Kapat !
Pazar , Eylül 24 2017
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Çok Taraflı Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması

Çok Taraflı Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşması



Dünya ticareti açmazda. Bir tarafta dünya ekonomisinin büyütülmesi çabaları, diğer tarafta “korumacı” uygulamalar. Tek çare Çok Taraflı Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşmasının bir an önce hayata geçirilmesi…

GEÇEN hafta Antalya’da yapılan G-20 Lideder Zirvesi’nin ana gündem maddelerinden birisi, dünya ekonomisini büyütmekti. IMF verilerine göre, küresel ekonominin 2015’te yüzde 3.1, 2016’da yüzde 3.6 büyümesi öngörülüyor. Global krizden sonra birçok ülke kendi iç pazarını hareketlendirip kendi üreticisini koruma yoluna giderken, gümrük vergilerini artırmaktan tarife dışı engellere kadar birçok yolla ticaretin önüne set koydu.

ti-1

Londra merkezli Ekonomi Politikaları Araştırma Merkezi bünyesinde faaliyet gösteren ve ülkelerin dış ticaret mevzuatlarında gittikleri değişikliklerle aldıkları önlemleri takip eden Global Trade Alert’in verilerine göre, Kasım 2008’den bu yana dünyada 5 bin 784 tedbir devreye girdi. G-20 üyeleri ise tedbir alma konusunda dünyanın geri kalanına ciddi fark attı. Aralık 2009’da Was-hington’da yapılan G-20 Zirvesi’nden bu yana üyelerin devreye aldığı tedbir sayısı 2 bin 598’e ulaştı. Aynı dönemde Türkiye’nin aldığı tedbir sayısı 100’ü buldu.

İKİ YIL ONCE İMZALANDI

Gelişmiş ülkeler hem dünya ekonomisini büyütmek istiyorlar hem de korunmacı tedbirlerle ticaretin önünü tıkıyorlar. Peki çare ne? Aslında çare, Dünya Ticaret Örgütü’nce (DTÖ) 2013’ün son günlerinde Bali’de düzenlenen Dokuzuncu Bakanlar Konferansı’nda bulundu. Bu konferansta 159 ülkenin bakanları tarafından imzalanan ‘Çok Taraflı Ticareti Kolaylaştırma Anlaşması’ ile dünya ticaretindeki sınırlamaların kaldırılması, bürokrasinin kademeli olarak küçültülmesi, sanayi ülkelerinin başka ülkeler için uyguladığı ithalat gümrüklerinin ve kendi ürünlerine uyguladığı tarım sübvansiyonlarının azaltılması hedeflendi. Anlaşmanın 31 Temmuz 2015 tarihinde yürürlüğe girmesi hedeflendi ama şu ana kadar yalnızca 50 ülke anlaşmayı ulusal meclisinden geçirerek onayladı. Bunlar arasında Türkiye henüz yok…

G-20’nin iş dünyası platformu olan B-20’nin Ticaret Görev Gücü ve Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, yaptığı açıklamada Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaş-ması’nı Türkiye’nin Meclis açılır açılmaz imzalamasını beklediklerini belirtti. G20 ülkelerinin 10’unun Ticaretin Kolaylaştırılması Anlaşmasını imzaladığım belirten Sabancı, gelecekten umutlu:

“Geçen yıl bu zamanlar bu anlaşmayı onaylayan hiçbir ülke yoktu, daha sonra aralık sonunda Hong Kong onayladı, ilk altı ayda altı ülke, son altı ayda da 45 ülke onayladı. Meksika ve Kanada’mn da söz konu su anlaşmayı onaylayacağını öğrendim. Sayın Başbakan Yardımcımız Cevdet Yılmaz da bu anlaşmanın imzalanmasının Meclis açıldıktan sonra ilk iş olacağını söyledi. Bu hızla devam edilirse 2016’nın ilk yarısında dünya ülkelerinin üçte ikisi olan Dünya Ticaret Örgütü üyesi 107 ülkenin anlaşmayı imzalaması durumunda, B20 için büyük bir başarı elde edilmiş olacağını düşünüyorum.”

Niyet ve anlaşma var ama dünya ticaretinde halen korumacı önlemler alınmaya devam ediyor. Bu tedbirler ihracat hedeflerini tutturmakta zorlanan Türkiye’nin dış ticaretini de olumsuz etkiliyor.

“PRANGALAR VURULUYOR”

Ellerinde çanta dünyanın her yerinde mal satmakla övünen Türk ihracatçılarının ayağına giderek daha fazla pranga vuruluyor. Gelişmiş ülkelerin korumacılıkta daha cesur tedbirler aldığını belirten ihracatçılar, Amerika’dan Avrupa’ya tüm bölgelerde önüne çıkan setleri aşmak için mücadele ediyorlar.

İlhanlar Haddecilik Boru Profil Sanayi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Abdullah İlhan, “Amerika inşaat demirinde anti-damping vergisini devreye koydu; Avrupa ise boru profilde anti-damping vergisini etkili kullanıyor. Fiyatlardan şüphelendikleri anda, anti-damping soruşturması başlatıyorlar. Soruşturmanın olumsuz çıkacağını anladıkları anda soruşturmayı durduruyorlar. Eğer soruşturmayı durdurmazlarsa zaten yeni bir soruşturma açamazlar. Soruşturmanın sürdüğü sekiz ay boyuca alıcı, gümrük vergisi artabilir endişesiyle malı almıyor. Bu da ihracat hedeflerimize ulaşmamızı zorlaştırıyor.



“AB’NİN ÇİFTE STANDARDI”

Demir çelik sektöründeki sıkıntıların benzerleri gemi inşa sanayinde de yaşanıyor. Gemi ve Yat İhracatçıları Birliği Başkanı Başaran Bayrak, Amerika’nın gemi inşa sanayindeki korumacı tutumunun 1900’lerin başına dayandığını belirterek sözlerine başlıyor. “Amerika Johns Kanunu ile Amerika dışında üretilen gemilerin Amerikan bayrağı almasını izin vermiyor ve kendi sularında taşımacılık yapmalarını engelliyor” diyen Bayrak, Avrupa’da da Türk gemilerinin tarife dışı birçok engelle karşılaştığını anlatıyor: “Avrupa’da ön yargılarla tarife dışı engellerle karşılaşıyoruz. Avrupa limanlarında Türk gemilerine kontrol için geldiklerinde başka Avrupa ülkelerinden istemedikleri şeyleri bizden istiyorlar. Özellikle İtalya ve Fransa’da bu çok yaşanıyor. Aynı durumda olan bir Yunan gemisi tutuklanmazken, Türk gemisi tutuklanıyor. Ayrıca Avrupa ülkeleri kendi gemi inşa sanayine yasa dışı teşvikler uyguluyorlar; enerji ve finansal destek veriyorlar. Bize ise bir takım dayatmalarla bu tür teşviklerin önüne geçiyorlar. Bürokrasimiz de konulan kuralları çok iyi uyguluyor doğrusu!”

“GÜMRÜKLERDE MALLAR BEKLİYOR”

Ege Su Ürünleri ve Hayvansal Mamuller ihracatçıları Birliği Başkanı Sinan Kı-zıltan, Avrupa Birliği’nin alabalık ihracatımıza geçen yıl şubat aymda yüzde 8-9 an-ti-damping vergisi koyduğunu hatırlatıyor. “Damping soruşturmaları nedeniyle sıkıntı yaşıyoruz” diyen Kızıltan, “Türkiye’nin tarım ürünlerine ve hayvancılığa uyguladığı destekler nedeniyle bu ek vergiler konuluyor. Biz de Avrupa’da üretim yapanlar karşısında haksız rekabete uğruyoruz” diye konuşuyor.

İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve ISTOÇ Başkanı Nahit Kemalbay ise, tarife dışı engeller nedeniyle sanayicilerin son zamanlarda daha fazla sıkıntı yaşadığını belirtiyor. Kemalbay şu değerlendirmelerde bulunuyor: Avrupa’ya mal girişlerinde sebepsiz yere gümrüklerde mallar bekletiliyor; beklemeden doğan ek maliyetleri yine sanayici karşılamak zorunda kalıyor. Mal zamanında alıcıya ulaşmadığı için ilişkiler bozuluyor.”

“AVRUPA KORUMACI OLDU”

Delta Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Adem Yılmaz da son yıllarda birçok ülkede milli sanayii korumanın öne çıktığını belirtiyor. Yılmaz, “Korumacılığın artmasıyla birlikte birçok ülke artık işleri kendi yerli firmalarına veriyor. Biz daha çok Avrupa ülkeleriyle çalışıyoruz ve bu durum Avrupa’da çok fazla” diyor. Yılmaz, Türkiye’nin ise ofis mobilyasında korumacı olmayan tavrı nedeniyle sıkıntı yaşadıklarını söyleyerek, “Ülkemizde devlet dairelerinde bile Çin’den gelen mallar kullanılıyor.

Türkiye’nin de kendi firmalarını korumasını bilmesi gerekiyor” diye konuşuyor.

Bazı Türk şirketleri dünyadaki korumacı engellemeleri farklı ülkelerde üretim merkezlerine sahip olarak aşıyor. Bu şirketlerden biri de Hayat Kimya. Şirketin Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Koordinatörü Prof. Dr. Orhan Idil, “Avrupa ülkelerinden bir şikayetimiz yok. Mısır, Cezayir, İran’da üretim yapıyoruz. Rusya’da da yeni üretime başladık.

Yurtdışmda değişik yerlerde üretim yaptığımız için gümrükler konusunda sıkıntı yaşamıyoruz” diyor. Idil şu örneği veriyor: “Mısır’da üretim yapmadan önce yüzde 30’lara kadar gümrük ödüyorduk. Mısır’ın birçok ülke ile gümrük anlaşması var. Afrika ülkelerine Mısır üzerinden rahatça satış yapabiliyoruz. Korumacı tavrı böyle aşıyoruz.”

“NAZLI ALICI OLALIM”

TMG Mermer Yönetim Kurulu Başkanı Zuhal Mansfield madencilik sektöründe çok fazla korumacılık tedbiriyle karşılaşmadıklarını söylüyor. ihracatçıların her ülkenin kendi standartlarını dikkate alarak üretim ve ticaret yaptıkları takdirde çok büyük sıkıntıyla karşılaşmayacaklarını düşünen Mansfield, “Yıllar önce ABD’ye tahta sandıklarda mermer göndermiştik. Tahta sandıklar ABD’ye gidene kadar kurtlanmış ve içinde tırtıllar oluşmuş. Bize dediler ki artık tahta sandıkları ilaçlayıp gönderin. Böylece öğrenmiş olduk” diye başından geçen bir olayı anlatıyor. Türkiye’nin de biraz korumacı olması gerektiğine inanan Mansfield, “Bu kadar ithalat yapıyorsak nazlı alıcı olmaya hakkımız var” diye sözlerini tamamlıyor.





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir