Kapat !
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Hangi hisselerde pozisyon artırılmalı?

Hangi hisselerde pozisyon artırılmalı?



Yale Üniversitesi Vakfı Fonu Yöneticisi David Swensen, “Finansal yatırımlarda en önemli karar varlık dağılımı seçimidir” diyor. İşte bu finansal varlık dağılımında kritik bir süreç yaşıyoruz. Getirilerin çok düştüğü, hisse senedi yatırımcısının kayıp yıl yaşadığı bir dönemi geride bıraktık. Borsanın geldiği 70.000’li seviyelerde kritik soru, borsa ne kadar iskon-tolu ya da gerçekten iskontolu mu? Hisse ağırlığı artırılmalı mı? Cevap evetse hangi hisselerde pozisyon artırılmalı?

Sadece borsa yatırımcısı için değil, sayıları 6 milyona ulaşan Bireysel Emeklilik Sistemi (BES) katılımcısı açısından da aynı durum söz konusu. Büyüklüğü 50 milyar TL’ye yaklaşan BES fonlarında katılımcı yaşı ortalaması 37-38’lerde ancak hisse ağırlığı sadece yüzde 15- BES katılımcısı yaşını ve endeksin bu seviyelerini de dikkate alarak BES fonlarında hisse ağırlığını artırmalı mı?

hisse oneri

İşte bu kritik sorulara yanıt aramak adına portföy yönetimi şirketlerinin ve aracı kuruluşların CEO’ları ile görüştük. CEO’lar arasında hisse ağırlığını artırmak için erken olduğunu çünkü ‘ayı piyasası’ sinyallerinin alındığı yorumunu yapanlar da var, gelinen seviyelerin tarihsel yüksek iskontoya sahip olduğunu söyleyenler de… Ancak ikinci görüşü savunanların daha ağırlıkta olduğunu burada ifade etmek gerekiyor.

İSKONTOLU MU?

Öncelikle Borsa İstanbul’un ne kadar iskontolu olduğu konusuna açıklık getirelim. Piyasanın tarihsel ortalamalarına göre, Piyasa Değeri/Defter Değeri ve Fiyat/Kazanç oranları açısından 70.000 seviyeleri ciddi iskontoya işaret ediyor. Borsa-nın son 10 yıllık tarihsel ortalamalarına göre PD/DD rasyosu 1,39’da, F/K’sı ise 9,77 seviyesinde. Endeksin 70.000’in aşağısına sarktığı süreçlerde bu rasyolar sırasıyla 1,15’e ve 8,90’a iniyor.

Bu oranlar açısından endeks önemli destek seviyelerinde. İşte uzmanlar bu nedenle geri çekilmelerde yatırımcıların maliyet yapabileceğini yani hisse alabileceğini söylüyor.

YÜKSELİŞLER SINIRLI

Burada piyasada hızlı yükselişler yaşanabileceğini söylemek şu aşamada zor. Zaten önümüzdeki 2-3 aylık süreç için görüşlerine başvurduğumuz uzmanların beklentisi de bu yönde. Çünkü 2016 yılına iyi bir başlangıç yapamadık. İran-Suudi Arabistan krizi, petrol fiyatlarında tahmlerin ötesine geçen düşüşlerin etkileri, Çin’de büyümeye yönelik ağır endişeler, borsalarda satışı beraberinde getiriyor. Bu satışlarla Borsa İstanbul’da (BIST) endeksin 21 Ocak’ta en düşük 68.230 seviyesini test ettiğini gördük. Ancak kötü başlayan ocak ayı, biraz daha iyimser bir havada bitiyor. Avrupa Merkez Bankası’ndan ilave parasal genişleme sinyali, petrolde sert düşüşün son bulacağı işaretleri, Japonya’nın para politikasında ilave genişlemeye gitmesi, FED’in faiz artırım beklentilerinin düşmesi, bor-salara moral verdi. Aşırı satış yiyen borsalardan biri olan Borsa İstanbul, bu faktörlerin etkisiyle 73.000’in üzerine tırmandı ve yılbaşı öncesi seviyelere geldi.

Peki bundan sonra ne olacak? Daha kısa vadeye, önümüzdeki 2-3 aya bakıldığında, endeksin 70.000’in altında 65.000 seviyelerine geleceğini düşünen uzmanlar olduğu gibi iyimser tarafta 80.000’i telaffuz edenler de bulunuyor. Olumsuz görüşteki isimler, ‘ayı piyasası’ yani düşüşlerin hakim olacağı bir süreç vurgusu yapıyor. Mesela 2016 yılındaki olası risklere dikkat çeken Yapı Kredi Yatırım yetkilileri, “2015 yılında, 2009 yılından beri yaşanan dolar likidite bolluğu dönemi büyük oranda kapanmış oldu. Bunun ilk etkilerini görmeye başladıysak da zaman içinde olası sonuçları daha da belirgin hale gelebilir” diyor.

İYİMSER BEKLENTİSİ OLANLAR

Endekste iyimser beklentisi olan İş Portföy Genel Müdürü Tevfık Eraslan, makroekonomik veriler ve şirket değerlemeleri birlikte ele alındığında Borsa İstanbul’un performans açığının kapanabileceğini söylüyor. Eras-lan’ın verdiği bilgiye göre, BİST 100 Endeksi’nin 12 ay sonraki kazanç tahminlerinden hesaplanan F/K oranı 8,1 seviyesi ile MSCI Gelişmekte Olan Ülkeler Endeksi’ne göre yüzde 23,6 iskontolu. Bu iskontonun beş yıllık tarihsel ortalaması ise sadece 7,9 seviyesinde.

Destek Menkul Genel Müdürü Tuna Yılmaz, Çin’den gelen ek teşvik sinyalleri ve petroldeki düşüşlerin artık sınırlı kalması gibi faktörlerin endeks üzerinde pozitif etki yaratmasını bekliyor. Bu arada Avrupa Merkez Bankası (ECB) ve Japonya Merkez Bankası’ndan (BOJ) yeni bir parasal genişleme sinyali gelebilir. FED de küresel oynaklığın arttığı bir ortamda faiz artırım adımlarını yavaşlatabilir. Yılmaz, bu durumda endeksi destekleyebilecek güzel bir hikayenin karşımıza çıkabileceğini söylüyor.

Turkish Yatırım Genel Müdürü Berra Doğaner, yabancıların gelişmekte olan ülkelerdeki kayıplarını telafi etme çabalarının, ocak ayında Türk piyasalarında pozisyon ayarlamaya gitmelerini engellediğini ifade ediyor. ECB’nin parasal genişleme hamlesinin revize edilmesi ve FED’in mart ayında faizi artırması beklentilerinin ötelenmesi ihtimaliyle birlikte, Doğaner, gelişen ülkelere hala giriş olabileceği kanaatini taşıyor.

HİSSE ORANI ARTMALI MI?

Burada kritik konu, hisse oranla-nnın ne olması gerektiği meselesi. Endeks hisse alımı için uygun seviyede mi? Piyasalar için olumsuz görüş bildiren katılımcıların alım için erken olduğu yönünde görüşleri olmakla birlikte, genel düşünce hisse alım zamanı olduğu yönünde. Özellikle dikkat çekilen seviyeler 70.000’in altına sarkmalar. Çünkü bu seviyeler geçmiş 10 yılın değerleme olarak önemli destek seviyelerine işaret ediyor. Bunun yanında gelişmekte olan piyasalara göre iskonto oranının tarihsel ortalamaların üzerinde olması da getiri arayan yatırımcı için hisseyi önemli bir alternatif haline getiriyor.

Aynı durum BES katılımcıları için de geçerli. 2015 yılında getiri açısından yüzü gülmeyen BES katılımcısı açısından bu yıl hisse tarafında daha iyi bir süreç olabilir. Tabii burada portföy dağılımı önem kazanıyor. BES’te katılımcıların ortalama hisse oranı yüzde 15 seviyesinde. Bu oran yaş grubuna ve risk algısına göre artırılabilir.

BİST AYRIŞABİLİR

2015 yılında Türk hisse senedi piyasası benzer rakiplerinden olumsuz ayrıştı. Gelişmekte olan ülkelerden yaşanan fon çıkışları, Borsa İstanbul’un performansını olumsuz etkiledi.

Tevfık Eraslan, gelişmekte olan ülkelerin yatırımcılar nezdindeki algısının iyileşmesi durumunda Borsa İstanbul’un benzer ülke endekslerinden olumlu ayrışabileceğim söylüyor. Eraslan, “Risk iştahı yüksek olan yatırımcılar, mevcut değerleme seviyelerinden uzun vadeli yatınm perspektifi ile hisse senedi yatırım fonlan aracılığıyla, hisse yatınmı yapabilir” diyor. Tevfik Eraslan, bu karar alınırken, FED’in faiz artırım hızı, bölgesel riskler ve bankacılık sektörünün iş yapma kapasitesinin artırılmasına yönelik alınması beklenen sektörel kararların izlenmesini tavsiye ediyor.

Tuna Yılmaz da özellikle FED’e dikkat çekiyor ve “Küresel risklerden kaynaklı FED’in faiz adımları yavaşlayabilir ve bu da endeks üzerinde hafifletici bir etki yaratabilir” diyor. Siyasi belirsizliklerin de azalmasının ardından Yılmaz, portföyde hisse ağırlığının artırabileceğini kaydediyor.

GÜNDEM YOĞUN

Kısa vadede görüşler böyle şekillenirken, daha uzun vadede beklentiler ne yönde? Öncelikle bu yılın da belirsizliklerle dolu bir yıl olduğu gerçeğini kabul edelim. Yurtdışında FED’in faiz artırım hamlesinin yanında ECB ve BOJ’un parasal genişleme stratejisi yakından izleniyor. Petrol fiyatlarının olumlu ve olumsuz etkileri var. İran yeniden oyunun içine giriyor. Mart ayında onaylanması beklenen bu ülkenin Beş Yıllık Kalkınma Planı ve Çin’in büyümesine ilişkin gelişmeler izlenecek. Haziran ayındaki OPEC toplantısı, petrol fiyatlarını ve piyasaları hareketli tutacak. Yılın son çeyreğine doğru İngiltere’nin AB üyeliğine ilişkin referandum gündemde yer alacak. Kasım ayındaki ABD Başkanlık seçimi de önemli.

Yurtiçinde ise en önemli gündem maddesini TCMB Başkanı Erdem Başçı’nın görev süresinin nisan ayında dolacak olması oluşturuyor. Baş-çı’nın bu göreve yeniden atanıp atanmayacağı, eğer atanmazsa yerine kimin geleceği, para politikasının geleceği açısından büyük önem taşıyor. Yurtiçinde yeni anayasaya ve başkanlık sistemine ilişkin tartışmalar da gündemi etkileyecek.

HEDEF DEĞERLER

İşte bu piyasa koşullarında aracı kuruluşların 12 aylık hedef değerlerini derledik. Kurumların 84.000 ile 94.000 aralığında değişen hedefleri var.

Gedik Yatırım Genel Müdürü Metin Ayışık, “BİST 100 için 2016 yılı hedef değerimiz kullandığımız varsayımlara göre 85.000 ile 92.000 arasında değişiyor. Biz mevcut koşullarında en iyimser tahminimiz olan 92.000’i üst sınır olarak takip ediyoruz” diyor. Metin Ayışık’ı göre, bu seviyelere yönelik bir hareket için FED’in ılımlı bir şekilde faiz artışına devam etmesi, içeride yeni bir seçim ya da referandumun gündeme gelmemesi ve jeopolitik risklerin 2015’teki üst sınırları aşmaması gerekiyor.

Kurumların endeksle ilgili önerilerine bakıldığında ise 70.000 seviyelerine doğru kademeli alım önerileri öne çıkıyor.

PORTFÖY NASIL OLMALI?

Bu dönemde nasıl bir portföy dağılımı olması gerektiğini de araştırdık. 13 aracı kuruluş ve portföy yönetim şirketinin CEO’sundan görüş aldık.

Ortaya çıkan ana resimde hisse oranı yüzde 23,5 seviyesinde önerili yor. En çok önerilen ürün yüzde 27,7 ile mevduat. Yüzde 24,6 dolar, yüzde 11,2 ÖST-ÖST fon, yüzde 6,5 Euro, yüzde 3,5 tahvil ve yüzde 3,1 altın önerisi var.

Burada dikkat çekmek istediğimiz nokta, tahvil önerisinin çok düşük olması. BES fonlarında ise en çok bulunan yatırım aracı tahvil fonları. 2015’te yatırımcısını üzen bu fonların yüksek faiz döneminin devamı sürecinde de reel olarak getirisinin düşük olacağını söylemek mümkün.

“70.000’İN ALTINDA ALIN”

Deniz Portföy Genel Müdürü Fatih Arabacıoğlu, borsada aşağı trendin devamı geldikçe alımların artırılmasını ve hisse oranının yavaş yavaş yüzde 25’ten yüzde 50’ye çıkarılmasını tavsiye ediyor. Arabacıoğlu, endeksin yaşadığı trendin aşağı hedeflerinin 65-000 civarına denk geldiğini anlatıyor. Muhtemel daha aşağı hareketlerin geçici ve sert yukarı tepkili olacağını söyleyen Arabacıoğlu, “65.000’e yakın yapılacak doğru hisse seçiminin, orta vadede yüzde 30-60 kazanç potansiyeli olacaktır. Bütün olarak banka, holdingler ile havacılık sektörü ve gıda-perakende ile GYO sektörlerinin defansif hisseleri ağırlıklı ilgi alanımızı oluşturuyor” diyor.

“ŞU AŞAMADA MEVDUAT”

Yatırım Finansman Koordinatörü Levent Durusoy, kurum olarak şu aşamada ağırlıklı olarak mevduat önerdiklerini ifade ediyor. Durusoy, önümüzdeki süreçte, tahvil bono, ÖST ve altında pozisyonların azaltılmasını tavsiye ediyor.

Logos Portföy Yönetim Kurulu Üyesi Berrin Önder, parayı korurken mevduatın üstünde getiri hedefli dengeli bir portföy oluşturulması yönünde görüş bildiriyor.

Turkish Yatırım’dan Berra Doğa-ner ise ECB ve BOJ’un parasal gevşeme hamlelerine dikkat çekiyor. Do-ğaner, “Çin’in hisse senedi piyasasına müdahalelere devam ederek, düzenli yatırımcıları kaybetme pahasına az sayıdaki spekülatörün kazançlı çıkmasına izin vermeyeceğini açıklaması, petrol fiyatlarının 30 doların üzerinde seyretmesi, hisse piyasalarını cazip kılacaktır” diyor.

 





Bunu da İnceledinizmi ?

Fon Yöneticilerinden Yatırım Stratejileri

Piyasalar yüksek dalgalanmanın yaşandığı bir yılı geride bıraktı. 2016 yılana göre daha iyimser bir hava …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir