Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

Petrol Fiyatları Artacakmı?

PETROL fiyatlarının seyrini küresel ekonomide yaşanacak toparlanma ivmesi, genel emtia fiyatlarında yükselişler, Delta varyantı başta olmak üzere oluşan aşağı yönlü riskler, ABD stoklarının durumu ve Petrol ihraç Eden Ülkeler örgütü (OPEC)+ grubunun alacağı kararlar belirleyecek. “Fiyatta aşağı yönlü riskler” bulunduğu notunu düşerek, geçen hafta varil fiyatı 70 doların üzerinde tutunan Brent petrolün, önümüzdeki günlerde yükselişini sürdüreceği ifade ediliyor. Uzmanlar, 2021 yılı sonuna kadar 60-80 dolar aralığının test edilebileceğini vurguluyor.


Brent petrolün varil fiyatı (haberimiz yayma hazırlanırken) uluslararası piyasalarda 71.81 dolar seviyelerinde işlem görüyordu, önceki hafta 76.38 doları gören ve 30 Temmuz Cuma günü haftayı 75.41 dolardan kapatan Brent petrolün varil fiyatı geçen haftaya 74.50 dolardan başlamıştı. Gün içinde 75.39 dolara kadar yükselen Brent petrolün varil fiyatı, günü 72.89 dolardan tamamlamıştı. Her ne kadar haftanın ilk günü 75 doların üzeri görülse de, hafta içinde Delta varyantına ilişkin endişeler, ABD’nin ticari ham petrol stoklarında beklentinin aksine artış görülmesi, OPEC+ grubunun üretimini ağustos itibarıyla günlük 400 bin varil artırması, ABD ve Çin’de geçen hafta beklenenden zayıf gelen veriler kaynaklı Brent petrolün varil fiyatında düşüş yaşadı. 5 Ağustos’ta 71.50 doları gören Brent petrolün varil fiyatı günü 71.29 dolardan kapatmıştı. 6 Ağustos Cuma günü Brent petrolün varili İran ile İsrail arasında devam eden gerilimin de etkisiyle 71.81 dolardan işlem gördü.

“76 DOLAR SEVİYELERİ TAKİP EDİLEBİLİR”

Ahlatcı Yatırım Genel Müdür Yardımcısı Tonguç Erbaş, petrol fiyatlarında son OPEC+ toplantısında gelen üretimi arttırma kararı sonrasında Brent petrolde 67.50 dolar seviyelerine kadar geri çekilmenin gerçekleştiğini anımsatarak, Türkiye’nin bayram tatilinde olduğu döneme denk gelen bu geri çekilme sonrasında küresel anlamda yeni virüs varyantlarının etkilerinin sınırlı kalması ve merkez bankalarının desteğinin devam edeceği algısı ile petrolün tekrar 76 doların üzerine yükseldiğine işaret etti. Bu hafta ise üssel 50 günlük ağırlıklı ortalama seviyesi olan 72.80’nin önemli bir destek noktası olduğunu vurgulayan Erbaş, “Bu seviyenin aşağı yönlü kırılması 71.35 ve 71 dolar seviyelerini tekrar gündeme getirebilir. 72.80 doların üzerinde kalıcılık durumunda ise 74, 74.50 ve 76 dolar seviyeleri tekrar yükselişlerde hedef seviyeler olarak takip edilebilir” dedi.

PETROL TAHMİNLERİ GÜNCELLENDİ

Ham petrol fiyatlarının küresel talepteki artış ve arza ilişkin belirsizliklerle Nisan Enflasyon Raporu’nun üzerinde kaldığına dikkat çeken Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), 29 Temmuz’da açıkladığı yılın üçüncü enflasyon raporunda petrol fiyatları tahminini 2021 yılı için ortalama 64.4 dolardan 69.6 dolara, 2022 yılı için ise ortalama 61.9 dolardan 69.4 dolara çıkarmıştı. TCMB, vadeli fiyat eğrisinin, petrol fiyatlarının mevcut seviyelerini bir süre daha sürdürdükten sonra düşmeye başlayacağını ima etse de bu güncellemeye ihtiyaç duyulduğunu kaydetmişti.

EKONOMİYE ETKİSİ

Petrol fiyatlarındaki değişimler enflasyondan cari açığa, ulaştırmadan sanayiye kadar ekonomiyi yakından ilgilendiriyor. TOBB ETÜ Öğretim Üyesi Dr. Cahit Sönmez, petrol fiyatlarından enflasyona geçişkenliğinin zamanla değişkenlik gösterdiğine dikkat çekerek, “Üretim sürecindeki değişmelere bağlı olarak geçişkenli-ğin 2002’den sonra arttığı bilimsel bulgularla kanıtlanabiliyor. Petrol fiyatlarında yüzde 10’luk artış maliyet tarafında yüzde 1.3, talep enflasyonu tarafında ise yüzde 1.4 civarında bir yükselişe neden oluyor. Diğer taraftan petrol fiyatlarının enflasyon üzerindeki dolaylı etkilerini de ihmal etmeyelim. 40 milyon tondan biraz fazla petrol ithalatı yaptığımız için fiyatlardaki değişim cari açığın düzeyine doğrudan yansıyor.

Eğer petrol fiyatları 10 dolar artarsa diğer faktörler sabitken ithalatımız 4 milyar dolar civarında artıyor. İhracat ve hizmet fazlalığının da sabit olduğu varsayımı altında cari açığın yüzde 0.5 yukarı çıkma olasılığı güçleniyor” diye konuştu.

Tera Yatırım Başekonomisti Enver Erkan, petrol fiyatlarının yurtiçi enflasyona etkisini hesaplarken kamunun vergi ve fiyatlandırma politikası ve dolar/TL kurunun hesaba katılması gerektiğini belirterek, güncel durumda petrol fiyatlarındaki her 10 dolarlık değişimin enflasyonda yaklaşık 1 puanlık bir etkisi olacağını ifade etti.

Artan talebe uygun olarak arzın artırılmaması halinde kısa dönemde petrol fiyatlarının artış eğilimini koruyacağını, yıl sonuna kadar 100 dolar seviyelerine ulaşılabileceğini belirten Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr Mustafa Necat Coşkun, petrol fiyatlarındaki artışın devam etmesinin gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde enflasyonu yükseltici etki yaratacağını vurguladı. Coşkun, “Bu durum Türkiye gibi petrol ithalatçısı ülkelerin ödemeler dengesini olumsuz etkileyecek. Cari işlemler açığı veren ülkelerde açığı arttırıcı baskı yaratacak” dedi.

KAZANANLAR VE KAYBEDENLER…

Altın ve para piyasaları uzmanı İslam Memiş, yükselen petrol fiyatlarının hanehalkı gelirini ve tüketim harcamalarını vurabileceğini söyledi. Özellikle Avrupa’daki birçok ülkenin petrol ithalatçısı olduğu düşünülürse bu bölgenin kırılgan olduğunun söylenebileceğini dile getiren Memiş, “Dünyanın en büyük petrol ithalatçısı olan Çin’de de enflasyon yukarı doğru gidebilir. Diğer yandan dolarır sürekli değer kazanması, petrol fiyatlarının do larla ödenmesi yüzünden çok da yardımcı olmuyor. Fiyatların yükselmesi petrol üreticisi olan çoğu ülkenin işine yarar. Daha sonra bu işten en kazançlı çıkan ülkeler Nijerya ve Kolombiya olacak. Petrol gelirlerinin artması, bu ülkelerin bütçe ve cari açıklarını toparlamalarını, hükümetlerin harcamalarını artırmasını sağlar. Hindistan, Çin, Tayvan, Şili, Türkiye, Mısır ve Ukrayna en büyük darbeyi alacak ülkeler olur. Petrol için daha çok para ödemek zorunda kalmaları, bu ülkelerin cari açıklarını büyüteceği gibi Amerikan Merkez Bankası’nın faiz artırımları karşısında daha kırılgan bir yapıya bürünmelerine yol açar. Bazı kazananlar kayıp da yaşayabilir: Avrupa’nın en büyük petrol üreticisi olan Norveç’in Merkez Bankası Guvernörü Oystein Olsen, sektörün karı artırmak adına bütçede doğacak açıklardan gözünü kaçırması halinde zarara düşebileceğini söylüyor” diye konuştu.

FİYATLARDA DENGELENME SÜRECİ

Petrol fiyatlarının pompa fiyatlarına yansımasına da bakalım. Son olarak motorin fiyatlarına 3 Ağustos 2021’den itibaren geçerli olmak üzere litre başına ortalama 5 kuruş zam geldi. Eşel Mobil sistemi uygulanmaya devam etse de söz konusu zam, rafineri çıkış fiyatlarında yaşanan değişiklikten kaynaklandı. Bilindiği üzere Türkiye’de akaryakıt fiyatları, Akdeniz piyasasındaki işlenmiş ürün fiyatlarının ortalaması ile dolar kurundaki değişiklikler baz alınarak rafineriler tarafından hesaplanıyor. Akaryakıt fiyatlarında uygulanan Eşel Mobil sistemiyle petrol fiyatları, döviz kuru ve uluslararası ürün fiyatlarındaki artış sonucunda yurt içi pompa fiyatlarında meydana gelen yükselişler, ÖTV ayarlamasıyla tüketiciye zam olarak yansıtılmadan dengelenmeye çalışılıyor. Enerji Petrol Gaz ikmal İstasyonları İşveren Sendikası (EPGİS) Başkanı Fesih Aktaş, Eşel Mobil sistemi çerçevesinde devletin rutinde benzinde alması gereken 2,5265 kuruştan 0,7840 kuruş, motorinde rutinde alması gereken 2,0559 kuruştan 0,8156 kuruş aldığını vurgulayarak, LPG’de ise alması gereken 1 TL’nin tamamından feragat etmiş durumda olduğunu söyledi.

19 MİLYAR TL AKARYAKIT DESTEĞİ

Aktaş, Eşel Mobil sistemiyle 2021’de devletin akaryakıt fiyatlarını sabit tutmak için feragat ettiği ÖTV tutarının tahmini olarak 19 milyar TL civarında olduğunu kaydetti. Aktaş, “2018’den beri devam eden Eşel Mobil sisteminin devlete maliyetinin 45-50 milyar TL civarında olduğunu tahmin etmekteyiz. Eşel Mobil sistemi son dönemde LPG’de Eylül 2020’den, motorin ve benzinde Aralık 2020’den beri günümüze kadar aralıksız olarak devrede. Artan vergi yükü nedeniyle Mayıs 2021’de devlet 55/65 kuruş arasında bir defalık düzeltme hareketi yaptı ise de artan ham petrol ve işlenmiş ürün fiyatları nedeniyle tekrar üst limitlere dayanmış durumda verilen destek. Devletin beklediği ve yıllık tahsilat planlamasına koyduğu ÖTV gelirlerinden oluşan bu yoksunluğun 2021 Mayıs’ta olduğu gibi bugünlerde de bir defa daha sabit olmayan bir defalık ÖTV artışı yapabileceğini tahmin ediyoruz. Tahmini rakamımız yine tüm ürünlerde 55-65 kuruş aralığında olabilir” dedi.

YILLIK TÜFE ARTIŞI YÜZDE 18.95

Şimdide geçen hafta açıklanan yurt içi verilere kısaca bir göz atalım. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre tüketici fiyat endeksi (TÜFE) Temmuz’da aylık yüzde 1.80 artarken, yıllık enflasyon 1.42 puan artışla yüzde 18.95 oldu. Yıllık TÜFE bu düzeyi ile TCMB’nin yüzde 19’da sabit tuttuğu politika faizinin 0.5 puan altında kaldı. Yıllık TÜFE’nin politika faiz oranı ile neredeyse eşleştiğine dikkat çeken TOBB ETÜ öğretim Üyesi Dr. Cahit Sönmez, “Gerekli durumda ilave sıkılaştırma” yolunu kapatan TCMB’nin “Pozitif reel faiz” taahhüdünü nasıl yerine getireceğinin merakla beklendiğini kaydetti. Yurt içi üretici fiyat endeksi (Yl-ÜFE) Temmuz’da aylık yüzde 2.46 artarken, yıllık enflasyonu 2.03 puan artışla yüzde 44.92 artış gösterdi. Temmuz’da tüketici fiyatları üzerindeki üretici fiyatları kaynaklı baskılar güçlenerek devam etti. TCMB aylık fiyat gelişmeleri raporuna göre tüketici fiyatlarındaki artışta gıda ve enerji fiyatları temel belirleyici oldu. Enerji grubu enflasyonu elektrik ve doğalgaz fiyatları öncülüğünde artarken, Eşel Mobil sistemi tüketici enflasyonunu sınırlamaya devam etti.

“ARTIŞ DEVAM EDECEK”

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Necat Coşkun’a göre enflasyon oranının TÜFE ve YÜFE’de yükselişini sürdürmesi, fiyat artışlarında TCMB’nin politika etki alanı dışındaki faktörlerin etkisinin artarak devam ettiğini gösteriyor. Coşkun, “Türkiye’de enflasyonun yapısal bir sorun olduğu ve başta tarım ve sanayi sektörlerinde yapısal dönüşüm sağlanmadığı sürece TCMB’nin izleyeceği para politikası ile düşük ve sürekli fiyat istikrarının sağlanamayacağının kabul edilmesi gerekiyor. Döviz kurundaki dalgalanmalara açık kırılgan dış denge, üretimde ithalata bağımlı yapı, mali disiplin ve bütçe dengesi konusunda risklere ek olarak uluslararası piyasalarda emtia fiyatlarında yükselme ve süregelen kuraklık enflasyonu kontrol altına almayı zorlaştırıyor. Hizmet sektöründe pandemi döneminde yetersiz talep nedeniyle ertelenen fiyat artışlarının bu dönemde gerçekleşmeye başlaması tüm sektörlerde artışın devam edeceğini gösteriyor” diye konuştu.

GÖZLER POLİTİKA METNİNDE

Ekonomistler 12 Ağustos’taki PPK toplantısında politika faiz oranında değişiklik beklemiyor. Tonguç Erbaş, yüzde 19’un hemen altında kalan enflasyonun 12 Ağustos’taki PPK toplantısında herhangi bir faiz değişikliğine neden olmayacağı görüşünde. TCMB’nin bu ve önümüzdeki toplantılarda faiz artışı için daha net açıklamalar ve beklentiler oluşturması gerekeceğini vurgulayan Erbaş, “TCMB Başkanı Şahap Kavcıoğlu ve ekibinin açıklanacak metinde enflasyon beklentilerinde yaşanan yukarı yönlü değişimle, gerekmesi durumunda politika faizini yükseltebileceği yönünde daha net açıklamaları olacağını düşünüyoruz” dedi.

TCMB’nin bu ayki PPK toplantısında doğrudan faiz artıramayacağını belirten Dr. Sönmez, “iletişim politikasına ağırlık vererek enflasyon yükselişinin geçici olduğu yılsonuna doğru düşüşe geçeceği vurgusunu ön plana çıkarmaya çalışacaktır. Bir yol da dolaylı faiz artırımı olabilir. Diğer fonlama kanallarına ağırlık vererek ‘ağırlıklı ortalama fonlama’ maliyetini (AOFM) yükseltebilir. Politika faiz oranı yerine AOFM yükseltildiği zaman parasal aktarım mekanizması sağlıklı çalışmıyor” diye konuştu.



Marmara Üniversitesi öğretim Üyesi Prof. Dr. Burak Arzova da enflasyonda artışın devam ettiğini belirterek, enflasyondaki düşüşün Kasım’da olmasını beklediğini vurguladı. Arzova, “PPK da bir faiz artışına gidileceğine ihtimal vermiyorum. Ancak enflasyondaki artışla birlikte bir faiz baskısı olacağı da şüphesiz” dedi.

Tera Yatırım Başekonomisti Enver Erkan, PPK’da artış beklentileri olmadığını vurgulayarak, “Enflasyonda artış riski halen görmeye devam ediyoruz. 2021 yılı üçüncü çeyrek boyunca ana eğilimin enflasyon için yukarı olmasını bekleriz” dedi.

İHRACATTA 200 MİLYAR DOLAR AŞILDI

Türkiye’nin ihracatı Temmuz’da geçen yılın aynı ayma göre yüzde 10.2 artarak 16.4 milyar dolar oldu. Söz konusu tutar, bugüne kadar gerçekleştirilen en yüksek Temmuz ayı ihracatı olarak kayıtlara geçti. Ticaret Bakanlığı verilerine göre genel ticaret sistemi kapsamında Türkiye’nin ithalatı Temmuz’da yüzde 17 artışla 20.7 milyar dolar olurken, dış ticaret açığı yüzde 52.4 artışla 4.3 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Temmuz’da ihracatın ithalatı karşılama oranı ise 4.8 puan azalışla yüzde 79.2 oldu. Ocak-Temmuz döneminde Türkiye’nin ihracatı yüzde 35 artışla 121.4 milyar dolar, ithalatı yüzde 25.9 artışla 146.8 milyar dolar olurken, bu dönemde dış ticaret açığı yüzde 4.7 azalışla 25.5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise 5.6 puan artışla yüzde 82.7 oldu. Türkiye’nin son 12 aylık ihracatı 201 milyar 47 milyon dolara yükselerek yeni bir tarihi rekora imza attı.

İhracatın büyümeye olan katkısının geçmiş çeyreklik dönem verilerinde çok net olarak görüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Burak Arzova, Avrupa pazarına yakın olmanın etkisinin pandemi döneminde olumlu yönde hissedildiğini belirtti. Arzova, ihracattaki bu ivmenin devam edeceğini kaydetti.

PANDEMİNİN SEYRİ BELİRLEYİCİ OLACAK

Küresel ekonomideki toparlanma ve özellikle AB ülkelerindeki hızlı aşılama sonrasında kısıtlamaların gevşetilmesinin ihracatı olumlu etkilediğini belirten Prof. Dr. Coşkun, son aylarda pandemi önlemlerinin kaldırılmasıyla iç ve dış talepteki artışa bağlı olarak ithalat artışının hız kazandığını dile getirdi. Coşkun, “Sermaye ve ara malı ithalatında son aylarda görülen yüksek artışlar, özellikle imalat sanayinde kapasite kullanım ve üretim artışını işaret ediyor. Küresel düzeyde ekonomilerin toparlanması devam ettiği sürece ihracat artışı süreklilik gösterebilecektir. Türk lirasında değer kaybı, sınırlı da olsa ihracatı destekleyecektir” dedi.

Prof. Dr. Burak ARZOVA / Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi
“Brent petrolde 85 dolar ulaşılabilir bir seviye”

Petrol fiyatlarında yükselişin, ekonomik aktivitenin dünya genelinde artması ile birlikte fiziksel talebin de etkisiyle devam edeceğini düşünüyorum. Petrol fiyatlarındaki artış, Covid-19 nedeniyle ekonomik anlamda etkilenen petrol ihraç eden ülkeler açısından da hayati önemde gözüküyor. Brent petrol de öncelikle 85 dolar ulaşılabilir bir seviye olarak gözüküyor. Covid-19 etkileri azaldıkça ve ekonomilerin açılmaya başlaması ile petrolde fiziki talepte de artışın olduğunu görüyoruz. Önceki artışlar petrol ETF’lerinden ve spekülatif olarak gerçekleşirken, şimdi buna fiziki talep de eklendi. Petrol fiyatlarının en çok petro kimya, ulaştırma, seyahat, kojistik ve tarım sektörlerine etkisi oluyor. Sanayide kullanılan hammadde fiyatlarının petrol fiyatlarından olumsuz etkileneceğinden şüphe yok. O nedenle artan hammadde ve ara malı ithal ürün fiyatları, içeride enflasyonda da olumsuz etki yapacak.

Dr. Cahit SÖNMEZ /TOBB ETÜ Öğretim Üyesi
“Direnç noktası 75.61 dolar”

Petrol fiyatları ilginç bir trend izliyor. 28 dolara kadar inip 140 dolarlara kadar çıkabiliyor. Bazen OPEC ve diğer petrol üreten ülkelerin verdikleri üretim miktarı kararlarına göre arz yönlü bazen de küresel ekonomik faaliyetlerin temposuna bağlı olarak tüketim miktarındaki değişimlere göre talep yönlü fiyat hareketlerine tanık oluyoruz. Geçen sene pandemi nedeniyle talebin belirgin bir şekilde düşmesi ile gerileyen petrol fiyatları, sonrasında pandemi önlemlerinin gevşetilmesi ve kapanan sektörlerinde yeniden devreye girmesi ve sonuçta talebin momentum kazanmasıyla yeniden 70 dolar seviyesine ulaştı. Şimdi petrol fiyatlarının düşmesini sağlayacak bir unsur görünüyor o da delta varyantının olumsuz etkisinin artması. Eylül vadeli kontratları 76 dolardan, Ekim kontratları ise 72,61’den işlem görüyor. Teknik analize göre direnç noktası 75,61 dolar, destek noktası ise 71,98 dolar düzeyinde görünüyor.

Tonguç ERBAŞ / Ahlatcı Yatırım Genel Müdür Yardımcısı
“60-80 dolar arasında dalgalanma bekliyoruz”

Petrol fiyatlarında önümüzdeki dönemde yükseliş yönünde talep tarafında devam eden gelişme, küresel büyüme revizyonlarının artış yönünde devam ederek beklentilerin artması ve genel emtia fiyatlarında yükselişin etkileri görülebilir. Buna karşılık aşağı yönlü baskılayabilecek gelişmeleri ABD-İran olası anlaşması sonrası İran petrolünün küresel piyasalara açılması, zaman zaman gündeme gelen ve salgın öncesinde ABD’yi en çok üretici konumuna getiren kaya gazı ve genel ABD petrol üretiminin artması, ayrıca OPEC+ ülkelerin fiyatlar yükseldikçe üretimi arttırma noktasında taleplerinin her toplantıda fiyatları etkilemesi olarak özetleyebiliriz. Bu gelişmeler içinde önümüzdeki 5 ay boyunca Brent petrol fiyatlarının 60-80 dolar arasında dalgalanmasını bekliyoruz.

Enver ERKAN / Tera Yatırım Başekonomisti
“Yavaşlama riskini takip edeceğiz”

Brent petrolün varil fiyatı, Delta virüsü varyantının talepte yarattığı riskler ve ABD stoklarındaki artıştan kaynaklanan bir düşüş yaşayarak 70 dolar dolaylarında bir fıyatlama düzlemi oluşturuyor, ekonomilerdeki toparlanmanın talep döngüsünde yarattığı iyimserlik ve üretici ülkelerin kota ayarlamalarından kalan trend ise bozulmamış görüntüde. Temmuz ayı başında 77 dolar seviyeleri görülmüş, sonrasında bu noktaya yakın bir seviyede yeniden tepe oluşturmuştu.

80 dolar seviyelerine yaklaştıkça momentini yavaşlatan bir fıyatlama oluşmuş oldu. Yatırımcılar, özellikle Çin’de, Covid-19’un son derece bulaşıcı türüyle savaşmak için kısıtlamaların etkisi konusunda endişeli. Asıl talep riski açısından, varyantların durumunu ise ülkelerin aşılamadaki kademeleri belirleyecek. Yavaşlama riskini takip ediyor olacağız. Envanterler tarafında ise; Energy Information Administration, ABD ham petrol stoklarının geçtiğimiz hafta sürpriz bir artış kaydettiğini açıkladı. Bir süredir stoklar azalıyordu, bunun nedeni artan talep ve onun kadar hızlı artmayan üretimle alakalıydı.

İslam MEMİŞ / Altın ve Para Payasalan Uzmanı
“80 dolar seviyesine yükselebilir”

70 doların üzerinde tutunan Brent petrolün 80 dolar seviyesine yükselmesini bekliyorum. Her ne kadar Covid-19 vaka sayıları artsa da hükümetler hazır olduklarını açıklıyorlar. Üretim ve para trafiğinin artması, yükselişi destekleyebilir. Özellikle tarım sektörünün zarar görmesi sürpriz olmaz. Tüketimin artması, üretimin zaten kuraklık ve doğal felaketlerden dolayı azalmasına neden olurken bir de üzerine maliyet artışı enflasyonu destekler. 60-80 dolar aralığını yıl sonuna kadar, seneye de 90-100 dolar aralığı test edilebilir. Doların zaten doğal yükselişiyle petrol fiyatları, ulaşım ve pompa fiyatlarına zam olarak yansıtacağını düşünüyorum. Yani, gıda fiyatları ve ulaşım sektörünün en çok etkilenen olacağını düşünüyorum.

Fesih AKTAŞ / Enerji Petrol Gaz İkmal İstasyonları İşveren Sendikası (EPGİS) Başkanı
“Satın alma hareketlerini değiştirdi”

Pandemi dönemi diye nitelendirdiğimiz 2020 yılı mart sonrası ve 2021 yılı ham petrol ve akaryakıt fiyatlarında çok sert dalgalanmaların olduğu dönem oldu. 2020 Nisan-Mayıs döneminde 15 dolar seviyesine kadar inen ham petrol fiyatları doğal olarak işlenmiş ürün olan akaryakıt fiyatlarına da yansıdı. Ülke olarak akaryakıt fiyatlamasında baz aldığımızda motorinin 188 dolar/ton fiyatına kadar indiğini gözlemledik. 2020 yılının yaz aylarından sonra toparlanmaya başlayan fiyatlamalar 2021 yılı ile birlikte soluksuz diyebileceğimiz bir ivme ile yukarı yönlü hareketini günümüzde ham petrolde 78 dolar/barrel, motorinde ise 620 dolar/ton fiyatına kadar getirdi. Neredeyse 14 aylık zaman dilimindeki hareketler hiçbir devlet ya da kuruluşun öngöremeyeceği sertlikte olmuş durumda. Bu da doğal olarak son tüketici olan halkların satın alma hareketlerini değiştirdi.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu