Girişimcilik HaberleriMakaleler

Yaratıcı Yazı Yazma Eğitimi (Yazarlık Atölyeleri)

Etkili yazar olmanın yolları

Nasıl yazar olunur? Yazar olmak için yazarlık atölyelerinden yaratıcı yazı yazma eğitimi almak. Yazarlık atölyelerinin fiyatları. Yazarlık eğitimi veren atölyeler.

YAZMAYI severlerin, kitap okurların en büyük hayallerinden biri, yazar olmak. Kalemine güvenen, geniş bir hayal gücüne sahip kişiler zihinde uçuşan kelimeleri etkili ve akıcı bir şekilde yazıya dökmek ister. Yazmaya nereden başlayacağını bilemeyen çoğu kişi için yaratıcı yazı atölyeleri, yazar olma gereğinin bir zorunluluğu haline dönüştü. Üzerinde isminin yazdığı bir kitap sahibi olmak isteyen, bunu bir kariyer basamağına dönüştüren çoğu kişi, kitap basan büyük yayınevlerinin zorlu bariyerini aşmakta güçlük geçiyor. Yayınevleri yüzlerce yeni yazarın kendilerine başvurduğunu iddia ediyor. Bu nedenle yazarlık atölyelerinin sayısı, gün geçtikçe artıyor ve pandemiyle birlikte de atölyelerin popülaritesi de artmaya devam ediyor.


Çeşit çeşit yazarlık atölyesi var. Bazıları sadece yaratıcı yazı yazma eğitimi veriyor. Genellikle basılı kitabı bulunan ve bu alanda kendini ispatlamış yazarlar, yaratıcı yazı tekniklerini anlattıkları atölyeler ile yazar adaylarına hitap ediyor. Bu atölye sonrası kişiler, yazdıkları eserleriyle yayınevlerinin kapısını çalıyor. Bazıları ise verdiği yazı yaratımı derslerinin yanı sıra yazar adaylarının ortaya çıkan eserlerini belli bir fiyat karşılığında basıyor ve kitapçı raflarında yer almasını sağlıyor. Bazısı ise sadece kendilerine hazır getirilen yazılı metni, yine belli bir fiyat karşılığında, noktası virgülüne dokunmadan yazarın isteği doğrultusunda kitap formatına getiriyor, kitap satış noktalarına ulaştırıyor. Daha sonrasındaki baskılardan yüzde alıyor, yazara da belli yüzdelerde satış geliri ödemesi yapılıyor.

Bu şekilde basılacak bir kitabın maliyetini; sayfa sayısı, kapağının nasıl olacağı, kâğıt fiyatları, kitabın renkli olup olmaması, kaç adet basılacağı gibi etkenler belirliyor. Tercihlere göre rakamın değiştiği bu piyasada fiyatlar, 2 bin 500 TL’den başlayıp 25 binlere kadar çıkabiliyor. Yayınevleri ise kitabını basmaya karar verdikleri yazarlara ortalama yüzde 10 telif hakkı verildiğini söylüyor. Yazarlara telif vermeyen bir yayınevi ile çalışmanın doğru olmadığı uyarısında bulunuluyor. Bazı yayınevleri ise kitap satışından yazara yüzde 70 pay veriyor.

Yazarlık atölyelerinin fiyatları ise 50 TL ile bin TL arasında değişiyor. Atölyelerin yaşadığı en büyük sıkıntı olarak vasıfsız kişilerin de alanda olması gösteriliyor. Atölye yöneticileri ve kitap basım piyasasının önde gelenleri, edebiyat ve yazarlık eğitimi hiç almamış, alakasız mesleklerden kişiler ile çalışılmaması gerektiğini vurguluyor.

Yaratıcı yazma eğitmeni ve roman yazarı Gülayşe Koçak

Gülayşe Koçak’ın kitaplarına linklerden ulaşabilirsiniz:

Yaratıcı Yazmanın Hazzı: https://amzn.to/3bfe3NI
Çifte Kapıların Ötesi: https://amzn.to/3tuUTcR
Topaç: https://amzn.to/3fbBs3U
Denemedi Demeyin: https://amzn.to/3o1iBwc
Gözlerindeki Şu Hüznü Gidermek İçin Ne Yapmalı?: https://amzn.to/3f7cQJf
Siyah Koku: https://amzn.to/3vQwDU8

“Teorik Bilgi, Yetenek İle Birleşmeli”

Türkiye’de ve yurt dışında fazla sayıda yazarlık atölyesi olduğunu söyleyen İthaki Yayınları Türkçe Edebiyat Editörü Devrim Horlu, sanatın da diğer bilimler gibi öğrenilebilir prensiplere sahip bir alan olduğunu dile getiriyor. Ancak bu öğrenmenin tek başına bir şey ifade etmediğini savunan Horlu, yazma konusunda teorik bilginin yetenekle birleşmesi gerektiğinin altını çiziyor. Yazar adayının yetenekli ve çalışkan olması gerektiğine dikkat çeken Horlu,“Bunlar dışında iyi bir okur ve gözlemci olmalı, okuma bağlamında tür çeşitliliğine önem vermeli, öykü yazıyorsa sadece öykü, roman yazıyorsa sadece roman okumamalı. Şiir, tarih, biyografi, mitoloji ve diğer alanlarla ilgili kitaplar okumalı. Kısaca, yazı ile arasında organik bir bağ kurmalı” diyor.

Yılda 800 yeni yazarın başvurduğunu, bunun yaklaşık 60’ını kitaplaştırdıklarını dile getiren Horlu, İthaki Yayınları’nın ilk kitap meselesine büyük önem verdiğini belirtiyor.

Müracaat için; îthaki Yayınları’nın dosya başvuru e-posta adresine bitmiş dosyaların göndermesi gerektiğini söyleyen Horlu, “Bazen kısaca konudan bahsedip ilgilenir misiniz diye mesaj gönderenler oluyor. Böyle mesajlara geri dönmüyoruz. Kısa bir özgeçmiş, dosyanın özeti ve dosyanın kendisi, gönderilen mesajın içinde olmalı” diye konuşuyor. îthaki’de yayına alınacak kitaplarda öncelikle dilin nasıl kullanıldığına ve yeni bir şey söylenip söylenmediğine bakıldığının bilgisini paylaşan Horlu, “Kurmaca metinlerin gündelik meselelere saplanıp kalmamış olması ve dünya edebiyatına buradan nasıl bir katkı sağlayacağı çok önemli. Karakterlerin derinliği, kurgunun gücü ve alt metin. Bunlar bizim açımızdan oldukça belirleyici” diyor.

“Hatıra Olsun Diye Kitap Çıkaran Var”

Genel olarak ilk kitaplarda en az bin adet baskı sınırı bulunuyor, isteğe göre bunun beş ya da 10 katı da basılabiliyor. Günümüzde kitap yayımlama imkânlarının çoğaldığını dile getiren Horlu, dijital baskılar ve para alarak kitap basan yayınevlerinin çoğalması gibi faktörlerin bu durumu sıradan hale getirdiğini iddia ediyor, özellikle maliyeti düşüren dijital baskı meselesinin yazarlar için bir fırsat olduğuna dikkat çeken Horlu, şunları söylüyor:

“Sadece hatıra olarak bile kitap yayımlatmak isteyen çıkıyor. Ancak nedense bu durum, sektör çalışanlarına yansımıyor. Çünkü editör ihtiyacı duymuyorlar. Bir metnin yayımlanması büyük emek istiyor. Özellikle para alarak kitap yayımlayan birçok yayınevinin metni, neredeyse olduğu gibi matbaaya yolladığını ve dağıttığını biliyoruz” diyor.

“Telifsiz Çalışmayın”

Bir kitap maliyetini, yayımlanan kitabın sayfa sayısından kapağının nasıl olacağına kadar birçok değişkenin belirlediğini söyleyen Horlu, ayrıca o dönemki kağıt fiyatı, kitabın renkli olup olmaması, kaç adet basılacağı gibi etkenlerin de değiştirebildiğini hatırlatıyor. Horlu, ayrıca yazarların ortalama yüzde 10 civarında telif aldıklarını belirtiyor.

Sonuç olarak fiyatlandırma, tüm giderler hesaplandıktan sonra yapılıyor. Horlu, ağırlıklı olarak paranın yarısının da dağıtımcı firmalara gittiğini söylüyor. Her yayınevine dosya göndermenin doğru olmadığını, yazarın dosya gönderdiği yayınevini de tanıması gerektiğini hatırlatan Horlu, “Yazarların yapmaları gereken ilk iş hangi yayınevlerinin kitaplarını okumaktan zevk aldıklarını belirleyip stratejilerini ona göre belirlemek olmalı. Onun dışında telif vermeyen bir yayıneviyle çalışmak doğru değil” diyor. Horlu, kağıt fiyatlarının sadece sektörün değil okurun da sorunu olduğuna dikkat çekerek konuşmasını şu sözlerle tamamlıyor:

“önceden kendi kağıdını üreten bir ülkeydik ancak şimdi dolar kuruyla alınıyor. Bu sadece okur için değil, eğitim hayatı için de oldukça sıkıntılı bir durum. Lise ya da üniversite sınavına hazırlanan gençlerin almaları gereken kitaplar o kadar yüksek fiyatlarda ki şaşırmamak mümkün değil. Kesinlikle kendi kâğıdımızı üretiyor olmamız gerek.”

Kişiye Özel Paket

Kitabını yayımlatmak isteyen yazarın müracaat aşamalarından bahseden Yazardan Direkt Yayınevi Genel Koordinatörü Çağla Miniç, öncelikle yazar danışmanlarının bilgi aldığım, istek ve ihtiyaç doğrultusunda teklif hazırladıklarını ve yazarın teklifi kabul ettiği andan sonra çalışmaya başladıklarını ifade ediyor. Yazardan Direkt Yayınevi’ne yüzlerce yazarın başvurduğunu belirten Genel Koordinatör Miniç, yılda ortalama 40 ile 60 arasında kitap yayımladıklarının altını çiziyor. Miniç, bir kitabın hazırlanma süresinin ne kadar ve nasıl bir çalışmaya ihtiyacı olduğuna bağlı olarak 90 ile 180 gün arasında, hatta nadir durumlarda bir yıl bile sürebileceğini söylüyor.

Bir kitabın; editörlük, kapak tasarımı, dağıtım gibi verilecek hizmete göre maliyetinin değiştirdiğini anlatan Miniç, yazarın kitap satışından yüzde 70 pay aldığını dile getiriyor. Fiyatlandırmanın kitabın satış fiyatı bağlamında, basım maliyeti ve pazar durumuna göre belirlendiğini de ifade eden Miniç, “Bizim hizmetlerimizde ise verilecek hizmet, kitabın ihtiyacı ve yazarın isteğine göre kişiye özel paketler hazırlanıyor. Sabit bir fiyatlandırma yapmıyoruz. Bu rakam 2 bin 500 TL de olabilir 25 bin TL de olabilir” diyor.

Okuma oranı düşük bir ülke olmamıza rağmen yazmak isteyen çok kişi olduğunu söyleyen Miniç, “Eskiden bu durum, birçok prosedüre bağlıyken artık bağımsız yazarlar, kişisel yayıncılık sayesinde daha özgür ve seçeneklerini kendisi belirleyebiliyor. Bu da yazar sayısında artışa neden oluyor” diyor. Yayınevinin yazarlara farklı seçenekler sunarak kitap yayımladığının bilgisini de paylaşan Miniç, baskı adetlerinin tamamen bu seçeneklere göre değiştiğini hatırlatıyor. Amazon’un yıllardır kullandığı ‘Print On Demand’ sistemini Türkiye’de ‘îstek Üzerine Basım’ (ÎÜB) olarak hayata geçirdiklerini ifade eden Miniç, “Bu sistemde kitaplar internet üzerinden satışa konuluyor ve satıldıkça basılarak okura gönderiliyor.

Bu sayede basım, dağıtım ve stoklama gibi maliyetler ortadan kalkıyor” diyor. Miniç, ayrıca îstek Üzerine Basım sayesinde, depolarda bekleyen ve bir süre sonra unutulan yüzlerce kitap yerine, sipariş üzerine basım yapılarak okurla buluşma sağlandığını ve ayrıca yazarın tercihine göre toplu basım ve dağıtım da yaptıklarını anlatıyor. Miniç konuşmasını şu sözlerle sonlandırıyor: “Yazar danışmanımız, yazarlarla son ana kadar her konuda destek veriyor. Sorular hızlı ve şeffaf şekilde yanıt bulurken güven sağlıyoruz. Ayrıca telif hakları ve satış gelirleri gibi konularda sunduğumuz olanakların yanı sıra Amerika bağlantımız sayesinde eserlerini İngilizce olarak Amazon’da yayımlayabiliyorlar.”

“İlgi Giderek Artıyor”

Yazardan Direkt Yayınevi Editörü Ayşe Marika Sağlam da yazarlık atölyelerine olan ilginin giderek arttığını söylüyor. Özellikle pandemi sürecinde kişilerin hayattaki amaç ve hedeflerinin yeniden şekillendiğini belirten Sağlam, ”Yazmaya ve üretmeye daha fazla fırsat buldular. Yazmak için yola çıkanlar bu konuda gereksindikleri eğitim türlerine yöneldiler” diyor. YD Atölye’de eğitimlerin, içeriklere göre program hazırlanmasıyla tespit edildiğini dile getiren Sağlam, “Mesleki deneyimlerimizle aslında neye ihtiyaç olduğunu yerinde tespit edebiliyor ve buna göre eğitimler hazırlıyoruz. Kişiye özel eğitimler olduğu gibi genel başlıklar ve onların alt başlıkları ile de eğitimler hazırlıyoruz” diyor.



Sağlam, YD Atölye eğitimlerinde yazarlık ve yazmanın dışında editörlük, redaktörlük, lektörlük (okutman) ve geliştirici editörlük gibi alanlarda uzmanlaşmak, kariyer yapmak isteyenler için de programların yer aldığını söylüyor.

Eğitimlerde sadece tek bir yazarlık türü üzerinden ilerlemediklerinin de altını çizen Sağlam, “Reklam yazarı olmak ve bu konuda eğitim almak isteyenlerin de faydalanacakları eğitimlerimiz olduğu gibi kurgu bir eser oluşturma sürecinde bu konuda rehberlik arayanlara yönelik eğitimlerimiz de var” diyor. Sağlam, yakında kapak tasarımı, mizanpaj tasarımı gibi yayıncılık dünyasının önemli ancak çok fazla eğitim şansı olmayan alanlarıyla ilgili de içeriklerin yer alacağını söylüyor. Eğitimlerin içeriklerine ve konu çeşitliliğine göre paketler olarak da alınabileceğini sözlerine ekleyen Sağlam, bu eğitimlerle her yaştan kişiye ulaşabildiklerini belirtiyor.

Dünyada İz Bırakmak Olgusu

Yaşam tecrübesi, disiplin, esnek bir hayal gücü, araştırma becerisi ve sabır sahibi herkesin eğer niyet ederse her türlü sanat disiplinini uygulayabileceğine dikkat çeken Yaratıcı Yazarlık Atölyesi Kurucusu Lüset Kohen Fins, edebiyatın da buna dâhil olduğunu söylüyor. Atölyede verilen eğitimlerin kişiye göre hazırlanmadığını belirten Fins, “Yazmaya başlamadan önce ve yazım sürecinde katılımcıların bu yolculuğun önceliklerini idrak etmesi, birincil hedefimiz. Bu yüzden ilk başta farkındalık çalışmalarıyla başlıyoruz. Bir sonraki evrede, edebiyatın en değerli çeşitlerinden roman ve novella yazımı üzerine yoğunlaşıyoruz” diyor. Bu atölyelere fazla rağbet olduğunu dile getiren i Fins, kişilerin idealist bir yazarla birlikte bu yolculuğa çıkmak istediklerini söylüyor. Ücretlerin ders başı belirlenmediğini de hatırlatan Fins, süreçlerin çark sistemiyle ilerlediğini ve eğitim içeriklerinin en az dört haftalık paketler şeklinde hazırlandığını söylüyor. Fins, arzu edenlerin sadece temel eğitim programlarına katılabileceğini, daha derinlere inmek isteyenlerin ise uzun vadeli eğitimler alabileceğinin de bilgisini paylaşıyor. Bugüne kadar 16 yaşından 76 yaşına kadar değişen katılımcılar ile çalıştıklarının da altını çizen Fins, bazı şeylerin yaşı olmadığını, meselenin kendini hazır hissetmekle ilgili olduğuna dikkat çekiyor.

Kitap Yazmak Üzerine – Bölüm 1

Türkiye’de bu tarz kurum sayısında ciddi artış olduğunu da sözlerine ekleyen Fins,“Temennimiz daha fazla yazarın ‘bilgi paylaşma’ konusunda hevesli ve cömert olması. Yazarlık ve bildiklerini anlatabilmek farklı şeyler. Bu ikisini bir arada yapabilen kişilerin çoğalması, atölye sayısının çoğalmasından çok daha önemli. Çünkü yazar yetiştirmek, topluma faydalı insan yetiştirmekle eş değer bir çabadır” diyor. Bir yaratıcı yazarlık atölyesi kurmak için öncelikle gerçek bir yazara ihtiyacın olduğunu iddia eden Fins, “Bu yazarın bilgi aktarma becerilerinin ve isteğinin bulunması da gerekiyor. Gerisi evrak işi. Meselenin özü yürek işidir, ayrıca donanım ve sabır gerektiriyor” diyor. Fins, bu kadar çok yeni kitabın çıkmasını da şu sözlerle açıklıyor:

“İnsan egosunun yüzde 25’i ‘dünyada iz bırakmak’ olgusuyla tetikleniyor. Kendi bestelerini, resimlerini ya da özgün sanatsal çalışmalarını kendi çevreleriyle paylaşmak isteyen kişiler olduğu gibi, yazdıkları kitabın yayınlanması hayalini kuran kişiler de var. İnsan yaşamında bu tür istekler gayet doğal bir oluşum.”

“Eğitim Verenin Niteliği Önemli”

Doğru bir eğitimin yanı sıra yazar adayının yetenekli de olması gerektiğini vurgulayan Yaratıcı Yazarlık Atölyeleri Yöneticisi Can Akkiriş, “Hayal gücünün genişliği koşullardan biridir.

Yaşam biçimi nedeniyle tüm yaratıcılığını kaybeden birinin bir hikayeyi kurup anlatabilmesi mümkün değil. Merak etme, araştırma, sorgulama, muhakeme de ’ diğer olmazsa olmaz koşullardır. Bu özelliklere sahip herkes eğitim alarak yazarlığı öğrenebilir” diyor. Akkiriş, yazar adayını doğrudan yazabilir hale getirdiklerini iddia ederken, “Bizim farkımız uzun uzun bilgiler vermek yerine nerede, hangi bilgi gerekiyorsa onu öğreterek kendi romanını adım adım yazmasını sağlamak” diyor. Yazmaya ilginin her zaman yüksek olduğunu belirten Akkiriş, “Özellikle kitap okumayı sevenler, hayal dünyası gelişmiş olanlar, anlatmaktan hoşlananlar, kendini denemek ve yeteneğini ortaya koymak isteyenler yaratıcı yazarlık öğrenci gruplarını oluşturuyor” diyor. Genelde program başına fiyat tespit ettiklerini de sözlerine ekleyen Akkiriş, “Fiyatlar; eğitim verenin kim olduğuna ve eğitim biçimine göre aylık 50 TL ile bin TL arasında değişiyor” diyor. Akkiriş, yaratıcı yazarlık öğrencilerinin 9 yaştan başlayarak 65 yaşına kadar katılımcı olunabildiğinin de bilgisini paylaşıyor. Ülkemizde özellikle son yıllarda yazarlık eğitimi verdiğini iddia eden kişi ve kuruluş sayısında anormal arttığını da hatırlatan Akkiriş, “Yan iş arayanlar genellikle cahil cesaretiyle pek çok işe atladığı gibi bu konuya da girebiliyor. Edebiyat, yazarlık eğitimi hiç almamış, alakasız mesleklerden kişiler bile bu alanda kendine yer bulabiliyor” diyor. Akkiriş, yaşanan zorlukları ise şu sözlerle ifade ediyor: “Yaşanan en büyük zorluk, vasıfsız kişilerin piyasaya girip gerçekten öğrenmek ve yazmak isteyen insanları yanıltmasıdır. Bir başka sorun da belediyeler ve benzer kuruluşların bu tür çalışmaları nitelik gözetmeden ve ücretsiz yapmaları sonucu öğrenci adaylarının ‘bedava’ beklentisini yükseltmeleridir. Oysa her ticari ve ciddi kuruluş emek, zaman ve harcamalarının karşılığını almak zorundadır.”

Yaratıcı yazarlık atölyesi nasıl kurulur?

  • Yaratıcı Yazarlık Atölyeleri Yöneticisi Can Akkiriş’e göre yaratıcı yazarlık atölyesi kurmanın esasları şunlar:
  • Bir yaratıcı yazarlık atölyesinin sahip olması gereken en önemli şey bu konuda eğitilmiş, deneyimli bir eğiticisinin olmasıdır.
  • İkinci adım; mekân, teknoloji gibi unsurların tedariki ve eğitim sistemi içinde kullanılır hale getirilmesidir.
  • Üçüncü adım, eğer çoğunluk gibi merdiven altı çalışamayacaksa mutlaka vergi dairesine başvurarak mükellef haline gelmesidir. Özellikle pandemi döneminde sayısı artan evden, mutfaktan, yatak odasından internet üzerinden yapılan online dersler ciddiye alınmamalıdır.
  • Teknik konularda zaten günümüzde hemen her türlü olanak var. Bu açıdan atölyenin deneyimli eğitmenler ve elbette o eğitimi almaya istekli katılımcılarla kurulabileceğini söyleyebiliriz.

Yaratıcı yazarlık nedir?

Yazarlık bazen yaşanmış, hazır hikâyeler üzerinden yapılır. Bazı esinlenme ve adaptasyonlar, yazılacak hikâyenin temelidir. Ancak yaratıcı yazarlık eğitimi almış birinin yazacakları yaşanmış hikâyelerle sınırlı değildir. Yaratıcı yazar, öğrendiği teknikleri kullanarak bir hikâyeyi; konusu, karakterleri, mekânı, hatta zamanı bile kurgulayarak sıfırdan oluşturabilir. Mükemmel bir kurgu elde ettiğinde bu, hiçbir zaman o hikâyenin son hali kabul edilmez.

Yine teknikleri kullanarak daha da iyi hale getirecek özellikler ekleyebilir. Yaratıcı yazarlık eğitimi, yazar adaylarına yazma konusundaki sonsuz olanakların var olduğunu öğretir.

En çok yazılan türler

  • Roman
  • Şiir
  • Çocuk
  • Kişisel gelişim
  • İş ve meslek

Erdem ÖZTOP / TK Kitap Yayın Koordinatörü
“Çok satmak değil, çok okunmak önemli”

Çok okuyan ve ‘yazar kumaşı’ olan herkes kalem oynatabilir ama bu iyi bir metin kaleme alacağı anlamına da gelmez. Bu sebeple herkesin yazar olamayacağı görüşündeyim. Bu konuda yayınevleri ve biz editörler devreye gireriz. İyi bir kumaşı terzi nasıl güzel işlerse bizler de umut vadeden bir metni iyi bir kitaba dönüştürmeye gayret ederiz.

Her yayınevinin müracaat aşaması farklı olabilir. Yazar adayları eskiden yayınevlerini ziyaret edip yazdıkları dosyaları teslim ederlerdi. Şimdilerde hayatımıza giren pandemi, bu koşulları değiştirdi. Biz yayınevi olarak dosyaları e-posta olarak bizlere göndermelerini rica ediyoruz. İlgili editörlerimizin elinden geçen metin, yayın kurulunda değerlendirmeye değer görülürse orada tartışılıyor ve basma kararı verirsek yazarla temasa geçerek metin üzerinde karşılıklı çalışmaya başlıyoruz. Dünyada kişisel gelişim furyası yaşanıyor. Pandemi herkesin psikolojisini kötü etkiledi. Okurlar, çıkış yolunu, kişisel gelişim kitaplarında arıyor. Elbette iyi edebiyat metinleri de yayınlanmaya devam ediyor. Bizler de her iki türde ve başka alanlarda kitaplar yayınlıyor ve okurun ilgisini alıyoruz.

İlk baskı kitaplarını ise 3 bin bandında yapıyoruz. Biz her yazara ayrı özen ve alaka gösteriyoruz. Bu bakımdan bizi seçecek yazara ilk şart olarak metniyle çalışma koşulu koyuyoruz. Editörlük mertebesi bizim için çok önemli. Metnin iyi olması için elimizden gelen çabayı veriyoruz. Kitabı yayınladıktan sonra da çok satması için değil, çok okunması için gayret veriyoruz.

MERVE YILMAZ GERGİN



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu