Girişimcilik Haberleri

RS Research 7 Milyar Dolarlık Biyoteknoloji Yatırımı Aldı

Kanseri Paketlemek

Türkiye ölçeğinde son 10 yılda yapılmış üçüncü büyük biyoteknoloji yatırımını almayı başaran RS Research, bu yılın sonunda Faz 1 deneylerine başlayacak. Sonrası milyar dolarlık bir yol…


ABD kurulu biyoteknolojik ilaç şirketi Celgene, henüz bir yıllık bir geçmişi olan Impact Biomedicines’la toplamda 7 milyar doları bulan bir anlaşmaya imza attı. 7 Ocak’ta duyurulan anlaşmaya göre Celgene, girişime ilk etapta 1,1 milyar dolar ödeme yapmayı kabul etti. Impact’in nadir görülen kemik kanseri türü “myelofibro-sis” ve yine nadir rastlanan kan kanseri türü “polycythe-mia vera” için geliştirdiği ilaçların FDA onay sürecinden geçip geçmemesine bağlı olarak 1,4 milyar dolarlık bir ödeme daha yapılacak. Şirketin yıllık satış rakamı 5 milyar doları aşarsa Celgene, 4,5 milyar dolar daha ödeyecek. Bu işlemden birkaç ay önce de küçük bir biyoteknoloji şirketi Loxo Oncology’nin nadir görülen iki kanser türünün tedavisi için geliştirdiği ilaçların ticari haklarını 400 milyon dolara Bayer satın aldı. İlaçların onaylanması sonrasındaki gelişmelere bağlı olarak Bayer 1,5 milyar dolar daha ödeyecek.

Türkiye’de ise ocak ayında, 2015’te kurulan biyoteknoloji şirketi RS Research, ikinci yatırım turundan 900 bin euro toplamayı başardı. Böylece 2017’deki ilk turla beraber Boğaziçi Üniversitesi spinoff’u toplamda 2 milyon euro kaynak çekmeyi başardı. Ablası Rana Sanyal ile birlikte şirketin kurucu ortağı ve operasyon direktörü Sena Nomak, haziran ayma kadar 2 milyon euro daha kaynak bulmayı hedeflediklerini söylüyor. Loxo ve Impact’in aldığı milyar dolarlık yatırımların yanında bu çok çok küçük bir rakam. Ancak Prof. Dr. Rana Sanyal’in üzerinde çalıştığı, kanserli hücreleri hedef alan moleküllerle elde ettiği ilk sonuçlar oldukça umut verici. “Loxo bizden sadece birkaç adım ileride. Klinik araştırma safhasmdalar. Aldığımız yeni yatırımla bu yılın sonunda biz de klinik araştırmalara başlayacağız” diyor Nomak.

Türkiye’de kurulu olmak, orijinal ilaç geliştirme iddiasındaki bir şirket için önemli bir dezavantaj… En büyüklerin sadece eşdeğer ilaç geliştirdiği, şimdiye kadar hiçbir orijinal ilaç üretmeyen (lisanslı olarak yerli üretimi yapılanlar hariç) bir ülkeden yenilikçi bir ilaç şirketi çıkar mı? Son yıllarda özellikle kanser alanındaki yenilikçi ilaçlar, RS Research benzeri genç biyoteknoloji şirketlerinden çıktı. Sonra da Loxo ve Impact örneklerinde olduğu gibi milyar dolara büyük ilaç şirketleri tarafından satın alındı.

Pendik Teknoloji Geliştirme Merkezi’nden yönetilen RS Research de birkaç yıl içinde milyar dolarlık bir unicorn haline gelebilir. Yatırımcılara yapılan sunum ve görüşmelerle Sanyal’m laboratuvarmda çalışmalarına odaklanması için gereken finansmanın sağlanmasından sorumlu olan kişi Sena Nomak. Bu nedenle Boğaziçi Üniversitesi Kimya Bölümü’nde halen ders veren Prof.

Dr. Rana Sanyal, rakamlardan konuşulurken sözü kardeşi Nomak’a bırakıyor. Onun peşinde olduğu parasal bir başarıdan çok daha fazlası… Boston Üniversitesi’nde “Organik Sentez” üzerine doktora yapan Sanyal, ardından dünyanın en büyük biyoteknolojik ilaç şirketlerinden Amgen’de (Mustafa Nevzat’ı 2012’de 700 milyon dolara satm almıştı) çalışmaya başladı. “Orada çalışırken bir molekül geliştirdik. Çeşitli aşamalardan sonra bu molekülü, artık tedavisine dair tüm umutların yok olduğu 27 yaşındaki bir hastada denedik. İki hafta sonra röntgen çekimine götürmek için odasına girdiğimizde hastayı yatağında oturmuş kendi yemeğini yerken bulduk” diye anlatırken sesi titriyor: “O zaman hissettiğim birşey vardı. Şimdi o hissi tekrar yaşamak için çalışıyorum.”

Sanyal, Amgen’da preklinik aşamasında çalıştıktan sonra 2004’te Türkiye’ye döndü ve Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde laboratuvar kurdu. Aslında iki laboratuvar açmışlar; biri aynı bölümde öğretim üyesi olan eşi Profesör Amitav Sanyal için malzeme, diğeri ise Rana Sanyal’ın ilaç geliştirme laboratuvarı. Bu laboratuvarda, üniversitede öğrencilerinden oluşturduğu bir ekiple Sanayi Bakanlığı, TÜBİTAK, İstanbul Kalkınma Ajansı gibi birçok kurumdan destek alarak 25 kadar proje geliştirdiklerini anlatıyor.

RS Research’le üzerinde çalıştıkları moleküller ise kanser hücrelerini hedefliyor. Kanser ilaçları, hızlı üreyen kanserli hücreleri öldürmeyi hedeflediğinden sadece kanserli tümöre değil, insan vücudunda hızlı üreyen diğer hücrelere de büyük zarar veriyor. Saç, mide içi mukozası, alyuvar-akyuvarlar, kemik iliği hücreleri gibi… Yani ilaçlar hedeflediklerinden fazlasını öldürüyor.

“Mevcut ilaçları sadece tümörlü hücrelere uygulayabilsek bir sorun kalmayacak ama dozu her tarafa yaydığımız için başka organlar zarar görüp hasta iyice yorgun düşüyor” diyor Sanyal.



Çalışmalarının hedefi, ilaçlarını doğrudan kanserli hücreleri hedefleyecek şekilde paketleyip güdümlü bir füze gibi hedefe göndermek. Oraya ulaşana kadar da paketin açılmamasını sağlamak… Bu “paketleme” işlemi moleküler düzeyde yapılıyor. Var olan kanser ilaçlarını alıp hastaya doğrudan vermek yerine üzerine deyim yerindeyse biyolojik bir adres yazma işlemi uygulayarak ilacın ancak tümöre ulaştığında açılıp kanserli hücreleri öldürmesini hedefliyorlar.

RS Research gibi hedefe yönelik ilaç geliştirme üzerinde çalışan onlarca şirket var. Sanyal diğerlerinden ayrıştıkları noktayı anlatırken geliştirdikleri moleküllerin bir kaba benzetilebileceğini söylüyor. Yaptıkları iş kanser ilacını bir kabın içinde tümöre göndermek olarak düşünülebilir. Ürettikleri aslında bir taşıyıcı olacak. Böyle bir taşıyıcı ile patent süresi dolan birçok kanser ilacını “paketleyebilirler”. Ve yeniden patent alabilirler. Bu gerçekten çok büyük bir potansiyel…

Sanyal özellikle kanser gibi bir alanda umut verici konuşmaktan çok çekiniyor ve henüz klinik araştırma safhasına da geçmediklerinden üzerinde çalıştığı moleküllerin hangi kanser türleri ve gen mutasyonlarmda nasıl etkiler gösterdiği gibi detayları anlatmak istemiyor. Ancak aldıkları ilk sonuçlardan son derece umutlular. Sanyal ve ekibi geliştirdikleri formülle, fare deneylerinde çok olumlu sonuçlar almış. “Elimizde iyi bir şeyler var” dedikleri noktaya ulaştıklarında bunu daha ileri götürmenin yollarını aramışlar. RS Research’ün kuruluşu da böyle olmuş. Teknöpark içinde akademisyenlere sağlanan şirket kurma olanaklarından yararlanmışlar. “Bu konularda hiçbir fikrim, bilgim yoktu. Limited şirket mi kurulur, anonim mi nasıl yapılır vs… Sonuçta hayatım boyunca laboratuvardan hiç çıkmamıştım ki” diyor Sanyal.

Bu noktada Sanyal’ın yardımına kardeşi Sena Nomak yetişmiş. İsimlerinin baş harflerinden oluşan şirketi Mart 2015’te kurdular. “Sena olmasa şirket kurmaya cesaret edemezdim çünkü bir muhasebeciyle bile konuşamam. İyi bir kimyacıyım evet ama hepsi bu kadar” diyor Profesör Sanyal. Sena Nomak da daha önce ne ilaç geliştirme ne de biyoteknoloji alanında çalışmış değil. Yüksek gemi mühendisi olan Nomak, uzun yıllar tersanelerde çalıştıktan sonra kendi şirketini kurarak dört-beş yıl boyunca savunma sanayinde çeşitli ar-ge çalışmaları yürütmüş. Onun bu deneyimi RS Research’ün kurulması, iş planlarının hazırlanması ve yatırımcı arayışı sürecinde çok işlerine yaramış. Yatırımcılarla Nomak, biliminsanları ve hocalarla da Sanyal konuşuyor.

Nomak’m ana motivasyonu RS Research’ün para kazanması. İlk yatırımı alana kadar oldukça zorlandıklarını anlatıyor. Ancak ikisi de bundan sonrası için umutlu. Nisan 2017’de ACT’den aldıkları 1,1 milyon euro’luk yatırım, global ölçekte bakınca çok küçük. “Ama Türkiye ölçeğinde bakarsanız son 10 yılda yapılmış üçüncü büyük biyoteknoloji yatırımı” diyor Nomak.

İlk yatırımı aldıktan hemen sonra TEPAV’m ödülü Haziran 2017’de ABD’deki BIO Konferansı’na katılmak olan bir programına katılıp kazanmışlar. Nomak: “Bu bizim için çok önemliydi. Bir kere sınırlarımızı Türkiye dışına genişletmiş olduk. Orada yaptığımız görüşmelerde data-larımızı paylaştığımızda başka neler görmek istediklerini de öğrenmiş olduk” diyor.

Şimdi hedefleri, bu yılın sonunda Faz 1 araştırmalarına başlamak. İlaç geliştirmenin klinik aşamaları üç fazdan oluşuyor. Faz 1 aşaması 20 kişilik sağlıklı gönüllüler üzerinde yapılıyor. Kanser ilaçları söz konusu olduğundaysa (ilaçların toksik etkisi yüksek olduğundan) gönüllüler yine kanser hastaları arasından seçiliyor. Onlarınki Türkiye’de onkoloji alanında yapılan ilk Faz 1 araştırması olacak. Sadece bu aşamada alacakları sonuçlara bağlı olarak yüzlerce milyon dolarlık piyasa değerine ulaşabilirler. Hedefleri de bu zaten. ”Ama” diyor Sanyal, “Bunu geliştirip satsak bile ‘iki öğrenci bir masa’ ile devam ettirdiğim başka bir sürü proje var. Elimde üzerinde çalışacağım yeni projeler illa ki olacaktır.”

Büşra Bozok Akkurt



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu