Perşembe , Kasım 23 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Merkez Bankası, altın cinsinden tasarrufları ekonomiye kazandırarak

Merkez Bankası, altın cinsinden tasarrufları ekonomiye kazandırarak



Merkez Bankası, 2017’de enflasyon görünümüne karşı sıkı, döviz likiditesinde dengeleyici, finansal istikrarı destekleyici olacak. Altın cinsinden tasarruflar ekonomiye kazandırılacak. TL karşılığında, “standart altın”alımına başlanacak…

MERKEZ Bankası, 2017 yılında fiyat istikrarına odaklı para politikası duruşunu koruyacak. 2017’de para politikası kararları enflasyon görünümüne bağlı olacak, finansal istikrar gözetilecek ve dalgalı kur rejimine devam edilecek. Döviz kurları, piyasadaki arz ve talep koşullarınca belirlenecek. Merkez Bankası’nın kur hedefi olmayacak.

Merkez Bankası, altın cinsinden tasarrufları ekonomiye kazandırarak rezervleri artıracak. Türk Lirası karşılığında bankalardan, yurtiçi yerleşiklerden toplanacak işlenmiş veya hurda altından dönüştürülmüş “standart altın” alımma başlanacak. Zorunlu karşılıkların Türk Lirası olarak tutulan kısmına 1 Ocak 2017’den itibaren ödenecek faiz nema oranı, Merkez Ban-kası’nın bir hafta vadeli repo ihale faiz oranının 400 baz puan eksiği olacak.

Açık piyasa işlemleri portföy büyüklüğü artırılarak, 2017’de 15 milyar TL’ye çıkarılacak. Sadeleşme sürecinde Merkez Bankası’mn temel fonlama aracı 1 hafta vadeli repo işlemleri olacak. Gerekirse, vadesi 91 günü aşmayacak şekilde geleneksel yöntemle repo ihaleleri açılabilecek. TL depo satım ihaleleri düzenlenebilecek. Merkez Bankası, kurlarda sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi ve aşırı oynaklık durumlarında piyasaya esnek ihaleler yoluyla veya doğrudan müdahale edebilecek.

altin

TEMKİNLİ DURUŞA DEVAM

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, 2017 Yılı Para ve Kur Politikası’nı açıkladı. Merkez Bankası olarak fiyat istikrarına odaklı para politikası duruşunun korunduğu bir çerçeveyi esas aldıklarını ve bu çerçeveyi koruyacaklarını belirten Çe-tinkaya, enflasyon hedefinin orta vadede yüzde 5 olarak korunduğunu vurguladı. Çetinkaya, enflasyonun 2017’de yüzde 6.5’e geriledikten sonra 2018’de yüzde 5 düzeyinde istikrar kazanacağını öngördüklerini belirtti.

Para politikasında temkinli duruşu sürdüreceklerini söyleyen Çetinkaya, kararların enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları ve enflasyonu etkileyen “diğer unsurlardaki gelişmeler dikkate alınarak oluşturulacağını söyledi. Çetinkaya, yılın son çeyreğinde iktisadi faaliyette ılımlı bir toparlanma öngördüklerini kaydetti.

PİYASALARA GÜVEN VERDİ

Döviz rezervlerinin yeterli olduğuna, ayrıca net rezervlerde de düzenli artış olduğuna dikkat çeken Çetinkaya, fırsat buldukça rezervlerde artış yönünde adım atacaklarının altım çizdi. Merkez Banka-sı’nın döviz kuru hedefi olmadığını belirten Çetinkaya, döviz kurunun iktisadi temellerden belirgin şekilde kopması, piyasa derinliğinin kaybolduğu olası durumlar ve finansal istikrara dair risk oluşması hallerinde kayıtsız kalınmayacağının altını çizdi. Küresel piyasalarda, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, kayda değer bir yeniden fiyatlama yaşandığına dikkat çeken Çetinkaya, yeni dengenin nerede oluşacağının henüz belli olmadığını, bu dönemlerde yüksek frekanslı tedbirler beklenmemesi gerektiğini söyledi.

Doğru politika aracının doğru zamanda kullanılmasının önemine dikkat çeken Çetinkaya, döviz satım ihaleleri gibi araçların da gerekirse kullanılabileceğini söyledi. Çetinkaya, buna 28 Nisan 2016’dan bu yana ihtiyaç duymadıklarının altını çizdi.

4.1 MİLYAR $ DÖVİZ LİKİDİTESİ

Murat Çetinkaya, başkanlığı döneminde döviz satım ihalelerinden ziyade zorunlu karşılık gibi adımlarla piyasaya likidite sağladı. Merkez Bankası verilerine göre, 2016 Ocak-Nisan döneminde ihale yöntemiyle toplam 3.4 milyar dolar satılırken, 28 Nisan’dan sonra ihalelerde döviz satılmadı. Enerji ithalatçısı kamu iktisadi teşebbüslerine yaklaşık 4.2 milyar dolar satış gerçekleşirken, bu yıl doğrudan döviz satışı ise yapılmadı. 2016 yılı ağustos ve eylül aylarında TL zorunlu karşılık oranlarının tüm vade dilimleri için toplamda 100 baz puan indirilmesiyle sisteme yaklaşık 2.3 milyar TL likidite sağlandı. 2016’da zorunlu karşılıklar ve Rezerv Opsiyon Mekanizması (ROM) kapsamında yapılan düzenlemelerle ise piyasaya sağlanan toplam döviz likiditesi 4.1 milyar dolar oldu.

TL, TÜM ARAÇLARLA KORUNACAK

Fiyat istikrarının, fiyatlama davranışlarının, beklentilerin kalıcı bozulmamasımn önemli olduğunu vurgulayan Çetinkaya, yaşanan şokların geçici ya da kalıcılık etkisi ve ana trendler üzerindeki etkilerini dikkate alarak ellerindeki tüm araçları fiyat istikrarının korunması yönünde kullanmaya devam edeceklerini vurguladı.

Hatırlanacağı üzere Merkez Bankası üç yıl aradan sonra ilk kez TL’deki değer kaybının belirginleşmesiyle Kasım ayında politika faizini 50 baz puan, faiz koridorunun üst bandını ise 25 baz puan artırdı.

Enflasyonda tütün de dahil ÖTV zamlarının etkisinin görüldüğünü, yüzde 7.5 hedefi üzerine yukarı yönlü risk geldiğini belirten Çetinkaya, son dönemdeki döviz kuru gelişmeleri ve vergi ayarlamalarına rağmen gıda fiyatlarındaki olumlu görünüm ve iç talepteki ılımlı seyir ile 2016 için yüzde 7.5 enflasyon tahmininin korunduğunu dile getirdi.

Yakın dönemde yaşanan döviz kuru hareketlerinin 2017’nin birinci çeyreğinden itibaren enflasyon üzerinde etkili olacağı değerlendirmesinde bulunan Çetinkaya, TL’deki değer kaybının etkisiyle hedeflenen enflasyon patikasından uzaklaştırma riskinin yüksek olduğunu kaydetti. Bunda döviz kuru geçişkenliğinin Türkiye’de yüksek olmasının da etkisi olduğunu belirten Çetinkaya, yukarı yönlü olası trende rağmen yıl içinde yukarı ve aşağı yönlü risklerin dengeli olacağını, iktisadi faaliyetin seyrine bağlı olarak, yılı (2017 için yüzde 6.5) tahminlerine yakın bir noktada tamamlayabileceklerini düşündüklerini kaydetti.

TİCARETTE ULUSAL PARA

Yerel paranın değerinin korunması, ticari işlemlerde ana değişim aracı olarak kullanılması ve finansman kararlarında Türk Lirası’nın esas alınmasının son derece önemli olduğunu söyleyen Çetinkaya, bu yaklaşımı Merkez Bankası olarak desteklediklerini açıkladı. Çetinkaya, Merkez Bankası’nın önümüzdeki dönemde elindeki araçları kullanarak Türk Lirası’nın değerinin korunması ve iktisadi faaliyette ana değişim aracı olarak kullanılması için gereken desteği vereceklerini ifade etti.

Yerel paralarla ticaretin küresel çapta artan bir trend olduğunu söyleyen Çetinkaya, TL’nin de uluslararası ticari işlemlerde kullanımının arttığını vurguladı. Bu konuda gerekeni yapacaklarını dile getiren Çetinkaya, Çin Merkez Bankası ile anlaşmaya varıldığını, Rusya, İran ve bazı ülkelerle temasların sürdüğünü belirtti.

Sadeleşmede hedefledikleri kazanımla-rı büyük ölçüde elde ettiklerini ifade eden Çetinkaya, Para Politikası Kurulu’nun (PPK) önümüzdeki dönemde süreci değerlendirerek sadeleşmeyi tamamlayacağını vurguladı. PPK toplantı sayısı ile ilgili düzenleme sürecinin başladığına dikkat çeken Çetinkaya, gelecek yıl en az 8 toplantı yapılması konusunu Kurul’un değerlendireceğini bildirdi. Çetinkaya, şu anki eğilimin toplantı sayısının azaltılması yönünde olduğunu belirtti.

BİR HAFTA VADELİ REPO



Para politikası duruşunun enflasyon görünümüne karşı sıkı, döviz likiditesinde dengeleyici, finansal istikrarı destekleyici olarak belirlendiği politika metnine göre; sadeleşme sürecinde Merkez Bankası
temel fonlama aracı bir hafta vadeli repo işlemleri olacak. Gerek duyulmayan günlerde ihale açılmayabilecek. Gerekirse, vadesi 91 günü aşmayacak şekilde geleneksel yöntemle repo ihaleleri açılabilecek, TL depo satım ihaleleri düzenlenebilecek. Geleneksel ihale yöntemiyle bir hafta vadeli “Gün içi Repo İhalesi” açılabilecek. Tüm katılımcılar, Hazine Müsteşarlığı Varlık Kiralama Şirketi (HMVKŞ)  tarafından ihraç edilen TL cinsi kira sertifikası karşılığında kotasyon yöntemiyle gerçekleştirilen gecelik vadeli repo imkanından yararlanabilecek. Bankalar ihtiyaç duymaları halinde limitleri ile sınırlı olmak üzere teminatları karşılığında Merkez Bankası borç verme faiz oranından borçlanabilecek, likidite fazlalığı oluşması halinde ise limitsiz olarak Merkez Bankası borçlanma faizinden Merkez Bankası’na TL borç verebilecek. Merkez Bankası, Geç Likidite Penceresi borçlanma ve borç verme faiz oranlarım ilan etmeye devam edecek. Bankalar, Merkez Bankası’ndan teminat karşılığı olmak üzere limitsiz olarak borçlanabilecek ya da Merkez Bankası’na borç verebilecek.

İHALE TUTARI AZAMİ 150 MİLYON TL

Merkez Bankası, her türlü likidite ‘durumunu dikkate alarak teknik nedenlerle açık piyasa işlemleri portföyünde yeterli miktarda devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) veya HMVKŞ tarafından ihraç edilen TL cinsi kira sertifikası bulunduracak. Bu çerçevede Merkez Bankası açık piyasa işlemleri portföyünde bulunan kıymetlerin nominal 1.4 milyar TL’lik kısmının vadesinin 2017’de dolması nedeniyle 2016 için nominal 14 milyar TL olarak belirlenen açık piyasa işlemleri portföy büyüklüğü artırılarak, ilave alım seçeneği saklı kalmak kaydıyla 2017’de 15 milyar TL olarak belirlenecek. Bu kıymetler gelecek yıl uygun görülen aylarda ilgili aym ilk iş günü saat 10.00’da veri dağıtım firmaları aracılığıyla ilan edilecek DİBS veya kira sertifikalarıyla yenilenecek, alım ihaleleri pazartesi, çarşamba veya cuma günleri bir iş günü sonrası valörlü gerçekleştirilecek. Her bir ihale tutarı nominal en fazla 150 milyon TL olacak.

ALTIN CİNSİ TASARRUFLAR

Altın cinsinden tasarrufların ekonomiye kazandırılarak rezervlerin artırılması amacıyla, TL karşılığında bankalardan, yurtiçi yerleşiklerden toplanacak işlenmiş veya hurda altından dönüştürülmüş standart altın alımma başlanacak.

Merkez Bankası 2016’da işlenmiş veya hurda altının zorunlu karşılığa kabul edilmeşine yönelik olarak ROM kapsamında yüzde 5 oranında yeni bir imkan dilimi oluşturmuş ve bu dilimin rezerv opsiyonu katsayısını 1 olarak belirlemişti.

İşlenmiş veya hurda altının bankalarca 3 Ekim 2016’dan itibaren yurtiçi yerleşiklerden toplanmış olması gerekirken, yeni imkan dilimine ilişkin uygulama da 21 Ekim 2016 tarihli yükümlülük döneminde başlamıştı.

Başbakan Yardımcısı Mehmet Şim-şek’in yaptığı açıklamalara göre, Türkiye’de çok ciddi bir altın birikimi bulunuyor. Bazı tahminlere göre yastık altında 180-200 milyar dolar değerinde altın olduğunu söyleyen Şimşek, onların sisteme katılmasının Türkiye’de mali sistemi ve Türkiye ekonomisini güçlendireceğini vurguluyor.

ALTIN REZERVLERİ ARTIYOR

Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erdal Tanas Karagöl, Merkez Bankasının rezervlerini artırmak amacıyla yeni bir uygulama olarak 2017’de altın alımma başlama kararıyla rezervlerde çeşitlilik sağlama politikasına başvurduğunu söyledi. Türk Lirası karşılığında tedarik edilecek altının Merkez Bankası’nın rezervlerini ciddi oranda etkilemesi beklendiğini belirten Karagöl, Merkez Bankası’nın altın rezervlerini artırmaya yönelik bu politika ile mevcut rezervleri küresel gelişmelerin olumsuz etkilerinden uzak tutmayı hedeflediğini vurguladı.

Reeskont kredi kullanımında artış

Reeskont kredilerindeki artış, Türkiye ihracat pazarlarının ve ihraç ürünlerinin çeşitlendirilmesin!, dış ticaretin dengelenmesini sağlayacak. Politika metnine göre 2016 sonunda 16.5 milyar dolar olması beklenen reeskont kredi kullanımı 2017’de 18 milyar dolara ulaşabilecek. 2016 sonunda 15.4 milyar dolar olması beklenen Merkez Bankası döviz rezervlerine katkısı ise 2017’de 16.1 milyar dolar civarında olacak. Hatırlanacağı üzere 2016’da 17 milyar dolar olan kredi limitleri, 17 milyar doları Türk Eximbank’a, 3 milyar doları ise ticari bankalara olmak üzere toplam 20 milyar dolara çıkarılmıştı. Firma bazında kredi limitleri, dış ticaret sermaye şirketleri için 400 milyon dolar, diğer firmalar için ise 350 milyon dolara yükseltilmişti. Reeskont kredilerinde senetlerin asgari üç imza taşıması şartı ikiye düşürülmüştü. Yapılan tüm değişikliklerin, kredi talebinde bulunan firma sayısını ve bu kredilerin Merkez Bankası rezervlerine katkısını artırması bekleniyor.

Piyasaya doğrudan müdahale

Merkez Bankası nezdindeki döviz depo piyasasında bankalara toplam yaklaşık 50 milyar dolar limitle bir hafta vadeli döviz likiditesi imkanı verilecek. Bankalar, kendilerine tanınan limitler çerçevesinde Merkez Bankası’na bir ay ve iki hafta vadeli teminat döviz depo getirebilecek. Piyasa derinliğinin kaybolmasına bağlı olarak spekülatif davranışlar sonucunda kurlarda sağlıksız fiyat oluşumları gözlenmesi ve aşırı oynaklık durumlarında piyasaya esnek ihaleler yoluyla veya doğrudan müdahale edilebilecek. Döviz ve efektif piyasalarında TCMB ile bu piyasalarda işlem yapmaya yetkili bankalarla gerçekleştirilen döviz karşılığı efektif işlemlerine 2017’de de devam edilecek.

Prof. Dr. Erdal Tanas KARAGÖL / Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Öğretim Üyesi
“Dış ticarette yeni denge dönemi”

Dış ticarette geçerli para biriminin ülke içerisindeki istikrarının bozulması, gerçekleştirilen ithalat ve ihracat açısından riskler doğuruyor. Önemli siyasi gelişmeler ve Ortadoğu’daki savaş hali bölgesel ve küresel anlamda belirli kriz ortamları oluşturuyor. Uluslararası rezerv para birimi dolar kurundaki artış bu konjonktürde değerlendirildiğinde, iç mesele olmaktan çok küresel ve spekülatif etkenlerle şekillenen bir durum haline geldi. ABD’de gerçekleşen başkanlık seçimi de dolardaki hızlı yükselişin en baş sebeplerinden biri. Doların ülke içerisindeki değeri, dış ticarette belli önlemler almaya itecek. Dış ticaret ve enerji ithalatı özelinde düşünülürse, artan dolar kurunun negatif etkilerinin bertaraf edilmesi için dış ticarette yerli para kullanımının ekonomide daha istikrarlı bir tablo çizeceği öngörülebilir. Rusya, Çin ve İran’la alışverişi yerli parayla yapmak üzere atılan adımlar dış ticarette yerli paranın önem kazanacağına dair öngörüleri güçlendiriyor. İthalatı arz sahibi ülkenin kendi para birimiyle gerçekleştirirken ihracatta da TL’nin devreye gireceği bir sistemi oluşturmak dış ticarette yeni dengelerin kurulmasını mümkün kılacak. Ülkelerin yerli paralarının dışarıda bir karşılık bulup bulamayacağı ise en önemli sorulardan. Örneğin, Rusya’ya ihraç edilecek ürünlere TL üzerinden fiyat konulması gerekecek. Rusya piyasasında TL’nin değer bulması gerekecek.

Dr. Cahit SÖNMEZ / TOBB ETÜ Öğretim Üyesi
MB aşırı oynaklıklarda devreye girecek

“Enflasyon Hedeflemesi Rejimi” 2017’de de Merkez Bankası’nın temel politikası olacak. Yine ara hedef olmadan doğrudan belirlenmiş enflasyon oranına ulaşma ana amacı benimseniyor. Ancak finansal istikrar gibi ikincil hedefler de gözetilecek. Fiyat istikrarı için 2017 ve sonraki iki yıl için hedeflenmiş oran yüzde 5… Para politikalarındaki rota da değişmiyor. Likidite yönetiminde açık piyasa işlemleri yapacak. Bunun için portföyünde 15 milyar TL menkul kıymet bulunduruyor… Sadeleştirme çerçevesinde zorunlu kalmazsa haftalık repo faiz oranından fonlayacak. Dalgalı kur rejiminde de değişiklik yok. Kur hedefi olmayacak, kurlar piyasa mekanizması koşullarında arz ve talebe göre belirlenecek. Ancak Merkez Bankası aşırı oynaklıklarda devreye girecek. TL yükümlülüklerinin belirlenen kısmı için bankaların döviz ve altın kullandığı “Rezerv Opsiyon Mekanizması” 2017 için de uygulanacak. Bir yerde otomatik kur ayarlama mekanizması görevi görecek. Merkez Bankası, politikalarında fazla değişikliğe gitmeden araç çeşitliliği ile birincil olarak fiyat, ikincil olarak finansal istikrarı sağlamaya çalışacak. Bence doğru politikalar uygulayacak. Ancak yüzde 5’lik hedefte tereddüdüm olduğunu söylemek isterim.

 






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir