Anasayfa / Makaleler / Kadının işgücüne katılım oranı

Kadının işgücüne katılım oranı



Ülkemizde kadının işgücüne katılım oranı yüzde 30’lar seviyesinde… Yönetim kuruluna yükseldikçe oran yüzde 11’e düşüyor. “Cam tavan”ı kırmak için mücadelenin yanı sıra farkındalığın da önemi büyük…

Yapılan araştırmalara göre, ülkemizde anneler, erkek çocuklarını emzirmek konusunda kız çocuklarına kıyasla daha hevesli… Kısacası kadına şiddet ve negatif ayrımcılık daha ilk andan başlıyor ve, iş hayatında da sonuna kadar peşimizi bırakmıyor. Tüm dünyada “glass ceiling sendrome” (cam tavan sendorumu) olarak adlandırılan iş dünyasında kadına yönelik dezavantajlar, özellikle yönetim kademelerine doğru kendini çok daha fazla hissettiriyor. Kısacası tüm bu tehditlerle savaşmak ve kadının iş hayatında, özellikle de yönetim seviyesinde daha fazla var olabilmesi için “pozitif ayrımcılığa” ihtiyaç her geçen gün artıyor.

kadincalisan

Şirketler de artık bu sorunun bilincinde… Kadına yönelik artan şiddet nedeniyle, sosyal sorumluluk ve iletişim çalışmalarının odağına kadını yerleştiren firmalar, sadece sokaktaki ve evdeki süreçlerle değil, iş dünyasında da kadının yaşadığı bu dezavantajlara karşı toplu bir savaş başlatmış durumda.

TAVAN BİRLİKTE YIKILIR

Bu konuda önemli projeler yürüten firmalardan biri de Koç Holding… Holding tarafından Türkiye’de yürütülen global dayanışma hareketi HeForShe, kadının iş hayatındaki bu dezavantajlı konumunu da değiştirmeyi hedefliyor. Koç Holding Kurumsal iletişim ve Dış ilişkiler Direktörü Oya Ünlü Kızıl, Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranının henüz yüzde 30’lar seviyesinde olduğunu ve bunun da yüzde 34’ünün ücretsiz aile işçisi olduğuna değiniyor. Kızıl ayrıca, Türkiye’nin toplumsal cinsiyet endeksine göre 2014’te ekonomiye katkı ve fırsat eşitliğinde 132’inci sırada olduğunu hatırlatıyor.



Bu rakamlar bile herkesi toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadın haklarını savunmaya çağıran dayanışma hareketi HeForShe’nin Türkiye kampanyasının önemini ortaya koyuyor. Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlenmesi Biriminin (BM Kadın Birimi-UN Women) globalde yürüttüğü bu kampanya, Türkiye’de siyaset, iş, sanat, medya ve spor dünyasından çok sayıda tanınmış ismin desteğini de arkasına almış. Bu yıl eylül ayına kadar sürdürülecek HeForShe, 1 milyar erkeği kadınlarla yan yana, dayanışma içerisinde toplumsal cinsiyet eşitliği ve ‘kadın hakları için değişimin temsilcisi olmayı hedefliyor. Çalışmanın, özellikle camdan tavanları yıkmak için erkeklerin de mücadeleye katılması gerektiğini vurguladığından büyük önem taşıdığı kanısındayız.

‘Tenis ekonomisi”

ÖNÜMÜZDEKİ hafta İstanbul, önemli bir spor organizasyonuna ev sahipliği yapacak. 27 Ni-san-3 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek TEB BNP Pari-bas İstanbul Open’da, tenisin en önemli isimlerinden Roger Fédérer ve genç Bulgar Dimitrov maç yapacak. TEB Marka ve İletişim Direktörü Zeynep Demirkol, “Bankamızın tenise katkısı sponsorluk ve sosyal sorumluluğun yanı sıra ekonomiye de önemli bir katkı olarak görülebilir” diyor. Farklı şehirlerde tenisin yarattığı ekonomiye bakınca, Demirkol’a hak vermemek elde değil.

LONDRA’YA GETİRİSİ 25 MİLYON POUND

Yapılan ilgi araştırmalarına göre, sponsorluklar konusunda futbol hala yüzde 53 ile en çok konuşulan spor branşı. Bununla birlikte Demirkol, özellikle son yıllarda tenisin büyük bir sıçrama yakaladığını ve ülkemizde bireysel sporlar arasında ilk sıraya yükseldiğini belirtiyor. Bu değişim önemli. Demirkol, tenisin ülkelere tanıtım ve ekonomi anlamında önemli katkıları bulunduğunu vurguluyor. Örnekler de bunu kanıtlıyor. 2010’da Amerika Açık’m sadece New York ekonomisine yaklaşık 420 milyon dolar getirisi olmuş. Rolland Garros Fransız Açık’m her yıl Fransa ekonomisine katkısı yaklaşık 250 milyon euro civarında. Londra’da her yıl yapılan Wimbledon Tenis Tumuvası’nm ülkeye getirisi 25 milyon pound civarında. Tenis Endüstrisi Birliği’nin 2012 yılında yaptığı araştırmaya göre, tenis endüstrisinin değeri 5.6 milyar doları buluyor.

Bu doğrultuda, ülkemizde dünya çapında yıldız raketler yetiştirilmesine katkı sağlamayı hedefleyen TEB, Türkiye markasına tenisle değer katarak ülkemizin spor ekonomisinden daha fazla pay almasına yardımcı olmayı amaçlıyor. Demirkol, TEB’in hedefini ise, “Bugün sayısı 5 milyona yaklaşan ve 2020’de 10 milyona ulaşacağı tahmin edilen lisanslı tenis oyuncuları arasında Türkiye’den de önemli raketlerin yer alması” diye özetliyor.





Bunu da İnceledinizmi ?

Şirket hisselerini vergisiz satmanın yolu

Hissedarlar sahibi oldukları şirket hisselerini devretmeleri/satmaları halinde vergilerle muhatap olabiliyor. Ancak, bu işlemleri vergi vermeden …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir