Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

Virüs ve 12 aylık finansal sonuçlar

GEÇEN haftaki yazımızda orta vadeli ekonomik görünüm ve beklentilere değinmek adına Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB)’nin 2020 yılına dair yayınladığı ilk Enflasyon Raporu tanıtım toplantısındaki izlenimlerimizi aktarmıştık. Özetle, küresel ortamın bir süre daha gelişmekte olan ülkeler açısından destekleyici olmaya devam etmesi ve yurtiçindeki ekonomik toparlanmanın devam etmesine yönelik beklentilerin ön planda olduğu söylenebilir. Diğer bir ifadeyle küresel ve yurtiçi makroekonomik görünüm orta vadeli hisse senedi yatırım acısından uygun bir görüntü sunmakta.


Dolayısıyla, her ne kadar önemli bir yükseliş performansı görülmüş olsa da Borsa İstanbul’un hâlen emsallerine göre iskontolu olduğu ve önemli bir potansiyel taşımaya devam ettiği yönündeki görüşümüz sürmekte.

SALGININ PİYASALARA ETKİLERİ

Daha kısa vadeli görünüme baktığımızda ise Çin’de ortaya çıkan salgın hastalığın küresel hisse senedi piyasaları açısından yeni bir belirsizlik getirdiği ve bir düzeltme hareketine neden olduğu söylenebilir. Geçmiş dönemlerde gözlenen salgın hastalıklara kıyasla ölüm oranının düşük kalmaya devam etmesi, finansal piyasalardaki fiyatlamalara yönelik olumsuz etkilerin görece sınırlı/kısıtlı kalmasını sağlayabilir, ki günlük bazda hareketlere bakıldığında, söz konusu salgın hastalık kaynaklı belirsizliğin tam olarak giderilmemesine karşın, konuya dair sınırlı olumlu sayılabilecek gelişme/haberlerin getirdiği tepki hareketlerini dikkate alarak küresel piyasalardaki risk iştahının yüksek kalmaya devam ettiği söylenebilir.

Dolayısıyla, önümüzdeki haftalarda hastalığın kontrol altına yönelik algının kuvvetlenmesi durumunda piyasalara iyimser havanın hâkim olması beklenebilir. Diğer taraftan, söz konusu belirsizliğin uzaması ve/veya ölüm/yayılma oranının arttığına yönelik haberlerin öne çıkması durumunda ise salgın hastalığın küresel ticaret ve ekonomik görünüme ilişkin gelecek haftalarda/ aylarda açıklanacak verilerde somut negatif etkiler bırakmaya başlayabilir. Dolayısıyla, hâlen hastalığın tedavisine ilişkin net bir çözüm bulunamamış olması nedeniyle, bu hastalığın piyasa-ekonomiler üzerinde ne kadar süre daha ve ne boyutta etki bırakabileceğini kestirmek çok kolay değil. 7 Şubat Cuma sabah saatlerinde Cnbc.com internet sitesinde yer alan ve Charles Schwab tarafından hazırlandığı belirtilen aşağıdaki tabloda, yaklaşık son 40 yıllık dönemde ortaya çıkan salgın hastalıklar ve bunların MSCI Dünya endeksi üzerinde ortaya çıktıktan sonraki ilk bir ve altı aylık dönemde oluşturduğu etkiler gösterilmekte.

Bu tabloda yer alan bilgilerden hareketle, hastalıkların ortaya çıktıktan sonra ağırlıklı olarak kısa vadede baskı oluşturduğu, ancak piyasaların söz konusu etkileri çok uzun bir zaman geçmeden sindirdiği söylenebilir, ilk olarak 12 Aralık’ta tespit edilen virüs kaynaklı etkilerin piyasalar üzerinde ne kadar daha süreceğini kestirmek yukarıda değindiğimiz gibi kolay değil. Ama şimdiden S&P Global’in Çin için 2020 büyüme tahminini yüzde 5.7’den yüzde 5’e indirdiğini not edelim. Çin’in küresel ekonomi içinde ulaştığı büyüklük dikkate alınırsa; benzer revizelerc yol açabilecek şekilde belirsizliğin uzaması kısa vadede küresel piyasalar üzerinde baskı oluşturmaya devam edebilir. Bu virüse ilişkin tedavi yönteminin bir an önce bulunup daha fazla yayılmadan kontrol altına alınması en büyük temennimiz.

Ticaret savaşının küresel ticaret ve büyüme üzerinde oluşturduğu olumsuz etkileri sınırlamak amacıyla 2019 ikinci yarısında gerçekleştirilen genişleyici para politikasının etkilerini henüz çok net bir şekilde görmeden; bu virüs kaynaklı olumsuzlukların da beklenen toparlanmayı bir miktar geciktireceğini söyleyebiliriz. Buradan hareketle, hisse senedi yatırım stratejisi açısından değerlendirmek gerekirse, virüs kaynaklı belirsizliklerin kısa vadede olumsuz olduğu; ancak, orta vadede, global ticaret ve ekonomi üzerindeki potansiyel olumsuz etkileri sınırlamak amacıyla da küresel finansal koşulların bir süre daha destekleyici kalmasını gerektiren diğer bir unsur olarak da değerlendirilebilir.

ANİ KARARLARDAN KAÇINILMALI

Küreselden, yurtiçi piyasalar tarafına geçecek olursak kısa vadeye dair öne çıkan unsurlardan birinin payları Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin 12 aylık finansal sonuçları olacağını söyleyebiliriz. Önceki hafta açıklanmaya başlayan bilanço açıklama dönemi solo finansal sonuçlar için 2 Mart, konsolide finansal sonuçlar için ise 10 Mart’a kadar devam edecek. Yani, kabaca, gelecek bir aylık dönem boyunca açıklanacak finansal sonuçlarla birlikte hisse bazlı hareketlerin öne çıktığı görülebilir. Önceki finansal sonuç dönemlerinde olduğu gibi, BIST-30 şirketlerinin açıklanan finansal sonuçlarım geçmiş dönem ve piyasadaki konsensüs beklentilerle karşılaştırmalı olarak gösterdiğimiz tabloyu aşağıda inceleyebilirsiniz. Tabloda şirketlerin net satış (bankalar için net faiz geliri), FAVÖK (bankalar için net faaliyet kârı) ve net kâr rakamları, 2019 4. Çeyrek Dönem, bir önceki çeyrek dönem, geçen yılın aynı çeyrek dönemi, varsa konsensüs tahmin (bu konsensüsün kaç kurumun tahminin ortalaması olduğu) ile 2018 ve 2019 yılları 12 aylık dönemleri için karşılaştırmalı olarak yer almakta.



Higse’senedi yatırımında şirketlerin dönemlik finansal performansları oldukça önemli olmakla birlikte, tek başına yeterli bir gösterge olmadığı unutulmamalı. Operasyonel ve finansal performansın sürdürülebilirliği ve bazı dönemsel -yapısal değişikliklerin yol açtığı kısa vadeli oynaklıklar yatırım açısından fırsat yaratabildiği gibi yanıltıcı da olabilmekte.

Ayrıca, yakın dönemde açıklanacak finansal sonuçlara yönelik beklentiler doğrultusunda pozisyon alınmış olunabileceği, diğer bir ifadeyle bu beklentilerin büyük ölçüde fiyatlara girmiş olabileceği de göz önünde bulundurulmalı. Dolayısıyla, finansal sonuç açıklama dönemlerinde kısa vadeli alım-satım yapmak daha riskli olabildiğinden ani ve panik kararlardan mümkün mertebe kaçınmak sağlıklı olacaktır.

BANKALARIN GÖRÜNÜMÜ DAHA OLUMLU

Konsensüs beklentiler üzerinden bakıldığında, bankaların, banka dışı şirketlere kıyasla kârlılık değişiminde bir miktar daha olumlu bir görüntüyü işaret ettiği söylenebilir. Bu durumun temel sebebi, 2019 dördüncü çeyreğinde, TL’nin dolar ve euro karşısında hem bir önceki çeyreğe hem de geçen yılın aynı çeyreğine göre değer kaybetmesi nedeniyle, döviz açık pozisyonu olan şirketlerin kârlılıkları üzerinde oluşturması beklenen potansiyel etki ile 2019 yılının ikinci yarısında TCMB’nin gerçekleştirdiği önden yüklemeli indirimlerin bankacılık başta olma üzere faize duyarlı sektörler açısından getirdiği potansiyel olumlu etki olarak değerlendirilebilir.

Geçen hafta ağırlıklı orta vadeye odaklandıktan sonra bu hafta kısa vade üzerinde durduğumuz yazımızı BIST-100 endeksinin tarihsel olarak Ocak, Şubat (2020 için 7 Şubat tarihine kadar olan dönem) ve Mart aylarında gösterdiği aylık performansları paylaşarak tamamlayalım. Aşağıdaki grafikten de görülebileceği üzere BIST-100 endeksinin şubat aylarında genelde yataya yakın bir performans gösterdiği söylenebilir.

EROL GÜRCAN



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu