Perşembe , Ekim 19 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / İşsizlik oranı düşüyor istihdam artıyor

İşsizlik oranı düşüyor istihdam artıyor



Ekonomiyi canlandırıcı tedbirler ve büyümede artış işgücü piyasalarına yansıdı. İşsizlik oranı nisanda yüzde 10.5 oldu. İşgücü piyasalarına 904 bin kişinin girdiği yılın ilk dört ayında 1.5 milyon kişiye istihdam sağlandı…

İSTİHDAM seferberliği ve büyümedeki toparlanmanın etkisi rakamlara yansıdı. 2017 Ocak döneminde yüzde 13 ile zirveyi gören işsizlik oranı, nisan döneminde yüzde 10.5 oldu. Son 11 aydır çift haneli seyreden işsizlik oranları, tek haneye koşmaya başladı. 2017 yılının ilk dört ayında yaklaşık 1.5 milyon kişiye istihdam sağlanırken, bu dönemde işgücü piyasalarına 904 bin kişinin girmesi işsiz sayısı ve işsizlik oranındaki gerilemeyi frenledi. İlk dört ayda işsiz sayısı 585 bin azalışla 3 milyon 287 bin kişi oldu.

Bütçe, hükümetin ekonomiyi canlandırma ve istihdamı artırma politikasına büyük destek verdi. Bütçe dengesi haziranda 13.7 milyar TL, ocak-haziran döneminde ise 25.2 milyar TL açık verdi. Ekonomiyi canlandırmak için alman tedbirlerin 2017 bütçesine maliyeti 11.9 milyar TL oldu. Maliye Bakam Naci Ağbal’ın açıklamalarına göre, bu etki 2018 yılında 7.4 milyar TL’ye, 2019 yılında 6.9 milyar TL’ye düşecek.

İŞSİZLİK ORANI YÜZDE 10.5 OLDU

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Nisan 2017 İşgücü İstatistikleri’ni yayınladı. Buna göre Türkiye genelinde 15 ve daha yukarı yaştakilerde işsiz sayısı mart, nisan ve mayıs ayı ortalamalarını kapsayan 2017 yılı nisan döneminde geçen yılm aynı dönemine göre 463 bin kişi artarak 3 milyon 287 bin kişi oldu. İşsizlik oranı ise 1.2 puanlık artış ile yüzde 10.5 seviyesinde gerçekleşti. Aynı dönemde, tarım dışı işsizlik oram 1.4 puanlık artış ile yüzde 12.4 olarak tahmin edildi. Genç nüfusta (15-24 yaş) işsizlik oranı 3.8 puanlık artış ile yüzde 19.8 olurken,15-64 yaş grubunda bu oran 1.2 puanlık artış ile yüzde 10.7 olarak gerçekleşti.

Nisan döneminde işsizlik oram ve işsiz sayısı 15 Temmuz öncesi döneme göre her ne kadar yüksek gerçekleşse de, bu yılın ilk çeyreğindeki güçlü toparlanma ve istihdam seferberliğinin etkisi verilere yansıdı. 2017 Ocakta yüzde 13, şubatta yüzde 12.6, martta yüzde 11.7 olan işsizlik oranı, nisanda bir önceki döneme göre 1.2 puan azalış gösterdi, işsiz sayısı ise bir önceki aya göre 355 bin kişi geriledi. Mevsim etkilerinden arındırılmış veriler de işsizlik oram ve işsiz sayısındaki gerilemeyi teyit etti.

Mevsim etkilerinden arındırılmış işsiz sayısı bir önceki döneme göre 60 bin kişi azalarak 3 milyon 550 bin kişi düzeyinde gerçekleşirken, işsizlik oranı 0.2 puanlık azalış ile yüzde 11.3 oldu.

İSTİHDAM ORANI YÜZDE 47.2

istihdam edilenlerin sayısı nisan itibarıyla son bir yılda 519 bin kişi artarak 28 milyon 157 bin kişi, istihdam oranı ise yüzde 47.2 oldu. Bu dönemde, tarıçı sektöründe çalışan sayısı 32 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 550 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 18.9’u tarım, yüzde 19.1’i sanayi, yüzde 7.8’i inşaat, yüzde 54.3’ü ise hizmetler sektöründe yer aldı. Nisan döneminde işgücüne katılım son bir yılda 982 bin kişi artarak 31 milyon 444 bin kişi, işgücüne katılma oram ise 0.7 puan artarak yüzde 52.7 olarak gerçekleşti. Nisan 2017 döneminde herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna bağlı olmadan çalışanların oranı, geçen yılın aynı dönemine göre 0.4 puan artarak yüzde 33.9 olarak gerçekleşti.

“YIL İÇİNDE YÜZDE 9.5 GÖRÜLÜR”

İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nurullah Gür, işsizlik rakamlarında en kötünün geride kaldığını söyledi. İşsizlik oranının ocakta yüzde 13 olduğunu anımsatan Gür, bu aydan sonra işsizlik oranının kademeli olarak düştüğünü ifade etti. İşsizlik oranında yıl içerisinde yüzde 9.5 seviyesinin görülebileceğini dile getiren Gür, “Ancak, işsizlik oranının daha da makul seviyelere inmesi için emek piyasası düzenlemelerinden eğitime kadar farklı alanlarda yapısal reformlara ihtiyacımız var” dedi.

BÜTÇE 13.7 MİLYAR TL AÇIK VERDİ

Maliye Bakanlığı verilerine göre, haziran ayında bütçe gelirleri geçen yılın aynı ayma göre binde 3 oranında azalarak 43.9 milyar TL, bütçe giderleri ise yüzde 11 artarak 57.7 milyar TL oldu. Merkezi yönetim bütçe dengesinin 13.7 milyar TL açık verdiği haziranda, faiz dışı denge 12.5 milyar TL açık verdi. Vergi gelirleri haziranda geçen yılın aynı ayma göre yüzde 9.7 artarak 36.4 milyar TL olarak gerçekleşti. Faiz hariç bütçe giderleri ise yüzde 13.3 oranında artarak 56.4 milyar TL oldu.

Geçen yılın ilk yarısında 1.1 milyar TL fazla veren bütçe, 2017 Ocak-Haziran döneminde 25.2 milyar TL açık verdi. Bu yılm ilk yarısında bütçede 1.8 milyar TL faiz dışı fazla gerçekleşti. 2017 yılının ilk yarısında bütçe gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8.8 artarak 299.2 milyar TL oldu. Bütçe giderleri ise yüzde 18.5 artarak 324.4 milyar TL olarak gerçekleşti. Bu dönemde vergi gelirleri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 13.6 oranında artarak 246.1 milyar TL olarak gerçekleşti.

“GENİŞLEME KONTROLLÜ VE GEÇİCİ”

Kamu mâliyesinde meydana gelen genişlemenin kontrollü, geçici, seçici ve ekonominin ihtiyaçları doğrultusunda her zaman değiştirilebilir noktada olduğunu söyleyen Maliye Bakanı Naci Ağbal, açığın öngörülemez noktalara gittiği şeklindeki değerlendirmelerin gerçeklerden uzak olduğunu ifade etti. 2017’nin ikinci yarısında güçlü bir toparlanma beklediklerini ifade eden Ağbal, harcama tarafında ise ekonomide gelinen konjonktür itibarıyla ilave bir harcama programı üzerinden kaynak aktarmaya gerek olmadığım kaydetti.

Ekonominin son derece olumlu bir döngü ve konjonktür içerisine girdiğini aktaran Ağbal, ikinci yarıda zamanı geldiğinde geçici nitelikte olan programlara son verileceğini ve özellikle yılın son birkaç ayında harcama tarafında da bazı kararlar alacaklarını ve yılsonuna kadar vergi artışı yapmayacaklarını açıkladı.

TÜKETİCİ GÜVENİ YÜKSELİYOR

TÜİK ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğilim anketi sonuçlarından hesaplanan Tüketici Güven Endeksi, temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1.9 arttı. Haziranda 70 olan endeks temmuzda 71.3 oldu. Tüketici Güven Endeksi ocakta 66.9, şubatta 66.6, martta 67.8, nisanda 71.3, mayısta 72.8, haziranda 70 düzeyinde gerçekleşmişti. Endeksin 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu gösteriyor.

Temmuzda, Hanenin Maddi Durum Beklentisi Endeksi bir önceki aya göre yüzde 2.1 artarak temmuzda 91.9 oldu. Genel Ekonomik Durum Beklentisi Endeksi ise 97.3’ten 95.7 değerine düştü, işsiz Sayısı Beklentisi Endeksi 74.4’e, Tasarruf Etme ihtimali Endeksi ise 23.3’e yükseldi.

YURTDIŞI! VARLIKLAR ARTTI



Özel sektörün mayıs sonu itibarıyla yurtdışmdan sağladığı uzun vadeli kredi borcu 2016 sonuna göre 6.2 milyar dolar artarak 209 milyar dolar, ticari krediler hariç kısa vadeli kredi borcu 1.1 milyar dolar artarak 15.4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Merkez Bankası verilerine göre, özel sektörün yurtdışmdan sağladığı toplam kredi borcu, mayısta kalan vadeye göre incelendiğinde, bir yıl içinde gerçekleştirilecek olan anapara geri ödemeleri toplam 66.4 milyar dolar oldu.

Merkez Bankası verilerine göre, 2017 Mayıs sonu itibarıyla Türkiye’nin yurtdışı varlıkları 2016 sonuna göre yüzde 1.8 artarak 219.4 milyar dolar, yükümlülükleri yüzde 11.4 artışla 638.9 milyar dolar oldu. Türkiye’nin yurtdışı varlıkları ile yurtdışma olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net uluslararası yatırım pozisyonu ise mayısta 419.5 milyar dolar açık verdi. Bu açık 2016 yılsonunda 358 milyar dolar düzeyinde bulunuyordu.

TÜİK verilerine göre, merkezi yönetim bütçesinden Ar-Ge faaliyetleri için gerçekleştirilen harcama 2016 yılı için 7 milyar 508 milyon TL oldu. Bu sonuca göre 2016 yılı merkezi yönetim bütçesinden Ar-Ge faaliyetleri için gerçekleştirilen harcamaların gayrisafi yurtiçi hasıla içerisindeki oranı yüzde 0.29, merkezi yönetim bütçe harcamaları içerisindeki payı ise yüzde 1.14 oldu.

Bütçe başlangıç ödenekleri esas alınarak yapılan tahmine göre 2017 yılı merkezi yönetim bütçesinden Ar-Ge’ye ayrılan başlangıç ödeneği 8 milyar 174 milyon TL düzeyinde gerçekleşti.

“SIKI DURUŞ SÜRECEK”

Merkez Bankası Başkanı Murat Çetinkaya, 27 Temmuz’da yapılacak Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada enflasyon görünümünde belirgin bir iyileşme sağlanana kadar para politikasındaki sıkı duruşun sürdürüleceğini dile getirdi. Küresel ekonomiye dair büyüme tahminlerinin yukarı yönlü güncellenmesi ve düşük seviyelerini koruyan oynaklıkların risk iştahını desteklediğini vurgulayan Çetinkaya, son dönemde açıklanan verilerin iktisadi faaliyetteki toparlanmanın güçlendiğine işaret ettiğini dile getirdi.

“FAİZİ PAS GEÇER”

Merkez Bankasının şu an için faizleri değiştirmesinin söz konusu olmadığını vurgulayan ekonomist Hikmet Baydar, “Merkez Bankasının faizleri aşağı çekebilmesi için öncelikli TL cinsi tahvil ve bonoya çok güçlü alımlarm gelmesi ve bunun yurtdışı kaynaklı olması lazım. Merkez Bankası’nm ‘faizleri düşürürsem dolara yöneliş olmaz’ diye bir kanaat oluşturabilmesi gerekiyor. Şu an böyle bir ortam oluşmadığını görüyorum. Merkez Bankası’nın faizleri yükseltmesini beklemiyorum. Şu an için Türkiye’deki riskler ve global konjonktür faizlerin yükseltilmesini gerektirmiyor. Merkez Bankası sıkı duruşunu korur, faizi pas geçer” diye konuştu.

Kabinede yaşanan değişimin hükümet politikalarında köklü bir değişiklik yaratmayacağım ifade eden Baydar, üç ay daha uzatılan OHAL’in de sistemi koruyan bir unsur olduğunu vurguladı.

“BÜROKRASİDE DEĞİŞİIV! OLUR”

Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi iktisat Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Murat Arslan, Bakanlar Kurulu’nun revize edilmesine yönelik beklentinin bir takım arzu edilmeyen durumlar oluşturduğunu vurguladı. Bürokraside 16 Nisan Referandumu sonrası genel bir atalet ve yavaşlığın gözden kaçmadığını belirten Arslan şunları söyledi:

“Bakanlar Kurulu revizyonu üst düzey bürokraside bazı koltuklarda değişime neden olacak. Bu değişimlerin sonrasında devlet aygıtı tekrar normalleşme sürecine dönecek. Yeni Bakanlar Kurulu’nda özellikle ekonomi yönetiminin tek elde toplanması isteği dikkat çekiyor. Mehmet Şimşek zeki, piyasaları bilen ve piyasa aktörlerince kabul gören önemli bir siyasetçi. Piyasanın beklentisi ekonomi yönetiminin tek elde toplanması yönünde ve zannederiz yeni kabinede bu durum dikkate alınmış. AK Parti hükümetlerinin tavizsiz uyguladığı mali disiplin bu dönemde de sürdürüldü ve bu yüzden maliye teşkilatını çok iyi bilen Naci Ağbal görevine devam ediyor.”

Ekonomist Hikmet BAYDAR / 3. Göz Danışmanlık CEO’su
KKO yüzde 80’e çıkana kadar bütçe açığı verilmeli

Türkiye’deki işsizliği nüfus artış hızıyla birlikte değerlendirmek gerekiyor. Türkiye’de istihdam artışı olsa da işgücü piyasalarına giren nüfusun fazla olması nedeniyle işsiz sayısında artış görülüyor. Türkiye’de nüfus artış hızı fazla, ayrıca yakın zamana kadar Türkiye çok büyük göç aldı ve almaya da devam ediyor.

Türki Cumhuriyetler, Suriye, Irak hatta Romanya’dan… Türkiye çekim merkezi durumunda. Türkiye’de işsizliğin yapısını incelediğimizde iki nokta ön plana çıkıyor, ilki işsizlerin büyük çoğunluğu daha çok işi beğenmediği için bırakıyor. İşsizlik sigortası almayı tercih ediyor. İkincisi ise işsiz, işgücü piyasalarının ihtiyaç duyduğu donanımlara sahip değil. Kendini yetiştirme konusunda motive olmuyor. Örneğin İnegöl. Şu anda İnegöl’de işveren, istihdam edilebilecek nitelikte eleman bulamıyor. Bu sorunu çözmek için firmalar bir araya gelip okul açmaya, eğitim vermeye çalışıyor. Türkiye genelinde nitelikli eleman sıkıntısı yaşanıyor. Global daralmanın yaşandığı, Türkiye üzerinde oyunlar oynandığı bir dönemde, Türkiye’nin iç talebi, üretimi ve istihdamı artıracak tedbirler alması gerekiyor, imalat sanayi kapasite kullanım oranına (KKO) bakıldığında hala yüzde 80’lerin altında. Türkiye’de kapasite kullanım oranı yüzde 80’in üzerine çıktığında ürünler rekabetçi fiyatlarla satılabilir. Bana göre kapasite kullanım oranı yüzde 80’e çıkana kadar bütçe açığı verilmeye devam edilmeli.

Doç. Dr. Nurullah GÜR / İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Üyesi
Bütçe açığındaki artış üçüncü çeyrekte yavaşlayacak

Bu yılın ilk altı ayında geçen sene ile kıyaslandığında kamu bütçesinde ciddi bir değişim olduğu net bir şekilde görülüyor. 2016 Ocak-Haziran döneminde 1.1 milyar TL fazla veren bütçe, 2017’nin aynı döneminde 25.2 milyar TL açık verdi. Bütçe rakamlarından kamunun cari transferleri, mal ve hizmet alımı ve sermaye giderlerini arttırdığı görülüyor. 2016 yılı Türkiye ekonomisi için zorlu geçti. Devletin böyle bir yıldan sonra ekonomiyi canlandırması için genişleyici maliye politikası uygulaması yerinde bir karardı. Ekonominin yeniden büyüme patikasına girmesi ve işsizlik oranının belli ölçüde düşmesi uygulamaya konan maliye politikasının işe yaradığını gösteriyor. Genişleyici maliye politikasının böyle bir dönemde elzem olması ve düşük kamu borcundan dolayı hükümetin geniş bir hareket alanın olması göz önünde bulundurulduğunda, yüzde 2 civarında bir bütçe açığı mazur görülebilir. Yılın ikinci yarısında kamunun harcamalar konusunda bu derece agresif davranmayacağı tahmin ediliyor. Orta Vadeli Program’da görüleceği üzere, hükümet mali disipline zarar vermemek için 2018 ve 2019 yıllarında da kamu harcamalarının kademeli olarak aşağıya çekmeyi planlıyor. Ekonomik aktivitenin canlanması ile birlikte vergi gelirleri artacaktır.

Son açıklanan veriler de vergi gelirlerinin artmaya başladığına işaret ediyor. Bu yılın üçüncü çeyreğinden itibaren bütçe açığındaki artış yavaşlayacaktır.

HÜLYA GENÇ SERTKAYA





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir