Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Geleceğin Büyümesi Neden Yapay Zekâya Bağlı?

Geleceğin Büyümesi Neden Yapay Zekâya Bağlı?



DAHA çok küresel büyümenin insanın “daha üretken” hale gelmesiyle çözülemeyeceğini düşünen bazı ekonomistler, insanın üretkenliğini artıracak yapay zekânın dünya ekonomisinin imdadına yetişebileceği görüşünde. Strateji, yönetim danışmanlığı, dijital, teknoloji alanlarında danışmanlık hizmeti veren Accenture’a göre, yapay zekâ gelişmiş 12 ülkenin gayrisafi milli hasılalarında 2035 yılma kadar büyük bir ivme yaratacak.

“Geleceğin Büyümesi Neden Yapay Zekâya Bağlı?” isimli çalışmaya imza atan Accenture, yapa zekânın iş gücündeki verimliliğini bazı alanlarda yüzde 40’a kadar artıracağı sonucuna varırken, bu ülkelerin dünyanın ekonomik kapasitesinin yarısından fazlasını oluşturacağının altını çiziyor.

Önümüzdeki 18 yıl içinde söz konusu 12 ülkedeki büyüme senaryosunun nasıl gelişeceği konusunda öngörüde bulunan Accenture, beklendiği üzere yapay zekânın en çok ABD üzerinde olumlu etkisi olacağı tahminini yapıyor. Yapay zekâya endeksli bir üretimi benimseyen ABD’nin yıllık büyüme oranının yüzde 2.5’ten 2035’te yüzde 4.6’ya taşınacağını belirten çalışma, bunun ekonomiye 8.3 trilyon dolarlık katkı anlamına geleceğini gösteriyor.

KALKINMA HIZINI ARTIRACAK

Avrupa kıtasından İngiltere’ye ilişkin tahminse, büyüme oranının yüzde 2.5’ten yüzde 3.9’a yükselmesi ve bunun 814 milyar dolarlık bir hacim yaratacağı şeklinde. Accanture’un hazırladığı rapor, yapay zekânın en çok kullanıldığı ülkelerden Japonya üzerinde de olumlu bir etkisi olacağını ortaya çıkarırken, brüt kalkınma hızının 2035’te üçe katlayacağı öngörüsünde bulunuyor. Finlandiya, İsveç, Hollanda, Almanya, Avusturya da bu hız 2035 yılma kadar iki kat artış gösterecek. Accenture’m başekonomisti ve yönetici direktörü Mark Purdy, yapay zekânın ekonomik büyümeyi atağa kaldırma potansiyelinin olduğunu vurgulayarak, “Yapay zekânın işletmelerin karlarında büyük bir etkisi olacak. Çünkü yapay zekâ işletmenin üretimden satışa ve inovasyona, her alanındaki üretkenliğine katkı yapacak” diye konuşuyor. Yapay zekânın günümüzde hukuki analiz, sigortacılık, bankacılık gibi sektörlerde yoğun olarak kullanıldığını belirten Purdy, teknolojik gelişmelerin bu potansiyeli daha geniş bir alana yayacağını söylüyor. Purdy’ye göre yapay zekâ “insan merkezli” bir amaçla iş dünyasına dahil edildiğinden, bu çalışanların işlerini daha iyi bir şekilde yerine getirmelerini sağlayacak. Purdy, insanın yapay zekâ yardımıyla iş hayatının iletişim, yaratıcılık, empati ve deneyim gerektiren alanlarında daha etkili olacağı yorumunu yapıyor.

Peki, Türkiye yapay zekâyla gelişen dünya ekonomisinden payım almayacak mı? Accenture Türkiye Yönetici Ortağı Çetin Özgür Elmas’m Türkiye’de yapay zekâ kullanımına ilişkin ve bunun Türkiye ekonomisine yansımasıyla ilgili yorumu şöyle:

“Türkiye’de akıllı otomasyonun yapay zekâ kullanımından daha hızlı ilerlediğini görüyoruz. Accenture’m da uzmanlık alanlarından olan robotik süreç otomasyonu, sanal klavye, sanal aracı (chatbot, Virtual agent) gibi çözümler hali hazırda Türkiye’de sektörlerin önde gelen bazı kuramlarında kullanıma alınmış durumda. Bu tür ürünlerin mevcut kullanımları, hem çalışanların işlerini daha verimli yapmalarını ve gerçekten odaklanmaları gereken işlere odaklanmaları sağlıyor, hem de verilen hizmet hızı ve kalitesindeki artış ile müşteri memnuniyetini artırıyor.



Yapay zekâ destekli çözümlerin uygulanması ise Türkiye’de biraz daha geriden geliyor ve şu aşamada daha çok deneysel ve prototip geliştirmeler şeklinde ilerliyor. Müşterilerimizle yaptığımız çalışmalar ve incelemelerde bunun iki temel sebebi olduğunu görüyoruz. Birincisi, yapay zekâ çözümleri sağlayan ürünlerin yurtdışı kaynaklı çözümler olup Türkçe dil desteği ve olgunluk düzeylerinin çok kullanılan ülke dillerine kıyasla geride olması. Yakın bir zamanda Türkçe’nin de daha farklı hizmetler sunulabilecek seviyeye getirileceğini öngörüyoruz. Bu desteği sağlayan bazı ürünler mevcut, henüz sağlamayan ürünlerin ise Türkçe’yi ürün geliştirmelerinin yol haritasına aldıklarım görüyoruz. İkinci sebep ise, maliyetler için gerekli bütçe ayrımında yapay zekânın daha çok deneysel seviyede kullanılması. Bunda gelişmiş yapay zekâ ürünlerinin maliyetlerinin ve bunların kullanımı ile sağlanacak faydaların öncelikle test edilerek kanıtlanması beklentisinin etkisi söz konusu.

Bununla birlikte yapay zekâ, hem akıllı otomasyonun daha etkin ve güçlü kullammı için, hem de endüstride çok daha farklı iş ve hizmetlerin gerçekleştirilmesi için hayatımızın bir parçası olacak. Yapay zekânın kullanımının yaygınlaşmasında uygulamaları ilerledikçe yasal düzenleme ve mevzuatların bu uygulamaları destekleyici adaptasyonları ile kuramların siber güvenlik altyapılarının olgunluk seviyelerinin ilerleme hızında belirleyici diğer faktörler olacağım söyleyebiliriz. Türkiye’de de yapay zekâ kullanımının çalışanların işlerini daha etkin yapmasını ve şu anda yapılamayan işlerin gerçekleştirilmesini sağlayarak ekonomide büyümeye katkı sağlayacağını öngörmek mümkün. Araştırmalarımız ve deneyimlerimiz ile yapay zekânın Türkiye’de yaygın olarak uygulanma sürecinin raporda yer alan ülkelere kıyasla altı ay ila bir yıl arası bir zaman sonrasında takip edeceğini söyleyebiliriz.

Aktör robot

Bazı meslek grupları var ki işlerini asla yapay zekâyla donatılmış bir robota bırakmayacağından emin. Bunlardan biri sinema ve tiyatro sanatçıları. Ancak İngiltere’de bir tiyatroda sahne alan bu robotu gören sanatçıların keyfi kaçabilir. İngiltere’de iki yıldan bu yana ülke içinde turne yapan Pipeline Theatre’ın sahneye koyduğu Spillikin isimli oyunda RoboThespian ismi verilen robot oyuncu kadrosuna dahil edilmiş. İngiltere merkezli sanat-robotik firması Engineered Arts’ın geliştirdiği bu robot, yarı insan gibi. Yüzü ve sesinden beyaz bir erkek olduğu anlaşılan aktör robot, göz kırpabiliyor ve karşısındaki insanın konuşmalarına karşılık verebiliyor.

Pipeline Theatre yetkilileri, bu nedenle izleyicilerin ister istemez robotu bir oyuncu gibi algıladığını belirterek, izleyicilerin değişik hislerle tiyatro salonundan ayrıldığını söylüyor. Üstelik aktör robotun rolü de bir o kadar da dramatik. Spillikin isimli oyunda Alzheimer’ın ilk aşamasında olan bir kadın ile robot arasında kurulan sevgi bağı anlatılıyor. Judy Norman’ın canlandırdığı Sally karakterinin eşi Ray, ölmeden önce karısının biraz olsun hatırlaması için sesini bu robota tanıtıyor ve tüm hatıralarını donanımına yüklüyor. Karısıyla ilk tanıştıkları andan, nikah törenlerine hayatlarındaki dönüm noktası olan pek çok hatırayı robota yükleyen Ray sayesinde Sally ve robot arasında sevgi dolu bir bağ oluşuyor. Sally karakteri, rahatsızlığı nedeniyle kimi zaman kocasının öldüğünü bile unutuyor. Ancak Ray, robot aracılığıyla karısı Sally’ye kendisini hatırlatıyor.





Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir