Pazar , Aralık 10 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / İran’la ticarette yeni dönem

İran’la ticarette yeni dönem



İran’la ticarette TL ve riyal kullanılması için ilk adım atıldı. Bunun yatırımları ve ihracatı artırması bekleniyor. Türk iş dünyası, bankacılık sistemi çalışır ve gümrük vergileri düşürülürse İran’da atak yapılabileceğine inanıyor…

CUMHURBAŞKANI Recep Tayyip Erdoğan, önceki hafta Iran Cumhurbaşkanı Haşan Ruhani’nin davetlisi olarak İran’a, üç kritik dosya ile gitti. Kuzey Irak referandumu ve Astana’da mutabakata varılan Suriye’deki geçiş süreci ile birlikte Türkiye ile Iran arasındaki ticaret hacmini 30 milyar dolara çıkarmak için atılacak adımlar, bu dosyaların ana konularını oluşturuyordu. Bu görüşmeler sonunda, ekonomi açısından iki konuda varılan mutabakat, iş dünyasını heyecanlandırdı. Bunlardan biri; iki ülke arasındaki ticarette Iran Riyali ve Türk Lirası’nın kullanılacak olması, diğeri ise sınır kapılarının 24 saat açık tutulması idi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Iran ziyaretinde “Merkez Bankalarımızın riyasetinde bankacılık sektörünü canlandırma ve yerli para ile alışveriş sürecini hayata geçirme kararı aldık. Merkez Bankalarımız önümüzdeki hafta bir araya gelecek ve bu konudaki anlaşmayı imzalayacak” demişti. Zaten geçen hafta da Iran ve Türkiye merkez bankaları başkanları, ikili ticarette Iran Riyali ile Türk Lirası’mn kullanılmasını öngören mutabakat zaptına onay verdiler. imzalanan anlaşma, Iran Riyali ve Türk Lirası’nm birbirlerine kolaylıkla dönüştürülmesine imkan verecek ve iki ülke arasında para transferlerinin maliyetinin düşürülmesine fayda sağlayacak.

HEDEF, 30 MİLYAR DOLAR

Evet tüm bu çabaların nihai hedefi, iki ülke ticaretinin 30 milyar dolara çıkarılması. Türkiye aslında Iran kapılarını ambargonun kalkmasından önce araladı. Kasım 2014’te İran ile yapılan Tercihli Ticaret Anlaşması, 1 Ocak 2015’te yürürlüğe girdi. Bu anlaşmayla Türk tarafından 140, Iran tarafından 125 olmak üzere toplamda 265 üründe gümrük vergileri yüksek oranlarda düşürüldü ya da sıfırlandı. Tekstilden hazır giyime, elektronikten otomotiv yan sanayine kadar birçok sektörün ürünlerinde yüzde 30-40 oranında gümrük indirimi oldu. Henüz vergi indirimi, 265 ürünle sınırlı ama asıl hedefin İran ile bir ‘serbest ticaret anlaşması’ yapılması olduğunu da belirtelim.

14 Temmuz 2015 tarihinde Batı nın İran’a uyguladığı 36 yıllık ambargo kalkarken, Amerika ile İran’ın ilişkileri halen düzelmiş değil. Uluslararası bankalar İran’a ambargo uyguluyor ve dolarla işlem yapmıyorlar. Bu da İran ile ticaretin normalleşmesini engelliyor. Türkiye bu konuda İran Riyali ile ticaretin önünü açarak kendisi bir çözüm bulmaya çalışıyor.

DIŞ TİCARETİMİZ DENGELİ

Nüfusu 80 milyonu bulan İran’da birçok sektör açısından büyük potansiyel var. Teknolojisi eski ve modernizasyona ihtiyacı olan İran’da ulaşımdan enerjiye, otomotivden perakendeye kadar birçok sektörde büyük fırsatlar var. İran ihracatımızın da yeni kaldıraç ülkelerinden biri olabilir. Bu potansiyeli gören Türk iş dünyası ve STK’ları ambargonun kalkmasından sonra İran ile ilişkilerin gelişmesi için yoğun çaba harcıyorlar. Bu çabaların da sonunda İran’a yaptığımız ihracat, 2015 yılında 3 milyar 663 milyon 760 bin dolar olurken, 2016’da 4 milyar 966 milyon 176 bin dolara çıktı. Bu rakamla da İran, en çok ihracat yaptığımız dokuzuncu ülke olarak yerini sağlamlaştırdı. TİM verilerine göreyse 2016’nm Ocak-Eylül döneminde 2 milyar 720 milyon 156 bin dolar olan ihracatımız, bu yılın aynı döneminde yüzde 16.78 azalarak, 2 milyar 263 milyon 603 bin dolara geriledi. Bu gerilemede İran’a yüksek vergiler nedeniyle bazı sektörlerin bulduğu alternatif yolların ve bavul ticaretinin etkisi var. İran’a gerçekte dış satışımızın 7-8 milyar doları bulduğu tahmin ediliyor. Bu nedenle İran’a ihracatımız göreceli olarak azalsa da istikrarlı bir şekilde artmaya devam ediyor.

İran, en çok ithalat yaptığımız ll’inci ülke konumunda. 2011’de 12 milyar 461 milyon dolara ulaşan itha latımız -cari açığımızı düşürme politikası gereği- 2016’da 4 milyar 699 bin 777 dolara kadar düştü. Bu rakamın büyük bölümü doğalgaz ve petrokimya ürünleri alımından oluşuyor. Bu ithalat rakamıyla İran, dengeli dış ticaret yaptığımız ender ülkelerden biri konumuna geldi. İran’a uygulanan ambargonun fiilen sona ermesi ve sağlıklı ve işleyen bir finans sisteminin kurulmasıyla birçok sektör İran’a ihracatını artırabilir.

KOLAY BİR PAZAR DEĞİL

Ancak şunu belirtmek gerekir ki, İran öyle kolay bir pazar değil. Yüksek vergi duvarlarıyla kendi üreticisini korumaya çalışırken diğer yandan yabancı yatırımcıları yatırım yapmaya teşvik ediyorlar. Bu baskıyı özellikle kimya sektörü hissediyor. Aslında İran, hammadde ve yarı mamul olarak

Türkiye’ye bağımlı. Bu yılın ilk dokuz ayında İran’a kimya ihracatımız bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 2.64 azalarak 378 milyon 651 bin dolar oldu. Ağırlıklı ihraç ettiğimiz ürünler; kozmetik ürünler, plastik ambalaj malzemeleri, inorganik ve anorganik kimyasallar…

İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Murat Ak-yüz, “İran tarafı aslında ticareti engelleyici gayret içinde. Kozmetik ve ilaç ihracatını Sağlık Bakanlığı iznine bağladılar. Bakanlık da ithalat izni vermiyor. Firmaları zorluyorlar. İran bence ticaretin gelişmesi için yeterince samimi değil” diyor. İran’ın Türk firmaları yatırıma zorlayıcı bir tavır içinde olduğunu belirten Akyüz, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Türk yatırımcılar henüz İran’a yatırım yapmak istemiyorlar. Ortaklıklarda yaşanan sıkıntılardan çekiniliyor. Buna karşın İran’a ihracat yapma isteğimiz oldukça yüksek seviyede. Sağlık Bakanlığı’nm iznine bağlanan bazı ürünleri İran’a sokamıyoruz. Ayrıca İran’a yapılan ihracatta navlun sıkıntısı da var. Navlunda tır başına ciddi bedeller ödüyoruz. Buradan Amerika’ya yaptığımız ihracattaki navlunun iki katını ödüyoruz. İran’ın bu zorlayıcı tavrı olmazsa kimyada ihracatımız kısa sürede 1 milyar dolara çıkar. Riyal ile ihracatın yapılabilecek olması önemli bir adım. Ancak riyale güven önemli. Riyala karşı Eximbank’m koruma yöntemi devreye girerse iyi olur. Bankaların hedge limit ve masraflarım da düşük tutmasını bekliyoruz.”

SORUNLAR DURDURMADI

İran’a son yıllarda ihracatını en çok artıran sektörlerden biri de otomotiv. 2016’nm ilk dokuz ayında 222 milyon 289 bin dolar olan otomotiv ihracatımız, 2017’nin aynı döneminde yüzde 44.65 artarak 321 milyon 546 bin dolara çıktı. Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Başkam Orhan Sabuncu İran’ın iyi bir pazar olduğunu belirterek sözlerine başlıyor. Bir milyona yakın yıllık otomotiv üretimi olduğunu söyleyen Sabuncu, şimdilik otomobilden çok otomotiv yedek parçası ihraç ettiğimizi söylüyor. Pazarda para transferiyle ilgili yaşanan sıkıntılara rağmen ihracatlarının arttığına dikkat çeken Sabuncu, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Aslında daha fazla yedek parça satma olanağımız var. Para transferi sorunu çözülemedi. Türk Lirası’nın ticarette doların yerini almasından memnun oluruz. Hukuki ve teknik altyapı hazırlanıp bir an önce TL ve riyal ile ticaretin başlamasını bekliyoruz.”

“YAKIN TAKİPTEYİZ”

İran’a elektrik, elektronik ve hizmet sektöründeki ihracatımız Ocak-Eylül döneminde 2016’nm aynı dönemine göre yüzde 10.76 artarak 147 milyon 758 bin dolar oldu. Enerji üretimi, iletim hatları ve elektrik dağıtımı konusunda hizmet veren Emta Group’un da radarında İran var. Anahtar teslimi enerji santralleri de kuran Emta Group’un Genel Müdürü Orkun Özgencil, İran’da birçok modernizasyon projelerinin ve yeni enerji projelerinin olduğunu belirtiyor. Türk müteahhitlerinin ve teknoloji sağlayıcılarının bu projeleri yakın takibe aldığım söyleyen Özgencil, “Lokal para ile ticaret yapılmasını önemli buluyoruz. Amerikan ambargosu devam ettiği için sorunlara devletlerarası çözümler bulunması gerekiyor. Bankacılık sistemi ile ilgili sorunların çözülmesi gerekli. Biz İran’a ürettiğimiz ürünleri ve müteahhitlik know-how’umuzu götürüyoruz. İran’da gazla ve fosil yakıtlarla çalışan teknolojiler revaçta. Ülke geniş, nüfusu fazla. Çevre ülkelere enerji ihracatı yapabilirler. Tüm bunlar pazarın gelecek vaat ettiğini gösteriyor” diye konuşuyor.

“LOKOMOTİF OLABİLİRİZ”

Yapı malzemeleri açısından da İran’da büyük potansiyel var. İran’a yapı malzemeleri ihracatımız 2008 yılında 487 milyon dolar iken 2011 yılında 752 milyon dolara çıkmıştı. Ancak daha sonra kademeli olarak inişe geçerek 2016 yılında 430 milyon dolara geriledi. 2017 Ocak-Ağustos verilerine bakıldığında ise, bir önceki yılın aynı dönemine göre İran’a yapı malzemeleri ihracatımız yüzde 12 artarak 300 milyon dolara yükseldi.



İMMİB (İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri) Yapı Komitesi Başkanı ve İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi Serdar Urfalılar, İran’a yapı malzemeleri ihracatımızın artış trendini sürdürdüğünü belirtiyor. 2016 yılında İran’a en fazla ihraç ettiğimiz ürün grupları içinde 118 milyon dolar ile çeşitli ağaç lif ve levhalarının geldiğini söyleyen Urfalılar, sırasıyla elektrik devresi teçhizatları, plastikten levhalar, alüminyum ve demir-çelik çubuk ve profillerin de en çok ihraç edilen ürün gruplarından olduğunu sözlerine ekliyor. İran’a ihracat artışımızda 2015 yılında yürürlüğe giren Tercihli Ticaret Anlaşması’nm etkili olduğunu belirten Urfalılar sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Anlaşma kapsamında yer alan ve gümrük vergileri düşürülen alüminyum profiller, inşaat demiri, alüminyum sac/levhalar gibi ürün gruplarında ciddi ihracat artışları kaydedildi. Halihazırda alüminyum profillere yüzde 8, alüminyum saç ve levhalara yüzde 8-15, demir-çelik inşaat demirine yüzde 6, kablolara yüzde 22 gümrük vergisi uygulanıyor. Bunların oldukça yüksek olduğunu düşünüyoruz. Bu vergi oranları düşürülür, Tercihli Ticaret Anlaşması’mn kapsamım daha fazla yapı malzemelerini kapsayacak şekilde genişletilirse ihracatımızın artmasında lokomotif görevi yapacaktır.”

MARKALARIN İLGİ ALANINDA

Türk moda markaları için de İran gelecek vaat ediyor. Birleşmiş Markalar Demeği 2015 yılında yaptığı iş gezisinde İran’a üç yılda Türk markalarının 500 mağaza açma projeksiyonu olduğunu ortaya koymuştu. Şimdilik bu hedefin yarısına ulaşıldığı tahmin ediliyor. LC Waikiki, Ko-ton, Derimod, Penti, Mavi, Çilek, Yataş gibi markalar, İran’a franchise verdiler ve şimdilerde kendi tabelalarıyla İran’da müşteri ağırlıyorlar. İran’da moda ve marka ürünlere ilgi yoğun. Ambargonun kalkmasından sonra yüzde 5-6 büyüme hedefi olan pazar, henüz fikri mülkiyet hakları oturmasa da Türk markalarının ilgi alanında. Ancak yüksek vergiler Türk markalarını pazara girişte zorluyor. Bu nedenle hazır giyim ihracatçıları da alternatif giriş yollarından İran’a girerken, önemli oranda da bavul ticareti yapılıyor. Gerçekte İran’a hazır giyim ihracatımızın 500 milyon dolara ulaştığı belirtiliyor ama resmi rakamlar bunun çok altında. 2017’nin ilk dokuz ayında İran’a 311 milyon 498 bin dolar tekstil ürünü ihraç eden Türkiye, 89 milyon 161 bin dolar da hazır giyim ürünü ihraç etmiş durumda.

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Hikmet Tanrıverdi, İran’a yerli para ile ihracat yapılabilecek olmasını çok olumlu buluyor. Rusya’ya ruble ile ihracatın da kendilerinin önerisi olduğunu hatırlatan Tanrı-verdi, “Yerli para ile satış yapabilmek ihracatımızı geliştirir. İran ile olan rakamlarımıza olumlu yansımaları olur. İran’a ihracatta en büyük sıkıntı yüksek gümrük vergileri. Bazı hazır giyim ürünlerinde vergiler yüzde 70’e kadar çıkıyor.

Gümrük vergilerinde de indirim olursa, ciddi bir ihracat fırsatı ortaya çıkar. İranlılar Türk malına ilgi gösteriyor. Ortak üretim için talepleri var. Bu bir süreç meselesi… Markalı mala açlar.

Firmalarımızın pazarda hızlı mal satmaları için Tahran’da Türk Ticaret Merkezi’mizin açılması iyi oldu. 20 hazır giyim firması orada yerini aldı.”

Mustafa ÇIKRIKCIOĞLU / TİM Başkanvekili
“Tümen* ile ticaret ihracatı artırır”

İran ile karşılıklı para birimlerinin ticarette kullanılması yolundaki anlaşma bizleri memnun etti. Aslında daha önce de bu anlaşma vardı ama işlerlik kazanmamıştı. Şimdi hızla işlerlik kazanmasını bekliyoruz. İran’da dolarla alışveriş yapma imkanı çok zayıf. Hiçbir işlemi dolarla yapmıyorlar. Bu anlaşmayla ambargo dışında olan malları almak da mümkün olacak. İran Riyali ile ticaret Türk ihracatçısına kolaylık sağlayacak. Transferler kolay olacak. Bu iki ülke ticaretini daha da hızlandıracaktır. İki tarafın Merkez Bankaları’na ve bankalarına da iş düşüyor. İhracatçı sattığı malın parasını bir ay sonra aldığında riyalin ne olacağını düşünmemeli. Riyalin hedge edilebileceği sistem de olmalı. Hedge işlemleri olursa çok rahatlarız. İran ile ihracatımızın gelişmesi için Tahran’da temmuz ayında bir ticaret merkezi açtık.

Türk Ticaret Merkezleri projesi fikri 15 yıldır vardı ama hayatiyet kazanamamıştı. Ben aynı zamanda Türk Ticaret Merkezleri’nin yönetim kurulu başkanıyım. İlk etapta 10 merkez açacağız. İlkini İran’da açmamız bu pazara verdiğimiz önemi gösteriyor. İran’ın ardından Dubai, Amerika’da da Şikago ve New York’u açtık. Londra, Almanya sırada… İran’daki merkezimizde Türk tekstilcileri, mobilyacılar ve zücaciye sektörü ağırlıkta. Gelen talepler doğrultusunda merkezlerimizi geliştirmeye çalışıyoruz.

*İran’ın resmi para birimi Bakanlar Kurulu tarafından alınan kararla Riyal yerine Tümen olarak değiştirildi. Bir Tümen 10 riyale eşit şekilde ayarlandı.

Bilgin AYGÜL / DEİK (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) Türkiye-îran İş Konseyi Başkanı
Birbirimizi tamamlayan iki ülkeyiz

Uluslararası para transfer sisteminde yer almaması ve teknik engellerin devam etmesi İran’a dolarla yapılan ticareti olumsuz etkiliyor. Özellikle Batılı bankaların sendikasyon kredilerinde firmalara “İran ile iş yapmama” şartı koyduğunu biliyoruz.

Türk parasıyla dış ticaretin yapılması ve bankaların da buna aracılık etmesi ihracatımızı artıracaktır. İran’la 2012’de yaklaşık 22 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmimiz vardı fakat son yıllarda düştü. Geçen yıl yaklaşık 10 milyar dolar seviyesindeydi. Bu dış ticaret hacmimizin ilk etapta 15 milyar doları yakalaması daha sonra da o rakamları aşması çok mümkün.

Çünkü biz birbirini tamamlayan ülkeleriz. Eğer bu konuda özellikle kredi finansman sorunu da çözülürse bu yeni yapılan anlaşmalarla birlikte ben bu yıl 15 milyar doları zorlayacağımızı, önümüzdeki yıllarda da hedeflenen 30-35 milyar dolarlık rakamlara ulaşacağımızı düşünüyorum. Türkiye ve İran arasında lojistik sorunlar da var. İki ülke arasında üç sınır kapısı var. Bu kapılarda var olan problemlerin giderilip 24 saât senkronize bir şekilde çalışır hale getirilmesi önemli. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki hafta yaptığı gezi çok önemliydi. Türkiye ile İran arasındaki ekonomik ilişkiler yoğunlaşmak üzereydi, bu vesileyle taçlandırılmış oldu. Umuyoruz bunlar iki ülkenin ekonomik ve ticari verilerine yansır ve bölgenin refahını artırıcı bir sonuç alırız.

Sami ASLANHAN / Kontrolmatik Enerji Yönetim Sistemleri Genel Müdürü
Bankacılık sistemi çalışırsa iş hacmi artar

İran pazarıyla ambargo kalkmadan önce ilgilenmeye başladık. Yaklaşık üç yıldır pazarla ilgiliyiz. Bir yıl önce İran’da da bir şirket kurup, ofisimizi açtık. 12 sabit çalışanımız var. Taahhüt işlerimizde çalışan sayımız artıyor. İran ile çift taraflı ticaret yapıyoruz. İran’da enerji, petrokimya ve altyapı projelerine mühendislik hizmetleri verip, teknolojik ürünler sağlıyoruz. İran’dan ise Türkiye’ye petrokimya ürünleri ve maden ürünleri ithal ediyoruz. Bu yıl İran’a ihracat hedefimiz 8 milyon euro. İran’la iş yaparken en büyük sıkıntımız, iki ülke arasındaki bankacılık sisteminin çalışmaması. İki ülke merkez bankaları birbirine borçlanıyor. Oysa bu borca teminat verip diğer bankaların önünü açarsa, proje finansmanının da önü açılır. Özel bankalar da gelen proje finansmanı taleplerini karşılamış olurlar. Biz Dubai üzerinden finansal sistemi kullanıyoruz.

Türkiye’deki kredibilitemizi kullanıp projelere mektup verebilirsek iş hacmimiz 3-4 katına çıkar. Önümüzde çok büyük projeler var. Gümrük tarafındaki problemlerin zaman içinde aşılacağına inanıyoruz. 30 milyar dolarlık iş hacmine ulaşabilmek için Tahran-Ankara arasında yük taşımacılığın yapılabileceği bir demiryolu projesinin gerekli olduğunu düşünüyorum.

Timur BAYINDIR / TÜROB (Türkiye Otelciler Birliği] Başkanı
İranlı turist harcamayı seviyor

İran turistinin ülkemize ilgisi son yıllarda artmakta. Turizm Bakanlığı verilerine göre, bu yılın Ocak-Ağustos döneminde ülkemize en çok ziyaretçi gönderen dördüncü ülke, Rusya Federasyonu, Almanya ve Gürcistan’ın ardından İran. Yılın ilk sekiz ayında Türkiye’ye 1 milyon 559 bin 345 İranlı turist geldi.

İranlı turistin ülkemize büyük bir ilgisi var. Alışveriş konusunda çok istekliler. Kaliteli markaları tercih ediyorlar. Özellikle İstanbul’a büyük bir ekonomik canlılık kazandırıyorlar. En çok vergi iadesini alanların da İran’dan gelen turistler olduğunu görüyoruz. Demek ki alışveriş oranları da yüksek. Para harcayan, Türkiye’yi seven yakın bir komşumuz. Komşularla ilişkilerimizi geliştirmeliyiz. İranlı komşularımızla paraların konvertibıl olması gayet faydalı olacaktır. Böylece kur oynamalarından çok etkilenmeyiz. Uluslararası bankalarla çalışmakta yaşadığımız zorluğu da aşarız.

RAHİME BAŞ UÇAR






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bunu da İnceledinizmi ?

Gram altın yorumları

Son dönemde doların yükselişiyle birlikle gram altın fiyatının 160 TL ile rekor seviyelere geldiğim gördük. …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir