Haberler

Portakal Tüketimi Düşüyor

Dünyanın en çok üretilen ve tüketilen meyvesi portakal tahtını kaybetmese de güçlü egemenliğini bir ölçüde yitirdi. Bunun sebebi sabah kahvaltısında artık daha az içilmesi ve yerine kahvenin tercih edilir hale gelmesi…

BREZİLYA, hep futbolla dünya basınına haber olan bir ülke. Son zamanlarda da “favela” denen yoksul mahalleleriyle konu oldu. Ama Güney Amerika’nın bu en büyük ülkesinin bir başka özelliği daha var. Dünyanın en büyük portakal üreticisi olması.

Ne var ki, değişen kahvaltı alışkanlıkları, portakal suyunu geri plana itince en çok mağdur olan üretici de, Brezilya oldu. Üç yıl önce yılda 400 milyon kasa portakal üreten Brezilya, geçen yıl iç ve uluslararası piyasalara sadece 242 milyon kasa portakal pazarlayabildi.

Ülke çapında portakal yetiştirmekle uğraşan çiftçi sayısı son dört yılda üçte bir oranına düştü.

Piyasa gözlemcileri bu düşüşü, özellikle Avrupa’da kahvaltı alışkanlıklarının değişmesine bağlıyor. Kahvaltıların yıllardır vazgeçilmez içeceği olan portakal suyu, son zamanlarda yerini kahve ve diğer içeceklere bıraktı.

Çünkü milyonlarca kişi, kahvaltıyı atlıyor. İşine yetişebilmek için sadece bir çörek ve kahve ile idare ediyor. Onları da işe giderken yolculuk sırasında tüketiyor.

portakal

BÜYÜK ÜRETİCİNİN BÜYÜK DERDİ

1960’lı yıllarda dünyanın en büyük üreticisi ABD’ydi. Hatta tek başma Florida eyaletiydi. Amerikalılar portakal fidanlarını Brezilya’dan almış, sonra üretimde bu ülkeyi geçmişti. Fakat ağaçların hastalanması ve ürün vermemesi, liderliğin sambacıların ülkesine geçmesine neden olmuştu. Güney Amerikalı üreticiler, 1980’lerde o kadar büyük bir seferberlikle portakal fidanı yetiştirmeye başladılar ki, bugün üretiminin yarısını kaybetse bile portakalda lider hala Brezilya.

Ülkenin portakal suyu devleri Cutrale ve Cit-rosuco, ABD, Portekiz ve Hollanda’nın limanlarında dev tesisler kurdular. Öyle ki hiçbir şirket onlarla rekabet edemiyordu. İki şirket, orta ölçekli yatırımları bile imkansız hale getiriyordu.

Fakat Cutrale de Citrosuco da, portakallarını bir tek sepete koymuştu. Bu sepet, yüzde 95 oranında ihracata dayalı bir sepetti. Tamamı da portakal suyu olarak Avrupa ve Amerika’ya pazarlanıyordu. Başka pazar arayışına gerek yoktu. Bu iki kıta, kendilerine fazlasıyla yetiyordu.

Fakat döviz kurlarındaki dalgalanmalara, düşen talep de eklenince zor durumda kaldılar. Üstelik bazı diyetisyenlerin, portakal suyunu, gazlı içecekler kadar asidik ve zararlı ilan etmesi, tüketicinin portakaldan uzak durmasında rol oynadı.

AVRUPALI VE AMERİKALI İÇİYOR

Gözlemciler, bu durumu daha iyi anlatabilmek için Brezilya’nın et endüstrisini örnek gösterdiler. Et işleme şirketleri, ürünlerinin sadece yüzde 20’sini ihraç ediyor. Geri kalan yüzde 80, iç piyasa ihtiyaçlarını karşılamaya ayrılıyor. Dolayısıyla et endüstrisi, uluslararası pazarlarda çok fazla sorunla karşılaşmıyor, karşılaşsa bile fazla etkilenmiyor.

Portakal üreticileri, iç piyasaya dönseler de sorun çözülmüş olmuyor. Çünkü Brezilyalılar fazla portakal suyu içmiyorlar. Meyve olarak tüketmeyi seviyorlar. Bir Brezilyalı yılda 12 litre portakal suyu içiyor. Oysa bu tüketim Avrupa ve Amerika’da yılda 22 litreyi geçiyor.

TÜKETİM ALIŞKANLIKLARI DEĞİŞTİ

Pekiyi, yeni eğilim ne? Çalışanlar sabah ne içiyor? Amerikalılar kahve alışkanlıklarından vazgeçmiyor. Avrupalılar biraz daha esnek. Kahvenin yanı sıra “Smoothie” (taze meyveden yapılmış tatlı, dondurulmuş içecek) ya da bitkisel orijinli “detoks” içecekleri tercih ediyorlar. Bu içecekleri tercih edenler, sağlığına aşırı düşkün olan yeni nesil. Özellikle de İngiliz gençleri.

Meyve suyu savaşlarının yeni galibi, Hindistan cevizi suyu. İngiltere’de portakal suyu tüketimi 2012-2015 arası 100 milyon litre azalırken, Hindistan cevizi suyu tüketimi 80 milyon litre arttı. Yine de İngiltere’de portakal suyunun pazar payı yüzde 30.

Brezilyalı portakal üreticileri pes etmiş değil. Resmi rakamlar henüz belli olmasa da bu yılın ilk altı ayında üretimlerini yüzde 50 oranında artırdıklarını ileri sürüyorlar. Düşük uluslararası stoklar, Brezilya’da iyi bir hasat mevsimi, portakalı eski günlerine dön-dürebilecek. Karamsarlar, gelişmeleri “çok az, çok geç” olarak niteliyor. Ülkenin pek çok kesiminde üretici limon ve guava’ya yönelmiş durumda. Guava, çiğ, reçel veya şekerleme olarak tüketilebilen bir meyve.

Lif, potasyum ve fosfor kaynağı. En çok Asya’da seviliyor. Fakat küçük bir sorun var. Asyalılar bu meyveyi çok tazeyken tüketiyorlar. Bu kez Brezilya’nın sorunu, bu meyveyi taze olarak Asya’ya kadar götürebilmek.

Portakal hakkında birkaç söz

■ Portakal ilk kez Çin’de yetiştirildi.

■ Ağacı, en fazla on metreye kadar uzar. Yüzyıldan fazla yaşar.

■ Dünyada yetiştirilen portakalın yüzde 20’si meyve olarak satılır. Geri kalanı portakal suyu veya reçeli olarak pazarlanır.

■ Ekşi olan Sevilla portakalını Araplar, 10’uncu yüzyılda İspanya’ya götürdü. Tatlı portakalı ise 15’inci yüzyıldan itibaren Cenevizliler yetiştirdi.

■ Valencia portakalı, dünyanın en çok yetiştirilen portakal türüdür.

■ Bergamot portakalı daha çok kozmetik sanayinde kullanılır.

■ Bir portakal ağacı 60 bin çiçek açabilir. Ama sadece yüzde biri meyveye dönüşür.

■ Çin’de portakal yemenin iyi şans getirdiğine inanılır. Bu nedenle Çin takviminin Yeni Yılı’nda bol bol portakal tüketilir.

■ Portakalın adı, renginden gelmez. Sanskritçe’de “hoş kokulu” anlamında kullanılan “naranga” (orange) kelimesinden gelir.

■ Çikolata ve vanilyadan sonra dünyanın en çok kullanılan lezzet verici maddesi, portakaldır.

■ Portakalı Amerika’ya, 1493’teki ikinci seyahatinde Kristof Kolomb götürdü.

■ Hatta gemisinin mürettebatı C vitamini yokluğundan skorbüt hastalığı çekerken kendisi portakal reçeli yediği için hastalanmamıştı.

■ Kabuğundaki hafif yeşillenme, olmamışlık işareti değildir. Meyvenin tekrar renk değiştirmeye başlamasından kaynaklanır.

■ Lezzetini asla etkilemez.

■ En büyük üretici Brezilya’dır. Brezilya, ikinci ABD, üçüncü Avrupa Birliği üyesi ülkelerin toplamından daha fazla portakal üretir. Dördüncü Çin, beşinci Türkiye’dir.

■ ABD’de her yıl 25 milyar adet portakal toplanır. Çoğu da Kaliforniya ve Florida’dan gelir. Kişi başına 78 portakal düşer. Her Amerikalı, suyu hariç, yılda 6 kilo portakal tüketir. ABD bu işe 1873’te Brezilya’dan aldığı üç portakal fidanıyla başlamıştı.

■ Brezilya’da portakal o kadar boldur ki ev kadınları bazı temizlik işlerinde, otomobil tamircileri de motor temizliğinde yarım kesilmiş portakal kullanır.

■ Kaliforniya’da banyo yaparken portakal yemek yasaktır. Portakaldaki sitrik asit, banyo yağlarıyla birleşirse patlayıcı olabilir.

■ Portakalın bir tek çekirdeğinden birden fazla ağaç yetiştirmek mümkündür.

■ Jamaika’da tansiyonu düşürmekte, depresyonu ve anksiyeteyi engellemekte portakal kabuklarından yararlanılır.

■ Portakal, narenciyelerin kralıdır. Bu familyada portakal küresel olarak yüzde 60’la en çok tüketilen meyvedir.

■ Mandalina yüzde 20, greyfurt yüzde 10, limon yüzde 7, diğer meyveler de yüzde 3 oranında pay sahibidir.

■ Portakal ağacının yaprakları hiç sararmaz. Bütün yıl boyunca hep yeşil kalır.

■ 46 milyon nüfuslu İspanya’da 40 milyon portakal ağacı vardır. Neredeyse kişi başına bir ağaç.

■ Portakal, mükemmel bir antioksidandır. Oksidasyon sonucu olan enflamasyonu [yanmayı] engeller. İçindeki C vitamini, bağışıklık sistemini de güçlendirir. Son zamanlarda yapılan araştırmalarda kanseri önleyici etkisi olduğu da anlaşılmıştır.

■ Cildinizi zararlı radyasyondan korur ve genç görünmenizi sağlar. Kilo vermenize yardımcı olur. Hem de sağlıklı bir şekilde.

■ Portakalın yüzde 88’inde C vitamini vardır. Geri kalanı ise A, Bl, B6, B12 ve D vitaminleri ile potasyum içerir.

■ Portakal, tarih boyunca zafer, rengi ise Birleşik Krallık’ta asalet sembolü olmuştur. Ama günümüzde filmciler ne zaman bir pazarda portakal tezgahı gösterseler, orada bir mafya hesaplaşması olacak demektir. Çünkü vurulan kişi tezgahın üstüne düşecek ve portakalları etrafa dağıtacaktır. Çarpıcı bir sahne.

■ Dünyanın her yerinde turuncu renkte bir meyve değildir. Tayland ve Vietnam’da yetiştirilen portakalların kabuk rengi yeşildir. Tropik iklimde portakallar hep yeşil olur.

■ Kan portakallarının asıl adı “Moro” portakalıdır.

■ Birleşmiş Milletler, her ayın 25’inci gününü “Portakal Günü” ilan etmiştir. Bunun anlamı, kadına olan şiddetin engellenmesi için kadınların bir araya gelmesi (UNiTE to End Violence against VVomen) çağrısıdır.

■ Stradivarius kemanlarının ne kadar meşhur olduğunu biliyoruz. İtalyan Antonio Stradivari’nin (1644-1737) yaptığı kemanların tanesi günümüzde iki milyon dolar civarında. Çıkardığı eşsiz sesin ise, portakaldan yapılmış bir vernikle kaplanmış olmasından kaynaklandığı ileri sürülür.

■ 19. yüzyılın ünlü ressamlarından HollandalI Vincent van Gogh, tablolarında en çok portakal rengini kullanmıştır.

■ Amerikalılar, San Francisco’daki Golden Gate köprüsünde çok fazla intihar vakası görülünce köprüyü portakal rengine boyamışlardı. Bu sıcak renk, insanların umutsuz ruh halini iyileştiriyor.

■ İnsanların bir soruna dikkat çekmek için kullandığı fiyonklar ya da şeritler, genelde portakal rengi olur.

■ Astronotları uzay gemilerine binerken hep beyaz tulumları içinde görürsünüz. Oysa içeride portakal rengi elbiselerle çalışırlar. Sebebi, psikolojiktir.

■ Portakal öldürür de. Niagara Şelalesi’nden bir varil içinde atlayıp mucizevi şekilde sağ kalan Bobby Leach, daha sonra portakal kabuğuna basıp kaymış ve kafasını çarparak ölmüştü.

ALEVRİGEL

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu