Anasayfa / Girişimcilik / Sağlık sektörünü hava ambulansıyla tanıştırdı

Sağlık sektörünü hava ambulansıyla tanıştırdı



Türkiye’nin sağlık alanında ilk hava ambulansı şirketini kuran Nilgün Kanber, bugün pazar lideri olarak dünyanın her yerinden acil hasta taşıyor. Kanber, “22 yıl önce kadın girişimci sayısı bu kadar değildi. Erkek egemen bir piyasada kadın olmanın zorlukları oldu tabii” diyor.

Babasından aldığı 150 bin dolarla işe başlayan Nilgün Kanber, Türkiye’de sağlık sektörünü hava ambulansıyla tanıştırdı. S.O.S International ile 1996 yılından itibaren verdiği kara ve deniz ambulansı, revir, organizasyon, asistan, iş güvenliği eğitim ve hizmetleri, ilkyardım eğitim hizmetleri ile sağlık sektöründe de tanınıyor. Ambulans hizmetinin yanı sıra ilkyardım eğitimi gibi konularda da çözümler sunan şirket, şimdilerde kendi uçağıyla taşımacılık hizmetini bir adım daha ileri götürüyor.

hava ambulansi

Bu işe nasıl başladınız?

International Hospital’da pazarlama ve halkla ilişkiler departmanın başmdaydım. Yönetime ‘Neden bizim de hava ambulansımız yok’ dedim. Çünkü orada çalışırken heliportumuzun misafirlerin inişi dışında kullanılmadığını gördüm. Yeni ve son derece modem bir hastane idi. Helikopter ambulans alalım diye hastane sahibine gittim. Yapmak istemedi. Sen yap dedi. Ben de yapüm. Bu modeli yurt dışında görmüştüm. Sağlık sektörünün buna ciddi bir şekilde ihtiyacı olduğunun farkındaydım. İşimden ayrıldım ve S.O.S’i kurdum. Çift motorlu bir Agusta helikopteri ambulans modifikasyonu yaparak işletmeye başladım. Sonrasında 7/24 çalışabilmek için filoya uçaklar kattım. Derken kara ambulanslan, ilkyardım eğitim merkezi, revirler, iş güvenliği eğitim merkezi arkasından geldi. O günden bugüne büyüyerek yolumuza devam ediyoruz.

Ne zaman kuruldu?

1993 yılında S.O.S International kuruldu. 1996’da kara ambulanslan eklendi. Kendi şirketimi kurarken zorlu bir süreç geçirdiğimi söyleyebilirim. Çünkü kendi pazanmı kendim yarattım.

ucak ambulas

Şirketi kurarken ne kadar sermayeniz vardı?

Babamdan aldığım 150 bin dolar param vardı. O parayı tamamen pazarlamaya harcadım. O dönemde tanıtım daha zordu, broşürler yaptım. İlk işimi ise ancak kurulduktan sekiz ay sonra yapabildim.

S.O.S’in hasta ve tedavi kurumu arasındaki medikal bilgi köprüsü olduğunu söyleyebilir miyiz?

S.O.S hasta, tedavi kurumu, ambulans, hasta yakını ve hekim arasında medikal bilgi köprüsü oluşturuyor. Böylece en hızlı sağlık çözümü için en etkin bilgi paylaşımı ve yönlendirme sağlıyor.

Yurtdışından talep geliyor mu?

İlk kurulduğumda tamamına yakını yabancı müşteri idi. Şimdi ise dengeyi kurduk. En çok Azerbaycan ve Afrika’dan hasta taşıdık.

Hangi ülkelerle çalışıyorsunuz?

Sağlık turizmi gelişiyor, bu tablo değişiyor. Libya’dan ciddi hasta transferi yapıyoruz. Libya Sağlık Bakanlığı ile bir anlaşma yaptık. Oradan da transfer yapmaya başladık. İç savaştan kaynaklı yaralanma vakaları genelde.

Hizmetlerinizden bahsetmek gerekirse…

Uluslararası alanda hava, Türkiye’de hava ve kara ambulansı hizmeti veriyoruz. Bütün büyük sigorta şirketleriyle çalışıyoruz. 5 uçağımız var, biri bize ait. İstanbul’da 12 tane ambulansımız mevcut. Anadolu’da da 300 tane ambulansla bağlantılı çalışmaya devam ediyoruz. Gelecek dönemlerde hizmetlerimizi çeşitlendirmeye devam edeceğiz



Kadın girişimci olmanın zorluklarını yaşadınız mı?

22 yıl öncesinde kadın girişimci sayısı bu kadar değildi. Erkek egemen bir piyasada kadın olmanın zorluklannı yaşadım. Kurumsal görüşmeler dışında birebir görüşmeler ve akşam yemekleri hiç olmadı mesela. Masa başında ve sahadaki servisin kalitesini hiç bozmayarak başardık.

Türkiye’de kadın girişimcilerinin potansiyeli hakkında ne düşünüyorsunuz?

Eğitim, tüm güçlükleri yenmek için olmazsa olmaz. Bilgi güçtür ve işi öğrenmek, işin gerektirdiği tüm bilgileri edinmek yine olmazsa olmaz. Kadınlar gördüğüm kadan ile ya aile şirketleri içinde yer alıyorlar ya da aileden kalan işi götürmeye çalışıyorlar. Yaratıcı fikirlerle kendine ait bir yol edinmekten kaçmıyorlar. Başarı ise bu değil. Teknokratlar da işe girip gayet başarılı olabiliyor. Sermayenin sahibi olmak başarı değil. Sadece torpilli birer yöneticiden öteye geçenlerin sayısı az.

ambulas ucak

Araçlarınızın özelliklerinden bahseder misiniz?

Birer seyyar hastane görünümündeki araçlarda; defıbilatör, EKG ve monitor gibi modern cihazlar bulunuyor. Ambulans doktoru ile anestezi teknisyeni ilk müdahaleyi yapıyor. S.O.S., her hastaya aileden biri gibi davranıyor ve ‘zamana karşı yanş’ sloganı ile çalışıyor.

Hava ambulansından sonra kara ambulansı hizmeti de vermeye başladınız. Neden?

Helikopterle ve uçakla hastaneye, hastaneden hava alanına taşırken kara ambulansının da gerekli olduğunu düşünerek kara ambulansına girdik. Aslında yaptığımız tüm yatırımlar birbirini tamamlayan entegre yatıranlardır. Hep kara ambulansı olarak biliniyor S.O.S ancak, hava ambulans olarak başladık ve daha sonra kara ambulansına da geçtik.

Yılda ortalama kaç vaka taşıyorsunuz ve 2013’te yüzde kaç büyüdünüz?

Yılda ortalama 10 bin vaka ve 7 bin 200 acil taşıma gerçekleştiriyoruz. Kendi uçağımızı almadan önce yıllık 700 saat uçuş gerçekleştirdik. Fakat 2014’te, yılın başında aldığımız uçak sayesinde yıllık 1300-1500 saat uçacağımızı gördük.

Bu işe girmeye nasıl cesaret ettiniz?

Tıp mezunu değildim. İşletme fakültesinde okudum. İşletme fakültesinden mezun olurken aramızdan bazılarının işletme fakültesi mezunu olacak. Ama bazılarının işletmeci olacağını söyledi. Çünkü işletmecilik genel bir kavram. Ya başarılı olursunuz ya da boşta kalırsınız. Bu bölümü seçerken zaten uluslararası platformda bir iş yapacağımı kafama koymuştum. Yatırım yaptığım alan hiç girilmemiş bir alandı. Bu yüzden bu alanda yer almak yel değirmenleriyle savaşırmış gibi büyük bir riskti. Ama ben bunu yapacağıma inanıyordum. Bana göre inanmak yapmanın yarısıydı. Aslında olmayan bir pazarı oluşturdum. Sektörün olmadığı yerde bir sektör yaratma işi gerçekten zorlu bir süreç. Olmayan bir sektörün yaratılması hayal gibi bir şey. En önemlisi bu sektörün pazarı yoktu. Sadece pazarlamaya ağırlık verdim.

Kolu kopan çocuk için seferber olmuştunuz.

Antalya’da 20 yaşında bir çocuk; otel odasının balkonundan düşmüştü. O bölgeye yakın bir helikopterim vardı. Yaralı hastayı oradan İstanbul’a getirttik. İki hastanenin mikro cerrahi ekibini ayarladık. Kopuk kolun geleceğini söyledim. Gelen hastayı kendim karşıladım. Operasyon sabaha kadar sürdü. Sabah bir telefon geldi. ‘O hastayı neye güvenerek taşıdınız’ dedi. Ben de ‘20 yaşındaki çocuğun kolunun bedelini kimse ödeyemez’ dedim. Çünkü o hastayı taşırken hiçbir şekilde maddi bir kaygımız yoktu.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir