Bilim - Teknoloji - İnovasyon

İnovatif teknolojiler gelecekte çevre kirliliği sorununu ortadan kaldırabilir

Plastiğin geleceği (var mı?)

HEMEN ifade edelim ki, plastik hammaddeleri son yüzyılın en önemli buluşlarından birini temsil ediyor. Plastik dediğimiz yapı doğada bulunmaz, başta karbon olmak üzere, oksijen, hidrojen ve azot gibi temel elementlerin polimerizasyonu yoluyla çok zincirli bir yapıya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkar.


20. Yüzyıl’ın en dikkate değer devrimlerinden biri olan plastik türlerinin bugün inanılmaz bir hızla çeşitlenmekte olduğu görülüyor. Örneğin kulağımıza hiç de yabancı gelmeyen ‘polietilen’ bunların tipik temsilcisi gibi. Çeşitli sektörler yanında ambalaj endüstrisinde de çok kullanılıyor. Yine ‘poli’ (poly) ön ekiyle sınıflandırılan diğer plastik türleri de endüstri dünyasının vazgeçilmezleri arasında.

Şu bir gerçek ki, plastik üretimi çoğu sektörde hızla yayılarak bugünlere gelindi. Son zamanlarda özellikle denizlerde yoğunlaşan plastik atıkların önlenmesi için doğada zamanla bozulup yok olan türlerin büyük ilgi görmeye başladığını söylemeliyiz.

DOĞADA ÇÖZÜNEN PLASTİKLER

Evet, plastik atıklar yoğun çevre kirliliğine neden oluyor. Ancak, gelişen teknoloji sonucu bu dönem büyük ölçüde sonlanabilir, klasik plastikler doğada çözünen son nesil değişik yapıdaki ‘biyoplastikler’le yer değiştirerek yeni bir evreye girilebilir. Aslında türü ne olursa olsun, tüm plastik türlerinin uygarlığın gelişmesinde büyük pay sahibi olduğunu her şeye rağmen kabul etmemiz gerekiyor.

Zaman her sorunu çözüp tüm plastik türlerini doğada tümüyle ve hızla çözünür hale getirme yolunda ilerliyor. Ben gidişin bu doğrultuda olması gerektiğine inananlardanım. Çünkü plastik türleri evrim geçirerek yeni buluşların yolunu açıyor.

Birkaç örnek vererek konumuza açıklık getirelim: 150 yıl önce başlayan sinema serüveni sanki bu işin başlangıç noktası gibidir; önce 1869’da John Hyatt tarafından keşfedilen ve Eastman Kodak tarafından geliştirilen ‘selüloit’ bazlı plastik benzeri filmler bu işin başlangıç noktası oldu. Unutmayalım ki, ‘Lumiere Kardeşler’in 1895’lerde icat ettiği ‘sinematografi’ tekniği daha sonraki yıllarda gerçek plastik orijinli materyallerin oluşturulmasını ve ‘Hollywood bazlı film endüstrisi’nin orijinal yeniliklerle buluşmasına yol açtı ve sinemanın hızla gelişmesini sağladı.

YAKIN GEÇMİŞTEN ÖRNEKLER

Kısa bir sürenin ardından ‘Kodak’, ‘Ansco’, ‘Ferrania’ gibi markalar fotoğraflık ‘roll film’leri dünya pazarlarına sürmeye başladılar. Bizim yerel dilimize ‘alamunitçi’ olarak giren ‘seyyar fotoğrafçılar’ ise belli bir satıh üzerine fotoğraf çekiyor, duyarlı kağıtlar üzerine küçük bir karanlık kutu düzeneğini kullanarak baskı yapıyorlardı. ‘Stüdyo fotoğrafçılığı’ ise yaygın olarak bizde 1930’lardan sonra başladı. Tıpkı onlar da ilk uygulamalarda olduğu gibi ‘negatif resimleri’ cam üzerine çekiyor, sonra gerçek görüntüleriyle basıyorlardı. Ne zaman ki plastik endüstrisinin katkısıyla rulo filmler (roll filmler) yayılmaya başladı, amatör ve profesyonel fotoğrafçılık da hızla gelişti.

Camdan plastiğe geçişin tipik örneklerinden bir başkası ise tıp dünyasında ‘röntgen filmleri’nin plastik materyal kullanılarak hayata geçirilmesiyle ilgilidir. Daha önce sadece cam kadran üzerinde izlenen iç organ görüntüleri en detaylı şekilde plastik materyal üzerinde film haline getirilip çoğaltıldı, böylece taşınır teşhis belgeleri ortaya çıktı. Benzer türde onlarca gelişimin geçirdiği meraklı evreleri bu kısıtlı sayfalarda anlatmak elbette olanaksız.

EN HIZLI GELİŞEN SEKTÖR

Şimdi tüm dünyada toplum bilincindeki gelişme nedeniyle doğada zamanla parçalanıp yok olan ‘biyobozunur’ plastiklerin sayısı hızla artıyor. Atıklar zamanla gün ışığından etkileniyor ve mikroorganizmaların etkisiyle çözünüp kayboluyorlar.



Bugün birçok alanda kullanılan plastik türleri içinde bazı gruplar dikkat çekiyor; hacimli ‘PET’ şişeler, kavanozlar yanında; tekstil sektörü ve bazı malzemelerde kullanılan ‘polietilen tereftalat’ en çok tüketilen hammadde haline gelmiş bulunuyor. Bir zamanlar çok moda olan ‘terylen kumaşlar’da ismini buradan alıyor. Polyester elyaflardan yapılan bir kısım ürünün de hammaddesi bu aynı zamanda.

Gıda sektörünün neredeyse tümü bu grup plastikleri ambalaj malzemelerinde yaygın olarak kullanıyor. Eskiden ‘naylon’ adıyla tanınan türler ise kullanım alanını genişletiyor.

Dilimize ‘PVC’ olarak yerleşen ve hiç de yadırganmayan ‘polivinil klorür’ ya da ‘polivinil klorid’ dayanıklı boru üretiminde bugün hep ön sıralarda. Plastik pencere ve kapılar, yer döşemeleri, kalın filmler, folyolar, brandalar, kapı kolları ve her çeşit doğrama malzemeleri en çok tüketilen gruplar halinde. Isı etkisiyle kolayca şekillendirilen ‘polikarbonat’ levhalar ise bugün gözlük camı yapımında dahi kullanılıyor. Elektrik akşamında da çokça tüketilen bu grup her geçen gün üretim hacmini arttırıyor. ‘Termoplastikler’ adıyla anılan grubun büyümesi ise şaşırtıcı.

Tüm bunların ötesinde kullanım alanını inanılmaz biçimde genişleten ‘polistiren’ grubu plastikler ise birkaç milyon tonluk tüketim kapasitesiyle belki de en ön sıralarda yer alıyor. Tek kullanımlık tabak ve bardaklar, yoğurt ambalajlan gibi ürünler yaygın örnekleri arasında. Ayrıca balıkçılık sektöründe kimi naylon ağlar yine bu grubun temsilcilerinden.

BİYOPLASTİKLER ÇARE Mİ?

Ne yazık ki, sulardaki doğal yaşamı mahveden ve ekosistemi çökerten de ‘biyo-çözünür’ olmayan plastik türlerinin mikron büyüklüğündeki taneciklerinin (mikroplastikler) denizleri, akarsuları, gölleri ve içme suyu rezervlerini kirletmesiyle oluşuyor. Yüzer plastik atığı adalar ve yoğun çökeltiler de cabası.

Önemli olan, plastik atıkların önlenmesi ve doğada kalış sürelerinin kısaltılması. ‘Biyoplastikler’in keşfi ise bugünkü içeriği itibariyle sınırlı kalmaya devam ediyor. Çünkü maliyetlerinin olağanüstü yüksek olması ve çok dar bir sahada kullanılması onların gelişimini sınırlıyor. Doğaya ve ekosisteme ve iklime zarar vermeyen yeni plastik türlerine, hatta plastik yerine geçebilecek inovasyonlara gereksinim var.

Ve son soru da haliyle şu oluyor: Çoğu plastik tür ve türevlerinin üretildiği petrol kaynaklı çeşitler günün birinde tükendiği zaman ne olacak? Günümüz uygarlığının ana temalarından olan plastik teknolojisi gelişimini sürdürecek mi? işte asıl sorulması gereken kritik soru bu!..

NUR DEMÎROK



Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu