Anasayfa / İş Fikirleri / Çiftlikten ‘taptaze’ iş fikirleri

Çiftlikten ‘taptaze’ iş fikirleri



Çiftlikten ‘taptaze’ iş fikirleri

Şehir yaşamından sıkılanlar, doğal, ekolojik, organik ürün arayanlar koskoca bir ekonomi yarattı. Tarlada, bağda, bahçede yapılan ekolojik üretim ve doğayı içine alan her türlü iş modeli girişimcileri başarıya götürüyor.

GİDEREK daha çok sayıda insan kentlerde yaşamayı seçer ya da zorunlu olarak iş bulmak umuduyla kentlere göç ederken, günümüz kentlileri arasında doğaya ve doğal olana dönüş yönünde güçlü bir eğilim ve trend ortaya çıkmış durumda. ‘Doğal’ tanımı ise herkese göre faklılık gösteriyor. Kimi çarşıda, pazarda, internette organik ve ekolojik ürünlerin peşinde koşuyor, kimi tatilini ve boş zamanını mümkün olduğunda doğal ortamlarda geçirmeye çalışıyor, kimi de kentten uzak bir hayatın özlemini çekiyor. Kent ve yaşam değiştirmek çok kolay olmadığı ve sadece az sayıda insan bunu yapabildiği için, doğa özlemiyle yanan kentliler bu özlemlerini bir ölçüde tatil sezonlarında giderme yolunu seçiyorlar.

tarimsal is fikirleri

Sonuçta, organik ve ekolojik ürün pazarlarının sayısı artıp ve içeriği zenginleşirken, “tarım turizmi” trendi giderek güçleniyor. Tüketicinin beklentileri yatırımcılara pek çok fırsat sunuyor. Şehrin dışında alacağınız bir arsada “iyi”, “ekolojik” ya da “organik tarım yapabilir; kuracağınız ufak bir tesisle, burada yetişen ürünleri müşterilerinize kahvaltı ya da yemek olarak sunabilirsiniz. Hatta göreceli olarak küçük bir yatırımla bir pansiyon ya da butik otel kurarak bir turizm yatırımcısı olabilirsiniz. Kimisi sadece ekolojik üretim yapan, kimisi otel ve restoranla hizmet çeşidini artıran başarılı girişimcilerle ‘tarım ve ekoloji turizmi’ hikayelerini konuştuk…

ÇİFTLİKTE TATİL

Gerek büyük şehirlerin yakınlarında gerek Antalya, Muğla gibi turistik şehirlerin köylerinde ya da Anadolu’nun herhangi bir şehrinde bulunabilen çiftliklerde ziyaretçiler, mevsimine göre meyve topluyor, zeytin hasat ediyor, toprağı çapalayıp, ot yoluyor, turşu kurmayı ya da salça yapmayı öğreniyor. Çiftliklere gönüllü olarak gitmeyi seçenler, yemek ve konaklamanın karşılığını çiftlikte çalışarak veriyor. Tatilde yoğun bir çalışma temposunun içine girmek istemeyenler ise yemek ve konaklama masraflarını ödeyerek, ekolojik üretimin ve yaşamın tanığı olma şansını yakalıyor.

TATUTA’YLA YOLA ÇIKTILAR

Ekolojik bir çiftlikte tatil yapmak isteyenler için akla ilk gelen alternatif bu alandaki öncü uygulama TaTuTa çiftlikleri olabilir. Buğday Demeği tarafından 2004 yılında 25 çiftlikle tohumları atılan TaTuTa (Tarım Turizmi ve Bilgi, işgücü ve Deneyim Takası) projesi, altı yıldır hem Türkiye’den, hem de WWOOF (Ekolojik Çiftliklerde Gönüllüler Örgütü) aracılığıyla yurtdışmdan gelen gönüllü ve konuklarla ekolojik tarım yapan çiftlikleri buluşturuyor. Projenin ana amacı Türkiye’deki ekolojik tarım ile geçinen çiftçi ailelerine mali, gönüllü işgücü ve bilgi desteği sağlayarak ekolojik tarımı teşvik etmek, sürdürülebilirliğini sağlamak.

Bu ağ sayesinde şu anda Türkiye’ye yayılmış 93 çiftlik yıl boyunca ya da yılın belli zamanlarında ziyaret edilebiliyor. Ziyaretçiler için kayıt ücreti kişi başı 60 TL. Bu ücret ziyaretçilere bir sene boyunca gönüllü veya konuk olarak istediği kadar çiftliği ziyaret etme olanağı sağlıyor. Çalışma karşılığında gönüllülerin konaklama ve yemek ihtiyaçları çiftlik tarafından karşılanırken, konuklar konaklama ve aldığı hizmetlerle ilgili mali desteği aracısız olarak çiftliğe veriyor. Yola bir TaTuTa projesi olarak başlayıp, ek yatırımlarla çiftliklerini bir ekolojik otele çevirenler de var…

TAM PANSİYON DOĞAL TATİL

Aslen Mimar olan Ahmet Kizen tarafından kurulan Pastoral Ekolojik Yaşam Çiftliği, TaTuTa projesinde yer alan çiftliklerden biri. Fethiye’nin Yanıklar Kö-yü’nde çam ormanlarıyla çevrili bir vadinin ortasında, 42 dönüm büyüklüğündeki arazi üzerinde yer alıyor. Uzun yıllar çeşitli çevre örgütlerinde yer alan, çalışmalara katılan Kizen, kırsal çevrenin doğal ve kültürel dokusunu bozmadan tarım ve turizm yapılabileceğini kanıtlayacak bir model oluşturmak için yaklaşık 10 yıl önce Pastoral Ekolojik Yaşam Çiftliği’ni hayata geçirdi. Kizen, aynı zamanda TaTuTa projesinin de katılımcılarından.

Organik tarım, ekolojik yaşam ve tatil imkanları sunan çiftlik, ekolojik mimarî yaklaşımıyla tasarlanmış taş, ahşap ve kerpiç evlerde yılın 12 ayı konaklama olanağı sunuyor. Ayı anda 45 kişiyi ağırlayabilen çiftlikte pek çok eğitim ve workshop da veriliyor. Buranın bir otelden çok farklı bir konsepte sahip olduğunun altını çizen Ahmet Kizen, gelenlerin sakin huzurlu bir tatil için burayı tercih ettiklerini anlatıyor. Kizen şöyle devam ediyor: “Tarım ürünlerimizi kendimiz yetiştiriyoruz. Yemeklerimizi odun ateşinde pişiriyoruz, ayranımızı, yağımızı yayığımızda yapıyoruz vs.. Konukların yanı sıra dünyanın dört bir yanından gönüllülerimiz var. Konuk olarak ise çocuklu gruplar, yoga ve inziva gruplan, aileler gibi çok çeşitli profilde insanlar geliyor.” 12 ay açık olan Pastoral Ekolojik Yaşam Çiftliği’nin tam pansiyon kişi başı konaklama fiyatı 150 TL.

HEM EĞİTİM HEM TATİL

Nar Eğitim ve Danışmanlık Merkezi olarak hayata geçirilen Narköy, konaklama tesisine de sahip bir organik tarım çiftliği. Ker-pe Kandıra’da 100 dönümlük bir arazi üzerinde yer alan tesiste 14 oda, aile ve grup konaklama üniteleri, yörük çadırı, organik çiftlik yemeklerinin pişirildiği restoran, açık ve kapalı derslikler, organik tarım çiftliği bulunuyor. Narköy’de, çeşitli eğitim, aktivi-te ve atölye çalışmalarına katılmak, doğa içinde sakin bir tatil geçirmek mümkün. Sürdürülebilir enerji kullanımının esas olduğu yapıları, düşük karbon ayak izine sahip hafif çelik sistemi ile inşa edilen çiftlikte her ölçekte geri dönüşümlü ve doğal içerikli malzeme kullanılmış. ‘Yenilebilir peyzaj’ anlayışı da bu sistemin önemli bir parçası olarak kabul ediliyor.

Çiftliğin oteli besleyecek şekilde tasarlandığını anlatan Narköy Otel Yöneticisi Boğaç Şener otelde sunulan yiyeceklerin tamamına yakınının organik olarak Narköy’de yetiştirildiğini söylüyor. Şener projeyi anlatmaya şöyle devam ediyor:

“50 kişilik bir konaklama kapasitesine sahibiz. Bireysel konaklamaların dışında, grup etkinlikleri için de rezervasyonlar alıyoruz.

Otele gelen ziyaretçilerimiz deniz tatilinin yanı sıra, doğa yürüyüşleri yapabiliyor, ekim dikim işleriyle ilgilenebiliyor ya da at binebiliyor ve çiftlik hayvanlarıyla zaman geçiriyor.

Bunun dışmda çeşitli workshop’lar veriyoruz.”

Tüm konaklama seçenekleri tam pansiyon olan çiftlikte standart odalar hafta içi 300, hafta sonu 350 TL. Yörük çadırında tek gece konaklama ise kişi başı 150 TL.

OYUNDU GERÇEK OLDU

Metropolde yaşayan ama gönlünde çiftçilik yapmak olan geçenlere hizmet veren bir tarım platformu olan Komşuköy, dileyenleri bilgisayar üzerinden oyun oynar gibi kolayca yönetilebilen gerçek bir tarla sahibi yapıyor. Komşuköy ekibi, tarlalarının ekim, bakım ve hasat dahil tüm işlemlerini kullanıcıların adına uyguluyor ve elde edilen ürünleri adreslerine gönderiyor. Kullanıcılar tüm süreci bilgisayar başından yönetebildiği gibi isterlerse İstanbul Beykoz Cum-huriyetköy’de yer alan Komşuköy’e gelerek, kendi tarlasını dilediği zaman görebiliyor, ilgilenebiliyor, bunu ailece, doğada geçirilecek eğlenceli bir hafta sonu etkinliğine de dönüştürebiliyor. Ayrıca Komşuköy’ün tarım profesyoneli ekibi tarafından çiftçilik vvorkshop’ları veriliyor. Bugün Komşuköy’de 170 tarla sahibi bulunuyor. Bütün bu hizmetleri içeren yıllık tarla bedeli ise 3 bin 50 TL.

Özellikle ailelerin projeye yoğun ilgi gösterdiğini anlatan Komşuköy kurucularından Özden Akyıldız, “Çocuklarına en sağlıklısını yedirebilmek isteyen annelerden güzel tepkiler alıyoruz. Sağlıklı beslenmenin yanında, çocuklarının doğadan kopmasını istemeyen; karpuzun markette değil de tarlada yetiştiğini deneyimleterek öğretmek isteyen bilinçli bir üye profilimiz var” diyor. Şeflerin ve restoranların da Komşuköy’de tarlaları olduğunu söyleyen Akyıldız, böylece şeflerin arzu ettikleri yüksek standartlardaki ürünleri kendi bahçelerinde yetiştirme imkanı bulduklarını belirtiyor. Ak-yıldız şöyle devam ediyor:



“Kurumsal şirketler Komşuköy’den tarla kiralayarak takım motivasyonlarını artırırken, çeşitli sosyal sorumluluk projelerine de imza atıyorlar. Örneğin Çağatay Ulusoy, tarlasında yetişen tüm mahsulünü Korun-cuk Vakfına bağışlıyor. Komşuköy, üyelerine kendi ürünlerini yetiştirebilme ve ürünlerini diğer üyeler ile takas edebilme imkânı da sunuyor.”

KAŞ’TAKİ SANAT ÇİFTLİĞİ

Ressam Aydm Çukurova tarafından Antalya’nın Kaş ilçesindeki Çukurbağ Köyü’nde kurulan Kaş Eko Elbadem Çifliği, tatilcilere doğayla ve sanatla iç içe bir tatil vaat ediyor. Çiftlikte konaklamanın yanı sıra organik tarım, doğa kültürü yürüyüşleri, sanat atölyeleri gibi pek çok etkinlik düzenleniyor. 18 yıl önce Kaş’a yerleşen birkaç yıl sonra da Çukurbağ Köyü’ndeki çiftliğin temelini atan Çukurova ilk başlarda sadece sanat ve doğa etkinlikleri gerçekleştirmiş. O dönem sınırlı kapasitesi nedeniyle az sayıda konuk ağırlayabiliyormuş. Bir süre sonra konaklama kapasitesini artıran Çukurova, bugün 20 kişilik bir kapasiteleri olduğunu anlatıyor. Çiftlikte altı yıl önce el bademi yetiştirmeye başladıklarını söyleyen Çukurova, geçen yıl da ilk hasatlarını aldıklarını belirtiyor. Kaş Eko Elbadem Çifliği’ne isteyenler konuk isteyenler ise gönüllü olarak gelebiliyor. Yarım pansiyon konaklamanın bedeli 90 TL. Dileyenler gün boyu devam eden atölye ve eğitimlerden de faydalanabiliyor.

REFERANSSIZ MÜŞTERİ ALMIYOR

Pınar Kaftancıoğlu, “Egzoz dumanı bacalardan püsküren kuruma karışmış, insanlar on kilometrelik yolları üç buçuk saatte gitmeye başlamış kentte çocuklar ağaç görmek için Yıldız Parkı’na, ördek görmek için Danca’ya gidiyor” gerekçesiyle yaklaşık 20 yıl önce Nazilli’ye yerleşerek İpek Hanım Çiftliği’nin temellerini atmış. Önceleri kendi ihtiyaçları için beş dönümlük araziyi ıslah edip ekmeye başlamış. Ardından bir çiftlik evi inşa ettiklerini anlatan Kaftancıoğlu ve ailesi temelli buraya yerleşmiş. Pınar Kaftancıoğlu hayatlarındaki değişimi şöyle anlatıyor:

“Kızım İpek artık organik etiketli kavanozlara mahkum değildi.

Kahvaltı masamızda hepsine isim koyduğum ineklerin sütleri ve o sütlerden üretilen peynirler vardı. Ekmeği marketten almıyor, kendi fırınımda yapıyordum. Yumurtalar bahçenin sağından solundan, çoğu zaman da tavuklarımın folluğa çevirdiği ayakkabılıktan toplanıyordu.” Ancak bir süre sonra elde edilen mahsul tüketebileceklerinin çok üstüne çıkmış. Kaftancıoğlu önce elindeki fazla ürünleri kolilere doldurup İstanbul’daki eski arkadaşlarına göndermiş. Sonra da onların arkadaşlarma… Derken çiftliğin adı kulaktan kulağa yayılmış. Bugün tamamı köylülerden olmak üzere 150 kişiye istihdam sağlayan çiftlik bugün 1200 dönümü aşkın araziye sahip. Ancak ipek Hanım Çiftliği müşterisi olmak için başka bir müşterinin referansı gerekiyor. Çiftlikte konaklamak isteyenler için beş tane de çiftlik evi bulunuyor.

KUTU KUTU ORGANİK ÜRÜN

1992 yılından bu yana, Afyonkarahisar-Başmakçı’daki çiftliğinde organik tarım yapan Vehbi Ersöz, dört yıl önce ‘Kutu’ projesini hayata geçirmiş. TaTuTa kapsamında olan çiftliğe gelen konuk ve gönüllülerin talepleriyle böyle bir adım attıklarını anlatan Ersöz, çocuklarının da desteğiyle oldukça profesyonel bir hizmet veriyor. Ersozcif-ligi.com adresinden alman siparişler, 24 saat içinde Türkiye’nin her yerine gönderiliyor. Peki, bu kutularda neler var? Kutulann içeriği mevsime göre farklılık gösteriyor. Sitede her ay hangi sebze, meyve ve ürünlerin yer alacağını görmek mümkün. Kutunun içeriği genelde iki çeşit sebze, bir çeşit meyve, bir iki çeşit salata grubu ve kış ayında bir çeşit işlenmiş ürün olacak şekilde mevsimine göre çiftlikten toplanan ürünlerden oluşuyor. 6-8 kg ağırlı olan kuruların üstünde organik ürün sertifikası da bulunuyor.

Vehbi Ersöz bazı ürünlerin başka organik çiftliklerden temin edilebildiğini ancak bu ürünlerin tamamının organik ürün sertifikasına sahip olduğunu belirtiyor. Bugüne kadar çiftliğe 30’u aşkın ülkeden konuk ve gönüllülerin geldiği bilgisini veren Ersöz, “Böylece dileyenler hem çiftliğimizde çalışıyorlar hem de organik tarım konusundaki bilgi ve tecrübelerimizi onlarla takas ediyoruz” diyor.

FINDIĞA TURİZM ALTERNATİFİ

Emekli hemşire Pervin Özcan, iki yıl önce Ordu’nun Kayabaşı Köyü’nde Kayabaşı Eko-Turizm Derneği’ni kurdu. Eko turizm kapsamında, köye gelen konuklara kahvaltı sunma fikriyle yola çıkan Özcan, bugün bu organizasyona hemen hemen tüm köyü dahil etmiş durumda. Özcan fikrin nereden çıktığını ise şöyle anlatıyor:

“Yıllardır Ordu’da fındığın alternatifinin turizm olduğu hep konuşulur ama adım atan olmaz, tik adımı Kayabaşı Eko-Turizm Derneği ile atmak istedim. Köylü de destekledi ve geldiğimiz noktada bu iş beni de aştı.” Bugün Kayabaşı Köyünde kahvaltı yapılabilecek dört ayrı yer var. Ayrıca konaklamak isteyenler için 12-13 ev kapılarını açarak pansiyon hizmeti veriyor.

Köyün toplam yatak kapasitesi 70’e ulaşmış durumda. Özcan, bunun için Halk Eğitim’den pansiyonculuk eğitimi aldıklarını belirtiyor. Tüm köyün bu ekosisteme girdiğini anlatan Özcan, “Köyümüze butik otel yatırımı yapmak isteyen yatırımcılar var. Doğaya uyum sağlayacak projeleri her zaman destekliyoruz. Yapılan her yatırım köylüye fayda sağlıyor” diyor.

İSTANBUL’DAN ARTVİN’E GÖÇ

Şendoğan Yazıcı ve ailesi, kentten köye göç edip, organik tarım işletmesi kurmaya geçtiğimiz yıl karar vermiş. Bugün Artvin Borçka Demirciler Köyü’ndeki 40 dönümlük arazilerinde fındık yetiştirip, kestane balı ve pekmez üretimi yapıyorlar. Arazi Şendoğan Yazıcı’nın annesi Ayla ve babası Şemsi Yazıcı’ya ait. Geçtiğimiz yıl çocukları lrden ve Damla ile İstanbul’dan ayrılarak buraya yerleşmeye karar veren Şendo-ğan-Nesrin Yazıcı çifti, ailelerinin işini birkaç adım ileri taşımış. 5-6 ay sonra hizmete girecek Herseyorganik.net üzerinden ailenin organik sertifikalı ürünleri satılmaya başlayacak. Arkadaş çevrelerisinden ve kulaktan kulağa yayılan telefonla alınan siparişlerle Türkiye’nin dört bir yanına fındık, pekmez ve bal gönderiyorlar.

Yazıcı işin içinde tüm aile bireyleri olsa da kadınların ‘patron’ olduğunun altım çiziyor. Örneğin, nereye ne zaman ne ekileceğine anne Ayla Yazıcı karar veriyor. Nesrin Yazıcı da bir o kadar kararlarda etkili. Stratejiyi baba Şemsi Yazıcı belirliyor. Buna göre her ekim zamanı birden fazla ürün ekiliyor. Pekmezler, elma, armut, üzüm ve duttan yapılıyor. Elde edilen fındık hasadı, ölçülmüş, kabuklu ve kavrulmuş olarak satılıyor. Önümüzdeki dönem ürün çeşitlerini artırmaya devam edip, internetten satışa ağırlık vereceklerini belirten Yazıcı, tek ürüne odaklanmamaya özen gösterdiklerini söylüyor.

ÜVEYİK BUĞDAYINA HAYAT VERDİ

Üç Elma Doğal Tarım’ın Kurucusu Hüseyin Genç emekli olduktan sonra köyüne yerleşir ve ekolojik tarım yapmaya başlar. 20 yıla yakındır tarımla uğraşan Genç, bu işe tam anlamıyla gönül vermiş. Buğday konusunda araştırma yapan, yurtdı-şmda seminer ve etkinliklere katılan Genç, üveyik buğdayı yetiştiriyor. Türkiye’de üretimi yok denecek kadar azalan üveyik buğdayını yetiştirme konusunda diğer çiftçileri de teşvik ediyor. Öte yandan fermente ürünler de üretiyor. Kendi hasadından yaptığı sofralık hardal, elma sirkesi gibi ürünlerin alıcıları da Türkiye’nin önde gelen restoranları. Bireysel tüketiciler de Üç Elma çiftliğinden alışveriş yapabiliyor. Internet üzerinden paylaşılan listeler, özel bir müşteri kitlesine ulaşıyor.

Hüseyin Genç’in en büyük destekçileri ise eşi ve kızı. Genç Ailesi’nin arazileri, Çankırı YapraklI’da Tatlıpmar ve Doğanbey köyleri arasında. Ailenin, Doğanbey köyünde 800 metrekare alan üzerinde, geleneksel köy mimarisine sahip evlerinin bahçesinde de yine meyve ağaçları, asma, günlük gereksinim için sebze bostanı bulunuyor. Tatuta projesi kapsamında olan çiftliği gönüllüler de ziyaret edebiliyor. Hüseyin Genç yurtdışından gelen pek çok grubu çiftliklerinde ağırladıklarını anlatıyor.

HEM ÜRETİYOR HEM İŞLİYOR

İnşaat mühendisi Murat lyigörür Türki Cumhuriyetlerinde işler yaparken 5-6 yıl önce Türkiye’ye temelli dönmeye karar verir. Kendi işini kurmak isteyen lyigörür, “Ya enerji işine girecektim ya da tarım yapacaktım. Tercihimi tarımdan yana kullandım” diyor. Tarım faaliyetlerinin en verimlisinin meyve-sebze üretmek olduğuna karar vererek Kazdağla-rı’nda îda Bahçe’yi kurar. 80 bin adet dalsız, yapraksız kalem fidana can vermek ve yerel sebze tohumlarını bir araya getirmekle başlayan hikaye bugün bin dekarlık alanda yapılan sulu tarım faaliyetleriyle sürüyor.

Hasat edilen ürünler Ida Bahçe Mutfağı’na geliyor. Yıkama, seçme gibi işlemlerden sonra reçeller, marmelatlar kaynatılıyor, pekmezler yapılıp, turşular kuruluyor. Üretilen ürünler ve yaş sebze meyveler internet üzerinden satılıyor, lyigörür dileyenleri 1da Bahçe’de ağırlandıklarını da sözlerine ekliyor.





Bunu da İnceledinizmi ?

Sağlık mantarı üreten kazanacak

Sağlık mantarlarına geçiş zamanı Bundan 15 yıl önce yine ısrarla, yemeklik mantarları üretmek yerine sağlık …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir