Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

Kur Farkında KDV Yasalaştı

Geçtiğimiz günlerde mecliste kabul edilen 7161 sayılı yasa, kur farkında KDV ödemesi, yayıncılık sektöründe KDV istisnası ve bazı içecek ürünlerinde ÖTV’nin kaldırılması gibi farklı konularda değişiklikler içeriyor.

Geçtiğimiz günlerde mecliste kabul edilen 7161 sayılı yasa, Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yasa, gelir ve kurumlar vergilerinin yanında; katma değer vergisi (KDV), özel tüketim vergisi (ÖTV) ve banka ve sigorta muameleleri vergisinde (BSMV) bazı değişiklikler içeriyor.

Biz de bu hafta, başta kur farklarıyla ilgili düzenleme olmak üzere, bu yasayla vergi mevzuatında yapılan değişiklikler üzerinde duracağız.

KUR FARKINDA KDV

KDV yasasında, ithalatta ve yurtiçi işlemlerde matrahı oluşturan unsurlar iki ayrı maddede düzenlenmiş .durumda, ithalatla ilgili 21’inci maddede, mal bedeli üzerinden hesaplanan fiyat farkı, kur farkı gibi ödemelerin KDV matrahına dahil edilmesi gerektiği açıkça belirtiliyor. Yurtiçi hizmet veya mal teslimlerine ilişkin 24’üncü maddede ise vade farkı, fiyat farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler KDV matrahına dahil olan unsurlar arasında sayılıyordu.

Bu iki düzenlemedeki en önemli fark “kur farkı” kavramı. İthalatta matraha dahil olan unsurlar arasında kur farkı açıkça yazılmışken, yurtiçi işlemlerde kur farkı ifadesi bulunmuyordu.

Bu yasal düzenlemelerle ilgili KDV tebliğinde yer alan, yurtiçi işlemlerde oluşan kur farkları üzerinden de KDV hesaplanması gerektiğine yönelik açıklamalar ile ilgili bölümün iptaline ilişkin yargısal süreç hakkında yine bu köşemizde önceki haftalarda ayrıntılı açıklamalar yapmıştık.

Konuya ilişkin olarak Danıştay 4’üncü Daire tarafından Vergi Dava Daireleri Kurulu kararına uygun bir karar tesis edilmesi beklenirken, kur farklarının KDV matrahına dahil edilmesine yönelik bir düzenleme içeren yasa (7161 sayılı) 18 Ocak günü yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Söz konusu yasayla, KDV yasasının yurtiçi teslim ve hizmetlerde KDV matrahına dahil olan unsurların sayıldığı 24’üncü maddeye “kur farkı” ibaresi eklenmiş oldu.

KAFALAR KARIŞTI

İlgili hükmün gerekçesinde; ithalatta olduğu gibi yurtiçinde yabancı paraya dayalı olarak yapılan teslim ve hizmetlerde bedelin tamamen veya kısmen sonradan tahsil edildiği durumlarda, oluşan kur farklarının da KDV matrahına dâhil olduğu madde metnine yazılmak suretiyle uygulamadaki tereddütlerin giderilmesinin amaçlandığı belirtiliyor.

Bu düzenlemeyle, Danıştay Dava Daireleri Kurulu’nun yurtiçi işlemlerdeki kur farkının KDV’ye tabi olmaması gerektiği yönündeki kararının sonuçsuz hale geldiği açık. Ancak gerekçedeki, yukarıda belirttiğimiz ifade mükelleflerin kafasını karıştırdı.

İthalatta KDV gümrükte ödeniyor. Mal gümrük vergisine tabiyse bu verginin ödeme yükümlülüğünün başladığı anda, gümrük vergisine tabi olmayan işlemlerde ise gümrük beyannamesinin tescili ile KDV doğmuş oluyor. Dolayısıyla ithalatta bedelin sonradan ödenmesi durumunda oluşan kur farkının KDV’ye tabi olması söz konusu değil.

İthalatta KDV matrahına dâhil olan unsurların sayıldığı 21 ‘inci maddede herhangi birdeğişiklik yapılmadığından, gerekçedeki ifadeyi, ithalatta sonradan yapılan ödemeler kapsamında oluşan kur farklarının KDV’ye tabi olduğu yönünde yorumlamak doğru bir yaklaşım olmayacaktır. Yani özetle; bu yasal değişiklik sadece yurtiçi işlemlere ilişkin kur farkı için hüküm ifade etmekte, ithalattaki kur farkı konusundaki yerleşmiş uygulamada herhangi bir değişiklik içermemektedir.

PİLOT ÜCRETLERİNDE İSTİSNA

Gelir vergisi yasası uyarınca Türkiye mukimi hava yolu şirketlerinde hava aracının sevk ve idaresiyle görevli pilotlar ile uçuş esnasında uçak içinde hizmet veren yetkili sivil havacılık otoritesince sertifikalandırılmış personele, fiilen uçuş hizmetleri karşılığında yapılan tazminat, gündelik, ikramiye ve zamlar üzerinden gelir vergisi kesilmiyordu.

Yeni yasayla yukarıdaki düzenleme; tazminatlarda istisnayı düzenleyen 29’uncu maddeden çıkarılarak, ücret istisnalarının yer aldığı 23’üncü maddeye alındı. Ayrıca düzenlemenin eski halinde, fiilen uçuş hizmetleri karşılığında yapılan ödemeler gelir vergisinden istisna derken, yeni yasayla ödenen ücretlerin yüzde 70’inin istisna olduğu hükmü getirildi. 1 Şubat’tan itibaren uygulanacak.

ÜRÜN SENETLERİ

Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında düzenlenen ürün senetlerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar için yasada bir istisna düzenlemesi vardı. Buna göre, söz konusu ürün senetlerinin satışından sağlanan kazanç 2018 yılı sonuna kadar gelir ve kurumlar vergisinden istisna kabul ediliyordu. Yeni yasayla, 2019 başından geçerli olmak üzere, söz konusu istisnanın uygulama süresi 31 Aralık 2023 tarihine kadar uzatıldı.

YAYINCILARIN KİTAP SATIŞLARI

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından yayıncılık sertifikası verilmiş yayıncılar tarafından yapılan kitap ve süreli-yayınların teslimi, KDV istisnası kapsamına alındı. Şubat başından itibaren uygulanacak.

Bu hüküm KDV yasasının 13’üncü maddesine eklendiği için “tam istisna” kapsamında değerlendiriliyor. Yani istisna kapsamında kitap ve süreli yayın satan yayıncılar bu teslimler dolayısıyla yüklendikleri KDV’leri indirebilecekler. Hatta indirim yoluyla giderilemeyen vergilerin iadesi de mümkün bulunuyor.

AROMALI SÜTLER VE ŞALGAM SUYU

OTV yasasına ekli (III) sayılı listeye, şalgam suyu ile çeşnili veya aramalı içme sütleri, bebek ve devam sütü sayılan içeceklerin ÖTV kapsamı dışında olduğuna dair hüküm eklendi. Ancak konuyla ilgili yasaya eklenen bir de geçici madde var. Buna göre, 18 Ocak tarihinden önce ithal veya teslim edilen yukarıdaki içeceklerle ilgili olarak beyan edilmeyen veya ödenmeyen ÖTV’ler ile bu vergiye isabet eden KDV’ler için vergi tarhiyatı yapılmayacak ve vergi cezası kesilmeyecek. Daha önce yapılmış olan tarhiyatlar ve kesilmiş cezalardan vazgeçilecek. Ancak bunun için mükellef tarafından açılmış dava varsa bundan feragat edilmesi gerekiyor. Daha önce tahakkuk etmiş olan vergiler bu kapsamda terkin edilecek ancak tahsil edilen tutarlar red ve iade edilmeyecek.




VADELİ İŞLEMLERDE BSMV İSTİSNASI

Gider Vergileri Kanunu’nun 29’uncu maddesinde, BSMV’den istisna edilen işlemler sayılıyor. Yeni yasayla bu maddeye ayrı bir bent eklenerek, varlık finansmanı fonlarının sermaye piyasalarında yaptıkları işlemler nedeniyle elde ettikleri paralara BSMV istisnası getirildi.

KISA KISA…

■ İmalat sanayiine yönelik teşvik belgeli yatırımlar kapsamında yapılan inşaat işleri nedeniyle 2017 ve 2018 yıllarında yüklenilen ancak indirim yoluyla telafi edilemeyen KDV tutarları iade alınabiliyordu. Yeni yasa kapsamında bu iade hakkı 2019 yılına ilişkin olarak da kullanılabilecek.

■ Kurumlar vergisi yasasının geçici 9’uncu maddesinde, imalat sanayiine yönelik yatırım teşvik belgesi kapsamındaki yatırım harcamalarında geçerli olan yatırma katkı ve indirimli kurumlar vergisi oranlarına ilişkin avantajlı oranlar yer alıyor. Bu geçici maddenin uygulama süresi de 2019 yılını kapsayacak şekilde genişletildi.

■ Organize sanayi bölgeleri ve küçük sanayi sitelerinin yenilenebilir ve diğer enerji tesislerinin inşasına ilişkin olarak, bunlara veya bunlar tarafından oluşturulan iktisadi işletmelere yapılan mal teslimleri ile hizmet ifaları KDV istisnası kapsamına alındı.

■ Trampa yolu ile kamulaştırılan taşınmazların Hazi-ne’ye devrinde 31 Aralık 2018 tarihine kadar geçerli olmak üzere KDV, damga vergisi ve harç istisnası uygulanıyordu. Ayrıca söz konusu devirden dolayı gelir ve kurumlar vergisi yasaları kapsamında kazanç oluşmuş sayılmıyordu. Yeni yasayla bu düzenlemelerin süresi de 2020 sonuna kadar uzatıldı.

M. FATİH KÖPRÜ / EY DİREKTÖR

Kur farkları artık KDV’ye tabi

KUR FARKI NEDİR, NASIL OLUŞUR?

Kur farkı, en basit tanımıyla dövizin değişik kurlardan ulusal paraya çevrilmesi sonucu ortaya çıkan fark olarak ifade ediliyor. Bu fark, kurun düşüş veya yükselişine bağlı olarak kimisi için kazanç, kimisi için ise kayıp olarak meydana gelebiliyor. Bu durum bireyleri sadece paralarının değer kaybı veya kazancı olarak ilgilendirmekteyken, ticari işletmeleri ise kayıp veya kazanç dışında vergisel boyutu da ilgilendiriyor.

Kur farkının vergisi olur mu demeyin. Ticari işletmelerde satış sonrası lehe (gelir olarak) oluşan kur farkları, kurum kazancına dahil edilerek hem Kurumlar Vergisi (KV) hem de Katma Değer Vergisi’ne (KDV) tabi tutuluyor. Bu durumda KV yönünden herhangi bir tartışma bulunmuyordu ancak, KDV yönünden 30 yılı aşkın süredir haksız bir uygulamadır diye eleştirilmeye ve tartışılmaya devam ediliyordu.

Ticari işletmelerde, döviz cinsinden yabancı paralarla yapılan işlemler sonucu, alacakları karşılığı döviz girer; borçlan karşılığı ise döviz cinsinden borçlanırlar.

Mal veya hizmet teslimi sonucu, işletmelerin aktifinde yer alan döviz cinsinden nakitleri veya alacakları ile pasifinde yer alan dövizli borçlarının Vergi Usul Kanunu’na (VUK) göre değerlemeye tabi tutulması zorunludur. Bunun sonucu olarak kurların yükselmesi halinde, aktifler lehe, pasifler ise aleyhe bir sonuç doğurur. Lehe olan kısım gelir yazılmalı, aleyhe olan kısım ise gider yazılmalıdır. Dolayısıyla, kur gelirleri vergi matrahını artırmış, kur gideri ise vergi matrahını azaltmış oluyor.

YENİ DÜZENLEME

18 Ocak 2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 7161 Sayılı Vergi Kanunları İle Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 3065 sayılı Kanun’un 24’üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine “fiyat farkı” ibaresinden sonra gelmek üzere “kur farkı” ibaresi eklendi. Buna göre, bundan böyle, kur farklarının KDV’ye tabi tutulması zorunlu hale gelmiş bulunuyor. Dolayısıyla, 18.01.2018 tarihinden itibaren yapılacak kur farkı ödemelerinin faturaya bağlanarak matraha dahil edilmesi gerekiyor.

Bu durumda, yurtiçi teslimlerde oluşan kur farkları için mükelleflerin kur farkına konu işlem bedeli üzerinden KDV hesaplamaları gerekiyor. Bedelin döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak ödenmesi işlemlerinde, bedelin kısmen veya tamamen sonradan tahsili halinde ortaya çıkan kur farkının matrahın bir unsuru olarak faturalandırılması ve vergilendirilmesi sağlanmış oluyor. KDV matrahına dahil edilecek hususlar, döviz cinsinden veya dövize endeksli bir mal veya hizmet teslimi sonucu alacağın sonradan tahsili halinde, geçen süre ile sınırlı olmak üzere meydana gelen kur farklarıdır. Ancak geçici vergi dönemi sonları ile yıl sonlarında aktifte veya pasifte yer alan yabancı paraların (dövizli mevcutlar veya borçların) VUK’a göre yapılacak kur değerlemesi sonucu ortaya çıkan kur farkları KDV’ye tabi değil.

ELEŞTİRİLER DE VAR

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın ilgili tebliği yakında yayımlaması bekleniyor. Yeni düzenlemeye ilişkin bazı eleştiriler de bulunuyor.

Şöyle ki…

■ Bugüne kadar KDV’ye tabi olduğu yönünde devamlı fatura düzenleyip KDV ödeyen mükellefler ile hiç fatura düzcnlemeyip KDV beyan etmeyen mükellefler arasında bir haksızlığa yol açtığı.

■ Bundan böyle düzenlenecek faturalarda KDV’nin iç yüzdeye göre mi, dış yüzdeye göre mi hesaplanacağı konusu çıkacak tebliğ ile netleşmeli.

■ Fatura düzenlenmesi halinde KDV oranının ne olacağı konusu da netleşmeli.

Sonuç olarak, finansal piyasalardaki çalkantılar sonucu TL’nin yabancı paralar karşısında yaşadığı değer kaybı, bazı işletmelerde kayba, bazı işletmelerde ise kazanca yol açtı. Bu kayıp/kazancın vergisel boyutu bir yük olarak gündeme geldi.

Bu haftaki yazımızı iyi bir haberle bitirmiş olalım. Bilindiği gibi, 2018’i yüksek sayılabilecek bir enflasyon rakamı (Yİ-ÜFE yüzde 27.01 TÜFE yüzde 16.33) ile kapattık. Torba Kanun’a yapılan ilave madde ile bundan böyle kira artışları TÜFE’ye göre yapılacak. Dolayısıyla, 2019’da kira artışları yüzde 16.33’ü geçemeyecek.

TALHA APAK

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu