Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

Döviz pozisyonu kuvvetli 34 hisse

Borsa küresel gelişmeler kaynaklı geri çekilmeler yaşıyor. Analistler uzun vadeli yatırım yapmak isteyenler için iyi fırsatlar bulunduğuna dikkat çekiyor, özellikle döviz pozisyonu kuvvetli ve döviz yaratma kabiliyeti yüksek hisselere dikkat çekiliyor…

Döviz pozisyonu güçlü hisse nasıl seçilir?

  • Döviz geliri ve döviz pozisyonu yüksek olan şirketleri sadece bilanço kalemleri üzerinden tespit etmek maalesef mümkün değil.
  • Bunun için bilanço dipnotları, ek mali tablolar ve faaliyet raporları gibi araçların kullanılması gerekir.
  • Bu kapsamda döviz pozisyonu kadar döviz pozisyonunun içeriğine de (dolar, euro, Japon Yeni, ruble vs.) bakılmalı.
  • Net döviz pozisyonu, İhracat Gelirleri / Yurtdışı Satış Gelirleri, Türev Araç Net Pozisyonu, Finansman Gelir / Giderleri ve Kambiyo / Kur Farkları ayrı ayrı incelenmeli.
  • Tüm bu işlemler için profesyonel destek alınması çok daha sağlıklı olacaktır.

TÜRKİYE ve ABD arasında Washington yönetiminin aldığı yaptırım kararları nedeniyle başlayan kriz sonrası borsada endeks 84.654 seviyelerine kadar geriledi. Öte yandan, birçok hisse değerinin dolar bazında çok cazip seviyelere geldiği bir durum ortaya çıktı. Analistler, bu dönemde küresel gelişmeler kaynaklı yaşanan geri çekilmelerden etkilenen borsamızda özellikle döviz pozisyonu kuvvetli ve döviz yaratma kabiliyeti yüksek, güçlü temettü politikasına sahip hisselerin cazibesinin artığına dikkat çekiyor. Ancak böylesi dönemlerde hisse seçiminin titiz bir çalışma gerektiği uyarısı da yapılıyor. Bu noktada profesyonel destek almanın önemini vurgulayan uzmanlar 34 hisseye orta ve uzun vade için “al” önerisi veriyor.

“DÖVİZ VE LİKİT VARLIKLARI YÜKSEK”

Son zamanlarda gerek küresel gelişmeler, gerekse ABD ve Türkiye arasındaki yaptırım krizi nedeniyle TL kurlarındaki değer kayıpları sonrası; yurtdışı pazarlara iş yapan firmaların döviz pozisyonlarını iyi ayarlaması gerektiğini belirten Işık FX Araştırma Uzmanı Yusuf Kavak, “Çünkü hammadde veya ara malı alımlarını ithalat yoluyla yapan firmalar için iyi bir ayarlama yapılmaması, kambiyo zararı olarak bilançoda yer bulacakken, döviz kurlarında oynaklığın yükseldiği durumlarda bu etkileri bertaraf edebilecek düzeyde döviz artısı bulunduran ve ihracat odaklı çalışan şirketler ise bu sayede hem risklerden korunacak, hem de ek kâr elde edebilecektir” diyor.


Kavak, bu kapsamda yatırımcıların döviz pozisyonu artıda olan, ihracat odaklı çalışan, likit varlıkları yüksek ve sektörel veya kurumsal anlamda hikayesi olan şirketlere yatırım yapmalarının uygun olacağını belirtiyor. Ancak, yatırımcıların döviz geliri ve döviz pozisyonu yüksek olan şirketleri sadece bilanço kalemleri üzerinden tespit etmelerinin maalesef mümkün olmadığına dikkat çekerek bunun için bilanço dipnotları, ek mali tablolar ve faaliyet raporları gibi araçların kullanılması gerektiğinin altım çiziyor. Zira, Türev Araçlar, Nakit ve Nakit Benzerleri, Riskten Korunma Kazanç/Kayıpları gibi kalemlerin sadece döviz pozisyonları için kullanılmadığını hatırlatarak; ‘Yabancı Para Çevrim Farkları’ gibi kalemlerin ise fonksiyonel para biriminin döviz olarak belirlendiği durumlarda geçerli olduğu için bu kaleme bakmanın da yanıltıcı olacağını söylüyor.

Kavak, Bosch Fren sistemleri, İzocam, Konya Çimento, Çemtaş Çelik, Kron Telekom, Soda Sanayi, Konfrut Gıda, Şişecam, TAV Hava Limanları, Türk Prysman Kablo, Anadolu Cam, Teklen Holding, Eczacıbaşı İlaç, Vestel Elektronik, Tüpraş, Goodyear, Aygaz, Hürriyet Gazetecilik, Kaplamin Ambalaj ve Tat Gıda hisselerini döviz pozisyonu güçlü ve orta uzun vade için “al” verdiği şirketler olarak sıralıyor.

“İHRACAT GELİRİ BİR ARTIDIR”

Mevcut koşullarda yatırımcılar hisse seçerken şirketlerin döviz pozisyonlarına ve bunları etkin şekilde türev araç kullanarak yönetilip yönetmediklerini incelenmelidir diyen GCM Menkul Kıymetler A.Ş. Araştırma Uzmanı Enver Erkan, bu kapsamda ekonomik riskler, faiz oranları, Trump’ın ekonomi politikaları, jeopolitik gerginlikler gibi unsurlar ile bunların olası etkilerine dikkat edilmesi gerektiğini söylüyor. Şirketin kısa ve uzun vadeli yükümlülüklerinin dönen ve duran varlıklara oranının da kıyaslanması gerektiğini hatırlatarak şu önerilerde bulunuyor:

“Şirketin maliyet yönetimi, döviz ve emtia fiyatlarındaki değişimlerden maliyetlerinin nasıl etkilendiği ve fiyatlandırma politikası incelenmeli. Özellikle döviz kurlarının yükseldiği bu dönemde şirketin ihracat geliri elde etmesi bir artı olarak değerlendirilebilir.”

Erkan, şirketlerin döviz kuruna olan duyarlılıkları, net döviz pozisyonlarının durumu, finansman giderlerinin öz sermayeye ve operasyonel kara oranı, şirketin ekonomik büyümeye tepkisi gibi faktörlerden etkilendiğini de hatırlatarak, finansman gelirleri ve giderleri kalemi, şirketin kambiyo veya faiz zararı/karı yazıp yazmadığına ilişkin fikir vereceğini söylüyor. Dipnotlarda da zaten finansman geliri/giderinin ne kadarının kur, ne kadarının faiz, ne kadarının diğer faktörler olduğunun belirtildiğini hatırlatan Erkan, döviz pozisyonu kadar döviz pozisyonunun içeriğine de bakılmasını öneriyor. Döviz pozisyonunun içeriğine (dolar, euro, Japon Yeni, ruble vs.) ve türev araç net pozisyonuna (hedge) göre gerçek döviz pozisyonunun farklı olabileceğini; örneğin türev araç karı sayesinde döviz açık pozisyonu olan bir şirketin, bu risk faktörünün ortadan kalkmış olabileceğinin altını çiziyor. Erkan, Türk Hava Yolları, Tofaş Otomobil, Arçelik, Tüpraş, Coca-Cola içecek, Trakya Cam, Vestel Beyaz Eşya, Koza Altın, Tekfen Holding, Park Elektrik, Deva Holding, Çemtaş Çelik, Anadolu Cam, Kiler GYO, Konya Çimento, Orge Elektrik, Ulu-soy Elektrik, Alkim Kağıt, Sanko Pazarlama ve Goodyear hisselerinin döviz pozisyonu güçlü orta ve uzun vade için “al” verdiği şirketler olarak sıralıyor.

Yusuf KAVAK / Işık FX Araştırma Uzmanı
“Bosch ihracat ağırlıklı çalışıyor”

BOSCH FREN SİSTEMLERİ: 2018 ikinci çeyrek finansalları itibariyle net satışlarını önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 40 oranında artıran şirketin ihraç yollu satışlarını yüzde 85, net kârını ise yüzde 95 oranında BOSCH artırdığı görülmekte. Şirket 2.82’lik cari oran, 2.23’lük asit-test oranı, 0.50’lik borç/öz sermaye oranı ve 0.33’lük kaldıraç oranı gibi oldukça iyi rasyolara sahip. Öz sermayesinin yüzde 20’si oranında net döviz pozisyonuna sahip olması ve ihracat ağırlıklı çalışması kurların arttığı bu dönemde avantaj sağlamakta. Bu kapsamda şirket hisselerinde orta vadeli görünümde yüzde 20’lik yükseliş potansiyeli ile 171 TL hedef fiyat öngörmekteyiz.

İZOCAM: Cari yılın ikinci çeyrek İZOCAM fınanslarını incelediğimizde, geçtiğimiz yılın aynı döneminde satışlarının yaklaşık olarak yüzde 20’sini ihracat yoluyla gerçekleştirirken, bu dönemdeki oranın yüzde 19 civarında olduğu görülmekte. Bununla birlikte öz sermayesinin yüzde 15’i oranında net döviz pozisyonu fazlası olan şirket, net kârını ise geçen yılın ilgili dönemine göre yüzde 167 oranında artırdı. Dönen varlıklarındaki yüzde 30’un üzerindeki artış ile cari oran ve asist-test oranı rasyolarını pozitif bölgede tutan şirketin teknik rasyolarının aşırı satım bölgesine yakın olması da cazibesini artırmakta. Şirket hisselerinde orta vadeli trendde yüzde 26’lık yükseliş potansiyeli ile 27 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

KONYA ÇİMENTO: Öz sermayesinin yüzde 12’si oranında net döviz artısına sahip olan şirketin son kur artışlarından olumlu yönde etkilendiğini söyleyebiliriz. Bununla birlikte son açıklanan ikinci çeyrek fınansallarını incelediğimizde 3.67’lik cari oran, 2.54’lük asit-test oranı ve 0.23’lük kaldıraç oranı rasyoları ile varlık yapısının güçlü olduğu görülmekte. Ayrıca, ilgili dönemde satışlarını geçmiş yılın aynı dönemine göre yüzde 42 oranında artıran şirketin, dönem net kârını ise yüzde 438 gibi oldukça güçlü bir oranda yükseltmesi dikkat çekmekte.



Güçlü temettü politikası ile yatırımcılar üzerinde cazibesi olan şirket hisseleri bu kapsamda ileriye dönük fırsatlar sunmakta. Konjoktürel etkiler devre dışında bırakıldığında uzun vadeli trendde şirket hisselerinde yüzde 36’lık yükselme potansiyeli ile 237 TL hedef fiyat öngörmekteyiz.

Enver ERKAN / GCM Menkul Kıymetler A.Ş. Araştırma Uzmanı
“Tüpraş’ın döviz riski yok denecek kadar az”

TUPRAŞ: Şirket performansının, operasyonel bazda ikinci çeyrekte beklentilerin üzerinde gerçekleştiği görülmekte. Rafineri marjları kuvvetli bir baz döneminin üzerine yıllık bazda azalma göstermiş durumda. Şirket yüksek kapasite kullanımı gerçekleştirmekte ve 2018 içerisinde tam kapasite kullanımına geçmeyi hedefliyor.

Beklentilerin üzerinde gerçekleşen operasyonel sonuçları, 143 milyon TL’lik ertelenmiş vergi geliri ve 231 milyon dolarlık stok karının etkisiyle beraber dönemsel ikinci çeyrek karı 1 milyar 27 milyon TL ile piyasa beklentisi olan 762 milyon TL ve bizim beklentimiz olan 720 milyon TL’nin üzerinde gerçekleşti. Yılın ilk yarısındaki kümülatif net kar ise 1 milyar 422 milyon TL oldu. Yılın ilk yarısında şirketin satış gelirleri artışı yüzde 34 olmuş ve gelirler 33 milyar 502 milyon TL olarak gerçekleşmişti.

Şirketin ham petrol tedarikine ilişkin ABD’nin müttefiklerinden İran’dan yaptıkları petrol ithalatlarını 4 Kasım’a kadar durdurmalarını istemesi aşağı yönlü risk teşkil ediyor. Tüpraş, 2018’e ilişkin Brent petrol fiyatı tahminini 65-70 dolardan 70-75 dolara yükseltti. Net rafineri marjı beklentisi ise 7.5-8 USD/ bbl aralığında korundu. Şirketin döviz açık pozisyonu, tamamı doğal hedge ve türev araçlarla korunduğu için döviz riski yok denecek kadar az. Tüpraş hisseleri için yüzde 21 yükseliş potansiyeli ile 148.30 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

TÜRK HAVA YOLLARI: İlk yarıda oldukça kuvvetli operasyonel sonuçlar elde eden şirket yıllık bazda yüzde 29’luk dolar bazında ciro artışı elde etti ve 5 milyar 940 milyon dolar gelir açıkladı. FAVÖK piyasa beklentisi üzerinde, ancak şirket yönetimi kur farkı gelirini gelir tablosunda değil, bilançoda göstermeyi tercih etmiş. Bu nedenle kar beklentilerin çok altında kaldı. Altı aylık dönemde TL bazında 127 milyon TL, dolar bazında 41 milyon dolar kar elde etti. İkinci çeyrek karı ise TL bazında 441 milyon TL ile piyasa beklentisi olan 1 milyar 405 milyon TL’nin ve bizim beklentimiz olan 1 milyar 110 milyon TL’nin altında kalırken; dolar bazında 127 milyon dolar olarak gerçekleşti. Kar rakamı beklentilerin altında kalsa da, bu kur farkının muhasebeleştirilmesi ile alakalı. Yolcu sayısını artırarak ciro büyümesini devam ettiriyor.

Güncel trafik verilerine göre, 2018 Ocak-Temmuz döneminde yolcu sayısı, Ocak-Temmuz 2017 dönemine göre yüzde 15.2 artış gösterirken, ilgili dönemler arasında yolcu doluluk oranı da yüzde 77.4’ten yüzde 81.2’ye yükseldi. Bu dönemde yurtdışı uçuşlarındaki yolcu sayısı yüzde 13.8, yurtiçi yolcu sayısı ise yüzde 17 oranında artış gösterdi. THY, İstanbul’da yeni havalimanı beklentileri itibariyle ciddi kazanımlar elde ederken, aynı zamanda uçak satın alımları ve yeni havalimanı sonrasında büyümeye ilişkin sinyaller şirket açısından olumlu değerlendirilebilir. Ayrıca ikinci çeyrek sonundan itibaren tatil sezonunun başlaması ile artması beklenen hava trafiği finansal performansı geliştirebilir. Bu noktada risk oluşturan etmen, artan petrol fiyatlarının maliyetlere yapması beklenen yukarı yönlü maliyet baskısı olacaktır. Artan yolcu trafiği ve canlanan turizm faaliyetlerinin şirket gelirlerine olumlu etki yapmaya devam etmesini bekliyoruz. THY hisseleri için yüzde 10 yükseliş potansiyeli ile 19 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

ARÇELİK: Türkiye beyaz eşya pazarında daha iyi bir baz etkisi ve Mayıs ayında öne çekilen talep ile beraber ilk çeyreğe oranla daha ılımlı bir daralma yaşanırken perakende satışlar ikinci çeyrekte yatay seyretti. Şirket yurtiçi ve uluslararası pazarların bir kısmında gerçekleştirilen fiyat ayarlamaları ve klima segmentindeki güçlü büyüme ile birlikte ilk altı ayda yüzde 22 ciro büyümesi sağladı. Uluslararası pazarların bazılarında büyümede yavaşlama gözlense de anapara birimleri ve bazı EM para birimleri karşısında TL’nin değer kaybı kapsamında uluslararası satışlardan elde edilen gelirler güçlü artış gösterdi. Ancak TL ve PKR (Pakistan Rupisi) para birimlerindeki değer kaybıyla hammadde maliyetleri de arttı ve bunun etkisini gidermek için ürün fiyatları yükseltildi. Şirketin ilk altı ayda karının yüzde 35 düşüş yaşayarak 322 milyon TL’ye gerilemesinde ise kurdaki artış neticesinde yüksek finansman giderleri etkili oldu. İkinci çeyrekte şirketin karı 144 milyon TL olarak gerçekleşmiş ve piyasa beklentisi olan 192 milyon TL ve bizim beklentimiz olan 200 milyon TL’nin altında kaldı. Arçelik hisseleri için yüzde 25 yükseliş potansiyeli ile beraber 16.40 TL hedef fiyat öngörüyoruz.

İDİL TARAKLI



Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu