek bir rol model çıkarma arzularıydı. Benim üniversitedeyken ve hiçbir torpilim ve sermayem olmamasına rağmen, yurtta kalan bir öğrenciyken kurduğum işi nasıl yarattığımı bu öğrencilere anlatmamı istiyorlardı. Rektör Battal’m defalarca tekrarladığı husus şu oldu: Artık üniversite öğrencilerinin her şeyi devletten beklemeyip kendilerinin de bir şeyler yapabilme sorumluluğunu hissetmeleri gerekiyor.



Gerçekten de, Van’a geleceğimi duyan öğrencilerin Facebook’tan gönderdikleri mesajlar bunu teyit ediyordu. Soruları hep aynıydı: “Van’daki kısıtlı imkanlarla nasıl girişimci olabiliriz ki?” Ben buna benzer bir soruya Girne Amerikan Üniversitesi’nde verdiğim konferansta da muhatap olmuştum: “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde ürettiğimiz portakalı bile ambargo yüzünden ihraç edemiyoruz, siz bize gelmiş girişimcilikten bahsediyorsunuz!..”

KKTC’de verdiğim cevabı burada da konferans sırasında genç arkadaşlara tekrarladım: İnternete de mi ambargo var?

İNTERNET VARSA YETER

Şuna inanıyorum: Artık genç girişimcilerin devletten sadece ve sadece bir tek beklentileri olmalı; o da yüksek hızlı ve ücretsiz internet bağlantısı. Dünyada yatırımın yüzde 25’i online ve e-ticarete gidiyor. Londra’nın göbeğinde de, Van’da da, Kıbrıs’ta da yaşasanız, doğru bir iş fikriniz varsa, internet sizi tüm dünyaya açıyor. Sadece Türkçe biliyorsanız 70 milyon müşteri, İngilizce biliyorsanız 7 milyar müşteri ekranın diğer tarafında ellerinde kredi kartları sizi bekliyor!..

Ertesi gün konferansa 200 civarında öğrenci katıldı. Son zamanlarda verdiğim konferansların içinde en çok soru soran öğrenciler buradaydı; o yüzden çok hoşuma gitti. Sorulardan üçü çok ilginçti:

■ Siz gençlere iş planınızı hazırlayın ve yatırımcıların karşısına öyle çıkın diyorsunuz. Ancak kendiniz öğrenciyken işinizi kurarken hiçbir iş planınız yoktu. Bu nasıl oluyor?

■ Siz akıllı girişimci risk almaz diyorsunuz. Ancak bize okulda ‘girişimci risk alandır’ şeklinde öğretiliyor. Hangisine inanacağız?

■ İnsanların başarı çizgisinde şans, kader ve kısmetin hiç mi rolü yok?

Bu sorulara verdiğim cevapları önümüzdeki haftalarda sizlerle paylaşacağım. Konferansa Van’ın iki başarılı kadın girişimcisi de katıldı. Van Ticaret Odası Kadın Girişimciler Kurulu Başkanı Semra Odabaşı ve Sosyal Girişimci Beril Sürmeli Van’da kadın girişimcilik oranının çok düşük olduğunu, bunun sebebinin de erkeklerin kadınlara yaptıkları baskı olduğunu belirttiler. Bu konudaki çabaları o kadar samimiydi ki, önümüzdeki aylarda Dünya Girişim Forumu’nun kadın girişimciliği üzerine planladığı bir çalışmaya Van’ı da dahil edeceğim sözünü kendilerine verdim.

Van, kalesiyle, Demedeme’de kahvaltısıyla, yöresel yemekleriyle, tavşanlı adasıyla ve Van Gölü’nde güneş batışıyla ölmeden önce görülmesi gereken 100 yerden biri. Girişimcilik ekosistemi gelişirse, bölgenin lideri olmaya aday bir şehir.

Beni Vanlı genç girişimcilerle buluşturan başta Sayın Rektör Prof. Peyami Battal olmak üzere, Dekan Prof. Reha Saydan ve sevgili Beril Sürmeli’ye çok teşekkür ediyorum.

Haftaya görüşmek üzere…

Baybars Altuntaş / Para





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir