Ekonomi - Borsa - Hisse Senedi

2016’da Ekonomide Neler Olacak?

Hükümet 2016’da yme yüzde 4 büyüme hedefliyor. Ancak tahminler yine yüzde 3-3,5 arasmda kahyor. işsizlik oranmdaki yükselişin sürmesi ve yüzde 11 dolaymı bulması bekleniyor. Merkez Bankası, enflasyonun yüzde 6,5 olacağım tahmin ederken, ekonomik kamuoyunun beklentisi yüzde 7,6 dolayında bulunuyor. Dolar kurunun 3 TL’nin üzerinde olacağı, faizlerin çift hanede seyretmeye devam edeceği öngörülüyor, ihracatta 150 milyar dolarlık, ithalatta 216,3 milyar dolarlık hedef var.

Cari açığın milli gelire oram yüzde 5 dolaymda kalabilir. Bütçe açığının milli gelirin yüzde 0,7’sine düşmesi hedefleniyor ama bu oranın yine 1-2’si arasmda kalması olasıhğı yüksek. Küresel ekonomide büyümenin biraz yükselmesi bekleniyor ama bir canlanma da öngörülmüyor.

2016'da Ekonomi

BÜYÜME

Türkiye ekonomisi, 2012 yılından bu yana yavaş büyüyor. 2010 yılında yüzde 9,2 ve 2011’de yüzde 8,8 büyüyen ekonomi, 2012’de sadecen yüzde 2,1 büyüyebilmişti. 2013 yılında büyüme hafif bir toparlanmayla yüzde 4,2’ye çıktı ama 2014’te yeniden gerileyip yüzde 2,9’a indi. 2015 yılı bu yavaş büyüme döneminin dördüncü yılı oldu. İki genel seçime sahne olan 2015’te artan siyasi belirsizlik yüzünden iç talep zayıf seyretti. En önemli pazarımız olan Avrupa’da ekonominin bir türlü canlanamaması, diğer önemli pazarımız Rusya’da resesyon yaşanması ve güney komşularımızdaki sorunlar yüzünden ihracatta da işler kötü gitti. Bu nedenlerle dış talepten de büyümeye fazla katkı gelmedi. İlk çeyrekte sadece yüzde 2,5 olan reel gayri safi yurtiçi hasıladaki (GSYİH) yıllık büyüme oranı, ikinci çeyrekte yüzde 3,8 ve üçüncü çeyrekte ise yüzde 4 olarak gerçekleşti. Dokuz aylık dönemdeki büyüme oram ise yüzde 3,4 oldu. 2015 yılının tamamındaki büyüme oranı da buna yakın ve yüzde 3,5 dolayında çıkacak gibi görünüyor.

Hükümet 20l6’da büyümeyi hafif bir toparlanmayla yüzde 4’e çıkarmayı hedefliyor. Ancak son yıllarda ekonomiyi frenleyen faktörlerde bir değişiklik gözlenmediği için bu hedefe ulaşılması biraz kuşkulu görünüyor. Yurtiçinde büyümeyi hızlandıracak ciddi bir reform hazırlığı gözlenmiyor. Dünya ekonomisinde de 2016’daki durum 2015’tekinden çok farklı olmayacağa benziyor. Bu nedenlerle 2016 yılına ilişkin büyüme beklentileri hükümetin hedefinin altında kalıyor. Merkez Bankası’nın her ay düzenlediği Beklenti Anketi’nin aralık ayı sonuçları, Türkiye’deki ekonomik kamuoyunun 2016 yılı için büyüme beklentisinin yüzde 3,4 dolayında olduğunu gösteriyor. OECD de 20l6’da Türkiye’nin yüzde 3,4 büyümesini bekliyor. Türkiye ekonomisi için 29l6’da Avrupa Komisyonu yüzde 3,2, IMF ise yüzde 2,9’luk büyüme tahmini yapıyor. Bu öngörüler Türkiye’nin 2016 yılında da yavaş büyümekten kurtulamayacağına işaret ediyor.

İŞSİZLİK

Türkiye ekonomisinin dört yıldır yavaş büyümesi yüzünden işsizlik oranı yavaş yavaş yükseliyor. Çünkü ekonomideki yavaş büyüme işgücü piyasasına yeni girişleri karşılayacak kadar bile istihdam yaratamıyor. Bizim hesaplarımız Türkiye’de işsizlik oranının sabit kalması için bile yüzde 4,2’lik bir büyüme oranının gerekli olduğunu gösteriyor. Mevsimsel düzeltilmiş olarak 2012’nin ortalarında yüzde 8 dolayına kadar düşen işsizlik oram, o zamandan bu yana genelde yükseliyor. Bu oran 2014’ün ikinci yarısında çift haneye yükselmiş, aynı yıl ortalama olarak ise yüzde 9,9 çıkmıştı. 2015’in ilk dokuz ayındaki mevsimsel düzeltilmiş işsizlik oranlarının ortalaması ise yüzde 10.2 olarak hesaplanıyor. 2015 yılı tamamlandığında bu oran muhtemelen yüzde 10,5 dolayında olacak.

Ekonomideki yavaş büyümenin devam etmesi beklendiği için, işsizlik oranındaki yükselişin 20l6’da da süreceği öngörülüyor. Hükümetin 2016 yılı hedefi yüzde 10,3 iken, beklentiler genelde yüzde 11 dolayında bir işsizlik oranına işaret ediyor. IMF ve Avrupa Komisyonu 2016 yılında Türkiye’de işsizlik oranının yüzde 11.2 olacağını tahmin ediyor. OECD’nin Türkiye için 2016 yılı işsizlik oranı tahmini ise yüzde 10,8 düzeyinde bulunuyor.

ENFLASYON

Enflasyonda yüzde 5’lik hedefe bir türlü ulaşamıyoruz. Hatta son yıllarda bu hedefin etrafındaki 2’şer puanlık belirsizlik aralığının içine bile giremiyoruz. 2014 yılında enflasyon yüzde 8,2’yi bulmuş ve belirsizlik aralığının 1,2 puan üzerine çıkmıştı. Döviz kurlarında yaşanan yükseliş yüzünden enflasyonda 2015 yılı da kötü geçti. Petrol fiyatlarındaki düşüş olmasaydı, enflasyonda işler iyice kötüye gidecekti. Kasım ayı itibariyle yüzde 8,1 dolayında olan enflasyon 2015 yılını muhtemelen yüzde 8,5 dolayında kapatacak. Çünkü aralık ayında epey güçlü bir olumsuz “baz etkisi” var. Bu durumda 2015 yılında enflasyon belirsizlik aralığının 1,5 puan dışına taşmış olacak.

Merkez Bankası, 2016 yılında enflasyonun yüzde 6,5 olmasını bekliyor. IMF de 2016 yılı sonunda enflasyonun yüzde 6,5 olacağını tahmin ediyor. Ancak yurtiçindeki beklentiler bu kadar iyimser değil. Merkez Bankası’nın son Beklenti Anketi’nde 12 ay sonrasına yani 2016 sonuna ilişkin enflasyon beklentisi yüzde 7,6 çıktı. Petrol fiyatlarındaki düşük seyir devam ediyor ama ABD’de FED’in faiz artışına nihayet başlamasıyla kurlarda yine yükseliş beklenmesi enflasyonu tehdit ediyor. Asgari ücretin bin 300 TL’ye çıkarılmasının da 20l6’da enflasyona olumsuz yansıyacağı tahmin ediliyor.

FAİZ

İkincil piyasadaki faizler 2014 yılında genelde yüzde 8-10 arasında seyretmişti. Siyasi belirsizliğin had safhaya çıktığı 2015’te ise çift haneye yükseldi. Merkez Bankası para politikası faizini artırmamak için dirense de, ikincil piyasadaki faizler genelde yüzde 10-11 arasında seyretti. Merkez Bankası’nın yılın ilk iki ayında yaptığı faiz indiriminin pek doğru olmadığı, daha sonra kurların ve enflasyonun yükselmesiyle ortaya çıktı. Merkez Bankası’nın döviz kurlarındaki yükselişe rağmen daha sonra politika faizini yerinden oynatmaması ise büyük ölçüde ağır siyasi baskıya bağlanıyor. Merkez Bankası, aralık ayında beklenen faiz artışına nihayet başlayan ABD’nin merkez bankası FED’İ de takip etmedi.

20l6’da Merkez Bankası Başkanı Erdem Başçı’nın ve Para Politikası Kurulu (PPK) üyelerinin çoğunun görev süresi doluyor. Bu ortamda Merkez Bankası’nın nasıl bir para politikası uygulayacağını merakla bekliyoruz. Başçı ve ekibinin bayrağı yeni yönetime devredene kadar para politikasında top çevirmeye devam etmesi olası görünüyor. Bu belirsizlik nedeniyle piyasalar faizlerin yine çift hanede seyretmesini bekliyor.

DOLAR KURU

FED’in para politikasında gevşemeye son vereceği beklentisiyle 2013 yılında oldukça dalgalı günler geçiren döviz piyasası, 2014 yılını nispeten sakin geçirmişti.

2013’ün sonlarında 2 TL’nin üzerine çıkan dolar kuru, 2014’te genelde 2,20 TL civarında seyretmişti. 2015’te ise döviz piyasasında sinirler yine çok gergindi. Kurlarda hızlı bir yükseliş yaşandı. Bu yükselişte küresel finans piyasalarında yaşanan dalgalanma kadar yurtiçindeki siyasi gelişmeler de etkili oldu. Dolar kuru sonbahar aylarında 3 TL’nin üzerine kadar çıktı. Daha sonra biraz geriledi ama yılın son günleri yaklaşırken yine 3 TL’ye yakın seyrediyordu.

2016 yılma ilişkin beklentiler 3 TL’nin üzerinde bir dolar kuruna işaret ediyor. Merkez Bankası’mn son Beklenti Anketi’nde 12 ay sonrasına yani 2016 sonuna ilişkin dolar kum beklentisi 3,10 TL olarak çıktı. Hükümet 2016 yılı hesaplarını 3,09 TL’lik bir ortalama dolar kuruna göre yaptı. Ancak ABD’de FED faiz artışına nihayet başlamışken bizim Merkez Bankası’nın bunu takip etmemesi yüzünden, 20l6’da dolar kurunun daha fazla yükselmesini bekleyenler de var. Burada 2015’te de dolar kurunun 2,40 TL civarındaki beklentilerin çok ötesine yükseldiğini hatırlatalım.

İHRACAT

2013 yılında yerinde sayan ihracat 2014 yılında biraz toparlanmış ve 151,8 milyar dolardan 157,6 milyar dolara yükselmişti. Ancak 2015’te işler tamamen tersine döndü. Bu kez ihracat yerinde saymakla da kalmadı, gerilemeye başladı. En önemli pazarımız olan Avrupa’da ekonomilerin bir türlü canlanamaması, güney komşularımızda yaşanan sorunlar ve bir başka önemli pazarımız olan Rusya’daki resesyon ihracatta performansımızı iyice düşürdü. Yılın sonlarında uçak düşürme olayından sonra Rusya ile başlayan krizin de ihracatı olumsuz etkilediği tahmin ediliyor. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın verilerine göre, ocak-kasım döneminde ihracat yüzde 8,2 düşüşle 132,4 milyar dolar oldu. 2015’in tamamındaki ihracat ise geçen yıla göre yüzde 8’e yakın düşüşle 145 milyar dolar civarında çıkacak gibi görünüyor.

Hükümet 2016 yılında ihracatın biraz toparlanmasını ve 150 milyar dolara yükselmesini hedefliyor. Bu iddialı bir hedef değil ama yukarıda bahsettiğimiz sorunların aynen devam etmesi yüzünden tutması yine de kuşkulu görünüyor. Bu şartlar altında ihracatta düşüş 2016 yılında da devam ederse şaşmamak gerekiyor.

İTHALAT

İthalat 2014’te ekonomideki yavaş büyüme ve petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle yüzde 3,8 düşüş gösterip 251,7 milyar dolardan 242,2 milyar dolara gerilemişti.

Ekonomideki yavaş büyüme üretimde kullanılan ithal girdi miktarını aşağı çekerken, petrol fiyatlarındaki düşüş ise ithalat faturasının azalmasını sağlıyor. Bu gelişmelerin aynen devam etmesi, 2015 yılında ithalatı daha da aşağılara çekti. Gümrük ve Ticaret Bakanlığının verilerine göre, ocak-kasım döneminde ithalat geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14,1 düşüş gösterdi ve 189,2 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2015 yılı yüzde 15 dolayında bir düşüşle 206 milyar dolar civarında ithalatla kapanacak gibi görünüyor.

Hükümet 2016 yılında ekonomideki yüzde 4’lük büyümeyle ithalatın yeniden yükselişe geçeceğini öngörüyor ve 216,3 milyar dolar olmasını hedefliyor. Ancak hem ekonomideki yavaş büyüme eğiliminin sürmesi hem de petrol fiyatlarının düşük seyri, ithalatın hedefin altında kalabileceğini düşündürüyor. Ekonomideki büyüme beklendiği gibi yine yüzde 3-4 arasında kalırsa, ithalattaki düşüşün devam etmesi bile söz konusu olabilir.

CARİ AÇIK

Ekonomide 2012 yılından bu yana yaşanan yavaş büyümenin tek faydası cari açık üzerinde görülüyor. Ekonomideki yavaş büyümenin ithalatı ve dolayısıyla dış ticaret açığını düşürmesi cari açığa da düşüş olarak yansıyor. Çünkü Türkiye’de cari işlemlerin büyük bölümünü dış ticaret oluşturuyor. 2011 yılında milli gelirin yüzde 9,7’sine kadar ulaşarak rekor kıran cari açık o zamandan beri düşüyor. Cari açığın milli gelire oranı

2014 yılında yüzde 5,8 olmuştu. 2015 yılında ise bu oran yüzde 5,2 dolayında çıkacak gibi görünüyor. Yılın ilk yarısında yatay seyreden cari açık ikinci yarıyılda yeniden düşüşe geçti. Gerçi 2015’te ihracat da düştü ama ithalatın daha fazla düşüş göstermesi dış ticaret açığım ve dolayısıyla cari açığı aşağı çekti.

20l6’da cari açığın aşağı yukarı 2015 yılındaki seviyesinde olması bekleniyor. Hükümet 20l6’da cari açığın milli gelirin yüzde 4,9’u kadar olmasını hedefliyor. OECD’nin tahmini de bu düzeyde. IMF ise 20l6’da Türkiye’de cari açığın milli gelirin yüzde 4,7’si kadar olmasını bekliyor. Yalnız burada Avrupa Komisyonu’nun milli gelirin yüzde 6,2’si oranında cari açık tahmini yaparak ayrıştığı dikkati çekiyor. Ancak bu ayrışmanın nedeni pek anlaşılmıyor. Çünkü Avrupa Komisyonu da 20l6’da Türkiye’nin yavaş büyümesini bekliyor.

BÜTÇE AÇIĞI

Hükümetin bütçe dengesi uzun yıllardır Türkiye ekonomisinin en sağlam göstergesi olmayı sürdürüyor. Ekonomideki yavaş büyümenin vergi tahsilatını da yavaşlatması son yıllarda bütçeyi biraz zorlaşa da, milli gelire oran olarak bütçe açığı hala yüzde 3’lük Maastricht kriterinin çok altında seyrediyor. 2014’te bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 1,3 olmuştu. 2015’teki bütçe açığının milli gelire oranı da bu civarda bekleniyor. 2015’te yaşanan iki genel seçime rağmen bütçe harcamalarında ipin ucu fazla kaçırılmadı. Vergi tahsilatında da işler çok kötü gitmedi. 4,5G ihalesinden gelen gelir de bütçeyi destekledi.

2016 yılı için hükümetin bütçe açığının milli gelire oranını yüzde 0,7’ye indirmek gibi iddialı bir hedefi var. Bu iddialı hedefin tutması biraz zor görünse de, bütçe açığının milli gelire oranı Maastricht kriterinin altında kalmaya devam edeceğe benziyor. 20l6’da bütçeyi etkileyebilecek bir gelişme, asgari ücretin bin 300 TL’ye çıkarılmasının maliyetinin ne kadarının devlet tarafından üstlenileceği olacak.

Devlete binecek yük fazla olursa bütçe açığında yükseliş yaşanabilir.

DÜNYA EKONOMİSİ

IMF’nin yaptığı hesaplara göre, küresel ekonomi 2014 yılında yüzde 3,4 büyümüştü. 2015 yılında ise küresel büyümenin yüzde 3 civarına indiği tahmin ediliyor. Emtia fiyatlarındaki gerileme, finansal piyasalardaki dalgalanma, gelişmekte olan ülkelerin para birimlerindeki değer kaybı gibi faktörler 2015’te küresel büyümeyi aşağı çekti. Başta petrol olmak üzere emtia fiyatlarındaki düşüş Türkiye gibi ithalatçı ülkelerin işine yarıyor. Ama ekonomisi bu ürünlere dayanan ülkelerde talebin zayıflamasına neden oluyor. Finansal piyasalardaki dalgalanma geleceğe ilişkin beklentileri bozarak, para birimlerinin değer kaybı da ithalatı pahalandırarak talebi zayıflatıyor. Bu gelişme de küresel ticaret hacmindeki artışı yavaşlatarak dünya ekonomisindeki büyümeye olumsuz yansıyor.

Uluslararası kuruluşların tahminlerine bakılırsa, 20l6’da küresel ekonomideki durum aşağı yukarı 2015’teki gibi olacak. 20l6’da küresel büyümede biraz yükseliş bekleniyor ama bu bir canlanmaya işaret etmiyor.

2016’da dünya ekonomisinde IMF yüzde 3,6, Avrupa Komisyonu yüzde 3,5 ve OECD yüzde 3,3 büyüme bekliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu