Perşembe , Kasım 23 2017
Anasayfa / Haberler / Dünyada rakipsiz olan Türk fındığında neden yüzler gülmüyor?

Dünyada rakipsiz olan Türk fındığında neden yüzler gülmüyor?



Don nedeniyle bu yıl verimlilikte ciddi kan kaybı yaşayan fındık sektöründe beklenen satış gerçekleşti. Italyan devi Ferrero, Türkiye’nin en büyük ihracatçı firması Oltan Gıda’yı satın aldı. Bu satın almanın ardından gözler diğer ihracatçı firmalara çevrildi. Ekonomist’in geçen hafta yayınladığı haberde de belirttiği gibi satın alma dalgasının önümüzdeki dönemde de devam etmesi bekleniyor.

Peki dünyada rakipsiz olan Türk fındığında neden yüzler gülmüyor? Avrupa pazarının yüzde 90’ım tek başına sırtlayan Türk üreticiler ve ihracatçı şirketlerinin satış masasına oturmalarının altındaki gerçekler neler?

islenmis findik

Dünya üretiminde rakipsiz olan Türk fındığında yaşanan satış dalgasının ardında, verimin düşüklüğü, ihracatın çok önemli bir kısmının katma değeri olmayan tane ürün ile gerçekleşmesi ve dolayısıyla kârlılıkların istenen seviyede olmaması yatıyor. Daha fazla kârlılık için işlenmiş ürün satışının artması gerekiyor ki bu şimdilik yerli üreticinin gündeminde yok. Nedeni ise yatırımın üreticinin karşılayamayacağı ölçüde masraflı olması.

KATME DEĞER NEREDEN GELİYOR?

Yüzde 70’i natürel yani tane olarak ihraç edilen fındığı, işlenmiş olarak satışının ne kadarlık bir kazanca denk geldiğini araştırdık. Ortaya çıkan tablo, Türk fındık üretici ve ihracatçısının neden boynunun büküldüğünü açık bir dille özetliyor aslında.

Yukarıda belirttiğimiz gibi dış pazarlara satılan fındığın üçte ikisi natürel üründen oluşuyor. Yalnızca yüzde 30’luk kısmı işlenmiş ürün olarak gerçekleşiyor.

Yılda toplam 300 bin ton iç fındık ihracatı gerçekleşiyor Türkiye’den. Bu ihracattan elde edilen gelir ise 1.7 milyar dolar civarında.

Şimdi birkaç örnek ile iç fındık yerine işlenmiş ürün satabilsek elde edeceğimiz gelir farkını ifade etmeye çalışalım.

DOLAR NASIL 4.5 OLUYOR?

1 ton fındığın bugünkü fiyatı 10 bin dolar. Bu fındığı örneğin işleyerek, yani fındığın yanı sıra gerekli diğer ürünleri de içine katıp krema haline getirdiğinizde 9 ton krema elde edebiliyorsunuz. Bunun satışı ise 45 bin dolar oluyor. Yani bir ton fındığı tane olarak satmazsanız, kremaya dönüştürüp satarsanız elde edeceğiniz ihracat geliri hemen hemen 9 kat fazla olabiliyor. Bu noktada belirtmekte yarar var, doğal olarak fındık dışında kullanılan ürünlerin maliyeti de ayrı ayrı hesaplanmalı. Ancak her halükarda işlenmiş ürünün yarattığı katma değer ile tane fındığa kıyasla karının büyük olduğunu belirtelim.

Bir başka kıyaslamayı da fındık ezmesi üzerinden yapalım. Ezmenin yüzde 70’i fındıktan oluşuyor. Geri kalanı farklı ürünlerden meydana geliyor. Fındığı tane değil de yüzde 70 oranda fındık kullanılan ezme şeklinde ihraç ettiğinizde ise geliriniz oto-matikman, natürel fındığa göre yüzde 30 daha yükseliyor. Bu hesaplama çikolata için yapıldığında ise ortalama yüzde 10 fındık kullanılan bir çikolatayı ihracat ettiğinizde ise katkısı en az 100 bin dolar oluyor.

“CİDDİ YATIRIM YAPILMALI”



2023 vizyonuna göre ise 600 bin ton iç fındık ile 2.5 milyar dolarlık ihracat geliri için işlenmiş fındık satışını yüzde 60’a çıkarmak gerektiğini söyleyen Gürsoy Tarım’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Karadeniz Fındık ve Mamulleri ihracatçıları Birlikle-ri’nin Başkan Yardımcısı Dursun Oğuz Gürsoy, ihracatta katma değerli üretime geçmek için ciddi yatırımlar yapılması gerektiğini anlatıyor. işlenmiş üründen önce sektörün kronik sorunlarına eğilmek gerektiğini aktaran Gürsoy, öncelikle dekar başına verimde yaşanan sıkıntıların çözülmesi gerektiği fikrinde.

VERİM YARIYA DÜŞTÜ

Katma değerli ürün satışının yanı sıra sektörde yaşanan verimlilik sorununun hangi noktada olduğunu diğer ülkelerin rakamları net bir şekilde ortaya çıkarıyor.

Sektör temsilcilerinden aldığımız bilgiye göre özellikle don olayının da etkisiyle bu yıl dekar başına verimliliğin 54 kiloda kalacağını tahmin ediliyor. Fakat ortalama yıllık dekar başına verimlilik dekar başına 100 kilo civarında. iklim koşullarındaki olağanüstü durumlar bir yana diğer fındık üreticisi ülkelerden ABD’de 250 kg, Fransa’da 200 kg, İtalya’da 170 kg, Gürcistan’da ise 150 kg olan dekar başına verimde Türk üreticisi ancak 100 kg yapabiliyor.

Düşen verimlilik nedeniyle rekolteler de diplerde. Yıllık ortalama 600 ile 700 bin ton civarında olan üretimde net bir tahmin yapılmazken üretimin 371 bin tonu ancak bulacağını öngören TZOB’a karşılık, ihracatçı birlikleri de 500 bin ton fındık bekliyor.

DÖNÜŞÜM ŞART OLDU

700 bin hektar alana dikili fındıkta verimlilikte yaşanan sıkıntının en önemli kaynağı ise yaşlı ağaçlar. Fındık bahçelerinin ekonomik ömrü 70 yıl olmasına karşın Doğu Karadeniz’i kapsayan birinci standart bölgenin ağaçları 70-100 yıl üzerinde bir dikim yaşına sahip. Yaşlı fındık ağaçlarının dönüşümlü olarak sökülerek yeni bahçelerin tesis edilmesi gerektiğini söyleyen TÜGİS Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Buzbaş 150 bin hektarlık bir alanın dönüşümüyle 150-200 bin ton üretim artışı sağlanabileceğini söylüyor.

Olgunlaşan fındıkların toplanması, yeşil kapsülden fındığın çıkartılması için patos makinesine ihtiyaç olduğunu aktaran Necdet Buzbaş, kurutulması ve depolanması aşamalarında mekanik araç ve yeni teknolojilerinin kullanılmamasının da önemli kalite kayıplarına ve maliyetin artmasına neden olduğunu belirtiyor. Tüm bu sorunların halledilmesiyle fındık sektöründe katma değerli üretimin ancak mümkün olabileceğini belirten Buzbaş, ihracattaki başarının da bu sorunların çözümüne bağlı olduğu görüşünde.

Zapsu: Balsu’da satış yok

Oltan’m satışının ardından bu dalganın devam edeceğin] ® belirten sektör temsilcileri gözlerin şu an fındıkta 110 milyon dolar ihracatla en büyük yerli şirket olan Balsu Gıda’da olduğunu belirtiyorlar. Şirketin ortaklarından Cüneyd Zapsu ise, şirketlerinin gündeminde bir hisse satışı olmadığını dile getiriyor.

Oltan Gıda’mn satışına ise destek veren Zapsu, artık global dünyada şirketlerin memleketi kalmadığını söylüyor. Zapsu, “Hele fındıkta durum daha da değişiktir. Şöyle ki, 7 kilo fındığın 1 kilosu Türkiye’de geri kalan 6 kilosu Türkiye dışında tüketiliyor. Bu sebeple de Fındık piyasasının bilhassa Ferrero gibi Türkiye’de bile yatırımı olan ve dünya fındığının en önemli tüketicisi olup daha fazla yatırımla entegre olmasını faydalı buluyorum. Fındık piyasasına daha fazla güven, istikrar getirip herkesin de daha profesyonelce çalışmasını sağlayacaktır” diyor.






İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir