Haberler

Asgari ücretin yükünü devletle paylaşırız

Hükümet asgari ücretin 1.300 TL’ye çıkarılması için düğmeye bastı. Ancak iş dünyası asgari ücretin tüm maliyetini karşılamalarının mümkün olmadığını söylüyor. Bu nedenle SGK primi ve vergiler gibi maliyetlerde indirim bekleniyor…

YÜZDE 49.5 oy olarak sandıktan “tek başına iktidar” olarak çıkan AK Parti’nin seçim vaatlerinden biri asgari ücretin 1.300 TL’ye yükseltilmesiydi. Henüz hükümet kurulmasa da iktidar partisi bu vaadini hayata geçirmek için harekete geçti. Geçen hafta başında eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in “Asgari ücret Komisyonu 1 Aralık’ta toplanıyor. Hükümetin tavsiyesi komisyona iletilecek. Asgari ücret 1 Ocak 2016 itibariyle 1.300 TL olacak” açıklamasıyla asgari ücret konusunda hükümetin hızlı hareket edeceği ortaya çıktı.

Asgari ücretin yükü

Ardından Başbakan Ahmet Davutoğ-lu iş dünyası ve çalışma hayatı temsilcileriyle 11 Kasım’da Çankaya Köşkü’nde bir araya geldi. Davutoğlu’nun bu görüşmede yeni hükümetin bütün vaatlerinin ilk üç ayda hayata geçirileceğinin altını çizdi. Davutoğlu “Eğer yasal düzenleme gerektiren vaat ise ve Meclis takvimi ona uymamışsa belki kısa gecikmeler olur ama yasal düzenleme gerektirmeyen vaatlerin tümü hemen gerçekleştirilecek. Emekli maaşlarıyla ilgili taahhütlerimiz, karşılıksız girişim desteği taahhüdümüz ve asgari ücret ve diğer bütün taahhütlerimiz bunun içinde. Biz, kaynağı detayıyla hesap edilerek bu yola çıktık, hiç kimsenin kaygısı olmasın” sözleriyle asgari ücret konusunda da hızlı davranılacağını ortaya koydu.

İŞ DÜNYASI ENDİŞELİ

Bu sözlerin ardından işçi kesimi oldukça memnun olurken, işveren kesimi biraz endişeli. Hatta değerlendirmelerini sorduğumuz bazı işadamları bu konuda yanlış anlaşılmamak için ya konuşmak istemediklerini ya da görüşlerinin ‘isimsiz’ olarak yazılmasını istediler. İş dünyası endişeli, çünkü asgari ücretteki yaklaşık 30 olarak artışın maliyetini kendilerinin karşılayacağını düşünenler olduğu gibi, asgari ücretin baz ücret olarak alınıp tüm ücretleri artıracağından endişe edenler de var. Hazır giyimden ayakkabıya perakendeden matbaaya kadar emek yoğun birçok sektörün temsilcileri ücretlerdeki artışlar nedeniyle kalıcı sıkıntıların oluşmaması için özellikle SGK primi, vergi gibi asgari ücret üzerindeki yüklerin bir miktarının devlet tarafından karşılanmasını talep ediyorlar.

İTO (İstanbul Ticaret Odası) Başkanı İbrahim Çağlar, asgari ücretin artmasının ekonomiyi canlandıracağını söylüyor. Çağlar, şu değerlendirmeyi yapıyor: “Asgari ücretin artması « hem çalışana hem içk piyasaya can verir.

Öte yandan borcunu düzenli ödeyen mükellefe asgari ücret üzerindeki SGK primi işveren payında üç puanlık indirim sağlanarak yüzde 12.5 oranının uygulanması işverene nefes aldırır. Biz yatırımımıza, ticaretimize devam edeceğiz, bundan kuşku olmasın. Ancak hükümetimiz tulumbaya su koyarsa, biz de yatırımlarımızı daha rahat yaparız. Asgari ücretin net 1.300 TL’yi yükseltilmesinin işverene kişi başı aylık 437 TL ilave maliyeti olacaktır. Asgari ücretteki bu artışın özel sektöre toplam 16 milyar TL yıllık ek maliyeti olacağını tahmin ediyoruz. Tabii asgari ücret artınca, şirket içinde diğer çalışanlar da ücretlerine artış isteyecektir. Yani gerçekte bu maliyetlerin daha üstüne çıkılacak. Zincirleme artışların getireceği yük çok fazla. Asgari ücrette elbette artış yapılsın. Ancak bu paranın harcama şeklinde piyasaya dönmesi bir süre alacaktır. Her KO-Bl’ye de eşit derecede elbette dönmeyecektir. Ayrıca dünyada rekabet üstünlüğümüz de etkilenecektir. Bu nedenlerle hükümetimizden bir destek beklentimiz var. Borcunu düzenli ödeyen mükellef için SGK primi işveren payı şu anda yüzde 15.5. Bu oranda 3 puanlık bir indirim sağlanması büyük katkı olur. Bu katkıyı da sürekli değil, belirli bir süre için istiyoruz. Ticaretin çarkları dönmeye başlayınca işveren prim payı yüzde 15.5’e tekrar çıkarılabilir. Işverenin bütçesi akamete uğramasın ki, ülkemizin de büyüme hedefleri devam edebilsin. Hükümetimizin bu konuda gerekli hassasiyeti göstereceğine inanıyoruz.”

5 MİLYON ASGARİ ÜCRETLİ VAR

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, Türkiye’de işçi statüsündeki kayıtlı çalışanların sayısı 13 milyon 787 bin kişiye ulaşıyor. Bu sayının yaklaşık 1.5 milyonu kamu işçisi ve sendikalı işçi olarak dışarıda bırakıldığında özel sektörde, sendikasız ve ücretli çalışanların sayısı yaklaşık 12 milyon. Çalışma Bakanlığı kayıtlarında ise, 12 milyonun yüzde 40’ı yani 5 milyonu ise asgari ücretli olarak ifade ediliyor.

Asgari ücretin neti şu anda yaklaşık bin TL ama SGK primi, vergiler ve tüm kesintilerle birlikte brütü 1.496 TL’yi buluyor. Bu kesintiler içinde SGK priminin yüzde 14’ünü (178.3 TL) işçi, yüzde 15.5’ini (197.4) ise işveren karşılıyor. Bu da demek oluyor ki, 496 TL’lik toplam kesintinin 375.5 TL’si SGK primi olarak ödeniyor. Ardından ikinci en büyük kalem ise, asgari geçim indirimi 90.1 TL ve yüzde 15’lik (72.3 TL) gelir vergisi. Yüzde 3’lük İşsizlik Sigortası Fonu payını ise işçi ve işveren birlikte karşılıyor.

“BU YÜKÜ KALDIRAMAYIZ”

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Hikmet Tanrıverdi, asgari ücretin 1.300 TL’ye çıkması ve bunun maliyetinin tamamının sanayiciye yüklenmesi durumunda hazır giyim sektörünün çok ciddi sıkıntılar yaşayacağını söylüyor. Türkiye hazır giyim ve konfeksiyon ihracatının yaklaşık yüzde 75’inin İHKİB üyeleri tarafından gerçekleştirildiğini vurgulayan Tanrıverdi, şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Asgari ücretteki artış şayet sanayi üzerinden olursa bunun bizi daha geriye götüreceğini ve birçok firmamızın yurtdışına kaçacağını düşünüyorum. Asgari ücretteki artışın brüt olarak işverene yaklaşık 450 TL yük getireceğini hesaplıyoruz. Bunun beyaz yakalılara da sirayet ettiğini düşünürseniz bu fark daha da büyüyor. Firmalarımızın birçoğu bu farkı kaldıramaz. Zaten kıdem tazminatı yükü var; böyle bir artışla o da yüzde 30 artmış olur. Bundan asgari ücretteki artışın gelir vergisi, SGK katkısı gibi devletin yapacağı düzenlemelerle karşılanarak işçinin eline geçen paranın artırılması daha doğru olur diye düşünüyorum. Hazır giyim ve tekstil sektöründe toplam 1 milyon işçi çalışıyor. Sadece asgari ücret alanlar değil bunların tamamı ücret artışından etkilenir. Asgari ücretin yükü sadece sanayinin üzerinde kalırsa kayıt dişilik daha da artar.”

“REKABET ZORLAŞIR”

İstanbul Esenler’deki Giyimkent Kooperatifi’nin Başkanı Ömer Satır ise, hükümetin asgari ücreti yükseltme kararını doğru buluyor ama yükselen asgari ücretin tüm yükünün işverene yüklenmesinin doğru olmadığını düşünüyor. Satır, “Asgari ücret yükseltildiği zaman tüm ücretler yükselir; kalifiye eleman daha fazla ücret ister. Asgari ücretin yükseltilmesiyle oluşacak işveren payının bir kısmının devlet tarafından karşılanmasını bekliyoruz. Asgari ücretin yükselmesiyle maliyetlerimiz artacak. Bu enflasyonist bir ortam da oluşturur. İşveren olarak daha fazla yük üstlenmemiz zor. Ayrıca biz Güneydoğu’daki işçiliklerle de rekabet ediyoruz. İstanbul’un göbeğinde bu rekabeti sürdürmemiz zorlaşacaktır” diye konuşuyor.

BÖLGESEL ASGARİ ÜCRET

Hotiç Ayakkabı Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Hotiç, asgari ücretin artırılması kararının Türkiye’de uzun zamandır devam eden bölgesel asgari ücret ihtiyacını öne çıkardığını belirterek sözlerine başlıyor. “Türkiye’nin bazı bölgelerinde asgari ücret zaten fiilen 1.300 TL’nin üstüne çıkmış durumda. Aynı işe farklı bölgelerde farklı ücretler veriliyor. Bizim sektördeki küçük işletmelerin Doğu Anadolu ve Orta Anadolu’daki ücretlerle rekabeti zaten zor” diyen Hotiç, şu değerlendirmeyi yapıyor:

“Ben 1.300 TL’yi Türkiye’deki yaşam standartları açısından yeterli görmüyorum. Bizim şirketimizi asgari ücretin 1.300 TL olması etkilemez çünkü fiilen daha fazla ücret veriyoruz. Şirketimizde 900 kişi çalışıyor. Zaten zam dönemine geldik. Yılbaşında muhtemelen yüzde 10 civarında zam yapacağız. Asgari ücretin yüzde 30 artmasının tüm ücretleri aynı oranda artıracağı mantığım doğru bulmuyorum. Ücretler alt basamakta yüksek, üst basamakta düşük artar.”

“MAKUL MALİYET OLMALI”

Makro Marketleri Yönetim Kurulu Başkanı Şeref Songör de yeni asgari ücretin perakende sektöründeki dengeleri olumsuz etkileyeceğinden endişeli. Perakende sektöründe çalışanların ağırlıklı bir maliyet unsuru olduğunu belirten Songör şöyle konuşuyor:

“Asgari ücretin artması muhakkak diğer ücretleri de etkileyecektir. Ücretler arasında adalet oluşturamazsanız, usta-çırak ilişkisini kuramazsınız. Devletin SGK primi, gelir vergisinde indirimler ve iyileştirmeler yaparak yükün bir kısmını üstlenmesi gerekiyor. Zaten bin TL asgari ücret için 500 TL ek ödeme yapıyoruz. Yine ödeyelim ama makul rakamlar olsun. Perakende de en önemli unsurlardan biri çalışanların oluşturduğu maliyettir. Makro ve Uyum’un 250 marketinde 7 bin çalışan var. Aylık 17 milyon TL personel giderimiz oluyor. Bunun yüzde 30 oranında artması bizi zorlar. Bu maliyetin yüzde 15’ini devlet, yüzde 15’ini bizler karşılasak daha iyi olur. Öte yandan, kazancın artması çalışanlarımızın verimliliğini de pozitif etkiler.”

“KARLILIKLAR AZALIRKEN ZOR”

Mega Basım CEO’su Selim Kondu da asgari ücretin artmasının özel sektör açısından ortaya büyük bir yük çıkaracağına inanıyor. “Bu yükün bir kısmı vergi ve prim destekleri olacaktır, ki bu rakam yaklaşık 500 TL’dir. Diğer bir yük ise asgari ücretin artışının diğer ücretlerde de artış etkisidir. Bu da şirketlere ek yük getirecektir” diyen Kondu, karlılıkların azaldığı bir dönemde ücret artışının işletmeleri zorlayabileceği görüşünde. Kondu sözlerini şöyle sürdürüyor: “Karlılıkla-rm her geçen gün azaldığı -ilk 500 firmanın ortalama faaliyet karının yüzde 8’den yüzde 6’ya düştüğü açıklanmıştı- bir dönemde böyle bir yükü sadece şirketler karşılamamalı. Devletimiz en azından vergi ve prim desteklerinden kaynaklanan yaklaşık 500 TL’yi karşılamalı. Bir kesim memnun edilmeye çalışılırken, bu yük diğer kesimin üstüne yük bindirilmemeli. Aksi taktirde başta bizim gibi ihracat yapan firmalar ve tüm firmalar rekabetçiliğini kaybedecektir. Karlılık rakamlarımız düştüğünden dolayı yatırım planlarımızı revize etme durumunda kalacağız.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu