Kapat !
Anasayfa / Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi / Bankaların İlk Çeyrek Kazançları

Bankaların İlk Çeyrek Kazançları



Bankalar güçlü bir ilk çeyreği geride bırakırken, beklentilerin üzerinde kâr rakamları açıkladı. Ek çeyrekteki düşük faiz ortamı kârlılıkları destekledi. Takipteki kredi tahsili performansı kârlılığı yükselten bir başka etken oldu, ikinci çeyrekte de bankaların gelirlerim yükseltmesini bekleyen uzmanlar, belirsiz politik ortamın bilançolar üzerinde sıkıntı yaratabileceğim de hatırlatıyor.

Bankalar, ocak ayında 2,1 milyar TL, şubat ayında 1,4 milyar TL ve mart ayında 3,2 milyar TL olmak üzere, yılın ilk çeyreğinde kârlannı önceki yıla göre yüzde 15 artırarak 6,7 milyar TL’ye yükseltti. Beklentilerden iyi gelen bankacılık kârlarının ardından ise gözler bankaların solo bazda bilançolarına çevrildi. Haftanın son işlem gününde toplam kredilerde üçüncü en büyük özel banka olan Yapı Kredi’nin, ilk çeyrekte konsolide net kârını 501 milyon TL olarak açıklamasıyla birlikte banka bilançoları tamamlanmış oldu.

Bankalar

Borsa İstanbul’un (BİST) lokomotifi olan bankacılık sektöründe beklentilerin üzerinde gelen kârlılıkların nedenleri ise birden fazla. TL’nin önemli ölçüde değer kaybettiği bir ortamda bankacılık kârlarının beklentilerden iyi gelmesi en çok takipteki kredi tahsili performansına bağlanıyor. Bununla beraber geçen yılın ilk çeyreğindeki sıkıntılı ortamın bu yılın çeyreğinde pek fazla görülmediğini belirten uzmanlar, genel olarak faizlerin de daha düşük seviyelere gelmiş olduğunu gördüklerini belirtiyor. İkinci çeyrekte ise menkul kıymet getirilerinin büyük rol oynayacağını belirten uzmanlar, bu dönemde de bankalar için yüksek gelir beklese de, belirsiz politik ortamın birtakım sıkıntılar yaratabileceğine de vurgu yapıyor.

DÜŞÜK FAİZ DESTEKLEDİ

2014 yılının ilk çeyreğini hatırlayacak olursak; iç siyasi tansiyonun yüksek olması, FED’in varlık alımla-rını azaltacağı beklentisi ve TCMB tarafından ocak ayında yapılan şok faiz artışı vardı. Bu yıl ise kurdaki sıkıntılardan ötürü birinci ve ikinci çeyrekte sıkılaştırmanın daha da artırıldığını söyleyen îş Yatırım Araştırma Bölüm Yönetmeni Kutluğ Doğanay, faiz ortamının beklendiği gibi yüksek geçmemesi sayesinde bankaların aktif kalitesinin de kuvvetli olduğunu aktarıyor. Doğanay, “Yıllık bazda ilk çeyrekte TÜFE’ye endeksli menkul kıymet getirileri de düşse de ücret komisyon getirileri sürpriz bir biçimde beklentilerden iyi geldi. Ekim 2014’te BDDK’nın yayımladığı tebliğ sonrası ücret ve komisyonların seyri bir belirsizlik içeriyordu. Fakat bankaların bu süreci iyi yönettiği görüldü” diyor. Kutluğ Doğanay, bankaların özellikle ilk çeyrekte sorunlu kredilerden elde edilen tahsilatta da oldukça iyi bir performans gösterdiğini dile getiriyor.

Açıklanan bilançolara bakıldığında ise beklenildiği gibi marjlar ve ope-rasyonel maliyetlerde baskı olduğu görülüyor. Gedik Yatırım Araştırma Uzmanı Erol Gürcan’a göre, marjlardaki baskının nedeni, alınan makro ihtiyati tedbirlerin ve mevcut zayıf ekonomik performansın kredi artış hızını baskılaması ile BDDK tarafından yapılan düzenlemelerin ücret, komisyon gelirleri üzerinde oluşturduğu negatif etki. Gürcan, enflasyonun hedefin üzerinde olmasına ek olarak, TL’de görülen sert değer kayıplarının enflasyondaki düşüş hızını yavaşlatmasının da operasyonel maliyetleri artıran en önemli unsurlardan biri olarak öne çıktığını ifade ediyor.

Bunlarla birlikte, bankalar bu çeyrekte iştiraklerinden temettü topladığına değinen Şeker Yatırım Bankacılık Analisti Övünç Gürsoy ise olumsuz etkilerin büyük bir kısmının bu temettü gelirleri sayesinde bertaraf edildiğini ve ticari gelirlerin de düşen para swap hacminin etkisinde kârlılığa pozitif etki yaptığını dile getiriyor. Bankaların kârlılıkları sektör bazında her ne kadar iyi gelmiş olsa da sektörde düşen özsermaye kârlılıklarına dikkat çekiliyor. Yüksek özsermaye rakamlarına rağmen elde edilen öz-kaynak karlılıkları sektörde yüzde 13 seviyelerinde.

İKİNCİ ÇEYREK BEKLENTİLERİ

Şeker Yatırım olarak ikinci çeyrekte bankacılık gelirlerinin artacağını beklediklerini söyleyen Şeker Yatırım’dan Övünç Gürsoy, bu artışta özellikle menkul kıymet gelirlerinin büyük rol oynayacağını ifade ediyor. Gürsoy, “Mevduat maliyetlerinin ise yüksek kalmaya devam edeceğini ve marjlara olumsuz etkisinin olacağını düşünmekteyiz. Komisyon gelirlerindeki artışın hesap işletim ücretlerinin de katkısıyla sürmesini bekliyoruz” diyor. Övünç Gürsoy, bunun yanında, faaliyet giderlerinde komisyon geri ödemelerinin baskısıyla yükseliş yaşanabileceğini de dile getiriyor.

SIKINTILI GEÇEBİLİR

Gedik Yatırım’dan Erol Gürcan ise bu yılın ikinci çeyreğinin geçen yılın tam aksine seçim belirsizliğinin piyasalarda etkisinin yoğun bir şekilde hissedilmeye başladığı dönem olduğunu söylüyor. FED’in haziran ya da eylül ayında faiz artırımlarına başlayacağına ilişkin beklentiler de bir diğer negatif unsur. Gürcan, “Ayrıca, ekonomik büyümedeki zayıf görünümün ve para politikasındaki sıkı duruşun kredi artış hızını yavaşlatması ile BDDK tarafından getirilen düzenlemelerin ücret/komisyon gelirlerini negatif etkilemesi gibi durumlar göz önüne alındığında, 2015 yılı ikinci çeyreğinin bankacılık sektörü açısından geçen yılın aynı dönemine göre daha zor geçeceğini düşünüyoruz” diyor.

4 KURUMDAN BANKA HİSSELERİ DEĞERLENDİRMESİ

Şeker Yatırım: “Akbank güçlü sermaye yapsı, yüksek aktif kalitesi ve düşük aktif/pasif vade farkıyla rakipleri arasında ön plana çıkıyor, iş Bankası ise rakiplerine göre iskontolu F/K ve F/DD oranlarıyla işlem görüyor. Cazip değerlemesinin yanında geniş şube ağıyla düşük maliyetli mevduata daha kolay ulaşabilen iş Bankası, marjlarını rakiplerine göre daha iyi yönetebiliyor. Halkbank da yüksek gelir kalitesi, düşük kredi/mevduat oranı ve güçlü sermaye yapısı ile risklere karşı daha korunaklı.”

Gedik Yatırım: “Güçlü varlık görünümü nedeniyle Akbank, iş Bankası beğendiğimiz hisseler. Mevcut zayıflık ve belirsizliklerin hafiflemesiyle görülebilecek yukarı yönlü hareketlerde gerek bankacılık endeksi gerekse BİSTteki ağırlığı nedeniyle Garanti Bankası’nın (hisse özelinde ekstra negatif bir gelişme olmazsa) başı çekecek hisselerden biri olacağını söyleyebiliriz. Diğer taraftan, Halkbank ve Vakıfbank’ın da ‘Endeks Üzerinde Getiri’ potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz.”

İş Yatırım: “Beklentilerin oldukça üzerinde açıklanan net kâr ve bütçe hedeflerine karşı dengeli riskler dikkate alındığında ve bir miktar genel karşılığın serbest bırakılması olasılığı ile birlikte değerlendirildiğinde, Halkbank için ‘alım’ önerimiz bulunuyor. Bununla beraber Akbank ve Vakıfbank da yine büyük bankalar içinde ‘al’ dediğimiz hisselerden. Sektöre kıyasla daha iyi kârlılık yazacağını düşündüğümüz TSKB ve Albaraka da önerdiğimiz banka hisseleri arasında.” Burgan Yatırım: “Kurum olarak Halkbank, iş Bankası ve TSKB, ‘alım’ önerdiğimiz bankaların başında geliyor. Buradaki en önemli faktör ise değerlemelerimiz, iş Bankası ve TSKB, diğer bankalara oranla daha düşük risk taşıyor. Halkbank’ın da yine yüksek kârlılığına rağmen, çarpan bazında iskontolu işlem gördüğünü söyleyebiliriz. Yine Albaraka da potansiyeli yüksek olmasa da ‘alım’ tavsiyesi verdiğimiz bir diğer banka.’’

S&P’NİN YEREL CİNSTEN NOT DÜŞÜRMESİNİN ETKİSİ SINIRLI

Geçen hafta cuma günü akşam saatlerinde kredi derecelendirme kuruluşu Standard&Poor’s, Türkiye’nin kredi notu ile ilgili açıklama yaptı. Bilindiği üzere, Moody’s ve Fitch, Türkiye’nin kredi notunu yatırım yapılabilir seviyede tutuyor. S&P’nin ise notu, yatırım yapılabilir seviyenin bir basamak tutuyor. S&P, son yaptığı açıklamada piyasalar için önemli olan döviz cinsinden kredi kredi reytingini ve negatif olan kredi reyting görünümünü teyit etti. Ancak yerel para cinsinden notunu ise BBB’den BBB- düzeyine indirirken, görünümünü negatif olarak korudu. Açıklamada “TCMB’nin kredibilitisindeki zorlu durum, TL’nln güvenilir olma statüsünü azalttı. Not düşüşü, TCMB’nin bağımsızlığına ilişkin zorluklarını yansıtıyor. Düşen petrol fiyatları, Türkiye’nin yararına” ifadelerine yer verildi. Bu gelişme sonrası konuştuğumuz piyasa uzmanları önemli olanın, döviz cinsi not olduğunu ve onun da değişmediğini ifade ediyorlar. Ancak uzmanlar, yine de TL cinsi nottaki aşağı hareketin kısa vadeli negatif etkisinin olabileceğini söylüyorlar.





Bunu da İnceledinizmi ?

Fon Yöneticilerinden Yatırım Stratejileri

Piyasalar yüksek dalgalanmanın yaşandığı bir yılı geride bıraktı. 2016 yılana göre daha iyimser bir hava …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir