Girişimcilik Haberleri

Yerli yüz tanımanın mucitleri

FaceCapt

ARTGE Teknoloji, Türkiye’nin teknoloji üreten start-up şirketlerinden biri. Kurucuları Tayfun, Tansel ve Gülhan Akgül, yüz tanıma sistemini hayata geçirdiler. Düşük çözünürlükteki görüntüleri işleyebilen özel bir ürün geliştirdiler. KOSGEB’den aldıkları destekle ürünü ticarileştirerek Türkiye’nin ilk yerli ve milli yüz tanıma sistemini bankacılık ve savunma sanayine kazandırdılar. FaceCapt adını verdikleri ürünü kısa sürede Türkiye’nin en büyük bankalarına ve Aselsan’a satmayı başardılar. Teknoloji üreterek dünya devi olan unicorn girişimleri takip ettiklerini söyleyen Tansel Akgül, “ABD ve Çin’deki benzer şirketler Amazon, Alibaba gibi global markalar tarafından satın alındı. Aynı potansiyele sahibiz. Unicorn şirket olabiliriz” diyor. Gülhan ve Tansel Akgül çiftiyle bir teknoloji girişim şirketinin yolculuğunu ve ArtGe’nin hedeflerini konuştuk…

Yüz tanıma teknolojisi için hangi ihtiyaçtan yola çıktınız?

“Bir ihtiyaçtan değil tamamen meraktan ortaya çıktı. 1999 yılıydı, şirket ve bankalara çağrı merkezi teknolojisi üretip sattığımız bir dönemdi. Ümraniye’deki ofisimden dışarı bakarken geçen insan yoğunluğunu takip ettim. Sonra sokaktan geçen insanları bir kameraya kaydedip görüntüleri bilgisayara aktarmaya başladım. Bu verilerde ilgimi insan yüzleri çekti.

Bir süre sonra çok sayıda insan yüzünden oluşan bir veri tabanım oluştu. İnanılmaz bir şeydi, etrafımdakilerle bu görüntüler üzerine konuşarak, nasıl işlenebileceği üzerine kafa yordum.

Yurtdışında yüzü yakalayıp bulan teknoloji örnekleri vardı. Benzer bir ara yüz yazdım. Başlarda benim için bir hobiydi. Web motoruna kaydedip, cep telefonuna aktarıp çevremdekilere gösteriyordum. Bunu gören ağabeyim Prof. Tayfun Tansel çok etkilendi ve buradan “KOSGEB projesi çıkar” dedi. Yıl 2012’ydi ve terör eylemlerinin olduğu dönemlerdi. Böyle projeler konuşulmaya başlanmıştı ama nerede bulunur, nasıl alınır konusunda kimsenin fikri yoktu. Eşim Gülhan Akgül Siemens’te çalışıyordu. İzmir’de yürüttüğü bir proje için ileriki dönemlerde yüz tanıma sistemi satın almaları gerekecekti. Henüz o yıllarda olmasa da kısa zaman sonra böyle ürünlere ihtiyaç doğacaktı. Ürünü proje haline getirip KOSGEB’e götürmek üzere çalışmalara başladık. Yüksek çözünürlükte görüntülerin işlenerek yapılan örnekler az da olsa vardı. Ama düşük çözünürlükteki görüntülerden yiiz tanıma sistemi henüz dünyada yoktu. Biz benzinci, mağaza, işyeri ve sokaktaki kameralardan topladığımız görüntülerle teknolojiyi üretip FaceCapt adlı ürünümüzü oluşturduk. Kasım 2012’de KOSGEB’e götürüp anlattık. İlk olarak 50 bin TL gibi bir kuruluş sermayesiyle işe başladık. Yapay zekayı kullanmaya başlayınca verileri daha iyi ve hızlı işlemeye başladık. Tüm dünyada olduğu gibi yapay zeka bizim işimizde de kırılma noktası oluşturdu.

Satışa yönelik başarı yüzdesi de arttı mı?

Elbette… önce dijital teknolojiyi en iyi kullanan sektör olan bankalara, ardından savunma sanayine ulaştık. Ürünümüzü karşımızdakine çok iyi anlatabildik, ihtiyacı gösterdik; aslında pazarı biz yarattık. Henüz kimse yüz tanımayı gündemine almamışken biz bu ürüne neden ihtiyaç duyacaklarını gösterdik. İlk satışımızı bankacılık sektörüne yaptık. İş Bankası ardından da TEB’le işbirliği yaptık. Halihazırda TEB’in ATM, dijital servisler ve bina giriş ve çıkışlarını yöneten projenin yöneticiliğini yapıyoruz. Ekibimiz çok güçlüydü. Akademik, teknik ve girişim ayağı oturmuştu. 40 dakikalık sunum yapmak üzere gittiğimiz müşteri adaylarıyla toplantılarımız 3-4 saate kadar uzadı. Ürünü her sektöre uyum gösterebilen yapıda kurgulamıştık. Dolayısıyla yerli bir teknoloji start-up’mı destekleyecek kişileri bulduk.




Kırılma noktası Aselsan’a yaptığınız satış mı?

Kesinlikle. Teknolojiyi oluşturmaya başlarken hedefimizde Aselsan vardı. Sistemin Türkiye’ye yayılabileceğine inanıyordum. Bunu Aselsan sayesinde başardık. FaceCapt’in alacağı daha çok yol var. TÜBİTAK’ın öncelikli alanlar araştırma, teknoloji geliştirme ve yenilik projelerini destekleme programı olan 1511 ’i kazandık. Mobil ve web teknolojilerinde biyometrik tanıma yapılması ve kimliklendirme üzerine hizmet veren bir proje. Geçen kasım ayında başladık. 1 milyon 45 bin TL tutarında olacak ve 24 ay sürecek. Finans ve savunma sektörünün ardından hedefimizde Endüstri 4.0’a girmek var. Yüz tanımayı endüstriyel ihtiyaçları çözebilecek hale getirerek bu alanda kullanılabilir hale getirdik.

Bu projelerle cironuz ne kadar oldu?

önümüzdeki beş yılın sonunda yüda en az 50 milyon TL ciro yapan bir şirket olmayı hedefliyoruz. Sadece yüz tanımayla kalmayacağız. Güvenlik ve kimlik sektörüne yönelik, daha çok nihai tüketiciye ev kullanıcılarına ulaşacak sistemler üzerine proje üreteceğiz. Teknoloji marketlerde satılabilen cinste, güvenlik paketleri üretip satış yapacağız. Şifre ve kilit sistemleri tarih olacak. Bunlar yerini biyomctrik anahtarlara bırakacak. Şimdiden hazırlıklarını yapıyoruz. İhracat konusunda da girişimlerimiz oldu. Bu konuda TİM bizi destekliyor. Türk Cumhuriyetleri’ne, Suudi Arabistan ve Umman’a teklif verdik.

Her ülkede karşımıza farklı projeler çıktı. Örneğin Azerbaycan ve Türkmenistan’da üst düzey politikacıların evlerine yönelik bir V projeye teklif verdik. Umman’da bir üniversiteye, bir başka ülkede ise camilerde güvenliği sağlayacak bir proje için teklif sunduk.

Ortaklık ya da melek yatırım teklifleri alıyor musunuz?

Dünyada bizimle aynı zamanlarda kurulmuş benzer şirketler yatırımcılarıyla dev şirketlere dönüştüler. Örneğin Orbeus, Amazon almadan önce 23 çalışanı olan bir şirketti. Amazon aldıktan sonra şirkete 1 milyar dolara yakın yatırım yaptı. Şimdi çalışan sayısı 2 bin. Benzer bir Çinli şirketi de Alibaba aldı. Bizim bu şirketlerden teknoloji olarak altta kalır yanımız yok. Hatta daha üst seviyedeyiz. Potansiyelimizin farkında olan şirketler var. Melek yatırımcı teklifleri aldık. Ama biz organik olarak büyüyüp, değerli hale gelerek hissedar almak istiyoruz. Bu yönde geçen yıl iki ciddi teklif aldık. Görüşmelerde son aşamaya yaklaştık ama sonuçlanmadı.

FaceCapt ünlü bir bankaya nasıl satıldı?

Şirketin ortaklarından biri de İTÜ Elektronik ve Haberleşme Mühendisliği Bölümü hocalarından Prof. Tayfun Akgül. Akademik taraftan da destek alan şirket bu sayede ilk satışını Türkiye’nin en büyük bankalarından birine yapmakta zorlanmamış. Üniversite sanayi işbirliği kapsamında ArtGe Teknoloji’nin ortağı Tayfun Hoca’ya bir laboratuvar tahsis edilmiş. Kurucular, laboratuvara bir ziyaretçi geleceğinden haberdar olmuş. Akgül, gelecek kişinin Türkiye’nin en büyük bankalarından birinin üst düzey yöneticisi olduğunu öğrendiklerini söylüyor: “Bu ziyareti fırsata dönüştürmemiz gerekiyordu. Geliştirdiğimiz teknolojiyi gösterebileceğimiz bir kişiydi, çalıştığı bankanın teknolojisinden sorumluydu.

Yöneticinin yüzünü sisteme tanıttık ve geldiğinde kapı otomatik olarak açıldı. Ve tanıtıma gerek kalmadan, ‘Siz yapmışsınız’ sözleriyle onayladığı sistemin bankaya satışını yapmış olduk. Yaklaşık 500 bin TL’lik ilk satışımızı bu şekilde gerçekleştirdik.”


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu