Cumartesi , Haziran 23 2018
Anasayfa / Haberler / Sosyal güvenliğin tarihsel gelişimi

Sosyal güvenliğin tarihsel gelişimi



2050’derı itibaren kamunun sosyal güvenlik sistemlerinin sıkıntıya gireceği öngörülüyor. Bu noktada kamu sisteminin tamamlayıcısı olarak bireysel emeklilik sistemlerinin giderek daha önemli hale gelmesi bekleniyor…

İNSANOĞLU tarihin ilk çağlarından beri, karşılaştığı risklere karşı kendini korumaya çalışıyor. Tarım ekonomisine geçiş aile içi yardımlaşmaları öne çıkardı. Geniş aile biçiminde yaşayan topluluklar, kendi içlerinde ölen, sakat kalan veya bakıma muhtaç olanların, hayatlarına devam edebilmelerine olanak sağlıyordu.

Dinlerin ortaya çıkıp yaygınlaşmasıyla dini yardımlar önem kazandı. Çünkü bütün dinler inananlarını yardımlaşmaya çağırıyordu. Fakirler, dul ve yetimler ile muhtaç olanlara beslenme ve giyim yardımı yapılıyor, tedavileri dini kuruluşlar tarafından gerçekleştiriliyordu. Daha sonraları ticaretin yaygınlaşmaya başlamasıyla sahneye meslek birlikleri, loncalar ve ahi teşkilatları çıktı. Bunlar tarım dışı alanlarda çalışan tezgah ve el sanatlarına dayalı esnaf ve zanaatkarların oluşturduğu birliklerdi. Burada usta ve çıraklar önceleri bağış, sonraları üyelik aidatları ile yardım sandıklarına katkıda bulunuyor, ihtiyacı olanlar için sandıktan üyelere yardım yapılıyordu. Ancak burada her bir birlik, diğerinden bağımsızdı. Başlangıçta isteğe bağlı olan bu meslek birliklerine üyelikler, daha sonra zorunlu hale dönüştü. Kimlere hangi durumlarda yardım edileceği konusunda kurallar oluştu.

Sanayi devrimi her alanda olduğu gibi toplumları ve sistemleri dönüşüme zorladı. Şehirlere yönelen işgücü, yerelde güçlü olan mesleki birliklerin, üye ve gelir kaybederek zayıflamasına, zamanla yok olmasına neden oldu. Diğer taraftan makineleşme ile azalan işgücü ihtiyacına karşılık, mesleki birlik üyelerinin yanında kadınların ve çocukların da işgücü piyasasına çıktığı görüldü. Artan işgücü arzının sonucu olarak günde 14-16 saate varan uzun çalışma saatleri ve ağır çalışma koşulları nedeniyle fakirlik ve sefalet arttı.

Bu ortamda çalışanlar kendini koruyacak güvencelerden tamamıyla yoksun ve işini kaybetme korkusu içindeydi, işçilerin yaşadığı ağır sorunlar işçi hareketlerine zemin hazırladı. 1848’de ilk kez İngiltere’de çocukların korunması ve çalışma saatlerinin kısalmasına yönelik tedbirler alındı.

KAMU SOSYAL GÜVENLİK SİSTEMLERİ

Kamunun zorunlu sosyal güvenlik sistemine girişi Almanya’da Bismark döneminde oldu. Bu dönemde Almanya’da fakirlerin bakımına dair bazı yasal düzenlemeler yapıldı. Buna göre devlet muhtaç vatandaşların beslenme ve bakımını sağlamak durumundaydı. Sanayi Devrimi ile birlikte artan sosyal sorunlar ve toplumsal huzursuzluklar (şehirleşme, kötü yaşam koşulları, işsizlik, düşük gelir) Bismarck’m daha fazla sosyal güvenlik vaadine neden oldu. İlk olarak 1883’te Hastalık Sigortası, 1884’te Kaza Sigortası, 1889’da da Yaşlılık ve Maluliyet Sigortaları çıkarıldı. Bu sigortalar başlangıçta sadece sanayi işçilerini kapsıyordu. Çalışanın ölümünden sonra geride kalanlar sigortadan faydalanamıyordu. Daha sonraları sistemin kapsamı genişletilerek, tarım işçileri, zanaatkarlar, hizmet sektörü çalışanları sisteme dahil edildi. Yaşlılık ve maluliyet sigortası da çalışanın vefatının ardından geride kalanları da koruyacak şekilde genişletildi. Bugün Almanya halen en güçlü sosyal güvenlik çatısına sahip ülke olarak öne çıkıyor.

ÜLKEMİZDE SOSYAL GÜVENLİK

Ülkemizdeki sosyal güvenlik sisteminin esin kaynağı da Alman sistemi. Osmanlı’da dini ve mesleki yardım örgütleri sosyal güvenliğin ilk nüvelerini oluşturuyor. 1866’da kurulan “Askeri Tekaüt Sandığı” ilk resmi sosyal güvenlik kurumu.




Bunu 1881’de sivil memurlar için kurulan bir emekli sandığı izliyor. Cumhuriyetten sonra askeri, belediye ve kömür madeni çalışanlarının üye olduğu sosyal güvenlik kuruluşları yasalarda yer alıyor. Ancak geneli kapsayan bir sosyal güvenlik kurumu 1945 yılında İşçi Sigortaları Kurumu adıyla oluşturuluyor. 1949 yılında T.C. Emekli Sandığı kurularak kamu çalışanları sandık kapsamına almıyor. 1971 yılında da esnaf, zanaatkar ve diğer bağımsız çalışanlara yönelik olarak Bağ-Kur Kanunu çıkarılıyor. 2006’da bütün sosyal güvenlik kurumlan SGK çatısı altında birleştiriliyor. Daha sonrasında yapılan reformlar ile sosyal güvenlik çatısı altına alınanların sayısı artıyor. Halihazırda nüfusun yüzde 87’si sosyal güvenlik kapsamı altında.

BİREYSEL EMEKLİLİK

Dünyada daha önce uygulanan bütün sosyal güvenlik sistemlerinde ödemeler, ortak bir havuza yapılmakta, yardımlar da bu havuzdan gerçekleştirilmekteydi. Bireysel emeklilik sisteminin bunlardan en önemli farkı katılımcıların kendine özel bir portföyünün bulunması ve bu portföyü kendisinin yönetmesidir. Bireysel emeklilik sistemleri 1940’lardan beri uygulanıyor. Bazı ülkelerde zorunlu, bazı ülkelerde gönüllü, bazı ülkelerde ise bizdeki gibi hem gönüllü hem zorunlu uygulamalar bir arada yürütülüyor. Dünya Bankası’nm yaptığı nüfus projeksiyonlarına göre, zorunlu kamu sosyal güvenlik sistemleri 2050’ler civarında sıkıntıya girebilir. Bunun nedeni olarak uzayan yaşam süresiyle birlikte sistemden aylık ve sağlık yardımı alanların sürekli olarak artması gösteriliyor. Üstelik üretim yapısının değişmesiyle, işgücüne daha az ihtiyaç olacak bir ekonomik yapıda, sisteme ödenen primlerin de göreceli olarak azalacağı tahmin ediliyor. Bu durumda kamu sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olarak elimizde sadece bireysel emeklilik kalıyor.

Ne yapmalı?

1-27 yaşında zihinsel engelli bir kızım var. Onun adına bireysel emeklilik yaptırmak istiyorum. Ama ileride bana bir şey olursa, hem onun adına katkı yatıracak kimse olmaz, hem de resmi işlemleri takip edemez diye korkuyorum. Nasıl bir yol izlememi önerirsiniz? M. ERKIRI /İSTANBUL

Zihinsel engelli kızınız adına sisteme katkı payı ödemenizde herhangi bir sorun yok. Hatta bireysel emeklilik şirketlerinin küçük meblağlarla katkı payının ödenmesini garanti altına alan sigorta uygulamaları mevcut. Böylelikle katkı payının ödenmesinde herhangi bir problem olursa sigorta devreye giriyor ve katkı paylarını ödemeye devam ediyor. Ancak burada problem, kızınızın sistemdeki birikimi çekebilecek akıl ehliyetine sahip olmamasıdır. Bu problemi bir avukat ile görüşmenizde yarar var.

2 – Geçen yıl Ocak ayında otomatik katılım kapsamında maaşımdan kesinti yapılmaya başlandı. Bireysel emeklilik şirketinden gelen bildirimde hesabıma standart fon alındığı yazıyor. Standart fonu değiştirmek için yapmam gerekenler nedir? P. KARAKOYUNLULAR / İÇEL

Otomatik katılım kapsamına alınan çalışanlar, eğer kendileri herhangi bir tercihte bulunmamış ise bir yıl sonra standart fona yönlendiriliyor. Çalışanın yılda altı kez fon dağılım değişikliği yapma hakkı vardır. Bu nedenle istediğiniz zaman risk profil anketini cevaplayarak, size önerilecek fonlara bağlı kalmamak şartıyla, istediğiniz fon veya fonlara yatırım yapabilirsiniz. Size sunulan fonların her birinden başlangıç fonları da dahil olmak üzere belli oranlarda tercih yapmanız da mümkün.

3 – Kütahya’da kendimize ait küçük bir işletmemiz var- Ocak ayında çalışanlarımı otomatik katılım kapsamında sisteme dahil ettim. Ancak bugüne kadar çok büyük bir kısmı cayma hakkını kullanarak sistemden ayrıldı. Diğer çalışanlarım da sistemden ayrılırsa, benim işletmem otomatik katılım kapsamından çıkmış mı olacak?

K. AYDIN / KÜTAHYA

Otomatik katılım kapsamına giren bir işveren çalışanlarının tamamı sistemden ayrılsa bile OKS kapsamında kalmaya devam eder, işveren her yeni işe başlayan çalışanı OKS’ye dahil etmek ve bir kişi bile olsa, çalışanın maaşından katkı payı kesintisi yaparak, anlaşmalı olduğu bireysel emeklilik şirketine aktarmak zorundadır.

ZEYNEP CANDAN AKTAŞ





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bunu da İnceledinizmi ?

BES nasıl işliyor?

Dış dünyadan katılımcılar tarafından sisteme aktarılan katkı payları, fonlarla bir taraftan büyümeye ve sistemi büyütmeye …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.