Arabesk Bilim



Şaşırmakta haklısınız. Zira dünyada arabeskleştirilebilecek şeyler vardır belki fakat Bilim kesinlikle onlardan biri değil. Aslına bakarsanız genel olarak çalışıp üreten, yeniliklere imza atıp insanların hayatına değer katmaya çalışan kişiler arabeski anlayamaz hatta hoşlanmayıp uzak durmaya çalışır. Hatırlarsınız daha önce ünlü müzisyen Fazıl Say’ın arabesk karşıtı söylemleri olmuştu. Klasik batı müziği eğitimi alıp orkestra müziği besteleyen, dünyamn en önemli sahnelerinde yoğun konser programlan olan ve halihazırda pek çok CD kaydı bulunan Fazıl Say’ın, ülkemizdeki hakim arabesk zavallılığı karşısında dayanamayıp çileden çıkması gayet anlaşılabilir bir durum. Vurgulamakta fayda var; Arabeskten kasıt ne Arap ulusuna ait olan bir müzik türü ne de sanattaki bir akım. Bu kelimeyle bizim coğrafyamıza özgü bir yaşam kültüründen bahsediyoruz. Bu yaşam, elindekiyle yetinip mutsuzluktan mutlu olma, daha iyi bir hayat için çabalamak yerine şikayet edip kendine acıma üzerine kurulu. Dinleyicilerine bu yaşam tarzım “damardan” pompalayan bir müzik türü de ayrıca mevcut bildiğiniz üzere.

Arabesk Bilim

Arabesk Eğitim



Doğru soruları sorabilmek kısa sürede öğrenilecek bir beceri olmadığı gibi, orta öğretimde ezberlemek zorunda kaldığımız onca gereksiz bilgiden çok daha önemli ve kalıcı bir beceri. Diğer yandan bizim eğitim sistemimizde soru soran öğrenciden ziyade ödevini yapan öğrenci tercih ediliyor. Düşünmeyi öğretebilmek ciddi bir eğitim sistemi gerektirirken, topu öğrenciye atarak ödev yaptırmak herhangi bir sistem gerektirmez. En basit şekliyle kolaya kaçmak diyebileceğimiz bu sistemsizlik öğrencileri sürekli meşgul ettiği gibi elindekiyle yetinmeye zorlar ve yeni çözümler aramalarına da engel olur. Tüm bunların sonunda ortaya çıkan hayalkırıklığı ise sadece başarısız olan ya da okuldan nefret eden öğrenciler yetiştirmekle kalmaz, süreç içinde durmadan ebeveynleriyle arası bozulan ve bu yüzden mutsuz bir çocukluk/ergenlik geçiren bireylerler de yetiştirir nesiller boyu.

Bu tablo, yıllardır sürekli değişen eğitim sistemimizdeki değişmeyen tek olgu olsa gerek. Ne yazık ki asıl değişmesi gerekeni sabit tutup sürekli değişen ya da değişmesi gereken başka yaklaşımlarla en değerli varlığımızın yani gençlerimizin potansiyelini boşa harcamış oluyoruz.

Yorgunum ezelden

Eğitim şöyle dursun, arabesk bir hayat; yeni fikirler, icatlar ya da daha iyi bir dünya için kılım kıpırdatamayacak kadar yorgundur. Neden mi yorgundur? Ağlayıp sızlanmaktan tabii ki Bilim, yerinde sayan ağlak insanların yapacağı bir iş değildir. Bilim, ancak sorunları doğru belirleyip ivedilikle uygun çözümler için seferber olan insanların coğrafyasında yeşerip güçlenir. Bu süreçte ortaya çıkan yeni fikirler, somut gerçekler, keşifler ve icatlar ise insanoğlunun kazanımları olarak tarihe geçer. Bilimin ve akılcı düşüncenin kapılarının arabeske ne derece kapalı olduğunu dünya haritasına bakınca da kolayca görebilirsiniz.

Mevcut eğitim sistemimizin “ağır ağır şokladığı’’ genç zihinlerimiz, eşzamanlı olarak evrensel değerlerden uzak bir medya bombardımanına tutulunca, arabesk kültürün ördüğü ağlara dolanıp akılcı ve bilimsel düşünceden tamamen uzaklaşıyor.

îşte tam bu noktada iletişim çağının avantajlarını iyi kullanarak kişisel çabalarla sistemin tuzaklarına yakalanmadan onları geçebilen, aydın, fikri hür, vicdanı hür ve tam donanımlı bireyler olmayı istemek gibi bir gücümüz var. Bu gücü lütfen kullanalım. Buna her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var.

ŞAHİN EKŞİOĞLU





İlginizi Çekebilecek Benzer Konular

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir