Cuma , Kasım 24 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Ekonomide jeopolitik risk

Ekonomide jeopolitik risk



KÜRESEL piyasalarEkonomide iyi ve kötü haberler bir arada. Cari açık ağustosta yıllık bazda 48.9 milyar dolara çıkarken, işsizlik oranı temmuzda yüzde 9.8 oldu. İlk dokuz ayda milli gelire oram yüzde 0.7 olan bütçe açığında ise yıllık hedef rahat tutacak…

KÜRESEL piyasalar ABD’den gelen haberle yükseliyor. FED’den bu ay sonlanması beklenen tahvil alım programının devam edeceğine dair mesajlar etkili. Ayrıca 2015 yılı ortasında beklenen faiz artışının ötelenmesi ihtimali güçlendi. Bölgesel çatışma ve krizlere karşın petrol fiyatı da düşmeye devam ediyor. Aslında olumlu gibi görülen bu haberler dünya ekonomisinde büyüme kaygılarının sürdüğüne işaret ediyor.

İçeride ise ekonomiyle ilgili gelen veriler hem üzüyor hem sevindiriyor. Son olarak üç önemli veri seti açıklandı. Ödemeler dengesi ağustos verileri, işsizlik temmuz verileri ve merkezi bütçe eylül verileri. Uzmanlar, cari açığın ağustos ayında yeniden yükselişe geçmesini ve işsizliğin de ciddi biçimde artmasını kötü haber olarak değerlendiriyor. Buna karşın bütçenin iyi gittiğine dikkat çekiliyor.

CARİ AÇIKTA SÜRPRİZ

Cari açıkta devam eden düşüş ağustos ayında artışa döndü.

Temmuz ayı itibariyle 12 aylık cari açık 48.5 milyar dolar iken ağustos ayında 12 aylık cari açık 48.9 milyar dolara yükseldi. Yeni Orta Vadeli Program’da 810 milyar dolar olarak tahmin edilen GSYH esas alındığında, cari açığın GSYH’ye oranı yüzde 6 oluyor. OVP’deki beklenti, yılsonunda bu oranın yüzde 5.7’ye düşmesi yönünde. Ağustos ayı, bu beklentiden uzaklaşılmaya başladığını ortaya koyuyor. Buna karşılık bardağın dolu tarafından bakarsak bu artış, büyümede canlanmanın işareti olabilir.

Dış ticarette en önemli risklerin başında şiddeti giderek artan bölgesel çatışmalar geliyor. Ayrıca Almanya’nın bu yıl ve gelecek yıl büyüme tahminlerini aşağı çekmesiyle euro bölgesinde yavaşlamaya dair kaygılar belirginleşiyor. Bu durum Türkiye’nin önümüzdeki dönem ihracat performansı üzerinde risk oluşturuyor. Buna karşın pozitif bir gelişme olarak, petroldeki talep düşüşü ve arz artışıyla beraber fiyatlardaki azalış önümüzdeki dönemde enerji faturasında iyileşme sağlayabilir. Ayrıca küresel büyüme endişeleriyle güçlenen dolar FED’in faiz artışıyla ilgili beklentileri sınırlıyor.

İLK 5 AYDA DÜŞÜŞ VAR

İşsizlik oranı yılın ilk beş ayında düşüş gösterdi. Yıla yüzde 10.1 işsizlik oranıyla başlayan ekonomi ikinci ayda yüzde 10.2 ile hafif bir artış yaşasa da izleyen aylardaki düşüşlerle mayıs ayında yüzde 8.8’e kadar inmişti. Haziran ayında yeniden artışa geçen işsizlik yüzde 9.1 oldu ve asıl artış temmuz ayında ortaya çıktı ve yüzde 9.8 olarak gerçekleşti. Geçen yılın temmuz ayında işsizlik oranının yüzde 8.6 olduğu dikkate alınırsa gidişin sıkıntılı olduğu söylenebilir. Benzer bir eğilim temmuz ayında yüzde 10.4’e ulaşan arındırılmış işsizlik oranında da söz konusu.

Geçen yılın temmuz ayında arındırılmış işsizlik oranı yüzde 9.3 idi. Tarım dışı işsizlik de haziran ayındaki yüzde 11.1’den temmuz ayında yüzde 12’ye çıkarak yılın ilk aylarındaki yüksek düzeyine geri döndü. Geçen yılın temmuz ayında bu oran yüzde 10.7 idi. istihdamın azalmaya devam etmesi ve mevsimsel arındırılmış işsizlik oranlarının 2010’dan bu yana kaydedilen en yüksek seviyelere ulaşması ekonomideki yavaşlamayla birlikte işgücü piyasasındaki kötüleşmenin devam ettiğini gösteriyor. Ancak imalat sanayindeki istihdam artışı son çeyrekte bozulmanın sınırlanabileceğine işaret ediyor.



VERGİDE YÜKSEK PERFORMANS

Ekonomiden gelen iyi haber ise bütçe dengesi. Bütçe iyi gidiyor. Eylül itibariyle son dokuz ayın sonuçlarına bakıldığında bütçe açığının 11.9 milyar TL’de kaldığı görülüyor. İlk dokuz aydaki bütçe açığı GSYH’ye oranlandığında kabaca yüzde 0.7 oranında bir bütçe açığını gösteriyor. OVP’de yılso-nu bütçe açı-ğı/GSYH oranı tahmini yüzde 1.4 idi.

Ağustos ayı itibariyle bütçe açığı gerçekleşmesi, yıllık tahminin tam ortasında ve rahat bir konumda bulunuyor.

Vergi gelirleri yıllık artışı, eylülde yüzde 8.3 ile tem-muz-ağustos dönemine kıyasla yavaşlaşa da, üçüncü çeyrekte yüzde 10.6 ile ikinci çeyreğin belirgin biçimde üzerine çıktı. Vergi gelirleri içinde tüketime bağlı KDV gelirleri, tem-muz-ağustos döneminde yüzde 10 daraldıktan sonra, eylülde yüzde 6 artış kaydetti. Eylülde, ÖTV gelir artışı yavaşlarken, ithalde alman KDV’de hızlanma kaydedildi.

Nihan Ziya ERDEM / Garanti Bankası Başekonomisti
İç talep de iyileşiyor

Vergi gelirlerindeki toparlanma, üçüncü çeyrekte iç talebe ilişkin iyileşme sinyali veriyor. Ancak diğer tüketim ve yatırım göstergeleri görünümü olumsuzlaştırıyor. Buna karşılık, faiz dışı gider artışındaki hızlanma, ikinci çeyrek büyümesinde zayıf kalan kamu katkısının hızlanabileceğini gösteriyor. 2014 OVP hedefleri GSYH’ya oran olarak bütçe açığı için yüzde 1.4, faiz dışı fazla için yüzde 1. Hesaplamalarımıza göre, eylül itibariyle bütçe açığı/GSYH oranı yüzde 1.5 ile ikinci çeyrek sonuna göre yatay kalıyor. Faiz dışı fazla/GSYH oranı eylüldeki kötüleşmeyle yüzde 1.7’den 1.1’e yavaşladı.

Dr. Zümrüt İMAMOĞLU / Betam Uzman Araştırmacısı
“İşsizlik eylülde azalabilir”

Beklentimize paralel olarak temmuz ve ağustos döneminde işsizlikte yüksek artışlar meydana geldi. Kariyer.Net’in verilerini kullanarak yaptığımız tahmin modelimizde işsizlik oranı eylül döneminde azalma gösteriyor. Mevsimsellikten arındırılmış sektörel verilere göre, Temmuz 2014 döneminde, son dört dönemdir azalan inşaat istihdamı, bu dönemde de 2 bin artarak çok sınırlı bir artış gösterdi.

Hizmetler istihdamı ise 89 bin arttı. Ancak, son dört dönemdir azalan ya da sınırlı artış gösteren sanayi istihdamında bu dönemde 89 bin kayıp var. Hizmetler istihdamındaki artış, sanayi istihdamındaki kayıplarla dengelenirken, bunun sonucunda tarım dışı istihdamda çok sınırlı bir artış kaydedildi. Önümüzdeki dönemde işsizlik artışlarının yavaşlaması muhtemel.

Banu Kıvcı TOKALI / Halk Yatırım Başekonomisti
Bozulma kalıcı değil

Dış ticaretten alınan son sinyallere bakacak olursak, ithalatta ağustosta beklenen yavaşlamanın sınırlı kalmasında, altın ithalatındaki artış, tüketim mallarındaki bir ay önce çıkılan seviyelerin hemen hemen korunması, ihracattaki azalışa karşın ara malı ithalatının yüksek kalması gibi unsurların etkili olduğunu görüyoruz.

Ayrıca, mevsim ve takvim etkilerinin de artırıcı etkisi görülüyor. Bu etkiler arındırıldığında, ithalatta aylık bazda belirgin bir yavaşlama olduğu gözleniyor. İhracat tarafındaki yavaşlıkta ise, euro bölgesi ekonomisinin zayıflığı, Ortadoğu’daki jeopolitik risklerin devam eden baskısına ek olarak, altın ihracatından neredeyse hiç katkı sağlanmamış olmasının önemli rol oynadığını görüyoruz. Dış ticaretin iki tarafındaki olumsuz gelişme karşısında ise, ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 60 seviyesinin altına iniyor. Ancak, bunu kalıcı bir trend olarak görmüyor, oranın tekrar yüzde 60-65 aralığına çıkmasını bekliyoruz.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir